{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2021/1986 - 2023/1719<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2021/1986 <br>KARAR NO\t: 2023/1719<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>                                                  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/09/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/86 E.  -  2021/295 K.<br><br>DAVACI\t\t  <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t<br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/09/2021 tarih ve 2021/86 Esas - 2021/295 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, asıl ve birleşen davada, müvekkilinin 2019/23827 sayılı \"... ...\" ibareli marka başvurusunu yaptığını, davalı Şirketin \"...\" ve \"...\" ibareli markalarına dayalı olarak bu başvuruya itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığınca itirazın yerinde görülerek, müvekkili başvurusunun kısmen reddedildiğini, bu karara karşı müvekkilince yapılan itirazın ise YİDK tarafından reddine karar verildiğini, oysa itiraza gerekçe tutulan 2011/105081 ve 2005/11253 sayılı markaların tescilleri üzerinden 5 yıllık süre geçtiğini, bu nedenle anılan markalar için Türkiye’de ciddi kullanımı gösterir delillerin sunulmasını talep ettiklerini, müvekkilinin \"... ...\" markasının gerçek hak sahibi olduğunu, kişi adlarının tesciline bir engel olmadığını, müvekkilinin kişi adını içerir başvurusunun kısmen reddedilmesinin, bir kişilik hakkı ihlali olduğunu, müvekkilinin 2009 yılında ortağı olduğu aile şirketi olan ... ...şirketinden ayrılarak kendi kuyumcu dükkanını açtığını, 01.01.2009 tarihinden bu yana da \"... ...–... ...\" ismiyle faaliyet gösterdiğini, dolayısıyla 10 yılı aşkın bir süredir bu isim altında faaliyet gösteren müvekkilinin kendi adını başvuru konusu ettiğini, davalı Şirketin de bu durumu  bildiğini, davalı Şirketin 03.03.2019 tarihinde markasal kullanımların durdurulması için müvekkiline ihtar çektiğini, müvekkilinin aile bağlarının zedelenmesinin önüne geçmek adına \"... ...\" ibaresini kullanmaktan vazgeçtiğini ve tamamen kendi adı, soyadıyla kullanımlarını sürdürmeye başladığını, davalı Şirketin kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, davalı Şirket ortaklarının müvekkilinin kardeşleri olduğunu, bu şirketin 1994 yılında taraflarca hep birlikte kurulduğunu, müvekkilinin de 12 yıldır kendi adıyla faaliyet gösterdiğini, redde gerekçe gösterilen markalar ile müvekkili markalarının benzer olmadığını, müvekkili markasının bir bütün olduğunu, muhatap markalarının ise kırmızı renkte \"...\" ve \"...\" ibarelerinden oluştuğunu, markaların telaffuzlarının  farklılaştığını, müvekkilinin markasının tescil edilmesinin, davalı markalarının tanınırlığından yararlanma sonucu doğurmayacağını, zira müvekkilinin kardeşleri ile birlikte bu markayı zaten bilinir hale getirdiğini ileri sürerek, YİDK’in 2020-M-10693 sayılı kararının iptaline, dava konusu başvurunun tesciline karar verilmesini <br>talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ...vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında, başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetler yönünden karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>\tDavalı Şirket vekili, müvekkili Şirketin 1994 yılında kurulduğunu, \"... ...\" adı altında faaliyet yürüttüğünü, bu ibare üzerinde müktesep hak sahibi olduğunu, davacı yanın ise dilekçesinde belirttiği üzere müvekkili firmadaki ortaklıktan 2009 yılında ayrıldığını, davacının da müvekkili gibi Bursa ilinde faaliyet gösterdiğini, bu durumun tüketicilerin yanılmasına yol açtığını, davacının tek başına \"...\" markasını dahi kullandığını, bunun üzerine davacıya ihtarname gönderildiğini, davacının söz konusu marka ve ticaret unvanı üzerinde müvekkilinin öncelik hakkı sahibi olduğunu bildiğini, davacının kullanım ispatı talebinin temelsiz olduğunu, taraf markaları arasındaki karıştırılma ihtimalinin kaçınılmaz bulunduğunu, başvuru konusu markasının 14, 25 ve 35. sınıf mal ve hizmetleri kapsadığını, müvekkili markalarının kapsamlarında da aynı mal ve hizmetlerin yer aldığını, \"...\" soyadının ülkede yaygın kullanılan soy isimlerden olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetlerin tamamının, redde mesnet markaların kapsamlarında yer aldığı, davacının, davalı Şirketin eski ortağı olduğu, davalı Şirketin ortakları ile aynı soyadını taşıdığı, \"...\" ibaresinin, davalı Şirket adına uzun yıllardır marka olarak tescilli bulunduğu, dava konusu başvurunun da bir isim–soyisim markası olmakla birlikte birebir davalıya ait markanın tescili kapsamındaki mallarda tescil edilmek istenilmesi nedeniyle, tüketicinin taraf markalarının her birinin aynı kaynağa ait olduğu zannıyla hareket etme ve buna bağlı olarak işaretler arasında yanılgı yaşama ihtimalinin kuvvetle muhtemel olacağı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.          <br> <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili asıl ve birleşen davada, davalı Şirketin, \"...\" ibareli tescillerinin olduğunu ve aktif olarak ticaret hayatının her aşamasında  kullandığını, bununla birlikte 2018 yılında \"...