{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO:2022/634 Esas<br>KARAR NO\t:2023/970<br><br>DAVA:Genel Kurul Kararının İptali<br>DAVA TARİHİ:28/09/2022<br>KARAR TARİHİ:07/12/2023<br><br><br>Mahkememizde görülmekte olan Genel Kurul Kararının İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkillerinin murisi ...'ın 23/05/2021 tarihinde vefat ettiğini, ...'ın, vefat ettiği tarihte davalı ... Tic. ve San. A.Ş.'nin %40 hissesine sahibi olduğunu, murisin vefatıyla söz konusu %40'lık hissenin mirasçıları olan müvekkillerine doğrudan intikal etmiş olup müvekkillerinin  davalının %40 oranında hissedarı olduğunu, müvekkillerin murisinin davalı şirkette 08 Kasım 2019 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını, murisin kansere yakalandıktan sonra -vefat etmesi durumunda hisseleri müvekkillerine intikal edeceği için- bu tarihte yönetim kurulu üyesi sıfatı ve temsil yetkisi sona erdirilerek şirketten uzaklaştırıldığını, ... ...'ın ise uzun yıllar boyunca davalı şirketin yönetim kurulu başkanı olup 08 Kasım 2019-02 Ağustos 2022 tarihleri arasında davalı şirketin tek yönetim kurulu üyesi olduğunu,  müvekkillerinin murisi vefat ettikten sonra davalı şirkete beş kez ihtarname gönderildiğini,  ihtarnamelerde defalarca kez müvekkillerinin hisselerinin pay defterine işlenmesi, müvekkillerinin şirketin işlemleri, kar zarar durumu, yönetim kurulu faaliyetleri hakkında bilgilendirmesi, bilançolar, finansal tablolar, yıllık faaliyet raporları ve denetim raporlarının müvekkillerine gönderilmesi ve olağan ya da olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmasının talep edildiğini, davalıdan müvekkillerine gönderilen ihtarnamelerde bu taleplerin bazılarının kabul edilmediğinin belirtildiğini, taleplerin büyük bir kısmına ilişkin ise herhangi bir cevap dahi verilmediğini, bu süreç içerisinde davalı aleyhine .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasıyla şirketin feshi, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasıyla Öz Sermaye Tespiti ve .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. sayılı dosyası ile davalı şirketin 2020 ve 2021 yıllarına ilişkin genel kurul toplantısının gerçekleştirilmesi amacıyla kayyım atanması talepli davalar açıldığını, davalı şirkette, açılan davalardan sonra 02/08/2022 tarihinde 2020 ve 2021 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısı yapılmış ise de, bu genel kurul toplantısının usule ve yasaya aykırı olarak gerçekleştirildiğini, genel kurul ve genel kurulda alınan kararların kanuna, esas sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kurallarına aykırı ve ayrıca batıl olduğundan huzurdaki davayı açtıklarını, müvekkillerinin bilgi alma ve inceleme haklarını kullanamaması için genel kurul davetlerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yapılmadığını, davalı şirketin genel kurulunun usulüne uygun süre içerisinde gerçekleştirilmediği gibi ortakların genel kurula davet edilme sürecinin de TTK 414/1'e aykırı ve usulsüz olarak yapıldığını, 2020 ve 2021 yıllarına ilişkin yıllık faaliyet raporunun, genel kurul esnasında müvekkillerinin yerine vekaleten katılan Av. ... ve Av. ...'ya teslim edildiğini, vekillerin itiraz şerhi düşerek teslim aldıklarını,  ayrıca toplantının  iki gün öncesinde mail yolu ile bildirildiğini, bu kapsamda müvekkillerin toplantı öncesi vazgeçilemez hakkı olan bilgi alma hakkının engellendiğini, bu nedenle alınan kararların batıl olduğunu, davalı şirketin tek yönetim kurulu üyesi olan...'ın kızı ...'ın, müvekkillerinin bilgisi olmaksızın toplantıdan çok kısa bir süre önce davalı şirkete ortak yapıldığını,  02/08/2022 tarihli genel kurulda..., kızı ...'ı yönetim kurulu üyesi olarak aday göstermiş olup...'