{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   9. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/1730 - 2023/1382<br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  9. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2023/1730 <br>KARAR NO\t: 2023/1382<br>KARAR TARİHİ\t: 27/12/2023<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t:  <br>ÜYE\t\t:  <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/07/2023<br>NUMARASI\t\t: ... Esas, ... Karar <br><br>DAVACI\t: ... TURİZM İNŞAAT GIDA TEKSTİL SANAYİ İTHALAT VE İHRACAT LİMİTED ŞİRKETİ - <br>\t ... <br>VEKİLİ\t: Av. ... UETS<br>DAVALI\t: ... TEKSTİL SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - <br>\t  [... ] UETS<br>VEKİLİ\t: Av. ...  UETS<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br><br>İSTİNAF KARARININ <br>KARAR TARİHİ                  : 27/12/2023<br>YAZIM TARİHİ                   : 27/12/2023<br><br>.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas ve ... karar sayılı  kararı  aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t                                  :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında akdedilen sözleşme gereğince davalı şirket tarafından müvekkili şirkete toplam 2.255,40 m² halı saha halısı satışı yapıldığını, sözleşme gereği müvekkili şirket tarafından davalı şirkete sözleşme konusu halıların bedeli olarak vade tarihlerinde yatırılmak sureti ile KDV dahil 65.800,00.TL ödeme yapıldığını, bunun üzerine sözleşme tarihinden sonra davalı şirket tarafından müvekkili şirkete ait sahalara halıların teslim edildiğini, halıların teslim edilmesinden bugüne kadar geçen süre içerisinde müvekkili şirket sahasında kullanılan halılarda dokuma hatasından dolayı oluşan aşırı ve gereksiz dökülmeler, olağandan çok daha fazla yıpranmalar, halı iplerinde kopmalar, yer yer ve sıklık arz eden dökülmelerden meydana gelen çıplak alanlar oluştuğunu, her ne kadar müvekkili şirket tarafından bu alanlara “yama” yapılması sureti ile aksaklıklar giderilmeye çalışılsa da  söz konusu durumların halı sahada oyun oynayan sporcuların düşmeleri sonucu yaralanmalarına sebebiyet verdiğini, bu durumun müvekkili şirketin de mağdur olması sonucunu doğurduğunu beyan ederek şimdilik 10.000,00.TL zararın davalıdan tahsilini talep etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 13.04.2017 tarihinde satış sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin imzalanmasından sonra 1 ay içerisinde de ürün tesliminin gerçekleştiğini, davacının ilk kez .... Noterliği'nin ... yevmiye nolu ve 16.10.2019 tarihli ihbarnamesi ile ayıp ihbarında bulunduğunu,  .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ise 18.03.2020 tarihinde dava açtığını, satıştan ve teslimden itibaren 2 yıldan da uzun bir süre geçtikten sonra ayıp ihbarında bulunulduğunu ve davacının dava hakkının zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ                                              :<br>İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; tespitlerin üretim ve kullanımdan üç yıl sonra yapılması, mukayese edilebilecek kullanılmamış bir numunenin bulunmaması nedeniyle bilirkişilerce sorunun kaynağı noktasında ihtimaller üzerinden çıkarım yapıldığı, dolayısıyla halının ayıplı olduğu kabul edilse bile, bunda satıcının ağır kusurunun bulunduğunun davacı tarafından kesin bir şekilde ispatlanamadığı  gerekçesi ile iki yıllık zaman aşımı süresinden sonra eldeki dava açıldığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verildiği anlaşılmıştır. <br>DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ                   :<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu halıların sökülüp yeni halı satın alınıp döşenmesi için gerekli masrafların ve halı sahada oyuncuların sürekli düşmesi ve halı sahanın gerekli özelliklerde bulunmaması nedeni ile müvekkili şirketin uğradığı iş kaybı ve iş kaybına uğrayan müvekkilinin yaşadığı itibar kaybının tazminat talepleri kapsamında olduğunu, ayıplı ürün niteliğindeki halılar nedeni ile müvekkilinin büyük ölçüde iş kaybı yaşadığını, sahadaki halının kullanıma uygun olmaması nedeni ile maç yapmak için gelen daimi müşterilerini dahi kaybettiğini, ticari işletmesinin gelirinde davalının sattığı ayıplı ürün nedeni ile büyük düşüş yaşayan müvekkilinin söz konusu ayıplı halıların sökülüp yenilerini taktırmak zorunda kalması nedeni ile masraf ettiğini, bu hususun da müvekkilinin zarar kalemlerinden biri olduğunu, genel tazminat hükümleri çerçevesinde müvekkili nezdinde oluşan iş bu zararların tazmininin talep edildiğini, bu nedenle mahkemenin ayıptan doğan sorumlulukta yer alan 2 yıllık zamanaşımı nedeni ile verdiği red kararının hukuka aykırı olduğunu, bilirkişilerce laboratuvarlarda yapılan incelemeler neticesinde halıların üretim kaynaklı hatalı olduğu sonucuna varıldığını, bu durumun göz ardı edilerek kullanımdan 3 yıl sonra yapılmış olmasının kullanımdan kaynaklı yıpranma gibi kabul edilmesinin hukuka aykırı olacağını, söz konusu davanın halıların sökülüp yeni halı satın alınıp döşenmesi için gerekli masrafların ve halılarda dökülme başladıktan sonra bozuk zemin nedeni ile müşterilerin sakatlanması ve halı sahanın beklenen standartlarda olmaması nedeni ile müvekkilinin yaşadığı iş kaybından doğan zarara ilişkin olduğunu, yerel mahkemece tüm açıklamalara rağmen hatalı değerlendirme yapılarak hukuka aykırı bir karar verildiğini, müvekkilinin tazminat talebi için genel hükümlerin uygulanacağını, bu nedenle davacının müvekkilinin talebinin özel kanun hükümlerinin getirdiği şart ve sürelere tabi olmayacağını, mahkemenin özel kanun şartlarını kabul ederek zamanaşımı nedeni ile davanın reddine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br><br><br>DELİLLER\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t :<br>Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı <br>HUKUKİ  NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE                                                                               :<br>Dava,  ayıplı mal teslimi iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.