{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS     NO\t\t: 2020/214 <br>KARAR NO\t\t: 2023/2152<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/10/2019<br>NUMARASI\t\t: 2016/1479 Esas  2019/938 Karar <br>DAVA\t\t: MENFİ TESPİT - İTİRAZIN İPTALİ<br>KARAR TARİHİ                  \t: 23/11/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ   \t: 23/11/2023<br><br>İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1479 Esas ve 2019/938 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen karara karşı davalı-birleşen dava davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...dava dilekçesinde özetle;  Davalı Şirketin Ortağı ve Yetkilisi ...' ın Müvekkil Davacı Şirketin eski çalışanı olduğunu, kendisi ile uzun süre çalışıldığını ve kendisine sağladığı güven sayesinde İş kurması ve geliştirmesi için destek olunduğunu ve İzmir' de bu şirketi kurmasının sağlandığını, davalı Şirket yetkilisinin Para sıkıntısı içinde olduğunu söyledikçe kendisine maddi destek olarak oldukça yüklü miktarda Borç Para gönderildiğini, bu borcun iadesi için ayrıca dava açacaklarını ve dava haklarını saklı tuttuklarını, böylece Davalı Şirketin Müvekkil Şirketin işlerini Fason olarak İzmir ve Ege Bölgesinde  yerine getirmesinin hedeflendiğini, ancak davalının aldıklarıyla yetinmeyip müvekkil şirkete rakip olmak üzere gizli ilişkiler yürüttüğünü ve Davacı Şirketin elamanlarını tarafına çekerek Haksız Rekabette bulunmakta olduğunu, bu hususta ve Müvekkil Davacı şirketin bazı belgelerinin iptallerine Kötü Niyetle sebep olduğu için Müvekkil Şirketin huzurdaki davanın davalısı şirkete karşı her türlü dava haklarını saklı tuttuğunu, davalı Şirketin Müvekkil Şirkete karşı izmir 26.Noterliği'nin 09.12.2016 T. 16442 YN. ihtarnamesini göndererek, müvekkil şirketten 17.11.2016 T. A/8144 Nolu 59.000,00 TL Bedelli ve 18.11.2016 T. A/8146 Nolu, 4.720,00 TL bedelli 2 adet irsaliyeli faturalar ile talep ettiği bedele aynı ihtarname ile talep ettiği ve muaccel hale geldiğini iddia ettiği açık hesap adı altında 110.000,00 TL olmak üzere toplam 173.720,00 TL bedeli kötü niyetli olarak talep ettiğini, davalının aynı ihtarnameyle müvekkil şirketin İzmir şubesi'ndeki makine ve teçhizatı üzerinde dahi hak iddia ettiğini, bu makine ve teçhizatların müvekkil şirkete ait olduğu fatura ve defter kayıtlarıyla sabit olduğundan bu konunun dava ve dava değeri içeriğine alınmasına gerek görülmediğini,17.11.2016 T. A/8144 Nolu 59.000,00 TL bedelli ve 18.11.2016 T. A/8146 Nolu, 4.720,00 TL bedelli 2 adet irsaliyeli faturaya ve varsa başkaca faturalara itirazları olduğunu ve adı geçen faturaların müvekkil şirketçe asla kabul edilmediklerini, faturalara konu hizmetin ya da malın teslimine dair bir belge bulunmadığı gibi böyle bir mal veya hizmet tesliminin asla yapılmadığını, müvekkil şirketin ihtarnameye konu edilen şekilde muaccel hale geldiğini iddia ettiği açık hesap adı altında 110.000,00 Tl borcu veya başkaca borcu bulunmadığını, davacı şirket ile davalı şirket arasında hiçbir açık hesap bulunmadığını müvekkil Şirketten Noterlik İhtarnamesiyie alacak talep edilmesinin yerleşik yargıtay uygulamaları gereği menfi tespit davasının haklı sebebi olup davada İspat yükünün Yine Yerleşik Yargıtay uygulamaları gereği davalıda olduğunu iddia ederek, müvekkil davacı Şirketin ihtarname konusu 59.000,00 TL ve 4.720,00 TL bedelli iki adet irsaliyeli faturadan ve yine aynı ihtarname ile talep edilen ve de muaccel hale geldiği iddia olunan açık hesap adı altında 110.000,00 tl' den dolayı borçlu bulunmadıklarının tespitine, davalı şirketin alacağın %20' sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkumiyetine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.