ın oy çokluğuna da sahip olması sonucunda muhalefetlerine rağmen yönetim kurulu üyesi seçilip, şirketi temsil etme konusunda munhasır imza yetkisi verildiğini, ...'ın, davalı ile aynı alanda faaliyet gösteren ... San. ve Tic. Ltd. Şti'nin kurucusu, müdürü ve tek hissedarı olduğunu, ... 18/02/2021 tarihinde kurulmuş olup kurulma tarihinin, müvekkillerinin murisinin şirketten uzaklaştırıldığı tarihten sonra olmasının, ... ...'ın kötüniyet ile hareket ettiğini ortaya koyduğunu, ... ...'ın, davalı şirkete ait ..., ... ve ... plakalı araçları kendisi ve aile üyelerine sattığını veya devrettiğini, alım-satım tarihlerinin çok kısa zamanlar içerisinde olduğunu, bunun da...'ın,  davalı  şirketin adeta paravan olarak kullanıldığını gösterdiğini, ayrıca  genel kurulda alınan kararların ticaret sicil gazetesinde tescil edilmediği gibi şirketin internet sitesinde de yayımlanmadığını belirterek, davalı ... Tic. ve San. A.Ş.'nin, 02/08/2022 tarihinde gerçekleştirilen olağan genel kurulunda alınan kararların batıl olduğunun tespitine ve iptaline, olmadığı takdirde alınan tüm kararların, özellikle 5, 6, 8 ve 9 nolu kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir. <br> Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacıların murisi ve müvekkil şirket ortağı ...'ın, uzun yıllar şirket yönetim kurulu üyeliği yaptığını, şirketin neredeyse tüm genel kurul toplantılarına katıldığını, genel kurul toplantı tutanaklarını imzaladığını, müteveffa şirket ortağının şirket yönetiminde aktif olduğu dönemde müvekkili şirketin almış olduğu tüm genel kurul kararlarının da oy birliği ile alındığını, bu hususun Türkiye Ticaret Sicili Gazetelerindeki ilanlar ile sabit olduğunu, müteveffa şirket ortağına 2018-2019 yıllarında kanser teşhisi konulması, tedavi sürecinin çok ağır olması nedeniyle şirketin faaliyetlerinin ve kararlarının alınmasında geçikme olmaması için karşılıklı olarak uzlaşılarak müteveffanın şirket görevinin sonlandırıldığını ve...'ın yönetim kurulu üyesi olarak seçilerek ilan edildiğini, murislerinin vefatından sonra davacıların müvekkili şirkete karşı, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasıyla Şirketin Feshi, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasıyla Öz Sermaye Tespiti, .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. sayılı dosyası ile davalı şirketin 2020 ve 2021 yıllarına ilişkin genel kurul toplantısının gerçekleştirilmesi amacıyla kayyım atanması talepli; talepleri birbiriyle çelişen birden çok dava ikame ettiklerini, müvekkili şirketin, 02/08/2022 tarihinde 2020 ve 2021 yıllarına ait Olağan Genel Kurul Toplantılarını gerçekleştirdiğini, TTK409 uyarınca; genel kurul toplantılarının her faaliyet dönemi sonundan itibaren üç ay içinde yapılması gerektiğini, ancak toplantıların kanunda belirlenen süreler içerisinde yapılmamasının herhangi bir yaptırıma bağlanmadığını, toplantının geç de olsa yapılmış olmasıyla, amaca geç de olsa vasıl olunduğu, bu cihetle genel kurul kararlarının kanunda düzenlenen süreler içerisinde yapılmaması sebebiyle geçersizliğine hükmedilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin, 2020 ve 2021 yıllarına ait Genel Kurul Toplantıları yapıldığını ve şirketin menfaatlerini koruyucu kararlar alındığını, alınan kararların 19/08/2022 tarihinde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiğini, ancak müvekkili şirket internet sitesinin yenileme amaçlı kapalı olması sebebiyle yayımlanmadığını, alınan kararların internet sitesinde yapılan yenileme sebebiyle yayımlanamamış olmasının kararların geçerliliğine engel teşkil etmediğini, müvekkili şirketin, 02/08/2022 tarihinde gerçekleştirilen Olağan Genel Kurul Toplantısı'nın hazırlık aşamaları da dahil tüm sürecin usule ve yasaya uygun olarak tatbik edildiğini, Genel Kurul Toplantısına ilişkin