{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ... (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ARA KARAR TARİHİ\t: 05/10/2023<br>NUMARASI\t\t:  Esas<br><br>İSTİNAF EDEN DAVACI\t: ... <br>VEKİLİ\t: Av. ... - [<br><br>DAVALI\t: ... - (T.C Kimlik No: ... )<br>VEKİLLERİ\t: Av. ... & Av. ...<br>\t<br>DAVA\t: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan <br>                                                  Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 15/12/2023<br>YAZIM  TARİHİ\t: 18/12/2023<br>Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin.... Esas sayılı dosyası ile açılan tazminat davasında 05/10/2023 tarihinde tesis edilen ara karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...(....)'nin Romanya menşeli bir şirket olduğunu, Konya Ticaret Sicili Müdürlüğünün ....sicil numarası ve.... MERSİS numarasında kayıtlı dava dışı .... A.Ş.'nin ortağı olduğunu, sermayesinin, her biri 100,00 TL’den 900.000 adet paya ayrılmış toplam 90.000.000,00 TL olduğunu, şirkette 639.000 adet pay (63.900.000,00 TL) ...’ye (Vergi No:...) ve 261.000 adet pay ise (26.100.000,00 TL) ...'e ait olduğunu, şirketin yönetimi kurulu  .... ve diğeri ... olmak üzere iki kişiden oluştuğunu, her iki yönetim kurulu üyesinin de şirket adına münferit imza yetkisine sahip olduğunu, davalı ...'in aynı zamanda müvekkili şirketin %25 pay sahibi olduğunu, müvekkili  ....'nin %65 paylarına sahip ve aynı zamanda tek temsilcisi olan, aynı zamanda.... A.Ş.’nin de yönetim kurulu başkanı olan....’ın Romanya ülkesinde bulunduğu zamanlarda ... A.Ş.'nin tek başına fiilen davalı ... tarafından idare edildiğini, ancak  bu süreçte yönetim kurulu başkanı....'ın yurt dışında olmasından yararlanarak ... A.Ş.'nin içini ciddi şekilde boşalttığını ve kendisine ve kendi  şirketlerine/yandaşlarına mal edindiğini, davalı  ...'e karşı halihazırda yöneticinin azli ve şirkete kayyım atanması talepli davaları ile ... A.Ş.'nde tesis ettiği sahte genel kurul kararlarına karşı açılmış hükümsüzlüğün tespiti talepli davalarının derdest olduğunu, bu kez davalı ...'in müvekkilinin %71 pay sahibi olduğu ... A.Ş.'ye verdiği zararların tazmini ve şirkete ödenmesi amacıyla TTK'nın 553 vd. maddeleri uyarınca eldeki davanın açılması lüzumu doğduğunu, zararın türü, boyutu ve miktarı tam olarak bilinmemekle birlikte 2022 yılının Ağustos ayından itibaren, ... A.Ş.'nin davalı ... tarafından tek başına ve keyfi olarak kötü yönetildiğini, daha önce yönetim kurulunda ve genel kurulda oluşan iradenin dışında kasti olarak kişisel tasarruflarda bulunulduğunu, şirket kaynaklarının suiistimal edildiğini, ... AŞ'nin iştiraki olan ... A.Ş., .... A.Ş., .... A.Ş. ve. A.Ş. gibi şirketlerin faaliyetlerinin sonlandırıldığını, bunların batma noktasına getirildiğini, ... A.Ş. defter ve kayıtlarının tutulmasında usulsüzlük yapıldığını, yönetici ...'in münferit temsil yetkisini kötüye kullanarak şahsi menfaat temin ettiğini, her geçen gün şirketin borçlandırılmakta olduğunu ve işletme sermayesinin eritildiğinin öğrenilmesi üzerine genel kurul toplantısı yapılması istenilmiş  ise de ...'in türlü engellemeleri  neticesinde henüz usulüne uygun bir genel kurul toplantısı yapılamadığını, ancak somut delillerin mevcut olduğunu, bu nedenlerle dava dilekçesindeki asıl talepleri dışında ayrıca işbu davanın konusu olan ... A.Ş.ye verilen maddi zararın ve dava sonucu hükmedilecek tutarın karşılığı olmak üzere, zarar sorumlusu davalı ... hakkında İİK'nın 257 vd. maddeleri uyarınca davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı gözetilerek dava değeri ile sınırlı olmaksızın ihtiyati haciz kararı verilmesini, aksi halde  6100 sayılı HMK'nın 389 vd. maddeleri gereğince davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı gözetilerek Dava değeri ile sınırlı olmaksızın davalının tüm malvarlığı, banka hesapları, taşınır ve taşınmazları ile tüm hak ve alacakları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesince 05/10/2023 tarih ....Esas sayılı ara kararı ile özetle; \"....Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebi yönünden yapılan değerlendirmede;  Davanın 6102 sayılı TTK'nun 553. Maddesi kapsamında yöneticinin sorumluluğuna bağlı tazminat davası olduğu, 6100 sayılı HMK'nun 389.maddesi gereğince ihtiyati tedbirin ancak uyuşmazlık konusu hakkında karar verilebileceği, davacının ihtiyati tedbir talebinin uyuşmazlık konusu olmadığından reddine karar verilmesi gerektiği, (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin 21/10/2021 tarih ve 2021/1680 Esas 2021/1247 Karar sayılı ilamı benzer doğrultudadır) <br>Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebi yönünden yapılan değerlendirmede; ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için öncelikle talep edilebilecek borç alacak miktarının ve sorumluluğun yaklaşık ispat seviyesinde belli olmasının gerektiği, davanın 6102 sayılı TTK'nun 553. Maddesi kapsamında yöneticinin sorumluluğuna bağlı tazminat davası olduğu,  taraflar arasında borç alacak ilişkisi ile kusur ve sorumluluk durumlarının ancak yargılamayla neticelenebileceği, alacağın varlığı konusunda  İİK'nun 257.maddesi kapsamında mevcut dosya ve delil durumuna göre yaklaşık ispat şartının sağlanamadığı ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığından davacının ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi gerektiği (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 21/01/2023 tarih ve 2023/588 Esas 2023/988 Karar sayılı ilamı ile 07/12/2022 tarih ve 2022/1795 Esas 2022/1533 Karar sayılı ilamlarıda benzer doğrultudadır) anlaşılmakla davacının ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesiyle davacı tarafın ihtiyati haciz & ihtiyati tedbire yönelik talebinin reddine karar verilmiştir. <br><br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilinen üzere 6102 sayılı  TTK'nın 553. maddesi gereğince yöneticiler, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olduğunu,  TTK'nın 555. maddesine göre her bir pay sahibi şirketin uğradığı zararın tazmini isteyebileceğini, somut olayda ...'in, ... A.