<br>Davalı vekili mahkememizin asıl davası 2016/1479 E. Sayılı dosyasına ibraz ettiği 16/05/2017 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın dava dilekçesinde Müvekkil Şirket Yetkilisinin eski çalışanları olduğunu, sayelerinde kazanımlar elde edip kendisine iş kurduğunu ve bu duruma gelirken davacı şirketten destek aldığını ileri sürdüklerini, oysaki gerçekte ekte sunulan 07.01.2010 Tarihli Sözleşmeden de görüleceği üzere, müvekkil şirket yetkilisinin davacı şirketin yetkili bayiliğini yapmakta iken davacı şirket yetkilisince kendisine sunulan teklif ile davacı şirkette sigortalı ve prim+maaş usulüyle çalıştığını, bu çalışma neticesinde davacı şirketin ege bölgesinin tüm iş yükünün müvekkilce karşılanmaya başlandıktan sonra da davacı tarafından ortaklık teklif edildiğini, bundan sonraki süreçte taraflar arasında gizli ortaklık sürecinin başladığını ve her ne kadar dava dilekçesinde davacı yanın kendisini şimdiden garanti altına alma kastıyla \"Oldukça Yüklü Miktarda Borç gönderdiği\" kılıfını yaratmışsa da, her iki şirketin defterleri, şirket çalışanlarının yeminli beyanları ve şirketler arasındaki elektronik posta yazışmaları incelendiğinde bu durumun gerçekten uzak, mesnetsiz ve hukuka aykırı şekilde borçtan kurtulma maksatlı olduğunun görüleceğini, müvekkil şirkete ait alacakların hali hazırda ödenmediği gibi davacının muvazaalı borçlanmalar yoluyla gerçek dışı icra takipleri yaparak müvekkil ile gizli ortaklığa tabi olan mallan haciz yoluyla kendi yedinde aldığını ve o tarihte çalışan işçilerini dahi tazminatsız alarak işten çıkardığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. <br>Birleşen İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1058 E. 2018/426 K. Sayılı dosyasında; <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkil şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkinin 07/01/2010 tarihinde taraflarca imzalanmış yetkili servis sözleşmesi'nden anlaşılacağı üzere müvekkil davalı şirketin Ege Bölgesi yetkili servisi olduğunu,   27/01/2017 tarihinde davalı aleyhine 17/11/2016 düzenleme tarihli 8144 no.lu 59.000.,, TL tutarındaki fatura ile 18/11/2016 düzenleme tarihli 8146 no.lu 4.720,00 TL  tutarındaki faturaların karşılığı Karşıyaka 3. İcra Müdürlüğü'nün 2017/67 muhabere numarası ile 7. örnek icra takibine başlanıldığını, anılı icra dosyası 15/02/2017 tarihinde İstanbul Anadolu Adliyesinin 13.İcra Müdürlüğü'nün 2017/4548 esasına kaydolduğunu, davalı şirketin böyle bir borcun olmadığını iddia etmekte ise de, cari hareket dökümüne dayalı fatura örnekleri ile gönderilen fatura örneklerine ait bedellerin banka havalesi yoluyla gelmesi sebebiyle banka hesap hareketlerinden de takip miktarlarının ödenmediğinin sabit olduğunu, davalı şirketin müvekkil firmadan bir hizmet satın aldığını ve faturalar kendilerine gönderilmiş olmasına rağmen üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediğini ve ödeme yapmadığını, diğer yandan davalı taraf müvekkil firmanın alacaklı ile bunların dışında muaccel hale gelmiş olan muhtelif alacaklarından kurtulabilme maksadı ile İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1479 Esas sayılı dosya ile menfi tespit davası ikame