{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2020/152 <br>KARAR NO\t\t: 2023/2316<br>KARAR TARİHİ\t: 19/12/2023<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28/11/2019<br>NUMARASI\t\t: 2018/762  Esas 2019/1213 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 19/12/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 19/12/2023<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Mahkemece yapılan yargılama neticesinde ;<br>\"Davacı vekili İstanbul ATM 'ye verdiği 02/02/2017 tarihli dava dilekçesinde; davacının davalı firmanın bayisi iken bayilik sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini , sözleşmenin haksız feshi  ile davacı tarafından 18/01/2017 tarihinde Beyoğlu 13. Noterliği'nin 01772 numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, ihtarnamede sözleşmenin tek taraflı ve haksız feshi nedeni ile 7 gün içerisinde stoktaki malların iade alınarak bedelinin davacı şirket hesabına ödenmesi, 200.000,00 USD meblağlı kati teminat mektubunun iadesi, uğranılan zararların tazmini için uzlaşma görüşmelerine başlanması ve hukuka ve ahlaka aykırı ihlallere son verilmesinin ihtar edildiğini, davalının Beşiktaş 8. Noterliğinin 24/01/2017 tarih 01489 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile Tek Elden Satın Alma Anlaşmasının davacının kusuru nedeni ile yenilenmediği , stok malların iade alınmayacağı , 244.656,82 TL cari hesap bakiyesi nedeni ile teminat mektubunun iade edilmeyeceği ,sözleşmenin feshinde kusurun davacıda  olduğunu bildirdiğini ,tarafların davalının iddia ettiği 244.656,82 TL cari hesapta mutabık olduğunu, cari hesabın 237.447,91 TL sinin ... ünvanlı firmadan olan alacak olduğunu, bakiye 7.214,00 TL nin ise davacının cari borcu olduğunu, cari hesabın 7.214,00 TL sinin davalı hesabına ödendiğini , ... firmasından olan alacağın ise farklılık arz ettiğinden ödenmediğini, söz konusu firmaya yapılan satışın davacı tarafından yapılmadığını, satış sözleşmesinin davalı firma tarafından akdedildiği ve davacıya malın gönderilmesi talimatı verildiğini, davalının ayrıca ödemenin alınması hususunun bekletilmesi talimatını da verdiğini , davacı tarafça  Beyoğlu 13. Noterliğinin 23/01/2017 tarih 02225 yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edilerek davalının ... ile akdettiği satım sözleşmesi uyarınca satıma konu malların muhatabına teslim edildiği , faturaların kesilmiş olduğu, ... ' nin satım bedellerini ödemediği ve hakkında yasal takip işlemlerinin başlatıldığı bu nedenle satıma konu mallara ilişkin fatura bedellerinin yasal süreç bitene kadar talep edilmemesi gerektiğinin ihtaren bildirildiğini, davalı tarafça bu ihtara karşı Beşiktaş 8. Noterliğinin 26/01/2017 tarih 01721 yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edilerek Serve ile olan satım ilişkisinin reddedildiği, ticari ilişkilerin davacı tarafından kurulduğu iddiasında bulunulduğunu, beklenilen sürede ödemenin yapılmaması üzerine borçlu ... firması hakkında İstanbul 35. İcra Müdürlüğünün 2016/36397 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibe itiraz edildiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu , İstanbul 13. ATM nin 2017/104 sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, davanın halen derdest olduğunu, davalının sözleşmeyi haksız olarak fesih ettiğini  akabinde 27/01/2017 tarihinde Beşiktaş 8. Noterliğinin 01845 yevmiye numaralı ihtarnamesiyle davacıdan internet sitesinden logo, isim vb. kendilerine ait hususların kaldırılmasını istediğini , taraflar arasındaki sözleşme gereğince sözleşmenin devamı esnasında her ay 200.000,00 USD lik stok malın bulundurulması zorunluluğu koşulduğunu ve bu rakam ile orantılı olarak teminat