\" ibareli markaya ilişkin olarak ayrıca bir tescil daha aldığını, fakat bu ibareye ilişkin aktif bir kullanımlarının mevcut olmadığını, bu sebeple \"...\" ibareli tescilin sicilden terkini istemiyle Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne 2021/244 E. numarası ile dava açıldığını, açılan hükümsüzlük davasının işbu yönünden bekletici mesele yapılması talebinde bulunduklarını, mahkemece  bu talep hakkında bir karar verilmeyerek eksik inceleme ile karar verildiğini, davalı Şirketin sadece \"...\" ibareli markayı kullandığını, \"...\" ibareli markayı ise kullanmadığını, bu sebeple Kuruma yaptıkları itirazın ve ilgili Kurum kararının haksız olduğunu, buna rağmen mahkemenin hükümsüzlük talepli davayı bekletici mesele yapmamasının hukuka aykırı olduğunu, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların gözetilmediğini, 6769 sayılı SMK'nın 7/5-a maddesi uyarınca, marka sahibinin, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesini engelleyemeyeceğini, müvekkilinin de \"... ...\" markasını 2009 senesinden beri kullandığını, dosyaya sundukları deliller ile bu kullanımın ve markanın gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunun ispatlandığını, ayrıca gerçek kişi tacirler için ticaret unvanı bakımından ad ve soyad kullanımının, TTK'nın 41/1 kapsamında yasal bir zorunluluk olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.      <br><br>GEREKÇE\t:Asıl ve birleşen dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. <br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tİşlem dosyasının incelenmesinden, davacının 08.03.2019 tarihinde 2019/23827 sayılı \"... ...\" ibareli marka başvurusunda bulunduğu, davalı Şirketin 2005/11253 sayılı \"...\" ibareli, 2011/105081 sayılı \"...\" ibareli, 2018/61899 sayılı \"...\" ibareli ve 2018/109638 sayılı \"...\" ibareli markaya dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığınca itirazın yerinde bulunarak, karıştırılma ihtimali gerekçesiyle başvuru kapsamından 14. sınıfta yer alan \"...eşyaları (taklitleri dahil); altınlar, mücevherler, kıymetli taşlar ve bunlardan mamul takılar, kol düğmeleri, kravat <br>iğneleri ve heykeller, biblolar. Saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parçaları, <br>saat kordonları dahil). Değerli metalden mamul müsabakalarda verilen kupalar. Tespihler.\" malları, 24. sınıfta yer alan \"Ev tekstil ürünleri: perdeler, yatak örtüleri, nevresimler, çarşaflar, yastık kılıfları, battaniyeler, yorganlar, havlular. Tekstilden bayraklar, flamalar, etiketler. Bebekler için kundak örtüleri. Kampçılar için uyku tulumları\" malları ve 35. sınıfta yer \"Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri <br>tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. <br>Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ....eşyaları (taklitleri dahil); altınlar, mücevherler, kıymetli taşlar ve bunlardan mamul takılar, kol <br>düğmeleri, kravat iğneleri ve heykeller, biblolar.Saatler ve zaman ölçme cihazları <br>(kronometreler ve parçaları, saat kordonları dahil).Değerli metalden mamul müsabakalarda verilen kupalar.Tespihler.Tekstil amaçlı sentetik elyaflar, işlenmemiş büküm elyafları, cam <br>elyaflar. Tekstil amaçlı büküm iplikleri; dikiş, nakış ve örgü iplikleri, tireler,  esnek iplikler. Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar. Ev tekstil ürünleri: perdeler, yatak örtüleri, nevresimler, çarşaflar, yastık kılıfları, battaniyeler, yorganlar, havlular.Tekstilden bayraklar, flamalar, etiketler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile <br>sağlanabilir\" hizmetlerinin çıkarıldığı, bu karara davacı tarafından yapılan itirazın ise YİDK'in 14.01.2021 tarih, 2020-M-10693 sayılı kararıyla reddedildiği ve ret kararının 14.01.2021 tarihinde davacıya tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Buna göre iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olan 15.03.2021 tarihinde açılan işbu davaya konu uyuşmazlık, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında, başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetler yönünden SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığıdır. <br>\t6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409).   <br>\t\t\tDava konusu başvuru kapsamından 14. ve 24. sınıflarda yer alan  yukarıdaki mallarla, yine yukarıda sayılan 35. sınıftaki hizmetler çıkarılmış olup, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere dava konusu başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetlerin tamamı, redde mesnet markaların kapsamlarında yer alan mal ve hizmetler ile aynı ya da benzer olduklarından, somut uyuşmazlıkta emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmiştir.  <br>\t\t\t\t\t\tİşaretlerin karşılaştırılmasına gelince; davacının başvurusu \"... ...\" ibareli, redde mesnet markalar ise \"...\" ve \"...\" ibarelerinden meydana gelmiştir. Söz konusu ibareler, standart yazı karakterleri ile yazılmışlardır. Bunun dışında, taraf markalarında herhangi bir ibare, şekil ya da figüratif unsur yer almamıştır. \"...