edildiğini, bu davanın ise müvekkile 23/03/2017 tarihinde tebliğ edildiğini, tüm bu sebeplerle davalı şirketin icra takibine yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen faiz ve ferileriyle ödemeye ve takip konusu alacağın % 20 sinden az olmamak üzere davanın kabulüne karar verilmesini arz ve talep etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; konusu aynı olan davalıların  birleştirilmesini talep etmekte olup, davacı şirketin huzurdaki davaya konu icra takibini açmasından sonra, davalı müvekkili şirket konusunun bir kısmı huzurdaki dava ile tamamen aynı olan İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1479 Esas sayılı davasının ikame edildiğini, davalar arasında davanın konusu itabırayla açık ve kesin bağlantı mevcut olduğunu, davalardan biri itirazıp iptali, diğerinin menfi tespit davası olduğunu, davanın şimdiye kadar karşı yandan bir birleştirme talebi de gelmediğini, HMK gereği huzurdaki davanın birlelştirilmesi gerektiğini, davalının davacıya hiçbir borcu bulunmadığı gibi tam tersi alacağının bulunduğunu, davalı ... San. Tic. Ltd. Şti'nin ortağı ve yetkilisi ..., davacı müvekkilin ... Tic. San. Ltd. Şti'nin eski çalışına olduğunu, kendisi ile uzun süre çalışılmış olduğnuu, kendine sağladığı güven sayesinde iş kurması ve gelişitirilmesiiçin kendisine destek olunduğunu ve İzmir'de bu şirketi kurması sağlandığını, davalı şirket yetkilisi para sıkıntısı içinde olduğunu söyledikçe kendisine maddi destek olarak oldukça yüklü miktarda borç gönderildiğini, bu borcun iadesi için ayrıca dava açılacağını, şirketin bu konudaki tüm dava hakkının saklı olduğunu, böylece davalının müvekkil şirketin işlerini fason olarak İzmir'de ve Ege Bölgesi'nde yerine getirmesinin hedeflendiğini, ancak davalı aldığı ile yetinmeyip müvekkil şirkete rakip olmak için gizliden çalışma yürüttüğünü, davacı şirketin elemanlarını dahi kendi tarafına çekerek haksız rekabette bulunduğunu, bu hususta ve davacı şirketin bazı belgelerinin iptallerine kötü niyetle sebep olduğu için müvekkil şirketin huzurdaki davanın davacısına karşı her türlü dava hakkının saklı olduğunu, davalı şirketin, müvekkil şirkete karşı İzmir 26. Noterliği'nin 09/12/2016 tarihli ve yevmiye 16442 sayılı ihtarnamesi ile ihtar göndererek müvekkilinden 17/11/2016 düzenleme tarihli ve seri A 8146 Seri nolu 4.720,00 TL bedelli iki adet irsaliyeli faturalar ile talep ettiği bedele aynı ihtarname ile talep ettiği muaccel hale geldiğini iddia ettiği açık hesap adı altında 110.000,00 TL olmak üzere toplam 173.720,00 TL bedeli kötü niyetle talep ettiğini, davalı aynı ihtarname ile müvekkil şirketin İzmir Şubesi'ndeki makine ve teçhizatı üzerinde dahi hak iddia ettiğini, bu makine ve teçhizatın müvekkil şirkete ait olduğu faturalar ve defter kayıtları ile sabit olduğundan ve dahi davalı şirket yetkilisinin bir icra tutanağında ikrarı bulunduğundan bu konunun dava ve dava değer içeriğine alınmasına gerek gömlmerfîğini, keşide edilen ihtarname ile dava konusu faturalara ve varsa başkaca/ faMralarc^ itiraz ettiklerini, adı geçen faturalar müvekkil şirket tarafından asla kabul ediİnlediğini, vraturalara konu hizmetin ya da malın teslimine dair bir belgenin de bulunmadığını, hfizynet tesiımininde asla yapılmadığını, tüm bu sebeplerde davanın reddine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.