{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1564 <br>KARAR NO: 2023/1538<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 25/09/2023 (Ara Karar)<br>NUMARASI: 2023/905 Esas (Derdest)<br>DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/12/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 30/12/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati haciz talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>TALEP: İhtiyati haciz talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılar tarafından müvekkilinin %50 ortağı olduğu ve 2019 yılından beri kayyım tarafından denetlenen ve temsil edilen ... Ticaret Limited Şirketi'nin ve müvekkili ortağının zarara uğratıldığını ve mahkeme onayı olmaksızın şirket adına şirket altınlarının teslimi yoluyla davalı ...'a ödeme yapıldığını, Şirket aleyhine başlatılan icra takibine kayyım tarafından itiraz edilmeyerek Şirket'in zarara uğratıldığını, davalıların şirketi ve müvekkilini zarara uğratarak uhdelerine altın ve para geçirerek hukuka aykırı eylemde bulunduklarını, davalıların altınlar ve paralar ile ilgili olarak mal varlıklarını kaçırması olasılığının yüksek olduğunu beyan ederek müvekkil hakkında telafisi güç ya da imkânsız zararların ortaya çıkmasını engellemek adına davalılar adına kayıtlı menkul ve gayrimenkuller ile  3. kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati tedbir niteliğinde ihtiyati haciz şerhinin uygulanmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. \t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Somut olayda; dava dilekçesi ekinde sunulan İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/06/2023 tarihli duruşma tutanağı, kayyım olarak atanan ...'ın 14/06/2023 tarihinde 19.094,454 gram 14 ayar altını 15.668.575,25-TL karşılığında ...'a teslim tutanağı sureti, 25/01/2023 tarihli temsil kayyım raporu vs. İncelendi. İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/439 Esas sayılı dosyasının derdest olduğu ve davanın ... tarafından açılan ortaklıktan çıkarılma ve müdürlükten azil talepli dava olduğu, 23/06/2023 tarihli duruşma ara kararı ile kayyım ...'ın görevden alındığı ve şirkete 3 kişilik Yönetim kayyımı atandığı, derdest dosya ile teslim edilen altınlar yönünden yapılan işlemlerin ne olduğu tedbir talep edilip nasıl bir karın verildiği anlaşılmadığı, mahkememize açılan davada altınların teslim edildiği ... ve görevden alınan ... yönünden talep edilen ihtiyati haciz talebi ise toplanacak deliler ile değerlendirilebileceğinden ve alacağın varlığı miktarı ve muaccel olup olmadığının tespiti gerektiğinden 2004 Sayılı İİK 257. maddesi gereğince ihtiyati haciz koşullarının gerçekleşmediği sonucuna varılmakla ihtiyati haciz talebinin reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı ihtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati haciz talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme ara kararında yer verdiği ifadesiyle yaklaşık ispatın somut olay kapsamında gerçekleştiğini açıkça teyit edildiğini, ara kararda yer verilen gerekçenin kendisinin ihtiyati haciz taleplerinin haklılığını göstermekteyken hukuka aykırı bir şekilde taleplerinin reddine karar verildiğini, yaklaşık ispatın gerçekleştiğinin diğer göstergesinin ise davalı ...'a 15.668.575,25 TL karşılığı olarak verildiği belirtilen 19.094,7454 gram 14 ayar altının üzerinde değerli taşlar ile teslim edilmesi olduğunu, dava dilekçesinde ayrıntısıyla belirtildiği üzere üzerinde değerli taşların bulunduğu altınların belli bir prosedür ile tesliminin gerçekleştirilmesi gerektiğini, altınların ilgili prosedür ile teslimi ile doğrudan teslimi arasında yaklaşık %70 oranında bir değer farkı bulunduğunu, şirketin bu şekilde uğratıldığı zararın 16 milyon Türk Lirasından fazla olduğunu, tüm bu sabit hususlar gereğince yeterli ispat şartı oluştuğunun kabul edilmesi gerektiğini, ayrıca yargılamanın çok uzun sürmesi, davalıların mallarını elden çıkarması ihtimali yüksek olduğundan ihtiyati haciz isteminin yerinde ve haklı bir talep olduğunu, yerel mahkemenin ihtiyati haciz taleplerinin reddine karar vermesinin yerinde bir karar olmadığını, dosyaya sundukları deliller kapsamında yerel mahkemece eksik inceleme ve değerlendirme yapıldığının sabit olduğunu, ihtiyati haciz taleplerinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı bir durumun doğmasına sebebiyet verdiğini, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkemenin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara kararının kaldırılmasını, ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne karar verilmesini ve davalılar adına kayıtlı menkul ve gayrimenkuller ile 3. kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati tedbir niteliğinde ihtiyati haciz şerhinin uygulanmasına karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Davalılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın hangi sebepten dolayı ihtiyati haciz talep ettiğinin belli olmadığını, yerel mahkemece verilen ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen kararın yerinde bir karar olduğunu, vadesi gelmemiş bir borç nedeniyle ihtiyati haczin şartlarının belli olduğunu, davacı tarafın ihtiyati haciz talebine ilişkin yaklaşık ispat delillerinin bulunmadığını, belirtilen sebepler neticesinde davacı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini ve yerel mahkeme kararının onanmasını talep ve beyan etmiştir. <br>GEREKÇE: Talep; şirkete atanan kayyımın görevlerini kötüye kullandığı ve diğer davalıya kayyımlık görevini aşar şekilde ödemelerde bulunduğu, hukuka aykırı işlemler ile şirketi ve davacıyı zarara uğrattığı gerekçesiyle açılan tazminat davasında davalıların menkul ve gayrimenkul malları üzerine  ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine ilişkindir. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; ihtiyati haczin şartlarının bulunup bulunmadığı noktasındadır.  2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K).Nitekim yasanın 260 (3) maddesinde de ihtiyati haciz kararında haciz konulmasının sebebinin yazılmak zorunda olduğu gösterilmiştir. Bu düzenlemeden ister vadesi gelsin ister  gelmesin olağan haciz yolu dışında ihtiyati haciz kararı vermeyi gerektirir nedenlerin kararda gösterilmesinin zorunlu olduğu, bu bağlamda talep eden tarafın bu nedenleri dosyaya sunması gerektiğinin arandığı açıktır. Somut olayda; ihtiyati haciz isteyen ile davalılardan ...'un dava dışı ... Ltd.Şti.nin %50 hisseli ortakları olduğu, diğer davalı ...'ın ise İstanbul 13 ATM'nin 2018/439 Esas dosyasından tarafların ortağı olduğu limited şirkete şirketi münferiden temsilen yetkili olmak üzere kayyım atandığı, taraflar arasında arasında ortaklıktan kaynaklanan tazminat, alacak ve ceza davaları ile şirkete ilişkin ortaklıktan çıkarma, fesih davaların bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacının eldeki davada iddiası ise kayyımın yaptığı bir kısım işlemlerin kayyımlık görevi dışına çıkılarak müvekkilinin ve şirketi zarara uğrattığı gerekçesiyle tazminat istemine ilişkindir.  Varlığı ihtilaflı ve tespite muhtaç olan bir tazminat  talebi yönünden ortada muaccel bir bir para alacağı bulunduğu söylenemeyecektir. Buna göre dosyanın geldiği aşama itibarı ile  ibraz edilen deliller, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için gerekli olan yaklaşık ispata elverişli değildir. Bu durumda yasal koşulları oluşmayan ihtiyati haciz  talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.<br>HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf karar harcı ihtiyati haciz talep eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-İhtiyati haciz talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.28/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cf0c6385f4557c41","SID":"7dfa494df82c2ae4"}}