{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ BOZMA ÜZERİNE<br>DOSYA NO: 2023/1249 <br>KARAR NO: 2023/1422<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/03/2017<br>NUMARASI: 2014/1109 Esas, 2017/248 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Menfi tespit <br>KARAR TARİHİ: 14/12/2023<br>Dairemizce verilen kararın temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nce hükmün bozulmasına karar verilmiş olup, Dairemiz'ce açılan duruşmada bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili İstanbul 49. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/189 Esas sayılı dosyasına verdiği 13/06/2014 tarihli dilekçesiyle, müvekkili ile davalı arasında davacıya ait restoranın mimari tasarımı konusunda sözleşme imzalandığını, sözleşme kapsamında müvekkili tarafından davalıya 637.800,00 TL ödeme yapıldığını, davalının başlattığı 463,200,18 TL tutarlı icra takibinin usulsüz tebliğ ile kesinleştiğini, oysa müvekkilinin davalıya borcunun bulunmadığını ileri sürerek müvekkilinin İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından dolayı davalıya kapak hesabındaki tutar olan 541.443,89 TL borçlu olmadığının tespiti ile davalı yanın icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, davalı vekili, taraflar arasında mimari tasarım konusunda sözleşme yapıldığını, proje bedeli için 162.604,00 TL tutarlı fatura ve uygulama bedeli için 938.396,18 TL tutarlı fatura düzenlendiğini, müvekkilinin tüm edimlerini yerine getirdiğini, işin 2013 yılı Mart ayında teslim edildiğini, 938.396,18 TL tutarlı faturanın davacının tebliğden kaçınması sebebiyle tebliğ edilemediğini, 162.604,00 TL'lik faturanın 137.800,00 TL'lik kısmının ödendiğini, 24.804,00 TL'lik KDV'sinin ödenmediğini, 02/11/2012 tarihinde 350.000,00 TL ödeme yapıldığını, revize fiyat üzerinde mutabakat sağlanınca proforma fatura ve uygulama sözleşmesinin davacıya gönderildiğini, daha sonra 16/01/2013' tarihinde 50.000,00 TL, 28/06/2013 tarihinde 100.000,00 TL ödemeler yapıldığını, iş bedelleri toplamından ödemelerin düşülmesi sonucunda  bakiye alacak miktarının 463.200,18 TL kaldığını, bu tutar üzerinden takip başlatıldığını, takibin haklı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İstanbul 49. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin  kapatılması üzerine, yargılamaya İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 2014/1109 Esas sayılı numarası ile devam edilmiş, mahkemece 09/03/2017 tarihli ve 2014/1109 Esas, 2017/248 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü ile,  İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibinden dolayı takip konusu 463.200,18 TL alacağın 350.333,32 TL'lik kısmından davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, tazminat talebinin reddine karar verilmiş, mahkeme kararına karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 04/12/2018 tarih, 2017/1196 Esas ve 2018/1596 Karar sayılı kararıyla;  davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın 187.729,32 TL lik kısım yönünden kısmen kabulüne, davacının İİK'nın 72/3. maddesi gereğince inkâr tazminatıyla sorumlu tutulmasına, koşulları oluşmadığından tarafların icra inkâr ve kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiş, Dairemizin bu kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 15.Hukuk Dairesi'nin 27/11/2019 tarih, 2019/815 Esas ve 2019/4872 Karar sayılı ilamıyla; taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi ile, taraflar arasında proje uygulama bedeli ihtilaflı olduğundan, teknik bilirkişi kurulundan tarafların mutabık kaldıkları 162.604,00 TL bedelli proje bedeli dışında davalı yüklenicinin üstlenip gerçekleştirdiği imalâtların eksikler dikkate alınarak, ayıplar yönünden süresinde ayıp ihbarı bulunmadığından bedel tenzili yapılmaksızın, işin yapıldığı tarihteki mahalli piyasa rayiçleriyle bedeli konusunda gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp bulunacak miktara ihtilâfsız proje bedeli eklendikten sonra kanıtlanan ödeme mahsup edilerek sonucuna uygun menfi tespit istemiyle ilgili bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Dairemiz kararı bozularak dosya Dairemize gönderilmiştir. Dairemizde 2019/2341 yeni Esasına kaydedilen dosyada duruşma açılmak