{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi   35. Hukuk Dairesi     Esas-Karar No: 2022/1678 - 2024/13<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2022/1678 <br>KARAR NO\t: 2024/13<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/03/2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/582 Esas 2021/164 Karar<br><br>DAVACI\t:\t  <br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ\t: 17/01/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 19/01/2024<br>\t<br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili  tarafından  süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde; davalı adına kayıtlı ve davacıya ZMMS ile sigortalı araç sürücüsünün alkollü olarak, 29/08/2014 tarihinde ... plakalı araca çarpması sonucu ölümlü trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonucunda ölen ... plakalı araç sürücüsü ...’un eşi ... tarafından, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davada verilen karar ile davacı sigorta şirketi aleyhine maddi tazminata hükmedildiğini, Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2016/15925 Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davacı sigorta şirketi tarafından da 27/07/2016 tarihinde icra dosyasına 15.177,98TL yatırıldığını, sigortalı araç sürücüsünün alkollü olarak ölümlü trafik kazasına sebebiyet vermesinden dolayı ZMMS Genel Şartlarına göre ödemede bulunan sigortacının sigortalısına rücu hakkı bulunduğunu, rücu edilen ödeme hakkında Ankara 31. İcra Müdürlüğü’nün 2016/16589 sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını fakat davalının haksız itiraz ettiğini belirterek davanın kabulü ile itirazın iptaline ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\t Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davanın itirazın iptali için öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davalının oto kiralama işi ile iştigal ettiğini, davalı adına kayıtlı ... plakalı aracın davacı sigorta şirketince sigortalı olduğunu, davalının kayıtlarına göre söz konusu aracın 23/07/2014 - 04/09/2014 tarihleri arasında ...'a kiralandığının gözüktüğünü, dolayısı ile davalı şirketin ilgili araç üzerinde kaza tarihi itibariyle hakimiyeti ve işleten  sıfatının bulunmadığını, davalının kazadan sorumlu tutulabilmesi için işleten sıfatını haiz olması gerektiğini,  kaza sırasında davalı ile aracın illiyet bağının koptuğunu, ödenen tazminatın davalıya rücu edilmesinin hukuka aykırı ve dayanaksız olduğunu, kaza tespit tutanağı incelendiğinde sadece doktor raporuna dayanarak alkollü yazıldığının görüldüğünü, doktor raporunda kan tahlili yapılıp yapılmadığı, tahlil yapıldı ise hangi saatte kan alındığı, sonucun hangi saatte çıktığı, sürücünün kanında hangi oranda alkol bulunduğuna dair bilgileri dahi içermeyen hangi verilere dayanılarak doldurulduğu belli olmayan salt alkollü yazan bilimsellikten ve gerçeklikten uzak hiçbir ispat taşımayan bir rapor olduğunu belirterek öncelikle davanın ..., ...'a ihbar edilmesini, ardından davanın reddi ile %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini edilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece yapılan yargılama sonunda; davaya konu rücu miktarı ile Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi kararına konu rücu miktarı bir arada değerlendirildiğinde, her halükarda sigorta teminat limitinin aşılmadığı ve poliçe kapsamında kaldığı, dava müstenidi takibe dayanak olan Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi dosyası da maddi tazminat bakımından kesinleşmiş olup, davacının da söz konusu dosyada yalnızca maddi tazminat sorumluluğu bulunmakla rücu şartlarının oluştuğu kabul edilerek ayrıca kesinleşmesinin beklenmesine gerek olmadığı,  rücu miktarının mahkemece tespitinin mümkün olduğu,  Ankara Batı İcra Müdürlüğü ve dayanak Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında davacı yönünden 1.000TL'nin 27.10.2014 tarihinden 8.519,18 TL'nin 30.05.2016 tarihinden itibaren davacıdan tahsiline, 1.800 TL ilam vekalet ücreti, 831,50 TL yargılama gideri, (686,55 TL + 145,48 TL =) 832,03 TL olduğundan asıl alacaklar dışında faize yönelik fer'iler ile takip harç ve vekalet ücretinin tespiti gerektiği, buna göre davacının sorumlu olduğu miktar: 1.000,00 TL'nin 27.10.2014 tarihinden takip tarihi 21.07.2016 tarihine kadar faizi (1 yıl 8 ay 24 gün yani 633 gün için yıllık %9 faiz uygulanarak) 156,08 TL,  8.519,18 TL'nin 30.05.2016 tarihinden takip tarihi 21.07.2016 tarihine kadar faizi (1 ay 21 gün yani 52 gün için yıllık %9 faiz uygulanarak) 109,23 TL, hesap edilen 9.519,18 TL asıl alacak için takip tarihi olan 21.07.2016 ile ödeme tarihi olan 27.07.2016 tarihleri arasında %9 yasal faiz işletilerek takip ile ödeme arasında bu kalemlere 14,08 TL faiz işlediği,  1.800 TL ilam vekalet ücreti, 831,50 TL yargılama gideri ve 832,03 TL harçlar toplamı olan 3.463,53 TL yönünden ise 15.06.2016 karar tarihi ile 21.07.2016 takip tarihi arasında 30,74 TL, takip tarihi ile ödeme tarihi olan 27.07.2016 tarihi arasında ise 