ilanın ticaret sicil gazetesinde yapıldığını, pay sahiplerine iadeli taahhütlü mektupla tebliğ edilmeye çalışıldığını, ancak davacıların  gönderilen ilk ihtarname sonrasında müvekkili şirket tarafından tebliğ edilen hiçbir bilgi ve belgeyi almadığını, adreslerini değiştirdiklerini, bu nedenle olağan genel kurul toplantısına ilişkin çağrı mektuplarının Tebligat Kanunu md. 21 uyarınca muhtarlığa tebliğ edilmek zorunda kalındığını, bunun üzerine davalı şirketin toplantı bilgilerinin e-posta ile iletmek zorunda kalındığını, müteveffa şirket ortağının vefatı sonrasında da yönetim kurulunda herhangi bir değişime gidilmediğini, müteveffa şirket ortağının hayatta olduğunda bizzat kabul ettiği şekilde yönetim kurulu başkanı olarak...'ın görevine devam ettiğini, davacıların ise, murislerinin vefatı akabinde murislerinin paylarının kendilerine intikaliyle birlikte müvekkili şirketten intikal eden payların adlarına pay defterine işlenmesi talebinde bulunduklarını, bunun üzerine müvekkili şirket yönetim kurulunun kararı neticesinde, mirasçılara intikal eden payların, mirasçılar adına olması gerektiği şekliyle pay defterine işlendiğini, ... ...'ın  özen ve dürüstlük yükümlülüğüne uygun çalıştığını, bu hususun en önemli kanıtının, müvekkili şirketin Dünya ve ülke genelinde 2020-2021 yıllar arasında var olan pandemiye rağmen karlılığını her geçen gün arttıran, tüm yılları net kar ile kapatan, faal bir şirket olarak ticari hayatta varlığını sürdürmesi olduğunu, müvekkili şirketin ihtiyaç fazlası birtakım aracının satılması ve bedellerinin şirket sermayesine katılmasında şirketin zarara uğramasına nasıl sebebiyet verildiğinin anlaşılamadığını,  davacıların  ...'ın ... San. ve Tic. Ltd. Şti'nin kurucusu olması sebebiyle Yönetim Kurulu üyesi olarak rekabet etmeme yükümlülüğüne aykırı davrandığını iddia ederek, ...'ın Yönetim Kurulu üyesi seçilmesine dair kararın iptalini istediklerini, her ne kadar kayıtlarda ... ... San. ve Tic. Ltd. Şti'nin ortağı olarak görülüyor ise de, ilgili şirket kayıtları incelendiğinde söz konusu şirketin hiç çalışanının olmadığı ve ticari hayatta aktif olarak rol almadığının anlaşılacağını, bu sebeple ...'ın rekabet yasağına aykırı davranışta bulunduğu ve YK üyesi seçilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğundan bahsedilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca müvekkili şirketin genel kurul toplantısında kâr payı dağıtılmamasına ilişkin karar alınmasında hukuka aykırı hiçbir husus olmadığını, alınan kararın kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunun iddia edilmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek, davanın reddine  karar verilmesini talep etmiştir. <br>Dava, 6102 Sayılı TTK'nun 445 ve devamı maddeleri gereğince davalı şirketin 02/08/2022  tarihli  genel kurul toplantısında alınan kararların butlan ile batıl olduğunun tespiti, olmadığı takdirde alınan kararların iptaline karar verilmesi talebine ilişkin bulunmaktadır. <br>Mahkememizce, dava konusu yapılan genel kurul toplantı tutanağı, hazirun cetveli, toplantı hazırlık dönemine ilişkin kayıtlar, tarafların sunmuş olduğu bilgi ve belgeler, ticaret sicil kayıtları, taraf ticari defter ve kayıtları dosyamız arasına alınmış, bilirkişi heyetinden rapor ve ek rapor temin edilmiştir.  <br>Genel kurul kararlarının butlanı 6102 Sayılı TTK m. 447'de düzenlenmiştir. Bu madde; <br>\"(1) Genel kurulun, özellikle;<br>a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran,<br>b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran,<br>c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermaye­nin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır.\" hükmünü içermektedir. <br>6102 Sayılı TTK m. 447'de butlan yaptırımı, kararların içeriği göz önünde bulundurularak düzenlenmiştir. Diğer bir deyişle bizatihi kararın içeriği, TTK m. 447'de sayılan konularda düzenleme getirmektedir. Bununla birlikte kararın alınmasına ilişkin ilgili kurallara aykırılıklar, butlana sebebiyet vermeyecektir. Dolayısıyla genel kurul kararının içeriği, TTK m. 447'de sayılanlar veya bunun dışında kalan emredici hükümlerle ilgili değilse butlan söz konusu olmayacaktır. Bu tür aykırılıklar ancak TTK'nun 446/1-b maddesinde düzenlenen iptal talebinin konusunu oluşturabilecektir.<br>Genel kurul kararlarının iptali, 6102 Sayılı TTK m. 445 ve 446'da, butlan ile ortak hükümleri ise TTK m. 448-451 arasında düzenlenmiştir.<br>6102 Sayılı TTK'nun 445. maddesi; \"446 ncı maddede belirtilen kişiler, ka­nun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.\" hükmünü içermektedir. Buna göre iptal sebepleri; kararın kanun hükümlerine, ana sözleşme düzenlemelerine, dürüstlük kuralına aykırılıktır. Bu üç sebep dışında bir iptal gerekçesi yoktur. Bunun anlamı, genel kurul kararları bakımından mahkemelerin yerindelik denetimi yapamayacaklarıdır.<br>6102 Sayılı TTK'nun iptal davası açabilecek kişileri düzenleyen 446. maddesi de; \"(1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten,<br>b)Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcile­rinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilme­diğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararı­nın alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri,<br>c) Yönetim kurulu,<br>d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir.\" hükmünü içermektedir. <br>Tüm dosya kapsamı, temin edilen bilirkişi rapor ve ek raporu birlikte değerlendirildiğinde; davacıların aktif husumet ehliyetini haiz oldukları, dosyaya mübrez 02/08/2022 tarihli genel kurul toplantı tutanağından, davacıların temsilcisi Av. ...'in, iptali talep edilen genel kurul kararları hakkında olumsuz oy kullandığı ve muhalefetini tutanağa işlettiğinin anlaşıldığı, bu sebeple iptali talep edilen genel kurul kararları bakımından dava şartının mevcut olduğu, davanın süresi içinde açıldığı anlaşılmaktadır. Somut uyuşmazlıkta dava konusu genel kurul kararlarına ilişkin olarak, çağrının yetkili kişiler tarafından yapılmadığı yönünde bir iddianın ileri sürülmediği, benzer şekilde alınan kararların kanunda ya da esas sözleşmede belirlenen nisaplara aykırı şekilde alındığı yönünde bir iddianın da bulunmadığı görülmektedir. Her ne kadar davacılar vekili tarafından, hazirun cetvelinin gerçeğe aykırı olduğunu iddia etmekte ise de, bu iddianın huzurdaki davada değerlendirilmesi mümkün olmayıp, söz konusu iddia ayrı bir dava konusu olabileceği anlaşılmıştır. Davacılar vekili, toplantı tarihi ve saatinin şirketin internet sitesinde yayımlanmadığını iddia etmekte ve toplantıya çağrının Şirketin internet sitesinde yayımlanıp yayımlanmadığı dosya içeriğinden anlaşılmamakta ise de, hazirun cetvelinden, tüm pay sahiplerinin toplantıya asaleten veya vekaleten katıldıkları, dolayısıyla (en azından) TTK m. 416'da düzenlenen çağrısız genel kurul toplantısının şartlarının gerçekleştiği görüldüğünden, iddia edilen usulsüzlüğün dava konusu genel kurulda alınan kararların hükümsüzlüğüne ve/veya iptal edilebilirliğine yol açmayacağı açıktır. Davacı taraf, TTK'nın 437/1 maddesinde yer alan \"Finansal tablolar, konsolide finansal tablolar, yönetim kurulumun yıllık faaliyet raporu, denetleme raporları ve yönetim kurulunun kâr dağıtım önerisi, genel kurulum toplantısından en az on beş gün önce, şirketin merkez ve şubelerinde, pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulur.\" hükmünün amir olduğunu, müvekkillerine yapılan davette finansal tabloların, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunun, denetleme raporlarının ve yönetim kurulunun kâr dağıtım önerisinin şirketin merkezinde hazır bulundurulduğuna dair herhangi bir bilgilendirme yapılmamış olduğunu ve bu durumun kanuna aykırı olduğunu iddia etmektedir. TTK'nın 437/1 maddesinde yer alan hususa, çağrıya ilişkin ilan ve iadeli taahhütlü mektuplar metinlerinde yer verilmemesi, çağrının yokluğuna değil, usulsüzlüğüne yol açar ve sadece ilgili olduğu genel kurul kararlarının iptal edilebilirliğine yol açar. Zira bu hüküm sadece halihazırdaki pay sahiplerinin çıkarlarını korumaktadır. Somut uyuşmazlıkta çağrıya ilişkin ilan ve iadeli taahhütlü mektuplarda TTK'nın 437/1 maddesinde yer alan hususa işaret edilmemiş olması, tüm genel kurul kararlarının değil, sadece ilgili genel kurul kararlarının iptaline yol açacağı kanaatine varılmıştır. Dava konusu genel kurul kararları bakımından butlan sebepleri bulunup bulunmadığının ayrıca irdelenmesi gerekmektedir. Bu noktada davacılar vekili, bilançoların, davalı Şirket'e, TTK m. 437/1 hükmüne aykırı şekilde, genel kurul toplantısından iki gün önce ve e-mail yoluyla gönderildiğini, 2020 ve 2021 yıllarına ilişkin yıllık faaliyet raporunun da genel kurul esnasında müvekkillerinin temsilcilerine teslim edilmiş olduğunu iddia etmektedir. Davalı şirket vekili ise, müvekkili şirketin TTK m. 437/1 hükmünde sayılan tüm belgeleri genel kurul öncesinde şirket merkezinde hazır bulundurduğunu ancak Davacılar'ın genel kurul öncesinde bilgi alma haklarını kullanmamayı tercih ettiğini, dava konusu genel kurulda tüm payların toplantıda temsil edildiğini, buna rağmen Davacılar'ın genel kurula ilişkin davetin usulüne aykırı yapıldığı ve genel kurul toplantısında alınan kararların batıl olduğu iddiasında bulunmalarında hiçbir hukuki yarar bulunmadığını, çağrıda usulsüzlük olduğu iddiasının kabulü halinde dahi söz konusu usulsüzlüğün genel kurulda alınan kararların mahiyetinde bir değişikliğe yol açmayacağını ileri sürmektedir. TTK m. 437/1 hükmünde sayılan belgelerin şirket merkezinde hazır bulundurulmadığı hususunda ispat yükü davacılara ait olup, davacılar söz konusu belgelerin genel kurul toplantısı öncesinde şirket merkezinde hazır bulundurulmadığını ispat edecek herhangi bir delili dosyaya sunabilmiş değillerdir. Bu anlamda, bu sebeple, genel kurul toplantısında alınan kararların butlanla batıl olduğu yönündeki iddiaya itibar edilmemiştir. Bilirkişi raporu ile, .... ... ve ... plakalı araçları kendisi ve aile üyelerine sattığı ancak satılan araçların davalıya alım-satım tarihleri incelendiğinde, davacının iddia ettiği gibi alım tarihleri ile satış tarihleri arasında çok kısa zaman olmadığı, Şirketin mizanı incelendiğinde 250 Arsa ve Araziler hesabı ve 252 Binalar hesabı bakiyesinin 2017,2018,2019,2020 ve 2021 yıllarında değişim göstermediği, şirketin detay mizanından herhangi bir alım ya da satış işlemi olmadığı, Şirket mizanı incelendiğinde 253 Tesis Makine Cihazlar hesabının 2017 yılında 25.228.226,01 TL iken 2021 yılında 41.027.110,66 TL'ye ulaştığı, şirketin tesis makine cihazlarında artış meydana geldiği, Yönetim kurulu yıllık faaliyet raporunda 2019 yılında 140.968.711,56 TL olan cironun 2020 yılında 102.068.706,87 TL 'ye indiğin, net karlılık oranının % 5'ten % 8'e yükseldiği, 2021 cirosunun 132.543.908,43 TL'ye yükseldiği, net karlılık oranının % 4,7 olarak gerçekleştiği, 2020 net karının 6.056.455,09 TL, 2021 yılı net karının 5.229.983,88 TL gerçekleştiği, 2020 yılında 56.532.130,35 TL, 2021 yılında 63.432.022,33 TL özkaynağı bulunduğu ifade edilmiş olup bu verilerin şirketin mali tabloları ile uyumlu olduğu, Şirketin 2021 yılı mizanında 570 Geçmiş Yıl Karları hesabının 11.293.961,59 TL olduğu, 21/12/2017 tarihli 9478 sayılı TTSG ile 12.842.000 TL olan şirket sermayesinin 29.000.000 TL'ye çıkarılmasına