suretiyle usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilerek Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda teknik bilirkişi kurulundan ek rapor aldırılmış 17/03/2022 tarih,  2022/532 Karar sayılı karar ile, bozma kapsamında alınan ek rapora göre, sözleşme konusu mobilya bedelinin 674.262,23 TL, deri malzeme bedelinin 48.645,00 TL olup, toplam 722.907,23 TL alacağa %10 hesabıyla 72.290,72 TL mimari uygulama bedeli eklendiği, buna göre davalının iş bedeli alacağının toplam 795.197,95 TL olduğu, bilirkişi raporunda her ne kadar serbest piyasa rayicinin bileşenleri ayrı ayrı gösterilmemiş ise de, neticede davalı tarafından yapılan işlerin 795.197,95 TL olduğu ve bu bedelin serbest piyasa rayicine uygun olduğu belirtildiğinden, ihtilaf konusu olmayan 162.604,00 TL proje bedelinin eklenmesi ile davalı alacağı 957.801,95 TL' den davacı tarafından ödenen 637.800,00 TL mahsup edildiğinde davalı alacağının 320.001,95 TL olduğunun anlaşıldığı, davalı yanca icra takibinde 463.198,23 TL talep edilmiş olup; 143.198,23 TL fazladan talep edildiği gerekçesiyle bu miktar yönünden davacının davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, mahkemenin 16/06/2014 tarihli ara kararı ile İİK'nın 72/3. maddesi gereğince davacıdan tahsil edilecek paranın alacaklıya ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verildiğinden ve mahkemece tedbirin uygulanması için icra dairesine 20/06/2014 tarihli yazı gönderildiğinden  İİK'nın 72/3. maddesi gereğince asıl alacağın %20'si oranında kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmiş, Dairemizin bu kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; raporda yıpranmalar dikkate alınarak tekrar piyasa rayiç değerlendirmesi yapılmadığını, davalının yerel mahkeme kararını istinaf ederken kötüniyet tazminatı talebinde bulunmamasına rağmen lehine tazminata hükmedildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiş, davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; raporda KDV dahil 938.333,58 TL olarak tespit edilen alacağa, proje bedeli ilave edilerek, ödemenin mahsubuyla hüküm kurulması gerekirken, faturanın rayice uygun olduğu değerlendirilmesine rağmen KDV'nin düşülerek hüküm kurulmasının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nce 20/06/2023 tarih, 2022/3023 Esas ve 2023/2409 Karar sayılı karar ile, mahkemece bozmaya uyulduğuna göre, usulî kazanılmış hak ilkesi uyarınca ve bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılıp karar verilmesi gerektiği, bozma ilamında açıkça belirtildiği üzere, yüklenicinin gerçekleştirdiği iş bedeli ihtilaflı olduğundan işin yapıldığı yıl mahalli piyasa rayiçleriyle isteyebileceği, mahalli piyasa rayici içerisinde  KDV ve yüklenici kârı bulunduğundan ayrıca eklenmeyeceği,  bu yönteme göre davacının yaptığı imalat bedeli konusunda ek rapor alınıp, bulunacak miktardan kanıtlanan ödemeler düşüldükten sonra davalının takip tarihi itibari ile istemekte haklı olduğu asıl alacak miktarı saptanıp, davacı yönünden menfi tespit isteminin sonuçlandırılması hususunda hükmün bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozma ilamına uyularak bilirkişiden ek rapor alınmışsa da hükme esas teşkil eden bilirkişi raporunda, davalı yüklenici tarafından düzenlenen 20/11/2012 tarihli ve 4 nolu proforma fatura içeriğinin piyasa rayicine uygun olduğunun belirtildiği, ancak bahsi geçen fatura tutarından KDV düşülerek iş bedeli alacağının hesaplandığı, iş bedelinin mahalli piyasa rayiçlerine göre hesaplanması durumunda, piyasa rayicinin içinde KDV ve yüklenici kârı bulunacağından ayrıca eklenmeyecek ise de; eldeki davada iş bedeli alacağı için düzenlenen faturanın içeriğinin piyasa rayicine uygun olduğu değerlendirilerek hesaplama yapılmasına rağmen fatura bedelinden KDV tutarının kesintisi suretiyle yapılan hesaplamanın doğru olmadığı, mahkemece, bozma ilamından sonra alınan ek raporda faturadaki bedellerin piyasa rayicine uygun olduğu değerlendirildiğinden; proje uygulama bedeli için kesilen fatura bedeline ihtilâfsız  162.604,00 TL proje bedeli eklendikten sonra kanıtlanan ödeme mahsup edilerek ve ayıp nedeniyle herhangi bir bedel tenzili-nefaset indirimi yapılmaksızın sonucuna uygun menfi tespit istemiyle ilgili bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı gerekçesiyle Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiş, dosya Dairemize gönderilmiştir. Dairemizin eldeki esasına kaydedilen dosya üzerinden duruşma açılmış ve usul ve yasaya uygun bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yeniden yargılama yapılmıştır.  