{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1611 <br>KARAR NO: 2023/1334<br>KARAR TARİHİ: 30/11/2023<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/02/2020<br>NUMARASI: 2019/382 Esas -  2020/207 Karar<br>DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/11/2023<br>Taraflar arasındaki Alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin plastik ve ambalaj sektöründe faaliyet gösteren şirket olduğunu, davalı tarafın yapmış olduğu eylem ve işlemlerin TBK’nin 77,78,79 ve müteakip maddelerinde düzenlenen tipik sebepsiz zenginleşmenin teşkil ettiği gibi bu durumun aynı zamnda TBK’nin 49, 50 ve müteakip maddelerinde düzenlenen haksız fiili de teşkil ettiğini, davalı evolog şirketinin müvekkilininin istiflenebilir olan yüklerini “çift sıra yüklemesine” karşın sanki bu yükleri “tek sıra yüklemiş ve taşımış gibi hesap ederek fatura düzenlediğini ve müvekkilinden bu yolla fazladan para tahsil ederek zarara uğramasına sebebiyet verdiğini beyan ederek, fazla ödenen navlun bedeli alacaklarının ödeme tarihinden tahsil tarihine kadar TCMB, avans faiz oranı üzerinden işleyecek ticari avans faizleri ile birlikte davalıdan sebepsiz zenginleşme ve haksız fiil hükümlerine göre tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;müvekkili şirketin istifleyerek taşıdığı ürünleri için istifleme yapılmadan taşıma yapılmış gibi faturalandırma yapılmadığını, davacının verilen hizmete hiçbir şekilde itiraz etmediğini, taşıma hizmeti verildiğini kabul ettiğini, ancak hizmet karşılığı düzenlenen fatura bedellerine itiraz ettiğini, davacının takasa konu edebileceği bir alacağının bulunmadığını beyan ederek, öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddine, tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmaması nedeniyle usulden reddine, usule ilişkin itirazlarının kabul edilmemesi halinde davanın reddine, karşı davalarının kabulü ile itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ..taraflar arasında süregelen taşıma ticari ilişkisinin bulunduğu ihtilafsız olup, davacı yan 01/02/2017-31/02/2018 tarihleri arasında navlun bedeli olarak ödemiş olduğu 1420 adet fatura bedelinin, istiflemeden kaynaklı olarak fazla tahsil edildiği iddiasıyla işbu davayı açmıştır. Fazla bedelle ödendiği ileri sürülen son fatura bedelinden davanın açıldığı tarihe kadar 1 seneden fazla süre geçmiş olmasına rağmen, fatura bedelinin ihtirazi kayıtla ödendiğine ilişkin bir iddianın ileri sürülmediği, davacı tarafça son taşımadan 10 ay sonra 31/12/2018 tarihli \"navlun istifleme fiyat farkı\" açıklaması ile e fatura düzenlenerek davalıya tebliğ edildiğinin belirtildiği anlaşılmaktadır. Esasen davanın açılışında davaya konu edilen 1420 adet faturanın her biri için ne şekilde fiyat farkı tahsil edildiği davacı tarafça da tespit edilmemiş, her bir fatura için iddianın dayanakları açıklanmamış, taraflar arasındaki tüm ticari ilişki mahkemece incelenerek fazla bedel tahsil edilip edilmediğinin tespiti ve tahsili istenmiş ise de, vakalar HMK'nun 194.maddesine uygun şekilde somutlaştırılmamıştır. Bedeli ihtirazi kayıt ya da hemen akabinde iade faturası kesilmeksizin ödenen fatura bedellerinin 1 seneden fazla süre geçtikten sonra  fazla ödendiğine yönelik iddia MK'nun 2.maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmektedir. Bununla birlikte vakalar davacı tarafça somutlaştırılmaksızın 1420 adet faturaya dayalı taşımadan kaynaklı fazla bedelin iadesi talebinin incelenmesi de mümkün bulunmamaktadır. Bu sebeplerle asıl davanın reddine, karşı davanın tefriki ile mahkememizin ayrı esasına kaydına...