mektubu alındığını, taraflar arasındaki cari hesap gereğince teminat mektubunun boşta olduğu ve iadesinin gerektiğini, sözleşme feshi haksız olduğundan ve davacının kusuru bulunmadığından davacının zararının tazmininin gerektiğini, akdedilen sözleşme gereği yetkili bayi olan davacının davalının hedef müşteri guruplarının ihtiyacı olan ürünleri tedarik edip pazara sunmak, stoklarını her ay davalıya bildirmek, davalının sattığı malları stoklarında bulundurmak, depolayıp dağıtımını yapmak, davalının ürünlerini satabilmek için internet sitesi ve satış alt yapısı kurmak, davalının marka bilinirliğine katkı sağlayacak ve satışlarını artıracak çalışma ve yatırımları yapmak ile yükümlü olduğunu, bu doğrultuda istenilen stoklar tedarik edilerek davalı firmanın müşterisi olan ... ye teslim edildiğini ancak ...nin ödeme yapmadığı gibi davalının da müşterisi tarafından davacıya ödemesi yapılmayan mallara ilişkin fatura tutarlarının davacı tarafından kendisine ödenmesini talep ederek haksız tahsil yoluna giriştiğini, davacının davalının müşterisi olmayıp  distribütörü olduğunu bu nedenle davalının satmış olduğu ürünlerin bedelinin müşterisi tarafından ödenmemesi üzerine mal bedelinin davacıdan talep edilmesinin kanuna sözleşmeye ve ticari teamüllere aykırı olduğunu , davacı tarafça sözleşme gereğince tüm yükümlülüklerin yerine getirildiğini buna rağmen sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak fesih edildiğini, sözleşme fesih edilmiş olmasına ve davacının ... haricinde davacıya borcu olmamasına rağmen teminat mektubunun iade edilmediğini , tüm bunların yanı sıra sözleşme süresince davacının ifa ettiği edimlerle sözleşmenin sona ermesinden sonra da davalının yararlanabileceği edimler ortaya koyduğunu, sözleşmeye ve ilerde elde edilecek kazanca güvenerek yatırımlar yaptığı ve emek sarf etmiş olduğundan bayilik sözleşmesinin sona ermesi nedeni ile hakkaniyet çerçevesinde denkleştirme yapılması gerektiğini belirtmiş , bayilik sözleşmesinin haksız nedenle davalı tarafından fesih neticesinde davalının iade almaktan imtina ettiği stok malların davalıya iadesine, davalının haksız olarak uhdesinde tuttuğu teminat mektubunun davacıya iadesine ,haksız fesih nedeni ile uğranılan zararların tazminine ,sözleşme süresince ifa edilen tüm edimler neticesinde davalının sözleşmenin sona ermesinden sonra da yararlanabileceği menfaatler çerçevesinde denkleştirme yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili İstanbul ATM'ye verdiği 23/03/2017 tarihli cevap dilekçesinde; taraflar arasında imza altına alınan sözleşmenin genel hükümlerindeki uyuşmazlıklar başlıklı 19. Maddesindeki yetki anlaşmasına göre sözleşme nedeni ile doğacak uyuşmazlıkların hallinde İzmir Mahkeme ve İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğunun kabul edildiğini, davanın İzmir ATM de açılması gerekirken yetkisiz mahkeme olan İstanbul ATM de açıldığını , davanın yetkisizlik nedeni ile reddinin gerektiğini ,dava dilekçesi eklerinin dosyaya sunulmadığını , taraflar arasındaki sözleşmenin hukuki niteliğinin tek elden satın alma sözleşmesi olmadığını, davalı şirketin davacı şirkete münhasır distribütörlük vermesinin ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı şirketin davalı şirketin münhasır distribütörü olmadığını , sözleşmenin hiç bir hükmünde davacı şirkete münhasır distribütörlük veya tekel hakkı verilmediğini , bölgesel bir sınırlama veya üçüncü firmalarla benzeri hususta sözleşme yasağı getirmediğini , Tek Elden Satın Alma adlı sözleşmenin 14. Maddesindeki \" Sözleşmenin süresi  31/12/2016 tarihinde son bulur ve bu tarihte sözleşme hiç bir ihtar ve hükme hacet kalmaksızın kendiliğinden infisah eder