<br>İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1058 E. 2018/426 K. Sayılı dosyasında 17/04/2018 tarihli kararı ile ;\" davalarına konu icra takibine dayanak faturalar ile, davalının menfi tespit istemi ile açtığı mahkememizin 2016/1479 Esas sayılı dava dosyasına konu faturaların aynı olduğu, her iki dava arasında hukuki ve fiili bağlantının mevcut bulunduğu, davalının dava dosyalarının birleştirilmesi yönünde açık talebi doğrultusunda HMK 166/2 maddesindeki dava dosyalarının birleştirilmesine karar verilerek 22/05/2018 tarihli kesinleşme şerhi ile birlikte dosyanın mahkememize gönderildiği görülmüştür.<br>Asıl dava dosyamızın konusunun; avalı tarafından davacı adına düzenlenen 17/11/2016 düzenleme tarihli seri A sıra No:8144 nolu 59.000,00-TL bedelli irsaliye fatura ile 18/11/2016 düzenleme tarihli ve seri A Sıra No:8146 Nolu 4.720,00-TL bedelli faturalarda belirtilen borç miktarınca davalıya borçlu olmadığının tespiti ve davalı şirketin %20 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesi istemine ilişkin olduğu, uyuşmazlığın; davaya konu faturalar  nedeniyle davacının davalıya borçlu olup olmadığı,borçlu ise miktarı  hususlarında toplandığı görülmüştür. <br>Birleşen dosya davamızın konusunun; fatura alacağının tahsili için girişilen icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup İİK'nun 67 ve devamı maddelerine dayandığı, daya konu İstanbul Anadolu 13. İcra Müdürlüğü'nün 2017/4548 Esas sayılı takip dosyasının celp olunarak yapılan incelenmesinde davacı tarafından davalı aleyhine 26/01/2017 tarihinde 17/11/2016 tarihli 8144 nolu 59.000,00 TL bedelli ve 18/11/2016 tarihli 8146 nolu 4.720,00 TL bedelli faturaların dayanak tutularak 63.720,00 TL asıl alacak 1.098,67 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 64.818,67 TL alacağın tahsili için genel haciz yoluyla icra takibi yapıldığı, davalının yasal süresi içerisinde borca itiraz ettiği ve takibin durduğu görülmüştür. <br>Mahkememizce ön incelemenin duruşmalı yapıldığı, yargı yolunun caiz olduğu, mahkememizin görevli ve yetkili olduğu, dava şartlarının mevcut olduğu, taraf ve dava ehliyetinin mevcut olduğu, vekaletnamede eksiklik olmadığı, ilk itirazın bulunmadığı hususları tespit edilmiştir.<br>Mahkememizce  Davacı Şirketin Uyuşmazlık Konusu Döneme ilişkin Ticari Defter ve Kayıtları üzerinde tarafların iddia ve itirazları doğrultusunda inceleme yapılarak bilirkişi raporu aldırılmasına karar verilmiş olup; İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/83 Talimat sayılı dosyasında aldırılan bilirkişi raporunda özetle; Davalı Şirketçe İzmir 26.Noterliği Vasıtasıyla Davacı Şirkete Keşide edildiği görülen Dosyada Mübrez 09.12.2016 T. 16442 YN.' lu ihtarnamede yer alan ve Davacı Şirketçe işbu Davada Menfi Tespite konu edilen;1.18.11.2016 Düzenleme Tarihli, A/8146 Nolu, KDV Dâhil 4.720,00 TL Tutarlı İrsaliyeli Fatura, 17.11.2016 Düzenleme TarM, A/8144 Nolu, KDV Dâhil 59.000,00 TL Tutarlı İrsaliyeli Fatura ve Açık Hesaplarda Muaccel Hale geldiği iddia olunan 110.000,00 TL Açık Cari Hesap Davalı Şirket Alacağına, davacının İncelenen Ticari Defter Kayıtları ve Dayanak Belgeleri üzerinde rastlanılmamış olup, Hesap incelemesinde detaylandırıldığı üzere taraflar arasındaki ticari ilişki sonucunda davacı şirket ticari defter kayıtlarında yer alan hesap Bakiyesinin (O) SIFIR olduğu, bu tespitler muvacehesinde davacının menfi tespit talebinin takdirinin mahkemeye ait olduğu yönünde görüş belirtilmiştir. <br>Mahkememizin 19/06/208 tarih, 4 no.lu celse 1 no.lu ara kararı ile; birleşen dosya