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin red kararının kanun ve usul hükümlerine aykırı olarak tesis edildiğini, yerel mahkemece bakılan bu dava ve karşı dava miktarı 5235 sayılı kanunun 5.maddesinin amir hükmü gereği belirlenen 300.000 TL'nin çok üzerinde olup, 983.008,63 TL olduğunu, bu nedenle davaya mahkemenin 3 kişilik heyet olarak duruşma günü belirlemesi ,tahkikat yapması ve ön inceleme yapması gerektiğini ancak dosyanın bu kurala aykırı olarak tek hakim olarak ele alındığını, inceleme yapıldığını ve duruşma günü tayin olunarak bu konudaki itiraz ve beyanlarına karşın ön inceleme duruşması yapıldığını ve daha sonra da dosyanın 3 kişilik heyete tevdii edildiğini, bu uygulamanın kanun ve usul hükümlerine aykırı olduğunu, 18.12.2019 tarihli duruşmada verilen 3 numaralı ara kararı gereği yasal sürede gerekli açıklamalar yapılarak bilgi verilmiş olmasına rağmen ( 26.12.2019 tarihli dilekçe ile ) yerel mahkemece delil listelerinin 3. sırasında yer alan ve yapılan taşımalara ilişkin tüm bilgilerin yer aldığı ilgili belgelerin Gümrük Müdürlüğünden ve ilgili yerlerden ana delillerinin celp olunmadığını ve taraflarından sunulanlar dışında esaslı hiçbir delilin toplanmadığını, tanıkları dinlenmeden ve hiçbir inceleme yapılmadan esasa ilişkin böyle bir karar verilmesinin de yine kanun ve usul hükümlerine aykırı olduğunu, düzenlenen navlun fatura bedellerinin itiraz edilmeksizin ödenmiş olduğunu ve taşımalara ilişkin navlun faturalarının düzenlendiği tarihten 1 seneden fazla süre geçmiş olmasına rağmen faturaların ihtirazi kayıtla ödendiğine ilişkin bir iddianın da ileri sürülmemiş olduğu gerekçesinin haklı, doğru ve yerinde olmadığını, delillerin değerlendirilmesinin kesinlikle hakimin dışında uzmanlık gerektirdiğini, TTK'nın 863. maddesinde taşıtan davacı lehine konulmuş olan karineyi dikkate almadan istifleme, yükleme ve taşıma konusunda ispat külfetini genel hükümleri esas alarak taşıtan müvekkilinde varsayarak hatalı bir karar verdiğini, fazla navlun bedeli tahsilini içeren, bu davaya konu edilen ve delil listelerinin ek 2. sırasında liste halinde detayları gösterilen ve örnekleri sunulan navlun  faturalarının hiçbirinin üzerinde parsiyel plastik ambalaj malzemesi vasıflı bu yüklerin istillenmeden tek sıra taşınmış olduğuna ve bundan kaynaklanan bir fark navlun bedelinin ( farkında ) yer aldığına dair bu faturalarda yada başka bir yerde hiçbir açıklama ve bilgi yer almadığını, Yargıtay 11. H.D.nin 2004/7832 E.-2005/4738 K. sayı ve 05.05.2005 tarihli kararında temel ilişkiye aykırı olarak düzenlenen ve fatura içeriğinde gizlenen faturalara itiraz edilmezse, deftere kaydedilerek bedeli ödenmiş olsa bile ispat edilmek kaydıyla fazla yapılan ödemelerin geri talep edilebileceğini, davalı taşıyanın fazla navlun bedelini faturalarda gizlediğini, müvekkilini yanılttığını, haksız fiil ika ettiğini ve sebepsiz olarak fazla navlun tahsil ederek bu yolla da zenginleşmiş bulunduğunu, müvekkili şirkete itiraz yada ödemede ihtirazi kayıt koyma imkanı tanınmadığını, bu hususları gözetmeyen ve 1 yıl gibi kanuni olmayan afaki bir süreye takılan yerel mahkemenin gerekçesi ve kararının hatalı olduğunu, bedeli ihtirazı kayıt ya da hemen akabinde iade faturası kesilmeksizin ödenen fatura bedellerinin 1 seneden fazla süre geçtikten sonra fazla ödendiğine yönelik iddianın TMK' nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği iddiasının da dayanaksız olduğunu, bu davaya benzer bir dava olan Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/378 Esas sayılı dosyasında verilen karar uyarınca toplanan delillere istinaden yaptırılan bilirkişi