karar verilmiş olup, mezkur gazetede yer alan açıklamada şirketin 5.204.548,55 TL geçmiş yıl karlarının sermaye artırımında kullanıldığı, 12/11/2018 tarihli 189 sayılı TTSG ile 29.000.000 TL olan şirket sermayesinin 35.000.000 TL'ye çıkarılmasına karar verilmiş olup, mezkur gazetede yer alan açıklamada şirketin 70.062,13 TL geçmiş yıl karlarının sermaye artırımında kullanıldığı, 08/11/2019 tarihli 9947 sayılı TTSG ile 35.000.000 TL olan şirket sermayesinin 44.000.000 TL'ye çıkarılmasına karar verilmiş olup, mezkur gazetede yer alan açıklamada şirketin 3.598.368,94 TL geçmiş yıl karlarının sermaye artırımında kullanıldığı, dolayısıyla şirketin 2017,2018 ve 2019 yılları sermaye artırımlarında geçmiş yıl karlarının 8.872.979,62 TL'sinin sermayeye ilave edildiği, Şirketin TTK m. 519 hükmünce zorunlu olarak ayırması gereken yasal yedekleri ayırdığı, dosyada yer alan bağımsız denetim raporlarında, finansal tabloların gerçeğe uygun bir şekilde hazırlandığı görüşüne yer verildiği tespit edilmiştir. Bu tespitler de dikkate alındığında, anonim şirket olan davalı şirkette, kar payı dağıtılmasına genel kurulun karar vereceği, genel kurulun, şirketin amaç ve faaliyetleri, gelir ve giderleri, yapılacak yatırımlar ve benzeri hususları dikkate alarak, kar payı dağıtılmamasına karar verebileceği, şirket ortaklarının kâr payı ile ilgili olarak kazanılmış bir hakları bulunmadığı anlaşılmakla, davalı şirket genel kurul gündeminin 5 nolu kararının batıl olduğu veya iptal edilebilir nitelikte bulunduğu söylenemeyecektir. Davacı tarafça, bağımsız denetim raporuyla davalı şirketin bilançoları arasında çelişkiler olduğuna yönelik herhangi bir delil dosyaya sunulamadığından ve ...A.Ş.'nin görevlendirilmesine ilişkin kararda kanuna veya dürüstlük kuralına aykırı bir yön bulunmadığı, özel denetçi atanması talebinin reddine ilişkin kararda herhangi bir kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, 6 ve 8 nolu kararlar yönünden yapılan talebin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Yine ibra edilmeyen yönetim kurulu üyelerinin yeniden yönetim kurulu üyesi seçilmesinde kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı bir durum bulunmadığından, ... ... ve ...'ın yönetim kurulu seçilmelerinde usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşıldığından, davacı tarafın, genel kurul gündeminin 9 nolu kararına yönelik talebinin de yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Bu itibarla, davacı tarafın, genel kurul kararlarının butlan ile batıl olduğunun tespiti, olmadığı takdirde dava konusu yapılan 5, 6, 8 ve 9 nolu kararların iptali talebinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. <br>Tüm bu nedenlerle aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacılar tarafından açılan davanın REDDİNE, <br>2-Alınması gerekli 269,85-TL harçtan, davacı tarafça yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 189,15‬ -TL harcın davacılardan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>3- Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, <br>4- Davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 17.900,00-TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı tarafa verilmesine, <br>5- 6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince, davacılar ve davalı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi sonrası talep halinde yatıran tarafa iadesine,<br>Dair; taraf vekillerinin  yüzlerine karşı,  gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/12/2023<br><br><br>Başkan ...<br>  e-imzalıdır  <br><br><br>Üye ...<br>  e-imzalıdır  <br><br><br>Üye ...<br>  e-imzalıdır  <br><br><br>Katip ...<br>  e-imzalıdır  <br><br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cc13e17d4b0e42e8","SID":"2925f67022e35c40"}}