{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2023/1315 <br>KARAR NO: 2023/1456<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 25/05/2023<br>NUMARASI: 2022/885 Esas, 2023/414 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>KARAR TARİHİ: 20/12/2023 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine  ilişkin olup, mahkemece davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine  dair verilen karara karşı davacı yanca istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı  vekili, davalı ile arasında  yapısal çelik çerçeveleri ve bağlantılı malzemelerinin tedarik üretim ve satışına ilişkin sözleşme imzalandığını, sözleşme kapsamında davalıya teminat mektubu verdiklerini, bu ticari ilişki kapsamında davalıdan 441.498,60 Euro  alacaklı olduklarını, alacaklarının ödenmediğini ve davalıya verdikleri 25/08/2022 tarihli 510.000,00 Euro tutarlı ve 31/10/2022 sonunda sona erecek olan yapı kredi bankası tarafından düzenlenmiş teminat mektubunun bozdurulması için davalı tarafın harekete geçtiğini, bu nedenle İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/344 Esas sayılı D.İş dosyası ile 510.000 Euro bedelli teminat mektubunun bozdurulmaması yönünde ihtiyati tedbir kararı aldıklarını ve süresinde menfi tespit ve istirdat davası açtıklarını, İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022/344 D.İş sayılı dosyasında verilen 20/01/2023 tarihli hatalı ek karar ile 510.000 Euro bedelli teminat mektubunun bozdurulmamasına yönelik ihtiyati tedbir kararının kaldırıldığını, ihtiyati tedbir kararının kaldırılması sonrasında davalı tarafın 510.000 Euro tutarlı teminat mektubunu bozdurduğunu ve 24/01/2023 tarihinde tahsil ettiğini, teminat mektubunun bozdurulması ve tahsili sonrasında, 510.000 Euro borçlu olmadıklarının tespitine yönelik menfi tespit davalarının  istirdat davasına dönüştüğünü, 510.000 Euro’nun davalıdan istirdadının gerektiğini, 441.498,67 Euro alacak talebi bakımından, dava dilekçesine ek olarak sundukları belgeler ve davalının tevilli ikrarı sonrası yaklaşık ispat koşulunun sağlandığı gerekçesiyle 27/01/2023 tarihinde ihtiyati haciz kararı verildiğini ve kararın infaz olunduğunu ancak, ihtiyati tedbir kararının kaldırılması sebebiyle bozdurulan teminat mektubu tutarı olan 510.000 Euro bakımından dava istirdat davasına dönüştüğünden 510.000 Euro alacak bakımından da ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini, davalının , alacaklı olmadığı halde teminat mektubunu bozdurmuş olduğunu, parayı yurtdışına kaçırma niyeti ve hazırlığında olduğunu belirterek  alacağa  dönüşen, bozdurulan teminat mektubu bedeli olan 510.000 Euro’nun TL karşılığı borcundan dolayı borçlunun  gösterilecek adreslerindeki menkul ve gayrimenkul mallarıyla, 3.şahıslardaki mevduat, şirket hissesi, hakediş, hak ve alacaklarının ihtiyaten haczi ile menkullerinin muhafaza altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının talebinin 31/05/2019 tarihli Küçük Kalemlere İlişkin Genel Satınalma Koşulları, 26/10/2020 tarihli özel satınalma koşulları, 29/01/2021 tarihli sipariş emri, 13/08/2021 tarihli sipariş emri değişikliğine dayandırdığını, sözleşmeden doğan uyuşmazlıkların tahkim yargılaması ile çözüme ulaştırılacağına dair sözleşmede hüküm bulunduğunu, genel satınalma koşullarının 33. maddesinde 26/10/2020 tarihli özel satınalma koşullarının B.16 Maddesinde bu hususun açıkça yer aldığını, bu nedenle tahkim ilk itirazında bulunduklarını, Milletlerarası Tahkim Kanununun 5. Maddesine göre davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin İtalya merkezli şirketin şubesi olması nedeniyle yabancılık unsurunun bulunduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin İtalyan Hukuku'na tabi olduğunu, davacının kötüniyetli olarak uyuşmazlığı Türk  Mahkemelerinde çözmek isteyerek sözleşme kapsamında belirlenen tahkim şartına aykırı davrandığını, ayrıca davacı tarafın sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle alacak talep edemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.  