tarafların yazılı olarak mutabık kalmaları halinde sözleşmenin aynı şartlar ile ve bir yıllık süre ile yenilenmesi mümkün olup müteakip yıllar içinde aynı hüküm uygulanır\" hükmü uyarınca taraflarca sözleşmenin yenilenmesine yazılı olarak mutabık kalınmaması ve yazılı sözleşmenin tanzim edilmemesi sonucu sözleşmenin 31/12/2016 tarihinde herhangi bir ihtara veya hükme hacet kalmaksızın kendiliğinden son bulduğunu , sözleşme kendiliğinden son bulduğundan davalı tarafça davacı tarafa gönderilecek herhangi bir fesih beyanı bulunmadığını bu itibarla sözleşmenin haksız olarak fesih edildiği iddiasının haksız mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğunu, sözleşmenin 5.2 maddesindeki \" ... yetkililerinin yazılı teyidi olmaksızın mal iadesi hiç bir suret ve şekilde kabul edilemez...\" hükmü uyarınca yetkili bayiye yapılan satış sonrasında davalı şirket yetkililerinin yazılı teyidi olmaksızın mal iadesinin yapılamayacağını ayrıca ticari sebeplerle ürünlerin iade alınabilmeleri için öncelikle ürünün orijinal ambalajında tüm aksesuar ve ambalaj malzemelerinin eksiksiz ve fiziksel hasarsız olması ve fiyat listesinde bahsi geçen minimum adetten az olmaması gerektiğini, iade süresinin ise fatura tarihinden sonra 90 gün olduğunu , bu şartlara uygun iadeler için yetkili bayinin satış temsilcisine başvurması ve iade talebinin kabulünün gerektiğini oysa davacı şirketçe böyle bir başvuru yapılmadığı gibi sözleşmede belirtilen şartlara riayet etmeksizin sözleşmenin bitimine dayanarak yapılan stok malların iadesi talebinin ilk kez dava yoluyla ileri sürülüyor olmasının davacı şirketin sözleşme hükümlerine riayet etmediğini gösterdiğini, davacının denkleştirme talebinin de haksız mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğunu, TTK nın 112. Maddesi son fıkrası uyarınca da davacı şirketin denkleştirme tazminatına hak kazanabilmesi için sözleşmenin tekel hakkı veren bir sözleşme olması gerektiğini ancak sözleşmenin davacı şirkete herhangi bir tekel hakkı ve münhasırlık sağlamadığından denkleştirme tazminat talebinin hukuka aykırı olduğunu ayrıca taraflar arasında bir yıllık süreler ile akdedilmiş olan belirli bir süreli sözleşmenin bir yılın sonunda kendiğinden sona erdiğini, tarafların sözleşmeyi devam ettirdiği yönünden her hangi bir yazılı veya sözleşme yazılı olmadığını ,denkleştirme tazminatı talep edilebilmesinin en önemli şartının sözleşmenin haksız olarak feshi olduğunu, sözleşme kendiliğinden sona erdiğinden denkleştirme talep edilemeyeceğini , taraflar arasında imza atılan sözleşme gereğince davalı şirket mallarının üçüncü kişi veya şirketlere satışındaki ticari ilişkinin davacı şirket tarafından kurulacağı ve kurulan ticari ilişkiler neticesinde meydana çıkan kar ve riskin de davacı tarafa ait olacağının düzenlendiğini, bu itibarla ticari ilişkinin kurulup kurulmaması kararının tamamen davacı tarafa ait olup davalı şirketin kurulan bu tür ilişkilerde her hangi bir garantör sıfatı bulunmadığını ,davacı firmanın üçüncü kişiler ile yaşamış olduğu yasal süreçleri davalı şirket üzerine yıkmaya çalışmaya ilişkin eylemlerinin korunmaya değer bir tarafı bulunmadığını , davalı şirketin davacı şirketin müşterisi olan ... ünvanlı firma ile akdettiği her hangi bir satım sözleşmesi bulunmadığını aksine davacı ile ... arasında vuku bulan bir sözleşme olduğunu, satılan malın bedelinin müşteri tarafından ödenmediğinde borcun yasal yollardan takibini gerçekleştiren  tarafında davacı şirket olduğunu, davalı şirketin icra takibine taraf olmadığını, sözleşmenin 18. Maddesinde \" Yetkili bayinin ... ' e vermiş olduğu/ vereceği teminatları ( banka teminat mektubu, ipotek, çek , senet vb.) bu sözleşme nedeni ile   ... 