{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1666 <br>KARAR NO: 2023/1539<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 10/11/2023 (Ara Karar)<br>NUMARASI: 2023/732 Esas (Derdest)<br>DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/12/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>TALEP: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; TTK. 636/4. Maddesi ile fesih davası açılması ile birlikte mahkemenin taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabileceği yine TTK. 638/2. Maddesi ile mahkemenin istem üzerine dava sürecince davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebileceği hüküm altına alındığını, şirket müdürü ve hakim hissedar ...'in,  çoğunluk gücünü kullanarak ve sahtecilik ile gereksiz sermaye artırımlarına başvurarak müvekkilin %15 olan şirket hissesini %5'e düşürdüğünü, müvekkilinin  ortak olduğu tarihten itibaren müvekkilin bilgi alma ve inceleme hakkını engellemek bir yana müvekkilin şirkete girişine dahi izin vermediğini, korku ve tehdit ile müvekkili bugüne kadar sindirdiğini, taraflarınca huzurdaki dava konuları hakkında arabuluculuk yoluna başvurulması ve  taraflarınca ödenmemiş kâr paylarının talep edilmesi akabinde apar topar 21.11.2023 tarihinde Olağanüstü Genel Kurul yapılması kararı alarak sermayenin yine gereksiz şekilde artırılması, artırılan sermayenin müvekkilin kâr payı talebinin önüne geçilmek ve müvekkilin hisse oranını düşürmek amacıyla şirket iç kaynaklarından ve ortak alacaklarından karşılanması hususlarının gündeme eklendiğini,  25 yıldır 1-TL dahi şirketten herhangi bir gelir elde etmeyen müvekkilinin hissesini korumak için ek olarak nakit sermaye artışına katılmasının beklenmesi suiniyet göstergesi olduğunu,  tüm bu sebeplerle müvekkilinin davalı şirket nezdindeki hak ve alacaklarının, hisselerinin korunması amacıyla TTK 636/4. ve TTK 638/2. Maddeleri  gereğince: müvekkilinin  şirket hissesinin sadece %5 olduğu, 25 yıldır kar payı, huzur hakkı, ücret ödenmediği göz önünde tutularak ve tedbir kararı verildiği takdirde müvekkilin hissesinin düşük olması sebebiyle şirketin faaliyetlerinin etkilenmeyeceği de göz önünde tutularak: müvekkilin ortaklıktan doğan tüm haklarının halihazırdaki durumunun  dondurulmasına, işbu davaya ilişkin arabuluculuk başvurusundan sonra kötü niyetli olarak yapılmak istenen sermaye artışında müvekkilin ek ödeme yükümlülüğü getirilmesinin dondurulmasına, müvekkilin şirket ortaklığındaki halihazırdaki durumunun teminat altına alınması amacıyla davalı şirketin 21.11.2023 tarihli genel kurulunda sermayenin gereksiz şekilde artırılmasının ve artırılan sermayenin iç kaynaklardan, ortak alacaklarından ve nakit karşılanmasının önlenmesine ilişkin dondurma kararı verilmesine, mahkemece işbu taleplerimizin kabul edilmemesi halinde  müvekkilin hak ve alacaklarının korunması, ortaklık durumunun temini amacıyla gerekli önlemlerin alınmasını  talep  ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...HMK.nun 389.maddesine göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceğinin veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK.nun 390.maddesine göre tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Somut olayda, davacı ile  davalı şirket müdürü arasında husumet olduğu,hisse çoğunluğunu elinde bulunduran müdürün sahteciliğe başvurarak gereksiz  sermaye artırımlarında bulunduğu, inceleme hakkının kullandırılmadığı iddiaları yapılacak yargılama sonucunda belirleneceğinden , dosya kapsamında bulunan delillerin HMK 389 vd. maddeleri uyarınca değerlendirilmesi sonucu, HMK'nın 390/3. maddesindeki yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği anlaşıldığından ihtiyati tedbir talebinin reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbir talep eden davacı  vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket müdürünün sahteciliğe başvurarak gereksiz sermaye artırımları gerçekleştirdiğine ilişkin olarak İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/423 Esas ve İstanbul 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2011/75 Esas sayılı dosyalarının bulunduğunu, müvekkilinin 01/07/1998 tarihinde davalı şirkete %15 oranında ortak olduktan sonra diğer ortak ... tarafından müvekkilinin hissesinin bilgisi ve isteği dışında imzası taklit edilmek suretiyle %5'e düşürüldüğünü, her ne kadar oy birliği ile alındığı kararların altına derc edilmiş ve Noter'den tasdik edilmişse