Mahkemece, davalı taraf merkezi İtalya'da bulunan ... S.P.A'nın İstanbul şubesi olup İTSM'de \"... S.P.A Merkezi İtalya İstanbul Merkez Şubesi\" olarak kayıtlı olduğu, şubelerin şube olarak sicile kayıtları yapılmasına rağmen şubelerin tüzel kişiliği bulunmadığı, şubenin iç ilişki bakımından merkeze bağımlı olduğu, merkez kime aitse şube de ona ait olup şube üçüncü kişilerle merkez adına işlem yapabildiği, birimin şube sayılması için ayrı muhasebe veya ayrı sermaye tahsisi gerekmeyip muhasebenin merkezde tutulmasının da mümkün olduğu, şube tarafından merkez adına yapılan işlemler ile sadece şubenin bulunduğu yerde merkez aleyhine dava açılmasının mümkün olduğu, şubelerin ticari işletme olup olmadığı, ticari işletme  sayılması halinde şube aleyhine açılan davanın ticari işletmeye karşı açılmış sayılıp sayılmayacağı  değerlendirildiğinde ise ticari işletme TTK'da tanımlanmış olup buna göre \"Esnaf işletmesi için ön görülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir\" denildiğinden ticari işletmenin unsurları, esnaf düzeyini aşan düzeyde gelir sağlamak, devamlılık ve bağımsızlık unsurları olup şube bağımsız olmadığından merkeze bağlı olduğundan şubenin ticari işletme sayılmasının da mümkün olmadığı, davacı tarafından tüzel kişiliği bulunmayan şube hakkında açılan davaya devam edilmesinin sözleşmede tahkim koşulunun bertaraf edilmesi sonucunu doğurduğu, davalı şubenin tüzel kişiliği bulunmadığı anlaşılmakla taraf ehliyeti bulunmadığından ve öncelikle dava şartı hususunun değerlendirilmesi gerektiğinden davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiği gerekçesiyle, 27/01/2023 tarihinde verilen ihtiyati haciz kararının bu hüküm ile kaldırılmasına, davalının taraf ehliyetinin bulunmaması nedeniyle HMK'nın 114/1-d ve HMK 115. maddesine göre davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine  karar verilmiştir. Davacı  vekili istinaf dilekçesiyle, mahkemece davalı tarafın husumet itirazı bulunmadığı halde ve dava dilekçesinde davalı olarak şubenin gösterilmesinin temsilde yanılma teşkil etmesi sebebi ile davanın esasına girilmeden davalının taraf ehliyeti bulunmadığından davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmesi, ayrıca davalı Türk Ticaret Sicilinde kayıtlı şirket olduğu halde ve tahkim yeri Türkiye olması gerektiğini belirterek verilen kararın hatalı olduğunu, yerel mahkeme kararının kaldırılması talebiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser  sözleşmesinden  kaynaklanmaktadır. davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.Taraflar arasında  yapısal çelik çerçeveleri ve bağlantılı malzemelerin tedarik üretim ve satışına ilişkin eser sözleşmesi  akdedilmiştir. Davacı ile davalı arasında düzenlenen sözleşmenin 32. maddesinde, sözleşmeden doğan uyuşmazlığın İtalyan kanunlarına göre çözümleneceği düzenlenmiştir. Sözleşmenin tarafları davacı ... Sanayi Tic. Ltd. Şti ile dava dışı ... S.P.A şirketidir. Şirketin merkezi İtalya olup davalı şirket sözleşmenin tarafı olan şirketin şubesi konumundadır.  Davalı taraf sözleşmede tahkim şartı bulunduğu, öncelikle tahkime başvurulması gerektiği, ayrıca şube olduklarından kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini iddia etmiştir. Mahkemece öncelikle taraf sıfatının incelenmesi gerekmekte olup, doğru taraf belirlendikten sonra tahkim koşulunun incelenmesi gerekir. Mahkemede öncelikle davalı tarafın taraf sıfatının olup olmadığını incelemiştir. Tüzel kişiliği bulunmayan şube tarafından dava açılması ve davaya devam edilmesi söz konusu olmayacağından davanın davalının taraf ehliyeti bulunmaması sebebi ile HMK 114/1-b ve HMK 115 maddelerine göre dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi isabetli olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/05/2023 tarih ve 2022/885 Esas, 2023/414 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,  2-Alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 89,95 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 20/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3fc23b9a436c474b","SID":"47bd35876ee0d847"}}