'e karşı doğmuş ve doğacak her türlü borcuna, tazminat yükümlülüğüne ve benzeri ödenceler ile bunların her türlü fer ' isine şamildir\" hükmünün bulunduğunu , bu hüküm uyarınca taraflarca anlaşılarak ... Bankası ... Şubesince davalı şirket lehine 262.104646.64 sayılı 03/04/2017 tarihine kadar muteber olan 200.000,00 USD meblağlı kati teminat mektubu düzenlendiğini , davacı şirketin cari hesap sözleşmesinden kalan bakiye borcunun 244.656.82 TL olduğunu , söz konusu teminat mektubunun davalı şirket yetkililerince paraya çevrilmesi ve bedelin davacı şirketin davalı şirkete cari hesap sözleşmesinden doğan borcuna mahsubuna gerçekleşmesi veya teminat mektubunu borç ödenene kadar iade etmemesinin davalı şirketin Tek Elden Satın Alma adlı sözleşmeden doğan yasal hakkı olduğunu belirtmiş , davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İstanbul ATM'ce taraflar arasında akdedilen Tek Elden Satın Alma Anlaşmasının 19. Maddesinde ihtilaf çıkması halinde İzmir Mahkemelerinin yetkili kılınmış olması, tarafların tacir olup yetki sözleşmesinin münhasır niteliği uyarınca yalnızca yetkili mahkemelerde dava açabilmesinin mümkün olması, uyuşmazlığında söz konusu bu sözleşmeye dayalı olması sebebiyle mahkemenin yetkisine ilişkin dava şartı yokluğundan HMK 114/1-ç ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmiş, karar kesinleştirilerek dosya mahkememize gönderilmiştir.<br>Dosyanın mahkememize tevzi edilmesi üzerine mahkememizin 02/07/2018 tarihli ön tensip ara kararı ile  davacı vekiline iadesi istenilen teminat mektubu ve stok malların değerinin bildirilmesi için 2 hafta süre verilmesine, bu süre zarfında teminat mektubu değeri ve stok malların değeri üzerinden harç yatırılmasının istenilmesine, eksikliklerin tamamlandıktan sonra tensibin yapılmasına karar verilmiş, davacı vekili söz konusu ara kararına karşın mahkememize verdiği10/09/2018 tarihli dilekçesinde; davadaki taleplerden biri olan teminat mektubunun davalı tarafından müvekkiline iade edildiği, teminat mektubu yönünden talebin konusuz kaldığını, harç ikmalinde teminat mektubunun bedelinin değerlendirmeye alınamayacağını, diğer taleplerin değerinin ise yargılamaya muhtaç olduğunu belirtmiş, tensip tutanağının hazırlanmasına ve mümkün olan en yakın tarihe duruşma günü verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı vekilinin 10/09/2018 tarihli dilekçesi üzerine mahkememizce 04/10/2019 tarihinde davacı vekili tarafından dava dilekçesinde harca esas değer olarak 10.000,00 TL gösterildiği ancak dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında 200.000,00 USD bedelli teminat senedinin davalıdan alınarak davacıya iadesine, haksız fesih nedeniyle uğranılan zararların tazminine ve yine denkleştirme tazminatının davalıdan tahsili ile davalı tarafça iade almaktan imtina edilen stok malların davalıya iadesine karar verilmesi isteminde bulunulduğu anlaşılmakla 6445 sayılı yasanın 45. Maddesi gereğince davanın değeri itibariyle heyetçe görülmesi gerektiğinden bahisle dosyanın heyete tevdii edildiği, mahkememizce 10/10/2018 tarihinde dava dilekçesinde bahsi geçen stok malların iadesi talebi açısından davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağından stok malların değerini bildirerek bildirilen değer üzerinden eksik harcı tamamlayarak dava şartı eksikliğini de gidermek üzere davacı tarafa HMK 115/2 maddesi gereğince 2 haftalık kesin süre verilmesine, teminat mektubu yönünden harç yatırılmadığından eksik harç tamamlanana kadar bu talep yönünden HMK 'nun 150. Maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırılmasına yönelik ara karar oluşturulmuştur.