{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  23. HUKUK DAİRESİ     <br>                                    T.C.      <br>                            A N K A R A                                 <br>B Ö L G E    A D L İ Y E    M A H K E M E S İ\t<br>              23. H U K U K    D A İ R E S İ                <br>\t            \t\t         (İ S T İ N A F    B A Ş V U R U S U N U N  <br>\t\t\t  E S A S T A N    R E D D İ)<br>ESAS NO\t: 2022/1883 <br>KARAR NO\t: 2024/78<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN \t: ...  \t...<br>ÜYE \t: ...      \t...<br>ÜYE \t: ...\t\t...<br>KATİP\t: ... \t\t...<br><br>İNCELENEN KARARIN:<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 13/04/2022<br>ESAS-KARAR NUMARASI : 2020/574 E.-2022/262 K.<br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br><br>Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi  uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t:<br>İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ\t: <br>Davacı vekili; davalının müvekkili Kooperatif'e 05.03.2005 tarihinde üye olduğunu ve bu üyeliği dolayısıyla ... No'lu bağımsız bölümün tahsis ve devir edildiğini, davalının Yenimahalle 1. Noterliğinin 32921 Yevmiye no ve 19.10.2015 tarihli ihtarnamesi ile kooperatif üyeliğinden istifa ettiğini, istifa eden üyenin istifasının hüküm ve sonuç doğurabilmesi için kooperatiften edinmiş olduğu hakkı, yani konutunu kooperatife iade etmesi gerektiğini, aksi halde ortağın ortaklıktan kaynaklanan tüm hak ve yükümlülüklerinin devam edeceğini, davalının istifa beyanı kendisine tahsis edilen konutu kooperatife bırakma iradesini taşımayıp, sadece  kooperatiften doğan yükümlülüklerden kaçınma amacına yönelik olduğunu ileri sürerek, davalı adına kayıtlı dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili Kooperatif adına tesciline, bunun mümkün olmaması halinde fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL daire bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; <br>12.04.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle, terditli 10.000,00 TL. olan taleplerini bilirkişi tarafından belirlenen borç miktarı olan 40.027,29 TL.'ye artırdıklarını belirtmiştir. <br>Davalı vekili; davacı tarafın isteminin hukuki yönden dayanaksız olduğunu, müvekkilinin kesin maliyet bedeli belirlenen konutun üyelik ve aidat, şerefiye bedeli ve kooperatif genel giderlerini eksiksiz ve zamanında ödediğini, ana sözleşmenin 62. maddesine göre 05.03.2005 tarihinde kendisine dava konusu bağımsız bölümün tahsis ve teslim  edildiğini, tapuda devir yapıldığını, müvekkilinin 31.08.2015 tarihli istifasının davacı kooperatif yönetim kurulunun 07.09.2015 tarihli kararı ile kabul edildiğini, bu tarihte ana sözleşmenin 20. maddesindeki istifadan sonraki iki yıllık sorumluluğuna isabet eden bedelin de hesaplandığını ve müvekkilince bu bedelin ödendiğini, ana sözleşmenin 64. maddesinde \"Ferdi münasebete geçiş muamelesinden sonra muamelenin tamamlanması ve kendi borcunu kabullenmiş olması ile ortağın artık kredi borcu bakımından kooperatifle ilgisi kesilmiş olur.\" dendiğini, müvekkilinin istifasından sonra alınan genel kurul kararlarının müvekkili yönünden bağlayıcı olmadığını, 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun, \"Kooperatiften çıkan veya çıkarılan ortaklarla hesaplaşma süresi ve yükümlülük\" başlıklı 17. maddesinde, \"Kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek nitelikteki iade ve ödemeler, anasözleşmede daha kısa bir süre tespit edilmiş olsa bile genel kurulca üç yılı aşmamak üzere geciktirilebilir.