\" ibaresinin tarafa markalarında ortak olarak yer aldığı görülmektedir. Bununla birlikte, davacının başvurusu ad ve soy adından ibaret olup, sırf başkasının tanınmış markasının tanınmışlığından yararlanmak için SMK'nın 7/5 maddesi hükmü bahane edilmediği müddetçe, kişinin kendi adını ve soy adını ticari teamüllere uygun ve dürüstçe kullanması hukuka aykırı değildir (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, 4. Baskı S:648). Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23.02.2021 tarih, 2020/1814 Esas, 2021/1611 Karar sayılı ilamında da,  \"Kişinin kendi  ad soyadının marka olarak tescili kişilik hakkı kapsamında görülmelidir. 556 sayılı Marka KHK’nın 8/5 (SMK 6/6) maddesinde de kişi adlarının markasal değerine işaret edilmiştir. Dairemizin 16.12.2019 tarih ve 2019/ 1575 E. 2019/8229 K. sayılı kararı ile 19.11.2018 tarih ve 2017/1701 E. 2018/7170 K. sayılı kararlarında da ifade edildiği üzere; ad ve soyadın birlikte yer aldığı markalar ile sadece soyadı yer alan markalar arasında 556 sayılı KHK. 8/1-b maddesi uyarınca karıştırılma ihtimalinin meydana gelmeyeceği kabul edilmiştir. Bununla birlikte bir kişinin ad soyadının tanınmış markalarla bir benzerliğinin bulunması halinde tanınmış marka ile aynı sektörde herhangi bir mal ve hizmet yönünden tescil ettirilmesinin KHK. 8/4 maddesindeki riskleri doğurabileceğinin kabulü gerekir.\" açıklamasına yer verilmiştir. O halde, davacının marka başvurusunun ad ve soyadını içerdiği, davacının soyadı itibariyle davalı markalarıyla benzerlik ve ayniyet gösterdiği kabul edilse de bir bütün olarak davacı markasının davalı markalarından farklı olarak bir kişinin ad soyadı olarak algılanacağı, davacının kullanımının da dürüstçe bir kullanım olduğu, zira dosya kapsamındaki deliller ile davacının, başvuru konusu ibareyi uzunca süredir kullandığını ispat ettiği, bu itibarla davalı markalarıyla dava konusu başvuru arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, öte yandan redde mesnet markaların tanınmış oldukları da ispat edilmediğinden, davacının, davalı markalarının tanınmışlığından yararlanmak gibi bir amacının olduğunun da söylenemeyeceği kanaatine varılmış, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu yönündeki değerlendirmesi isabetli olmamıştır. <br>\t\t\t\tYargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiş, teknik yönlerden mevcut bilirkişi raporundan faydalanılmıştır. <br>\t\tHMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenle kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br><br><br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t\t\t  \t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 16/09/2021 gün ve 2021/86 Esas - 2021/295 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Asıl ve birleşen davanın KABULÜ ile YİDK'in 14/01/2021 tarih ve   2020-M-10693 sayılı YİDK kararının İPTALİNE,<br>\t3-Markanın tesciline ilişkin talebin, söz konusu işlem idari nitelikte bulunduğundan reddine, <br>\t4-Asıl dava yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 269,85 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile kalan 210,55 TL'nin davalı ... alınarak Hazineye irat kaydına,<br>\t\t\t5-Birleşen dava yönünden  Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 269,85 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile kalan 210,55 TL'nin davalı şirketten alınarak Hazineye irat kaydına,<br>\t6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan ve taraf teşkilinin sağlanması nedeniyle birleşen dava açıldığından, her iki dava yönünden tek bir vekalet ücreti olmak üzere karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 25.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,  <br>\t7-HGK'nun 22.03.2017 tarih, 2017/78-521 E.,K. sayılı ilamında açıklandığı üzere markanın tesciline yönelik talep ayrı bir dava olmadığından bu talebin reddi nedeniyle davalılar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,   <br>\t\t\t\t8-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.100,00 TL bilirkişi ücreti, 327,00 TL tebligat ve posta gideri, istinaf aşamasında yapılan 71,50 TL tebligat ve posta ücreti, 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.660,6‬0 TL yargılama giderine, asıl dava için yatırılan 59,30 TL peşin harç, 59,30 TL başvurma harcı, birleşen dava için yatırılan  59,30 TL peşin harç, 59,30 TL başvurma harcı, eklenerek oluşan toplam 2.897,8‬0 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t\t9-Davalı şirket ile davalı ... tarafından ilk derece mahkemesinin yargılaması sırasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t\t\t\t10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t\t\t\t11-Davacıdan peşin olarak alınan 59,30 TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t\t\t\t12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/12/2023 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/12/2023<br> <br>\t\t\t\t<br><br>  Başkan <br><br>Üye<br><br>Üye<br> <br><br>Katip<br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>   <br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a9fb8ecfe115bb17","SID":"8a17e98a27af6697"}}