{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/2296 <br>KARAR NO: 2023/1260<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/06/2020<br>NUMARASI: 2018/512 Esas -  2020/334 Karar<br>DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki bulunduğunu, ticari ilişkiye istinaden 9 adet fatura düzenlendiğini, faturaların, davalıya gönderildiğini, davalının süresi içinde faturalara itiraz etmediğini, müvekkilinin satıcı olarak malları zamanında teslim etmesine rağmen davalının malların bedelini ödeme yükümlülüğünü gerçekleştirmediğini, davalının temerrüte düştüğünü, bir süre sonra kısmi ödeme yaptığını, ancak geriye kalan bakiyenin tüm çabalara rağmen ödenmediğini, davalı taraf adına düzenlenen faturalara dayanan ve müvekkiline ödenmeyen 81.974,67€ alacağın fatura düzenleme tarihi olan 09/09/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; uyuşmazlık konusu yapılan bedelin hesap ve anlaşma sonucu müvekkili şirket tarafından davacı şirkete gönderilen 05/05/2014 tarih ... numaralı fatura ile karşılandığını, şirketler arasındaki hesabın sıfırlandığını, bu faturaya davacının hiçbir itirazının bulunmadığını, yapılan incelemede bu hususun görülebileceğini, davacı tarafın daha evvel bu konuda İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyası ile takip yaptığını, müvekkilinin takibe itiraz ettiğini, davacının bundan sonra hiçbir işlem yapmadığını, davacının müvekkiline eksik iş yaptığını, yine müvekkilinin davacıya ödeme yaptığını, yapılan ödemelere rağmen davacının eksik işi tamamlamadığını belirterek açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Tarafların her ikisinin de tacir olması ve TTK.nun 64 vd maddeleri  kapsamında defter tutma yükümlülüklerinin bulunması karşısında tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmasına karar verilmiştir. Mali müşavir bilirkişi, 27/01/2010 tarihli raporunda davacının 81.974,67 Euro alacağının olduğunu,seçimlik hakkı olarak 406.274,66 TL talep edebileceğini mütalaa etmiştir. Bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olduğu, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, olayın oluşuna uygun olduğu anlaşılarak itibar edilmiştir. Davacının düzenlediği 9 adet faturanın tamamının davalının defterlerinde kaydedildiği ve 9 faturanın tek bir fatura gibi BA formunda vergi dairesine bildirildiği anlaşılmıştır. Buraya kadar tarafların defterlerinde bir uyumsuzluk yoktur. Burdan sonra davalının defterlerinde 05/05/2014 tarihli fiyat farkı açıklamalı 81.974,67 Euro tutarlı iade faturası kayıtlı olup bu fatura ile borcun kapatıldığı anlaşılmaktadır. Söz konusu iade faturasının davacının defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalının da BA formunda bu iade faturasının bildirmediği görülmüştür.  Davacının faturalara konu malları teslim tesellüm belgeleri ile teslim ettiğini ispatladığı, ayrıca faturaların davalının defterlerinde kayıtlı olması ile artık davacının üstlendiği edimi yerine getirdiğini kabul etmek gerekir. Bu karinenin aksini davalının ispatlaması lazımdır. Davalı işin eksiksiz veya ayıplı olduğunu ileri sürmüşse de dosyada davalı tarafından davacıya yapılmış hiç bir ayıp ihbarı veya başkaca ayıp ihbarının yerine geçecek bir ihtar,yazışma  mevcut değildir. İade faturasının kesilmiş olması bu iddiayı ispata yeterli kabul edilemez. Yine davalının defterlerinde mevcut olan dava dışı ... AŞ ye yapılan 20.000 Euro'luk ödemenin de eldeki davayı etkiler bir yönü bulunmamaktadır. Bu ödemenin davacının alacağına ilişkin yapıldığını gösterir bir bilgi, belge yoktur. Davalının yurt dışına ihraç edilmiş 9 tekneye ilişkin ayıplı işler nedeniyle tanıkların dinlenmesi ve teknik bilirkişilerce eksik ve ayıplı işlerin tespit edilmesi gerektiği itirazlarına, ayıp ihbarı dahi olmayan dosyada itibar etmek mümkün olmamış, mevcut bilirkişinin yaptığı defter incelemesi, mübrez BA ve BS formları, uyuşmazlığı çözecek yeterlilikte kabul edilmiştir. Davacı bilirkişinin tespitine göre kendi defterlerine göre 101.968,68 Euro alacaklı görünmekle birlikte eldeki davada  81.974,67 Euro'nun tahsilini talep etmiştir. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı gibi ödemenin ne zaman yapılacağına dair kararlaştırılmış bir vade de yoktur. Davacı talep ettiği alacağın faturaların düzenleme tarihi olan 09/09/2013 tarihinden itibaren avans faizi ile talep emişse de davadan önce davalının temerrüte düşürülmediği görülmekle faiz, dava tarihinden başlatılmıştır. Alacak yabancı para cinsinden olup, talep avans faizidir. Bu nedenle alacağa, 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi uyarınca hesaplanacak avans faizini geçmemek kaydıyla 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi uyarınca faiz uygulanmasına karar verilmiştir. Davalı savunmasında yer alan davacı tarafından daha önceden yapılan icra takibi de celp edilerek incelenmiştir. Buna göre davacının aynı dokuz fatura nedeniyle 02/06/2016 tarihli takip talebi ile toplamda 354.251,58 TL alacak üzerinden icra takibi başlattığı, ödeme emrinin borçluya/davalıya 04/06/2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalının takibe 10/06/2016 tarihinde (borcun olmadığı, hesapların kapatıldığı, alacağın zaman aşımına uğradığı iddiası ile) borca, faize ve ferilerine itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durduğu görülmüştür. Eldeki dava 02/05/2018 tarihli alacak davasıdır. Davacının daha evvelden icra takibi başlatmış olması, davacının iş bu alacak davasını açmasına engel teşkil etmez. Açıklanan sebeplerle davanın kabulüne\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf başvurularında bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davada kabul edilen tutar olan 81.974,67 Euro, karar tarihi olan 17/06/2020 tarihindeki Euro döviz alış fiyatı olan 7.6884 üzerinden Türk Lirası'na çevrildiğinde 630.254,05 TL'ye karşılık geldiğini, 2020 avukatlık asgari ücret tarifesine göre 630.254,05 TL para alacağı için hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin 48.562,70 TL olması gerekirken ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında 38.889,23 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmekle kabul edilen tutara dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi yönünde hüküm kurulduğunu, işbu kanaatin hatalı olduğunu, fatura tarihinden itibaren kabul edilen alacağa faiz işletilmesi gerektiğini, yerel mahkemece davalının daha önce temerrüte düşürülmediğinden bahisle alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirketin ticari defterlerinin usulsüz olduğunu, kapanış tasdiklerinin bulunmadığını, yerel mahkeme kararının kapanış tasdiki olmayan bu defterlerdeki kayıtlara istinaden tanzim edilen bilirkişi raporuna dayandırıldığını, kapanış tasdiki olmayan deftere itibar edilemeyeceğini, o halde müvekkili şirketin usulüne uygun tutulan açılış ve kapanış tasdikleri olan defterlerine itibar etmesi gerektiğini, müvekkili şirketin defterlerinde alacağın sıfır bakiye olarak görüldüğünü, yerel mahkemenin müvekkili şirket tarafından tanzim edilip davacıya iadeli taahhütlü mektupla, davacı adresine gönderilen ve usulüne uygun tutulan defterlere usulüne göre işenen faturayı göz önünde bulundurmamasının da yasal olmadığını, hakkaniyete aykırı olduğunu, yapılan işin bir alım - satım olmadığını, istisna akdi olduğunu, davacı tarafın dosyaya ibraz ettiği 06/11/2019 tarihli delil listesinin 4 numaralı bendinde tanık deliline dayanacağını ileri sürdüğünü, bu durumun 22/11/2019 tarihli dilekçeleri ile tanıklarına muvafakat ettiklerini ve kendilerinin de olay hakkında tanık dinletmek istedikleri hususunun yerel mahkemece dikkate alınmadığını, oysaki olayın bir bütün olarak ele alınmasında davacı tanıkları ve kendi bildirecekleri tanıkların dinlenmesi sonucu olayın tüm açıklığı ile ortaya çıkacağını, dosyaya ibraz ettikleri davacının yapmayıp eksik bıraktığı işlerinde göz önüne çıkacağını, bu hususların yapılmaması dolayısıyla eksik tahkikat neticesinde gerçeği tam olarak yansıtmayan bir durumun ortaya çıktığını, hatta davacı tarafın fatura ettiği malzemelerin gümrük aşamasındaki serbest bölge işlem forumlarında da istisna akdine konu gemilerin inşa numaraları yazılarak davacı tarafından işlem yapıldığını, bu hususların da ancak teknik bilirkişilerce çözülecek hususlar olduğunu, bu konudaki taleplerinin de yine yerel mahkemece reddedildiğini, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkemece verilen kararın kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür. <br>GEREKÇE: Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacaklarının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile  davanın  kabulüne   karar verilmiş, karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile  istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davalı vekilince istinaf incelemesi aşamasına Uyap üzerinden sunulan 27/04/2022 tarihli dilekçe ile istinaf talebinden feragat edilmiştir. Feragate ilişkin; HMK 349/2 maddesinde, ''Dosya Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiş ve henüz karara bağlanmamış ise başvuru feragat nedeniyle reddolunacağı'' düzenlenmiştir. Davalı vekilinin vekaletnamesindeki yetki durumu incelendiğinde vekilin kanun yoluna başvurudan feragate yetkili olduğu saptanmaktadır. Karar verilinceye kadar istinaftan feragat mümkün olduğundan davalının istinaf başvurusunun feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.  