<br>Davacı vekili, davalıdan satın aldığı çim halılarda üretim hatası olduğunu, halıların teslim edilmesinden bugüne kadar geçen süre içerisinde müvekkili şirket sahasında kullanılan halılarda dokuma hatasından dolayı oluşan dökülmeler, yıpranmalar ve kopmalar nedeniyle müvekkili şirketin mağdur olduğunu belirterek tazminat talep etmiş, davalı ise hak düşürücü ve zamanışımı itirazında bulunarak davanın reddini talep etmiş, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş ve iş bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.<br>Ayıba ilişkin hukuki düzenleme, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 219. maddesinde yer almaktadır. Düzenlemede “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur\" denilmektedir.<br>      Ayıba ilişkin diğer sınıflandırma, ayıbın açık ve gizli olup olmamasına göre yapılmaktadır. Açık ayıp hemen ilk bakışta ya da yüzeysel bir muayene ile tespit edilebilen ayıptır. Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değilse de ayıp meydana çıkar çıkmaz derhal ihbar etmelidir.(Domaniç, H.: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C.I, İstanbul 1988, s.155; Yavuz, N.: Ayıplı İfa, 2.b., Ankara 2010, s. 107; Karakaş, C.F.: Ticari Satımda Ayıp İhbarının Süresi ve Şekli, XXII. Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararları Sempozyumu, Ankar 2006, s.172) Derhal kavramını, halin icabına uygun fazla vakit geçirmeden bildirim olarak anlamak gerekir. Eğer alıcı iğfal edilmiş, yani maldaki ayıp ondan bilerek saklanmış ise Kanunun öngördüğü çözüm satıcı bakımından ağırlaştırılmış bir sorumluluğu gerektirmektedir. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 225. maddesine göre alıcıyı iğfal etmiş olan satıcı, ayıbın kendisine vaktinde ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz.<br>      Ticari satımlarda muayene ve ihbar külfetini düzenleyen 6102 sayılı TTK'nın 23/1-c maddesi uyarınca, ticari satışlarda; “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme soncunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, TBK'nun 223. maddesinin 2. fıkrası uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. <br>      TBK'nun 223. maddesinin 2. fıkrası ise; “Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak satılanda olağan bir gözden geçirme ile ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa hemen satıcıya bildirilmelidir. Bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır” şeklindedir.<br>Öte yandan aynı Yasa'nın 231. maddesinde \"Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz.<br>Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz..\" düzenlemesi yer almaktadır.<br>Somut olayda, davaya konu halıların, davacı tarafından 13/04/2017 tarihli sözleşme ile satın aldığı ve sözleşmede 1 aylık teslim süresinin belirlendiği, davacının satışa konu halıların süresinde teslim edilmediği yönünde bir iddiasının bulunmadığı, davacı tarafından .... Noterliği'nin 16/10/2019 tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile davacıya ayıp ihbarında bulunduğu ve halıların yenisi ile değiştirilmesinin talep edildiği, akabinde 11/03/2020 tarihinde arabuluculuğa başvurduğu ve 18/03/2020 tarihinde .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile tazminat davası açtığı, her ne kadar Değişik iş tespit raporunda ve  .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında alınan raporda bilirkişiler tarafından üretim hatasına değinilmiş ise de, 6102 sayılı TTK’ nun 23/1-c maddesi gereğince, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise, alıcının iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi, açıkça belli değilse, alıcının malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olduğu, tarafların tacir olduğu ve davacının dava konusu halıları satın aldığı tarihten 2 yıl 5 ay sonra ayıp ihbarında bulunduğu bu nedenle ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı, ayrıca TBK 231 maddesi uyarınca ayıplı mal tesliminden kaynaklı açılan iş bu davanın halıların teslim tarihinden itibaren 2 yıl içinde açılması gerekirken davacı tarafından iş bu 2 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra dava açıldığı, netice itibariyle davanın reddine dair ilk derece mahkemesi kararının doğru olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere                                                      :<br>1-6100 sayılı HMK'nin 353/1-b.1 maddesi gereğince davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi'nin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2- 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 269,85.TL maktu istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA, <br>3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince istinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan harcamaların kendi üzerine BIRAKILMASINA,<br>4-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,<br>5-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme dosya üzerinden yapıldığından talep eden lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6)-6100 sayılı HMK'nin 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/3 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan  238.730,00.TL'nin altında kalması nedeniyle  27/12/2023 tarihinde KESİN olmak üzere oy  birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br> <br>Başkan<br> <br>¸e-imzalıdır\t <br> <br>Üye<br> <br>¸e-imzalıdır\t <br> <br>Üye<br> <br>¸e-imzalıdır\t <br> <br>Katip<br> <br>¸e-imzalıdır\t <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fe66fc3c1b067fff","SID":"c2b11394f16310c8"}}