5,12 TL faiz işlediğinin anlaşıldığı, buna göre  toplam 13.297,96 TL mahkeme ilamındaki alacak kalemleri ve faizleri bakımından hesaplama yapıldığı, hesaplanan bu miktar yönünden Avukatlık Asgari Ücret tarifesi nazara alınarak 1.595,76 TL icra vekalet ücreti ile 604,18 TL %4,55 üzerinden tahsil harcı hesap edildiği, sonuç olarak davacının Ankara Batı İcra Müdürlüğü dosyasına ödediği 15.177,98 TL'nin yerinde olduğu, ancak 31. İcra dairesi dosyasında temerrüdü oluşturacak tebliğe dair evrakın mevcut olmaması karşısında işlemiş faize yönelik talebin reddi gerektiği gerekçesiyle “Davanın kısmen kabulü ile davalı borçlunun Ankara 31. İcra Müdürlüğünün 2016/16589 esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 15.177,98 TL asıl alacak yönünden iptaline ve asıl alacağa yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine 2-Şartları oluşmayan icra inkar ve kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine,” karar verilmiş; hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde: mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, alınan raporda kazanın alkolün etkisiyle gerçekleştiğinin söylenemeyeceğinin belirtildiğini, rücu koşulunun gerçekleşmediğini, kaldı ki kaza tarihinde aracın dava dışı kişiye haberi olmadan kiralandığını, dolayısıyla işleten sıfatının bulunmaması nedeniyle de kendisine rücu edilemeyeceğini belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar  verilmesini talep etmiştir. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tİstinaf talebinde bulunan davalı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; <br>\t Dava, davacı tarafından ZMMS kapsamında sigortalanan aracın, karıştığı kaza nedeniyle zarar görene yapılan ödemenin KTK'nın 95/2 maddesi ve ZMMS Genel Şartları B.4 maddesi (sürücünün alkollü araç kullanması) gereğince sözleşmeye dayalı olarak rücuen akidinden (sigortalıdan) tahsili istemiyle yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemidir.  <br>\tYerel Mahkeme tarafından davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>\tDavaya konu Ankara 31 icra müdürlüğü dosyasında borçlu-davalının itirazı üzerine takibin 03/10/2016 tarihinde durdurulmasına karar verilmişse de borçlunun itirazının alacaklı davacıya tebliğine dair bilgi ve belgenin bulunmadığı, davacı-alacaklının da  durma kararından daha önce haberdar olduğu anlaşılamadığından iş bu itirazın iptali talepli davanın, dava tarihi olan 31/08/2018 itibarıyla İİK’nın 67. maddesindeki 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır.<br>\tİcra doyasına davacı tarafından yapılan ödeme tarihi(27/07/2016) ile takip tarihi (19/08/2016) arasında da  TBK’nın 73/1 maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresinin  de dolmadığı görülmektedir. <br>\t2918 sayılı KTK hükümlerine göre, trafik kaydı \"işleteni\" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, \"İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.\" şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise, \"Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.\" hükmüne yer verilmiştir.<br>\tBu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. <br>\tGerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. 2918 sayılı KTK'nın 107. maddesinde ise; “Bir motorlu aracı çalan veya gasbeden kimse işleten gibi sorumlu tutulur. Aracın çalınmış veya gasbedilmiş olduğunu bilen veya gereken özeni gösterdiği takdirde öğrenebilecek durumda olan aracın sürücüsü de onunla birlikte müteselsilen sorumludur. İşleten, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerden birinin, aracın çalınmasında veya gasbedilmesinde kusurlu olmadığını ispat ederse sorumlu tutulamaz. İşleten, sorumlu olduğu durumlarda diğer sorumlulara rücu edebilir” hükmü ile çalınan veya gasbedilen araçlarda sorumluluk düzenlenmiştir. <br>\tSomut olayda;  kazaya sebebiyet veren ... plakalı araç davalı şirket adına kayıtlı olup, 23.07.2014 -04.09.2014 tarihleri arasında dava dışı ...’a kiralandığı, ...’ın aracı süresinden önce 18.08.2014 tarihinde davalı şirket çalışanı ...‘a iade ettiği, aynı aracın daha sonra şirket çalışanı ... ile şirketin eski çalışanı ... tarafından ...’a kiralandığı, ...’in elinde iken 29.08.2014 tarihli ölümlü trafik kazasının meydana geldiği ve kazada dava dışı ...’un öldüğü anlaşılmaktadır. Davalı şirketin dava konusu araçla ilgili şikayeti üzerine şirket çalışanları ... ve ... ... aleyhine açılan davada Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/1655 Esas - 2017/873 Karar sayılı, 01.06.2018 tarihinde kesinleşen kararla adı geçen çalışanlar hakkında beraat kararı verildiği; dava dışı ...’un mirasçıları ..., ... tarafından davalılar ..., ... Sigorta A.Ş., ...Sigorta A.