<br>Davacı vekili mahkememizin 10/10/2018 tarihli ara kararına ilişkin mahkememize verdiği 15/11/2018 tarihli dilekçesinde; stok malların iki aşamalı değerlendirilmesinin gerektiğini, iade alınması talep olunan ancak davalının iade almayı reddettiği stok malların bir kısmının zaman içerisinde satıldığını, malların değerinin altında satılmak zorunda kalması sebebiyle müvekkilinin zarara uğradığını, bu zararın 35.944,00 USD  civarında olduğunun tespit edildiğini, bunun TL karşılığının 139.847,00 TL olduğunu, stok malların bir bölümünün halen müvekkilinin elinde bulunduğunu, bu mallar yüzünden zararın 166.910,00 USD civarında olduğunu, bunun TL karşılığının da 649.396,00 TL olduğunu, dava açılırken harca esas değer olarak 10.000,00 TL değer gösterilmiş olduğundan bakiye 779.243,00 TL için eksik harcın hesaplanarak makbuzun kesilmesi halinde harcın tamamlanacağını belirtmiştir.<br>Davacı tarafça 15/11/2018 tarihinde hesaplanan 13.307,52 TL' lik harç yatırılmıştır.<br>İstanbul 35. İcra Müd'nün 2016/36397 sayılı dosyasının incelemesinde; alacaklının ... Tic AŞ, borçlunun ... Sanayi ve Ticaret AŞ, borç miktarının 237.857,74 TL olduğu, ödeme emrinin borçluya 09/12/2016 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin 13/12/2016 tarihli  dilekçesi ile borca itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği belirlenmiştir.<br>İstanbul 8. ATM'nin 2018/342 sayılı dosyasının UYAP suretinin incelemesinde; davacının ... Tic. AŞ, davalının ... Sanayi ve Ticaret AŞ, davanın  İstanbul 35. İcra Müd'nün 2016/36397 sayılı  dosyası ile ilgili İtirazın İptali davası olduğu ve dosyanın halen derdest olduğu belirlenmiştir.<br>Davacı ticari defterleri incelenerek stok malların cins, miktar ve değerini gösterir listenin düzenlenmesi ile davacının davalı ile yaptığı ticaret kapsamında son 5 yılda elde ettiği karın ortalamasının belirlenmesine yönelik keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması için İstanbul ATM 'ye talimat yazılmış, talimat mahkemesince alınan 24/09/2019 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; davacı şirketin 2012-2018 yılına ait yevmiye defteri, büyük defter ve envanter defterlerinin açılış ve kapanış onayları ile 2019 yılı yevmiye defteri, büyük defter ve envanter defterlerinin açılış onaylarının usulüne uygun ve zamanında yapıldığı tespit edildiğinden ticari defterlerin HMK 222 uyarınca davacı şirket lehine ve aleyhine delil teşkil eder nitelikte olduğu, davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre davacının davalı ... San ve Tic AŞ den 2012 yılından sözleşmenin sonlandırıldığı, 2016 yılı sonuna kadar satın aldığı ve henüz satmadığı stoktaki malların alış maliyet tutarlarının 02/02/2017 dava tarihi ile 974.247,05 TL olduğu, 02/02/2017 tarihinden 02/08/2019 keşif tarihine kadar davacı şirketin stoktaki ürünlerin satışına devam etmesi ile 02/08/2019 tarihi ile davalı şirketten satın alınan ve henüz satılmayan stoktaki malların alış maliyeti tutarının 636.126,38 TL ye düştüğü, davacı şirketin davalı ile ticari ilişkilerinin devam ettiği son 5 yıl içerisinde (2012-2016) yıllık ortalama 125.322,08 TL brüt satış karı elde ettiği ve brüt satış karını elde etmek için katlandığı genel giderler tutarının 102.012,20 TL olduğu tespit edildiğinden davacının sözleşmenin sona ermesi nedeniyle mahrum kaldığı yıllık ortalama gelir tutarının 23.309,91 TL olarak mahkeme tarafından 1 yıllık gelir mahrumiyeti yerine 3 aylık gelir mahrumiyetinin hesaplanmasının istenmesi durumunda ise 3 aylık gelir kaybı  tutarının 5.827,47 TL olarak hesaplandığı ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir.<br>Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda davacı tarafça taraflar arasında imza altına alınan bayilik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle stok malların iadesi, teminat mektubunun teslimi, uğranılan zararın tazmini ve menfaatlerin denkleştirilmesi talepleri ile davalı hakkında İstanbul ATM'de dava açıldığı, İstanbul ATM'ce yetkisizlik kararı verilip karar kesinleştirilerek dosyanın mahkememize tevzi edildiği, taraflar arasında 01/01/2016 tarihinde \" Tek Elden Satın Alma Anlaşması \" 'nın imza altına alındığı, sözleşmenin 14. Maddesinde \" Sözleşmenin süresi 31/12/2016 tarihinde son bulur ve bu tarihte sözleşme hiçbir ihtar ve hükme hacet kalmaksızın kendiliğinden infisah eder , tarafların yazılı olarak mutabık kalmaları halinde sözleşmenin aynı şartlar ile ve 1 yıllık süre ile yenilenmesi mümkün olup müteakip yıllar için dahi aynı hüküm uygulanır, şu kadar ki ...'in 6 ay önceden feshi ihbarda bulunmak suretiyle teminatsız olarak sözleşmeyi fesih hakkı saklı kalmaktadır \" düzenlemesinin bulunduğu, söz konusu düzenleme doğrultusunda sözleşmenin 31/12/2016 tarihi itibariyle son bulduğu, sözleşmenin haksız feshinin söz konusu olmadığı, davacı tarafça dava dilekçesinde teminat mektubunun iadesine yönelik talepte bulunulduğu, bu talep yönünden eksik harcın tamamlanması için davacı vekiline süre verildiği, verilen süre içerisinde davacı tarafça eksik harcın tamamlanmadığı, mahkememizce 10/10/2018 tarihli ara karar ile teminat mektubu talebi yönünden harç yatırılmadığından eksik harç tamamlanana kadar bu talep yönünden HMK 'nun 150. Maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, ara kararından sonra teminat mektubu talebi yönünden davacı tarafça eksik harcın yatırılmadığı ve bu talep yönünden dosyanın yenilenmediği, işlemden kaldırılma tarihinden itibaren 3 aydan fazla bir süre geçtiği, teminat mektubu talebi yönünden davanın HMK'nun 150/5 maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmesinin gerektiği, davacı tarafça dava dilekçesinde sözleşme ilişkisinin devamı esnasında davalı tarafından davacıya gönderilen stok malların sözleşmenin haksız olarak feshedildiğinden bahisle iade alınmasının talep edildiği ancak davacı tarafın  davaya konu ürünleri stok olarak aldığı ve iadesi konusunda taraflar arasında anlaşma bulunduğuna ilişkin iddiasını kanıtlayamadığı , sözleşme hükümleri arasında davacının belli bir miktar malı stok olarak bulundurması gerektiğine dair bir düzenleme bulunmadığı  bunun yanında davacının stok mal olarak bahsettiği malların bir bölümünün dava tarihinden sonra da davacı tarafından satışının gerçekleştirildiği ve davacının malları satmaya devam ettiği,   bu hususlar göz önüne alındığında davacının stok malların iadesi talebinin de reddinin gerektiği ,davacının haksız fesih nedeniyle uğranılan zararların tazmini talebi yönünden feshin haksız olmaması nedeniyle bu taleplerinin kabul edilemeyeceği, davacının sözleşme süresince ifa edilen tüm edimler neticesinde davanın sözleşmenin sona ermesinden sonra da yararlanabileceği menfaatler çerçevesinde denkleştirme yapılması talebi yönünden TTK 122/5 maddesi yollamasıyla uygulanması gereken TTK 122/1 maddesindeki düzenleme doğrultusunda davacının denkleştirme tazminatı talep edebilmesi için  davalının , davacının bulduğu yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinden sonrada önemli menfaatler elde etmesi ve  davacının davacı tarafından kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybetmiş olması gerektiği ancak davacının bu hususlarda bir iddiasının bulunmadığı davacının dava dilekçesinde de belirtildiği üzere sözleşmeye ve ilerde elde edilecek kazanca güvenerek yatırımlar yaptığı ve emek sarf etmiş olduğundan bahisle denkleştirme tazminatı talep ettiği ,davacı tarafça denkleştirme tazminatı ile ilgili tazminatın verilmesine ilişkin yasal koşulların oluştuğunun ispat edilemediği  incelenen tüm dosya kapsamıyla anlaşılmış, davacının teminat mektubunun iadesi talebi yönünden davanın açılmamış sayılmasına, diğer talepleri yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.