Yargıtay bozma ilamında da ifade edildiği üzere, somut olayda üretimlerin piyasa rayiçlerine uygun olup olmadığına ilişkin bir ek rapor alınması ve ayıplar yönünden süresinde ayıp ihbarı bulunmadığından bedel tenzili yapılmaksızın bir hüküm tesis edilmesi gerektiği hususunda şüphe bulunmamaktadır. Nitekim Dairemiz nezdinde gerçekleştirilen yargılamada da Yargıtay bozma ilamına uygun şekilde bilirkişi incelemesi gerçekleştirilerek, üretimlerin mahalli piyasa rayiçlerine uygun olduğu tespit edilmiş, buna ek olarak, yine bozma ilamına uygun şekilde, nefaset indirimi de uygulanmamıştır. Ne var ki Dairemizin 2019/2341 Esas sayılı dosyası ile tesis edilen kararda bilirkişi raporunda belirlenen 795.197,95 TL iş bedeline  ihtilaf konusu olmayan 162.604,00 TL proje bedelinin eklenmesi ile davalı alacağının 957.801,95 TL olduğunun kabul edilmesi Yargıtay dairesince hatalı bulunarak davalının alacağının bilirkişi raporunda ayrıca KDV eklenerek bulunan 938.333,58 TL bedele, proje bedeli olan 162.604,00 TL eklenmesi suretiyle 1.100.937,58 TL olarak hesaplanması gerektiği belirtildiğinden Dairemizce Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda hükme esas alınan bilirkişi raporunda KDV dahil 938.333,58 TL olarak tespit edilen alacağa, 162.604,00 TL proje bedeli ilave edilerek, davacı yanca ödenen 637.800,00 TL'nin mahsubu sonucu davacı yanın alacağının belirlenmesi yoluna gidilmiştir. Bu durumda, davalı yanın alacağı olarak belirlenen 1.100.937,58 TL alacaktan davacı yanca ödenen 637.800,00 TL'nin mahsubu sonucu davalının alacağının 463.137,58 TL olduğu anlaşıldığından ve davalı yanca yapılan icra takibinde 463.200,18 TL talep edildiğinden davacının davalıya fazla talep edilen 62,60 TL yönünden borçlu olmadığının tespitine, reddedilen kısım yönünden davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, koşulları oluşmadığından kabul edilen kısım yönünden kötü niyet  tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın Kısmen KABULÜNE, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibinden dolayı takip konusu 463.200,18 TL alacağın 62,60 TL'lik kısmından davacının davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,  2- İİK 72/3 maddesi gereğince davada reddolunan kısmın % 20'si oranında hesaplanan 92.627,52 TL tutarındaki kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,3-Koşulları oluşmadığından kabul edilen kısım yönünden davacının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE, 4-Alınması gereken 269,85 TL nispi karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 9.246,55 TL harcın mahsubu ile fazla yatırılan 8.976,70 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacı tarafa İADESİNE,  5-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,6-Davacı tarafından yapılan 2.200,00 TL bilirkişi ücreti, 195,40 TL keşif harcı, 452,00 TL tebligat ve posta gideri, 85,70 TL istinaf başvurma harcı, 616,30 TL temyiz başvurma harcı toplamı olmak üzere toplam 3.549,40 TL yargılama giderinden davanın kabul/red oranına göre takdiren 0,48 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye miktarın davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 7-Davalı tarafından yapılan 241,10 TL tebligat ve posta gideri, 85,70 TL istinaf başvurma harcı, 616,30 TL temyiz başvurma harçları toplamı olmak üzere toplam 943,10 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 942,97 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye miktarın davalı üzerinde BIRAKILMASINA,8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 62,60 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 70.839,26 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,10-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE, Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak  üzere oy birliği ile karar verildi. 14/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"eb572e65bb548c6c","SID":"90ac658111f516ca"}}