heyeti rapor örneğini ekte sunduklarını, yerel mahkemenin hiçbir delili toplamadan ve değerlendirmeden soyut gerekçelerle uzman olmadığı bir konuda afaki bir karar vermesinin hatalı olduğunu beyan ederek istinaf taleplerinin kabul olunarak usul ve yasalara aykırı mahkeme kararının kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne, yargılama giderlerinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;davacının kendi oluşturduğu deliller ile ödemiş olduğu bedellerin haksız olduğu iddiasını ortaya attığını, haksız tahsil edilen bedelin tespitini mahkemeden istemekte, müvekkilinden de kendi iddiasının aksini ispat etmesini beklediğini, davacının bir yandan delilleri ile davasının somutlaştırıldığını iddia ettiğini, diğer yandan mahkemenin red nedenine itiraz ederken davanın belirsiz alacak ve tespit davasını olduğunu, kendilerinin belirleme imkanı olsaydı davayı bu şekilde açmayacaklarını, tespitin mahkemece yapılması gerektiğini iddia ettiğini  ve savunmalarınnı kendi içinde çeliştiğini,  davacının söz konusu beyanı ile davaya konu faturayı dayanaksız olarak düzenlemiş olduğunun aşikar olduğunu, davacının düzenlediği faturaya istinaden talepte bulunmakta ise faturanın haklılığını kesin olarak ispat etmesi gerektiğini, bunun mahkemeden talep etmesinin kabulünün mümkün olmadığını, diğer bir ifade ile davacının,  müvekkilinin haksız bedel tahsil ettiğini kabul ettiğini, fatura düzenlediğini, bu surette karşı davaya konu bedelleri ödemekten imtina ettiğini , sonra da faturaya konu bedelin haklılığının mahkemenin tespit etmesi gerektiğini söylediğini, davacının davasını, somut delillere dayanmaksızın afaki beyanları ile davanın gidişatına göre beyanlarda bulunmak ve Kanununu dolanmak suretiyle kanıtlamaya çalıştığını beyan ederek davacının istinaf itirazlarının reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava fazla ödendiği iddia edilen taşıma ücretinin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iadesi talebine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Mahkemenin kararına gerekçe yapılan HMK 194. maddesi, Kanunun, İspat ve Delillere ilişkin 4.kısmında, \"Somutlaştırma Yükü Ve Delillerin Gösterilmesi\" başlığı altında düzenlenmiştir. Anılan maddede  \"Taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.\" hükmüne yer verilmiştir. Bu hüküm ile taraflar, iddia ve savunmalarını somutlaştırma yükü altındadır. Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir. Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir.Ancak bir davada, tarafların somutlaştırma yükü yanında, hakimin de davayı aydınlatma yükümlülüğü bulunmakta olup, HMK'nun \"Yargılamaya Hakim Olan İlkeler\" ilişkin 2. bölüm, \"Hâkimin Davayı Aydınlatma Ödevi\" başlıklı 31. maddesi ile bu yükümlülük düzenlenmiştir. Buna göre; \"Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.\" şeklindeki düzenlemesi ile aydınlatmanın hakimin görevi olduğunu açıkça vurgulamıştır.31.maddede, hakimin maddi anlamda davayı sevk yetkisi düzenlenmektedir. Bu yetkisiyle hakim, olayın ve hukuki uyuşmazlığın olgusal ve hukuki boyutlarını gerekli olduğu ölçüde taraflara birlikte ele alabilecek, öncelikle dava dilekçesinde yazılı vakıalar ile ilgili açık olmayan, belirsiz gördüğü hususları davacıya açıklattırabilecek, tarafların zamanında uyuşmazlığın çözümü için önemli vakıaların tamamı hakkında açıklama yapmalarını sağlayacak, daha sonra ise HMK 194. madde gereğince ileri sürülen iddia ve savunmaların somutlaştırılmasını isteyerek özellikle ileri sürülen vakıalardaki eksiklikleri tamamlamalarını, delilleri ikame etmelerini ve gerekli talepleri