\" gerekçesiyle davacının teminat mektubunun iadesi  talebi yönünden davanın 6100 sayılı HMK' nun 150/5 maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, davacının stok malların iadesi talebi ile uğranılan zararın tazmini ve menfaatlerin denkleştirilmesi taleplerinin reddine, dair karar verilmiştir.<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ile aralarında 2013 yılında imzalanan sözleşme olduğunu, bu sözleşmenin her sene sonunda yine bir yıl süreli olarak yenilendiğini, 2016 yılından sonra bu sözleşme devam ettirilerek belirsiz hale geldiğini, yani sözleşme devam ediyormuşcasına alım-satım yapmaya devam ettiklerini, ancak davalı tarafın müvekkilinin web sitesinden kendisine ait ürünleri, logo ve reklam içeriklerini kaldırmalarını istediğini, davalının kötü niyetli davranışları ve sözleşmenin niteliğine aykırı düşecek şekilde birer yıllık sözleşmeler yapması neticede sözleşme devam ederken haksız feshi ile müvekkilini zarara uğrattığını, tek satıcılık sözleşmesinin niteliği gereği süreklilik arz eden bir sözleşme olduğunu, tek satıcılık sözleşmesinin tarafları, taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin uzun süre devam edeceği inancı ile tek satıcılık sözleşmesi kapsamındaki faaliyetlerini sürdürdüğünü, taraflar arasında yapılan birer yıllık sözleşmelerin tek satıcılık sözleşmesinin süreklilik arz eden bir sözleşme olduğu gerçeğini değiştirmediğini, kısa süreli bir münhasır satıcılık sözleşmesinin bu sözleşmenin sürekli borç ilişkisi doğuran hukuki niteliğine olduğu kadar ekonomik gerçeklere de ters düştüğünü, sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak fesh ettiğini, ilgili pazarda markası ve ürünleri tanınmayan üreticinin markasını veya ürünlerini tanıtan tek satıcı ile arasındaki sözleşmeyi haklı bir sebebe dayanmaksızın salt ilgili pazarda kendi şubesini açmak maksadı ile feshetmesinin bu kapsamda olduğunu, sözleşmenin feshinden sonra da mal alım-satımı yapılmasının sözleşmenin belirsiz olarak devam ettiği iddialarını doğrular nitelikte olduğunu, müvekkilinde bulunan stok maların cins ve içeriğinin bilirkişi raporunda açıkca görüldüğünü, stok mallarının içeriğine bakıldığında bu malların asıl ürünlerin yedek ve destekleyici parçaları olduklarının görüleceğini mahkemece işin niteliği göz önünde bulundurulmadan, uzman raporları dikkate alınmadan tamamen afaki bir beyanla bu malların stok mal olmadığına karar verilmiş ise de bu kararın gerekçesinin açıklanmadığını, alım satım yapılmaya devam edildiği iddiası ile geçiştirilmeye çalışıldığını, ancak yine uzman bilirkişi raporunda 2016 yılından sonra müvekkilinin davalıdan hiç bir mal satın almadığının tespit edildiğini, yine bilirkişi raporunun 13.sayfasında müvekkilinin kar mahrumiyetinin hesaplanarak mahkemeye bildirildiğini beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLER VE GEREKÇE :<br>Dava sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan zararın tazmini,  stok malların iade alınarak bedellerinin ödenmesi istemine ilişkindir. <br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br> Davacı vekilince  bayilik sözleşmesinin haksız nedenle davalı tarafından fesih neticesinde davalının iade almaktan imtina ettiği stok malların davalıya iadesine, davalının haksız olarak uhdesinde tuttuğu teminat mektubunun davacıya iadesine ,haksız fesih nedeni ile uğranılan zararların tazminine ,sözleşme süresince ifa edilen tüm edimler neticesinde davalının sözleşmenin sona ermesinden sonra da yararlanabileceği menfaatler çerçevesinde denkleştirme yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekilince, sözleşmenin süre sonunda kendiliğinden sona erdiği, haksız fesih bulunmadığı beyanıyla  davanın reddi talep edilmiştir.