Ş., ... Yat.San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davasında (eldeki davanın konusunu oluşturan rücuuya esas dava) Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin (bozmadan önce 2014/552 Esas 2016/408 Karar ) 2019/293 Esas 2019/796 Karar sayılı ilamının Yargıtay 17 Hukuk Dairesinin 04.12.2017 Tarih 2016/13989 esas ve 2017/11279 karar ve aynı dairenin 2020/724 Esas 2021/1336 karar sayılı ilam içeriklerinden davalı ... Yat. San. Ltd. Şti’nin işleten sıfatının kabul edildiği ve bu yönünün kesinleşmiş olmasına göre davalı vekilinin \"işleten\" sıfatı bulunmadığına ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. <br>\tDiğer yandan, eldeki dava, ZMMS genel şartları gereğince davacının sigortalısından (akidinden) rücuen tazminat davası olup, trafik sigortacısı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95/2. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları gereğince, tazminat yükümlülüğünün azaltılması veya kaldırılmasına ilişkin halleri üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden, zarar görene ödeme yaptıktan sonra, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre kendi sigorta ettirenine rücu edebilir. Araç maliki ve sigorta şirketi arasındaki sigorta sözleşmesi gereğince, sürücünün ağır kusuru, yeterli ehliyete sahip olmaması veya alkollü olması sonucu zarara neden olunması hallerinde, sigortacının kendi akidine rücu hakkı bulunmaktadır.<br>\tKaza tarihi olan 29/08/2014  itibarıyla yürürlükte olan  Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B.4.d. maddesinde, tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak verildiği kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa, sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.<br>\tSigortacının rücu edebilmesi için, kaza tarihi olan 29/08/2014 tarihinde yürürlükte olan eski Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B.4.d. maddesindeki düzenleme yorumlanmak suretiyle Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; kazanın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir. <br>\tHer ne kadar dosyamızda nöroloji uzmanının da bulunduğu heyetten alınan raporda “Sürücü ...'ın kaza sonrasında alkometre ile yahut kan yoluyla alkol ölçümünün yapılmadığı, Dr. Nafiz Körez Sincan Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 29.08.2014 tarihli Genel Adli Muayene Raporunda; ...'ın alkollü olduğunun belirtildiği, dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davaya konu kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleştiğini bilimsel ve teknik olarak söylemenin mümkün olmadığı” görüşü bildirilmişse de; Yargıtay denetiminden geçerek 15.10.2020 tarihinde kesinleşen Ankara Batı 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.05.2019 tarih 2019/323 Esas - 2019/404 Karar sayılı ilamındaki “…Sanık kusurlu olmadığını ve alkol almadığını savunmuş ise de, kaza tespit tutanağındaki kazanın oluş saati, yaklaşık bir saat sonra saat 18.59'da düzenlenen raporda sanığın aşırı alkollü olduğundan test cihazını üfleyemediğinin tespit edilmiş olması ve raporu düzenleyen doktorun tanık olarak raporu doğrulaması ve tanık...'ın beyanları karşısında sanığın alkollü olduğunun kabulü gerekmiştir….” şeklindeki tespit ve sanık ...’ın ...’un ölümüne bilinçli taksirle ölüme neden olma suçu nedeniyle ceza alması,  aynı olaydan kaynaklanan ve sigorta tarafından aynı davalıya karşı Ankara  9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/807 Esas 2019/607 Karar sayılı dosyasının davalı tarafından iş bu dosyadaki istinaf nedenleriyle aynı nedenlerle istinafı sonucunda Ankara BAM 26 HD’nin 2019/2551 E. 2022/363 K. sayılı “ davalının istinaf başvurusunun esastan reddi” kararı birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu 29.08.2014 tarihli kazanın sanık-sürücü ...’ın salt alkol almasının etkisiyle şerit ihlali yaparak karşı yönden gelen araca çarpmak suretiyle tam kusuru ile kazaya ve ölüme sebebiyet verdiği, sürücünün kaza sırasında aşırı derecede alkollü olduğu ve kazanın salt alkolden kaynaklandığı, böylelikle Zorunu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4. maddesi gereğince sigortacının sigortalısına rücu şartlarının oluştuğu, mahkemece gerçek zarar/rücu edilebilecek miktarın da usulüne uygun belirlendiği anlaşılmıştır. <br>\tAçıklanan nedenlerle usul ve yasaya uygun alarak verilen karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM \t\t: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davalı ... Yat San ve Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 1.036,81TL karar ilam harcından peşin alınan 259,20-TL hacın mahbubu ile bakiye 777,61‬- TL istinaf karar ve ilam harcının davalı ... Yat San ve Tic. Ltd. Şti.‘den tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t3-Başvuran tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>\t4-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nun 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>\t5-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK.nın 362/1.a maddesi gereğince miktar itibariyle KESİN olmak üzere 17/01/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t<br>\t<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye<br>Üye <br>Katip<br> <br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b6841fcf35d33d41","SID":"14dde35d75f8d672"}}