bakımından davacı asıl dosya bakımından davalı olan ... ...Ltd.. Şti ne ait ticari defter, belge ve kayıtlarının  bulunduğu adresi bildirildiği takdirde dosyanın SMMM bilirkişi ...' na  tevdi olunarak rapor ibraz etmesinin istenilmesine karar verilmiş olup Mali Müşavir ... tarafından mahkememize sunulan 18/03/2019 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; Asıl Dosya Yönünden; davacı birleşen dosyada davalı ... Sağlık kayıtlarında davalı birleşen dosyada davacı ... şirketine herhangi bir borç tutarının kayıtlı olamadığı, davalı birleşen dosyada davacı ... kayıtlarında 31/12/2016 tarihi itibariyle; 63.720,00 TL bedelli \"Teknik servis hizmet bedeli\" açıklamalı 2 adet fatura bedeli ile 708,00 TL bedelli, \"kira bedeli\" açıklamalı faturadan kaynaklanan toplam 64.428,00 TL tutarında davacı birleşen dosyada davalı ... Sağlık şirketinin cari hesap borcunun göründüğü, asıl dosyada menfi tespit istenen 173.720,00 TL lik borç tutarının, 64.428,00 TL lik kısmının davalı birleşen dosyada davacı ... defterlerinde kayıtlı olduğu, kalan 109.292,00 TL'lik borca ilişkin Davalı birleşen dosyada davacı ... defterlerinde herhangi bir kayıt bulunmadığı gibi dayanak yasal belge de ibraz edilmediği,64.428,00 TL lik borç kaydına dayanak 2 adet faturanın Davacı birleşen dosyada davalı ... Sağlık tarafından iade edildiği ve kayıtlarında yer almadığı, görülmüş olup, söz konusu faturaların içeriği Teknik Servis Hizmetinin Davacı birleşen dosyada davalı ... Sağlık şirketine verildiğine ilişkin yasal bir belge ibraz edilmediği olup, bu faturalar yönünden borç olup olmadığı hizmet teslimine ilişkin takdirin mahkemeye ait olduğunu, diğer taraftan 708,00 TL lik kira faturasının ise taraflar arasında akdedilen 01/08/2011 tarihli kira sözleşmesi nedeniyle her ay düzenlenen kira faturası olduğu, davacı birleşen dosyada davalısının söz konusu kira sözleşmesini Kadıköy 14. Noterliğinin 05/12/2016 tarih, 20013 y. nolu ihtarnamesi ile fesih bildiriminde bulunduğu, ihtarname içeriğinden ihtarname tarihi itibariyle henüz kiralananın anahtarının teslim edilmediği anlaşılmış olup, bu fatura bedelinin davacı birleşen dosya davalısı Ozan Sağlık firmasının borcu olup, olmadığına ilişkin takdirin mahkemeye ait olduğu, birleşen Dosya Yönünden;aynı zamanda asıl dosyada menfi tespite konu Birleşen dava konusu 63.720,00 TL bedelli \"Teknik servis hizmet bedeli\" açıklamalı 2 adet faturanın Davacı birleşen dosyada davalı ... Sağlık defterlerinde kayıtlı olmadığı faturaların iade edildiği, davalı birleşen dosya davacısı ... şirketinin defterlerinde kayıtlı olduğu ancak faturaların içeriği Teknik Servis Hizmetinin Davacı birleşen dosyada davalı ... Sağlık şirketine verildiğine ilişkin yasal bir belge ibraz edilmediği görülmüş olup, bu faturalar yönünden borç olup olmadığı ve hizmet teslimine ilişkin takdirin mahkemeye ait olduğu, diğer taraftan birleşen davaya konu icra takibinde 1.098,67 TL işlemiş faiz talep edilmiş olup, takibe konu faturaların davacı birleşen dosya davalısı Ozan Sağlık firmasının defterlerinde kayıtlı olmaması, ve faturaların kabul edilmeyerek iade edildiği, fatura içeriği hizmetin verilip verilmediğinin bu aşamada belli olmaması nedeniyle faiz hesaplaması yapılmamış olup, faiz konusunda takdirinin mahkemeye ait olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.