Bu durumda istinaf incelemesi davacı istinaf sebepleri ile sınırlı olarak  yapılmıştır.  İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; hüküm altına alınan alacak miktarına uygulanan faizin başlangıç tarihi ile ilk derece mahkemesince takdir edilen vekalet ücretinin AAÜT ye uygun olup olmadığı noktalarındadır. Davacı alacaklı  tarafından, davalı hakkında, İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... e dosyası ile eldeki dava konusu faturalara dayanılarak ve  faturaların takip tarihindeki Türk lirası karşılığı 270.532,80 TL asıl alacak ve 83.718,78 TL işemiş  faiz olmak üzere toplam 354.251,58 TL alacağın tahsili istemiyle takip başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya 04 Haziran 2016 tarihinde tebliğ edildiği,  borçlunun borca ve ferilerine  süreside yaptığı itirazı üzerine takibin durduğu, davacı tarafça 18/04/2018 tarihinde Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi aracılığı ile açılan eldeki dava ile 81.974,67 Euro alacağın fiili ödeme günündeki rayici üzerinden hesaplanacak değerinin faturaların düzenleme tarihi olan 09/09/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili talep edilmiştir.  Davacı vekilinin lehine takdir edilen vekalet ücretinin hüküm tarihindeki kur esas alınarak takdir edilmesi gerektiğine ilişkin istinaf sebebi yönünden yapılan değerlendirmede:  dava dilekçesinin Ankara Asliye Ticaret Mahkemesine verildiği, 18/04/2018 tarihli döviz kuruna göre 1 euro=5,070 TL olduğu, dava değerinin buna göre 415.605,62 TL olduğu belirlenmiştir. Davacı tarafça da bu değer üzerinden hesaplanan peşin harç yatırılmıştır. Vekalet ücretinin takdirinde dava tarihindeki kur üzerinden  belirlenen dava değerinin esas alınarak, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'de belirlenen maktu veya nispi oran üzerinden verilmesi gerektiği anlaşılmakla ilk derece mahkemesince dava tarihindeki kur üzerinden belirlenen dava değeri esas alınarak takdir edilen vekalet ücretinde bir isabetsizlik yoktur. Davacı vekilinin hüküm altına alınan alacak miktarına fatura tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğine yönelik istinaf istemi yönünden yapılan değerlendirmede; 6100 sayılı TTK 18. maddesi gereği \"diğer tarafı temerrüte düşürmeye, sözleşmeye feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar Noter aracılığı ile taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır\" hükmünü içermektedir. Davacı ile davalı arasında fatura konusu alacağın ödeme tarihine ilişkin herhangi yazılı bir belge sunulmadığı, takip tarihi öncesi davalıyı temerrüte düşüren TTK 18. maddesi düzenlemesine uygun bir ihtarın dosyaya sunulmadığı belirlenmiştir. Davacı tarafça davalı hakkında   İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas dosyası ile başlatılan takibin 354.251,58 TL alacağın tahsili istemine ilişkin olduğu, eldeki davanın ise 81.974,67 Euro alacağın tahsiline dair olduğu anlaşılmakla bahsi geçen takibin eldeki dava talebi yönünden temerrüt oluşturmayacağı sonucuna ulaşılmıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine, davalı taraf istinaf talebinden feragat ettiğinden istinaf başvurusunun reddine  dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 349/2. maddesi uyarınca, Feragat nedeniyle REDDİNE,3-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL istinaf peşin harcının alınması gereken 269,85 TL karar harcından mahsubu ile eksik olan 215,45‬ TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,4-Davalı tarafından yatırılan peşin istinaf karar harcının, talep halinde kendisine iadesine,5-Taraflarca yapılan yargılama masrafların kendi üzerlerinde bırakılmasına,6-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.20/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2cf5467a25e01e98","SID":"18add362707c9454"}}