de müvekkilinin bu ortaklar kurulu toplantılarının hiçbirine davet edilmediğinden katılmamış olduğunu, bu kararlarda yer alan imzaların da müvekkiline ait olmadığını, ilgili dosyaları celp edilmesi ile birlikte incelenmesi akabinde taraflar arasında bir husumet bulunduğu ve bu husumetin ispatlandığının açıkça anlaşılacağını,  yerel mahkemece ilgili dosyalar incelenmeden yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediği gerekçesi ile ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, huzurdaki davaya ilişkin arabuluculuk başvurularının sonrasında davalı şirket müdürü ve hakim hissedar olan ... tarafından 1998 yılından bu yana dağıtılmayan karları dağıtmamak ve müvekkilinin sermayedeki payını daha da azaltmak için kötü niyetli olarak sermaye artışı yapılması için olağanüstü genel kurul toplantısı daveti gönderildiğini, işbu hususun dahi yaklaşık ispat şartını sağladığını, davalı şirket müdürü ...'in müvekkilinin ağabeyi olduğunu, tarafların ailesi arasındaki problemlerin şirketin yönetimine de yansıdığını, 25 yıldır müvekkiline huzur hakkı, ücret, kar payı vs. her ne nam altında olursa olsun ödeme yapılmadığını, kendilerince talep edilen tedbirlerin şirketin ticari faaliyetlerine engel olacak nitelikte olmadığını, yalnızca müvekkilinin şirketteki halihazırdaki durumunun ve haklarının korunmasına yönelik olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkemenin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen kararın kaldırılmasını, ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmadığı ve istinafa cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır. <br>GEREKÇE: Talep; haklı nedenle limited şirketin fesih ve tasfiyesi ve  ortaklıktan  çıkma istemine ilişkin derdest davada tedbiren; davacının ortaklıktaki haklarının halihazırdaki durumu ile dondurulmasına, davalı şirketçe yapılacak sermeye artışına ilişkin genel kurul kararında alınacak karar ile davacıya ek ödeme yükümlülüğü getirilmemesine, davalı şirketin 21/11/2023 tarihli genel kurulunda sermayenin artırılmasının ve artırılan sermeyenin iç kaynaklardan, ortak alacaklarından ve nakit karşılanmasının önlenmesine, bu talepler yerine görülmez ise mahkemece gerekli önlemelerin alınması talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, davacı vekiline süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. TTK'nın 636/4. Maddesinde, fesih ve tasfiye davası açıldığında mahkemece gerekli önlemlerin alınacağı belirtilmiştir. Alınacak önlemler konusunda ayrıntılı düzenleme bulunmadığından, tamamlayıcı hüküm olarak HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümleri uygulanacaktır. HMK'nın 389. maddesi uyarınca; \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir \". Aynı Yasa'nın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf,  dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini  ve türünü açıkça belirtmek ve  davanın esası yönünden  kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Davacı ile davalı şirketin ortağı olan kardeşi arasında çeşitli uyuşmazlıklar bulunduğu, davacının 25 yıl önceden başlayan birçok ortaklar kurulu kararları hakkında dava açtığı, yine diğer ortak hakkında suç duyurusunda bulunduğu anlaşılmakta, ceza davalarında diğer tarafın mahkumiyeti bulunduğu yada ortaklar kurulu kararın iptal edildiğine dair bir belge ve beyanda bulunulmadığı görülmektedir.  Geçici hukuki koruma önlemi alınırken tarafların ve şirketin menfaatlerinin korunması gerekir. Ancak, geçici hukuki koruma kararı verebilmek için HMK'nın 390/3. maddesindeki yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmiş olması gerekir. Somut olayda karşılıklı iddia ve savunmaların içeriği ve dosya kapsamı göz önüne alındığında, davacının bir kısım tedbir talebinin yapılacak genel kurulun karar almasını engeller mahiyette tedbir talebi olduğu, ihtiyati tedbir yolu ile genel kurulda alınacak kararın engellenmesinin mümkün olmadığı, diğer ihtiyati tedbir talepleri yönünden ise davacı iddialarının varlığı ihtilaflı ve tespite muhtaç olduğu, tedbir kararının değerlendirildiği  aşamada yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği anlaşılmak ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ilk derece mahkemesi  kararında  isabetsizlik görülmemiştir.  HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.28/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"639cf817a845c402","SID":"69a9b8d170947a5b"}}