<br>Bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edildiği , davalı-birleşen dosya davacısı vekili tarafından bilirkişi raporuna beyan ve itiraz, davacı-birleşen dosya davalısı vekili tarafından bilirkişi raporuna beyan dilekçesinin sunulduğu görülmüştür.<br>Asıl dava menfi tespit davası birleşen dava itirazın iptali davasıdır. 17/11/2016 düzenleme tarihli ve seri A Sıra No: 8144 no.lu 59.000,00 TL bedelli irasliyeli faturada, 18/11/2016 düzenleme tarihli ve seri A sıra No: 8146 no.lu 4.720,00 TL bedelli irsaliyeli fatura her iki davanın konusu olmasının yanı sıra asıl dava dosyasına konu edilen ayrıca birde açık hesap adı altında 110.000,00 TL bulunmaktadır. Bu nedenle her iki dava yönünden de tahkikatın ortak yürütülmesinde bir sakınca görülmemiştir.<br>Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; asıl dava dosyası yönünden davacının kayıtlarında davalıya herhangi bir borç kaydının görünmediği, davalının kayıtlarında ise davacıya 17/11/2016 düzenleme tarihli ve seri A Sıra No: 8144 no.lu 59.000,00 TL bedelli irasliyeli faturada, 18/11/2016 düzenleme tarihli ve seri A sıra No: 8146 no.lu 4.720,00 TL bedelli irsaliyeli faturadan kaynaklı olmak üzere toplam 63.720,0  TL borçlu gözüktüğü ayrıca 708,00 bedelli bir adet faturadan daha borçlu göründüğü ancak bu tutarın dava konusu yapılmadığı ancak söz konusu toplam 63.720,00 TL'lik faturaların davalı tarafa iadelerinin yapıldığı, buna karşılık söz konusu bu iki adet fatura içeriği hizmetin davalı tarafından davacıya verildiğinin ispat edilemediği sabit görüldüğünden davacının davalıya 17/11/2016 düzenleme tarihli ve seri A Sıra No: 8144 no.lu 59.000,00 TL bedelli irasliyeli faturada, 18/11/2016 düzenleme tarihli ve seri A sıra No: 8146 no.lu 4.720,00 TL bedelli irsaliyeli faturadan kaynaklı borcunun olmadığına kanaat getirilmiştir. Ayrıca 110.000,00 TL bedelli muaccel hale geldiği iddia edilen ve davacı tarafa gönderilen ihtarnamede bahsedilen borcun varlığı gerek davacı gerekse de davalı defterlerinde bulunmadığından ve bu tutarın varlığının davalı tarafça kanıtlanmadığından esas dosya bakımından açılı davanın kabulü ile davanın kabulü ile İzmir 26.  Noterliği'nin 09 Aralık 2016 tarihli ve 16442 yevmiye sayılı ihtarnamesine konu 17/11/2016 düzenleme tarihli ve seri A Sıra No: 8144 no.lu 59.000,00 TL bedelli irasliyeli faturada, 18/11/2016 düzenleme tarihli ve seri A sıra No: 8146 no.lu 4.720,00 TL bedelli irsaliyeli faturadan ve aynı zamanda noterlik evrakına konu edilen muaccdel hale geldiği iddia edilen açık hesap adı altındaki 100.000,00 TL'den olmak üzere toplam 173.720,00 TL'den davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, dava tarihi itibari ile henüz davacı aleyhine icra takibine girişilmediğinden davacı tarafın kötü niyet tazminat talebinin reddine, birleşen dava yönünden İstanbul Anadolu 13. İcra Müdürlüğünün 2017/4548 esas sayılı dosyası üzerinden talep edilen asıl alacak konusu olan 17/11/2016 düzenleme tarihli ve seri A Sıra No: 8144 no.lu 59.000,00 TL bedelli irasliyeli faturada, 18/11/2016 düzenleme tarihli ve seri A sıra No: 8146 no.lu 4.720,00 TL bedelli irsaliyeli faturadan oluşan toplam 63.720,00 TL'lik faturanın davacı taraf defterlerinde alacak kaydı gözükmesine rağmen davalı defterlerinde borç kaydının gözükmediği, söz konusu iki adet faturanın davacıya iade edilmiş olduğunun davalı tarafından ispatlandığı, durumun aksinin yada fatura konusu hizmetin davalıya verildiğinin davacı tarafından ispatlanamamış olması nedeniyle davanın reddine, davalı tarafından istem konusu edilen kötü niyet tazminatının yasal koşulları somut olay bakımından oluştuğundan İİK madde 67/son gereği takdir ve hesap edilen 12.963,73 TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesi...'' gerekçesi ile A) Asıl dava yönünden; 1-Davanın kabulü ile İzmir 26.  