<br> Mahkemece elektrik mühendisi ve SMMM bilirkişiden oluşturulan  heyetten alınan rapordan,  davacı şirketin ticari defterlerinin HMK 222 uyarınca davacı şirket lehine ve aleyhine delil teşkil eder nitelikte olduğu, davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre davacının davalı ... San ve Tic AŞ den 2012 yılından sözleşmenin sonlandırıldığı, 2016 yılı sonuna kadar satın aldığı ve henüz satmadığı stoktaki malların alış maliyet tutarlarının 02/02/2017 dava tarihi ile 974.247,05 TL olduğu, 02/02/2017 tarihinden 02/08/2019 keşif tarihine kadar davacı şirketin stoktaki ürünlerin satışına devam etmesi ile 02/08/2019 tarihi ile davalı şirketten satın alınan ve henüz satılmayan stoktaki malların alış maliyeti tutarının 636.126,38 TL ye düştüğü, davacı şirketin davalı ile ticari ilişkilerinin devam ettiği son 5 yıl içerisinde (2012-2016) yıllık ortalama 125.322,08 TL brüt satış karı elde ettiği ve brüt satış karını elde etmek için katlandığı genel giderler tutarının 102.012,20 TL olduğu tespit edildiğinden davacının sözleşmenin sona ermesi nedeniyle mahrum kaldığı yıllık ortalama gelir tutarının 23.309,91 TL olarak mahkeme tarafından 1 yıllık gelir mahrumiyeti yerine 3 aylık gelir mahrumiyetinin hesaplanmasının istenmesi durumunda ise 3 aylık gelir kaybı  tutarının 5.827,47 TL olarak hesaplandığı görüşü bildirilmiştir. <br>Taraflar arasında akdedilen  \"Tek Elden Satın Alma Anlaşması\" başlıklı 01/01/2016 tarihli  sözleşmenin 14. Maddesinde \" Sözleşmenin süresi 31/12/2016 tarihinde son bulur ve bu tarihte sözleşme hiçbir ihtar ve hükme hacet kalmaksızın kendiliğinden infisah eder , tarafların yazılı olarak mutabık kalmaları halinde sözleşmenin aynı şartlar ile ve 1 yıllık süre ile yenilenmesi mümkün olup müteakip yıllar için dahi aynı hüküm uygulanır, şu kadar ki ...'in 6 ay önceden feshi ihbarda bulunmak suretiyle teminatsız olarak sözleşmeyi fesih hakkı saklı kalmaktadır \" düzenlemesine yer verilmiştir.<br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına;    sözleşmenin 31/12/2016 tarihi itibariyle son bulduğunun, sözleşmenin haksız feshinin söz konusu olmadığının, davacı tarafın  davaya konu ürünleri stok olarak aldığı ve iadesi konusunda taraflar arasında anlaşma bulunduğuna ilişkin iddiasını kanıtlayamadığının , sözleşme hükümleri arasında davacının belli bir miktar malı stok olarak bulundurması gerektiğine dair bir düzenleme bulunmadığının, davacının stok mal olarak bahsettiği malların bir bölümünün dava tarihinden sonra da davacı tarafından satışının gerçekleştirildiğinin ve davacının malları satmaya devam ettiğinin, davacı tarafça denkleştirme tazminatı ile ilgili tazminatın verilmesine ilişkin yasal koşulların oluştuğunun ispat edilemediğinin anlaşılmasına göre davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM      : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/11/2019 tarih, 2018/762  Esas ve 2019/1213 Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 269,85 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 44,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 225,45 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın Dairemizce taraflara tebliğine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/12/2023<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bd98ebb2bf5bda03","SID":"88afa8b11eddea34"}}