ileri sürmelerini sağlayabilecektir.Netice olarak bir davada aydınlatmayı gerektirir durumların varlığı halinde, davacının davasını somutlaştırma yükü (HMK 194. madde) yanında, hakimin de davayı aydınlatma yükümlülüğü (HMK 31. madde) bulunmaktadır. HMK'nun kendisine getirdiği yükümlülük gereği hakim; taraflara iddia ve savunmalarını somutlaştırmaları için mehil vermek ve somut olmayan hususlarda açıklama almak zorundadır. Nitekim 6100 sayılı kanun ile bu sürecin tamamlanması bakımından \"Ön inceleme\" aşaması oluşturulmuştur. Ön incelemeyi düzenleyen HMK 137.maddesinde; \"Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılır. Mahkeme ön incelemede; dava şartlarını ve ilk itirazları inceler, uyuşmazlık konularını tam olarak belirler, hazırlık işlemleri ile tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken işlemleri yapar, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalarda onları sulhe veya arabuluculuğa teşvik eder ve bu hususları tutanağa geçirir. Ön inceleme tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemez ve tahkikat için duruşma günü verilemez.\" hükmüne yer verilmiş olup,  mahkemeye ön inceleme ile dava şartlarını ve ilk itirazları inceleme, uyuşmazlık konularını tam olarak belirleme yükümlülüğü getirilmiştir. Yasal düzenleme gereği, somut dava ortaya konulmadan ve dava şartlarının bulunduğu belirlenmeden tahkikata geçilmesi mümkün olmadığından, mahkeme tarafından ön inceleme duruşmasının yapılarak tahkikat aşamasına geçilmiş olması; davacının davasının somut olarak ortaya konulduğunun ve  davada dava şartlarının bulunduğunun da kabulü niteliğindedir.Somut davada, dava dilekçesinde davalı tarafın yapmış olduğu yük taşımasında istiflenebilir yüklerin istiflenerek çift sıra taşınmasına karşın sanki bu yükler istiflenmeden tek sıra yüklenmiş ve taşınmış gibi fatura düzenlenerek haksız ve fazla navlun bedeli tahsil edildiği, navlun bedellerinin 159.518 Euro'ya ulaştığı belirtilmiş, mahkemece davayı somutlaştırma yükümlülüğü kapsamında açıklama yapmak için verilen süre içinde davacı tarafça, istifleme fiyat farkından kaynaklanan iade navlun alacağı tutarlarının hangi taşıma işinden, hangi fatura, hangi araç ile yapıldığına ilişkin bilgilerin delil listesinde yer alan ... Tic.A.Ş.- ... navlun faturaları başlıklı tabloda gösterildiği belirtilerek buna ilişkin tablo beyan dilekçesine eklenmiştir.Öncelikle, davacı tarafın davası fazla ödenen navlun bedeli alacaklarının tahsili talebine ilişkin olmakla, uyuşmazlığın konusu ve kapsamının net olduğu sabittir. Nitekim, ön inceleme duruşmasının yapılmış olması ve dava şartlarının bulunduğunun kabul edilerek tahkikat duruşmasına geçilmiş olması da bu durumun kabulü niteliğindedir. Mahkemece davanın esasına girilerek tarafların delilleri toplandıktan sonra bir karar verilmesi karar verilmesi gerekirken, davacı iddialarının somut olmadığı, HMK 194. maddeye aykırı davranıldığı , bedeli ihtirazi kayıt ya da hemen akabinde iade faturası kesilmeksizin ödenen fatura bedellerinin 1 seneden fazla süre geçtikten sonra  fazla ödendiğine yönelik iddianın TMK'nun 2.maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği gerekçesi ile davanın  reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.Yukarıda açıklanan gerekçelerle davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, davanın esasına girilerek tarafların delilleri toplandıktan sonra bir karar verilmesi bakımından, HMK'nun 353/1-a-6. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.  30/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f1482940399f29fa","SID":"b23556d0e9d2918b"}}