Noterliği'nin 09 Aralık 2016 tarihli ve 16442 yevmiye sayılı ihtarnamesine konu 17/11/2016 düzenleme tarihli ve seri A Sıra No: 8144 no.lu 59.000,00 TL bedelli irasliyeli faturada, 18/11/2016 düzenleme tarihli ve seri A sıra No: 8146 no.lu 4.720,00 TL bedelli irsaliyeli faturadan ve aynı zamanda noterlik evrakına konu edilen muaccdel hale geldiği iddia edilen açık hesap adı altındaki 100.000,00 TL'den olmak üzere toplam 173.720,00 TL'den davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2-Dava tarihi itibari ile henüz davacı aleyhine icra takibine girişilmediğinden davacı tarafın kötü niyet tazminat talebinin reddine, B)Birleşen dava yönünden; 1- Davanın reddine, 2- Davalı tarafından istem konusu edilen kötü niyet tazminatının yasal koşulları somut olay bakımından oluştuğundan İİK madde 67/son gereği takdir ve hesap edilen 12.963,73.TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, karar verilmiş, verilen bu karara karşı davalı-birleşen dava davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: <br>Davalı-birleşen dava davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemece irsaliyeli faturada eksiksiz teslim alan kısmına atılmış olan imza ve kaşenin sonuçlarının irdelenmediğini ve incelenmediğini, bilirkişi raporunun eksik olduğunu, müvekkilinin ticari defterlerine göre ... sağlık şirketinin borçlu göründüğünü, mahkemece, hizmetin ifa edildiğinin ispat edilemediği gerekçesinin yerinde olmadığını, kötüniyetli haksız haciz sonrasında müvekkilinin bilgisayarına el konularak bazı bilgilerin yok edildiğini, faturalarda eksiksiz teslim alanın imzasının incelenmesi ve bu şahsın dinlenmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.<br>\t <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: <br><br>Asıl davada,  fatura ve cari hesaptan dolayı borçlu olmadığının tespiti, birleşen davada ise fatura alacağının tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ispat yükü başlıklı 190. maddesinde; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>               (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” şeklinde düzenleme getirilmiştir.<br>Aynı Kanun’nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222. Maddesi; \" (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.<br>(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.<br>(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.<br>(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.<br>(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.” şeklindedir.\t\t<br>Türk Ticaret Kanunu’nda faturanın tanımı yapılmamıştır. Vergi Usul Kanunu'nun 229. maddesinde yer alan tanımlama  ise; \"Fatura satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesikadır” şeklindedir. Bu durumda fatura; “ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari bir belge niteliğindedir.” şeklinde tanımlanabilir.<br>TTK'nın 21. maddesinde faturaya ilişkin \"Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir. Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir yazıyı alan kişi, bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itirazda bulunmamışsa, söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır.\" şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Bu yasal düzenlemelerden çıkan sonuç; fatura  düzenlemesi için öncelikle taraflar arasında akdi  bir  ilişkinin  bulunmasının gerekli  olduğudur. Ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma halinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili olmayıp, taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belge sayılacaktır. Anılan madde hükmü ile, faturanın özellikle tacirler arasında ifaya yönelik bir  ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden  düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine, bir karine getirilmiştir. Faturanın  adına  tanzim  edilen  aleyhine  ispat  vasıtası  olması, yani faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi yukarıda ayrıntısı açıklanan yasa hükmünden kaynaklı karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen  tacirin alınan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim  edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmesinin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gereklidir. Maddede yer alan karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir.<br>Fatura sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olduğu için süresinde itiraz olunmamak suretiyle kabul edildiği varsayılan fatura içeriği ancak sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak faturada yer alması olağan sayılan satılan malın cinsi veya yapılan işin adedi, türü, bedeli gibi hususlara ilişkin delil olabilir. Sözleşmenin kuruluşu aşamasında başta var olmayıp, ifa ile ilgili hususlarda sözleşmeyi değiştiren ve diğer tarafın durumunu ağırlaştıran kayıtların sonradan faturaya konulması durumundaki buna muhatabınca itiraz edilmese dahi bu kayıtların faturanın zorunlu ve olağan içeriğinden kabul edilmesi, düzenlemenin şekline olduğu kadar amacına da aykırı düşecektir.<br> Sadece faturanın tebliğ edilmesi ve tebliğden itibaren sekiz gün içinde itiraz edilmemesi akdi ilişkinin varlığının kanıtı değildir. Bu nedenle akdi ilişkinin inkârı halinde faturayı düzenleyen kimsenin bu ilişkinin varlığını ve faturaya konu malların teslim edildiğini, hizmetin verildiğini kanıtlaması gerekir.<br>  Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle asıl dava davalı-birleşen dava davacısı şirket tarafından faturalara ve cari hesaba konu hizmetin asıl dava davacı-birleşen dava davalı şirkete verildiğinin/yapıldığının usulüne uygun kesin delillerle ispatlanamamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı-birleşen dava davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/10/2019 tarih ve 2016/1479 Esas  2019/938 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı-birleşen dava davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf başvurusu sırasında asıl dava yönünden alınması gereken 7.514,10.TL nispi karar harcı ile birleşen dava yönünden alınması gereken 269,85.TL maktu karar harcı olmak üzere toplam 7.783,95.TL harçtan, peşin olarak alınan 2.966,50.TL harcın mahsubu ile bakiye 4.817,45.TL harcın davalı-birleşen dava davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,  <br>3-İstinaf başvurusu sırasında davalı-birleşen dava davacısı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı-birleşen dava davalısı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 23/11/2023  tarihinde oy birliği ile karar verildi<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"15911185d05fa122","SID":"fc02a2ba5b4d3931"}}