Ş yönetim kurulu üyesi olduğu ve müvekkili şirketin de ... A.Ş'de pay sahibi olduğu hususunda tereddüt bulunmadığından işbu dava açıldığını, ..., 14.12.2022 tarihinde yaptıkları ihtiyati tedbir başvurusunu bildiğinden alelacele tedbir kararının geç çıkmasından da istifade ederek 2020 model 2 adet tırı sattığını, ..., özen ve dürüstlük gereklerinin ötesinde kasıtlı eylem ve işlemleriyle şirkete zarar verdiğini, bilirkişi .... tarafından hazırlanan rapora göre ... tarafnıdan şirket banka hesabından çekilip kasa hesabında gösterilen sonrasında 7326 sayılı yasa kapsamında kasa-stok affı için kasada bulunmadığı beyan edilen 13.135.000,00 TL'nin akıbetinin bilinmediğini, bunun içinde olan 6.525.000,00 TL'yi davalı ...  kendi sermaye taahhüdünün ödenmesinde kullandığının tespit edilmiş olmakla birlikte şirketten borçlanmış olduğu anlaşılan bu tutarı ortaklardan alacaklar hesabına kaydetmemiş ve kasa affı beyanına dahil ederek zimmetine geçirdiğini, bu işlemlerin resmi kurum kayıtları ile sabit olduğunu, 28.09.2022 tarihi itibariyle şirketin banka kredi borçları toplam 85.970.305,34 TL olduğunu, raporda bu kredilerin ilişkili firmaların yatırımlarının finanse edilmesinde kullanıldığının tespit edildiğini,  örneğin 2021 yılında net dönem zararının 12.802.364,13 TL olduğunu, bu zararın oluşmasında ...'in şirkete zarar veren eylemlerine işaret ettiğini, tüm bunların yanından ... aynı zamanda şirketin %29 oranında pay sahibi olmakla 26.100.000,00 TL sermaye taahhüdü ve borcu bulunduğunu, ancak bugüne kadar sermaye koyma borcunu da yerine getirmediğini beyanla netice itibariyle bir para alacağı söz konusu olduğundan İİK'nın  257 vd. maddeleri uyarınca davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı gözetilerek dava değeri ile sınırlı olmaksızın ihtiyati haciz kararı verilmesini aksi takdirde 6100 sayılı HMK'nın 389 vd. maddeleri gereğince davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı gözetilerek dava değeri ile sınırlı olmaksızın davalının tüm malvarlığı, banka hesapları, taşınır ve taşınmazları ile tüm hak ve alacakları üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:  <br>Talep ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir istemlerine ilişkindir.<br>\tİstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen  kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.<br>İhtiyati haciz  rehinle temin edilmemiş bir alacağın tahsilinin güç ya da imkansız olduğu iddiasıyla alacağın tahsilini güvence altına alan bir geçici hukuki koruma önlemidir. İhtiyati haczin hangi koşullarda verileceği İcra ve İflas Kanunu'nun 257'nci maddesinde gösterilmiştir.<br> İcra ve İflâs Kanunu'nun (İİK’nın) 257.maddesinin 1.fıkrası uyarınca “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” Bu hükme göre, bir para alacağının vadesinin gelmesi hâlinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir. İİK'nın  258’nci maddenin 1’nci fıkrası uyarınca da, ''Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur.''<br>    Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. maddesinde ise '' Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır. '' hükmü düzenlenmiştir. <br>Aynı kanunun 390. maddesinde de '' İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir. Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir.  Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. '' düzenlemesi bulunmaktadır.<br>Somut olayda, davanın şirket yöneticisinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkin olduğu, ihtiyati haciz talebi açısından yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediği, ihtiyati tedbir talebi açısından da davalının mal varlığının davanın konusu olmadığı, başka bir deyişle davacının tedbir talebinin içeriğinin uyuşmazlık konusu olmadığı, HMK'nın 389. maddesi gereğince uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği bu sebeplerle ilk derece mahkemesince davacının ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı anlaşıldığından davacının istinaf başvuru talebinin HMK 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,<br>2-Alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>4-İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>6-Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 15/12/2023 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1.f  maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.  <br><br>Başkan ...<br>  e-imzalıdır<br> <br>Üye ...<br>  e-imzalıdır<br><br>Üye ...<br> e-imzalıdır<br><br>Katip ...<br>  e-imzalıdır<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c66c6fdb23425f9e","SID":"2071686685628f6d"}}