\" denilerek 3 yıllık bir zaman aşımı süresi öngörüldüğünü, buna göre müvekkilinin istifa tarihinden sonra zaman aşımı süresinin dolduğunu savunarak, davanın öncelikle husumet, yetki ve zaman aşımı nedeniyle, aksi halde esastan reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ\t: <br> İlk derece Mahkemesince; \"Dosya kapsamından; davacı kooperatifin 14.04.2019 tarihli genel kurulunun 7/a maddesinde kooperatifin tasfiyesine karar verildiği, bazı kooperatif ortaklarınca Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesine anılan genel kurulun iptali istemiyle dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda mahkemenin 09.10.2020 tarih ve 2019/237 E., 2020/504 K. sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne, tasfiyeye ilişkin gündemin 7/a maddesindeki kararın nitelikli çoğunlukla alınmadığı gerekçesiyle bu maddenin iptaline karar verildiği, taraf vekillerince hükmün istinafı üzerine  Ankara BAM 23. Hukuk Dairesi'nin 16.03.2021 tarih ve 2020/2064  E., 2021/438 K. sayılı kararıyla HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği ve dosyanın  temyiz incelemesi için Yargıtay'da olduğu anlaşılmıştır.<br>Davacı kooperatifin dava tarihi itibariyle  tasfiye halinde olduğu, tasfiye halinde bulunan kooperatiflerde 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 81-2. maddesi uyarınca kooperatiften çıkan ortağın konutunun çıkma sebebiyle geri alınamayacağı, davalının çıkmadan önce parasal yükümlülüklerini yerine getirdiği, tasfiyeye ilişkin genel kurul kararının iptaline ilişkin mahkeme kararının  kesinleşmesi ile tasfiye halinden çıkan kooperatifin aynı taleple başvuruda bulunabileceği\" gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. \t <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde; 05.03.2005 tarihinde müvekkili kooperatife ortak olan davalıya dava konusu taşınmazın tahsis ve tapuda devir edildiğini, davalının noter aracılığı ile gönderdiği 19.10.2015 tarihli ihtarname ile üyelikten istifa ettiğini, ortağın çıkma iradesini noter aracılığı ile kooperatife bildirmesi halinde bildirim tarihinden itibaren çıkmanın gerçekleşeceğini, bu durumda kooperatifin kabulüne ihtiyaç bulunmadığını, ortağın istifasının hüküm ve sonuç doğurabilmesi için kooperatiften edinmiş olduğu konutu iade etmesi gerektiğini, müvekkili kooperatifte henüz konut edinememiş 80 üyenin bulunduğunu, müvekkilinin bu üyelerin ödedikleri bedelleri geri ödeyerek mağduriyetlerini gidermeye çalıştığını, bu şekilde müvekkili kooperatifin amacına ulaşmadığını ve dağılma sürecine girmediğini, müvekkili kooperatifin 2019 yılı genel kurulunda tasfiye kararı alındığını, bu tasfiye kararının Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/237 E. Sayılı kararı ile iptal edildiğini ve istinaf ve temyiz aşamalarından geçerek kesinleştiğini, kooperatifin tasfiye kararı mahkemeci iptal edildiğinden baştan beri geçersiz  olduğunu, dolayısıyla dava tarihinde de tasfiye halinde olmadığını, bu nedenle davanın kabulü gerektiğini, bilirkişi raporunda konutu iade etmeyen üyenin, üyelikten doğan sorumlulukları devam edeceğinden ayrıca davalının kooperatife olan borcunun 40.027,29 TL. olarak hesaplandığını, ıslah dilekçesinde tapu iptali ve tescilin mümkün olmaması halinde bu bedel üzerinden taleplerini ıslah ettiklerini, İlk derece Mahkemesince üyenin istifasının geçerli kabul edildiğini ancak tasfiye kararı iptal edildiği (geçmişe dönük ortadan kalktığı) halde, kooperatifin tasfiye halinde olması sebebiyle davayı reddettiğini, sonuç olarak kararın çelişkili olduğunu belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,<br>HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE\t:<br>Dava, tapu iptali ve tescil,  mümkün olmazsa daire bedelinin tahsili istemine ilişkin iken ıslah dilekçesiyle terditli talep borç miktarının tahsili olarak ıslah edilmiştir. <br>1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 98. maddesi yollamasıyla uygulanması gereken TTK'nın 450. maddesi, \"(1) Genel kurul kararının iptaline veya butlanına ilişkin mahkeme kararı, kesinleştikten sonra bütün pay sahipleri hakkında hüküm ifade eder. Yönetim kurulu bu kararın bir suretini derhâl ticaret siciline tescil ettirmek ve internet sitesine koymak zorundadır.\" hükmünü içermektedir. <br>Dosya ve UYAP kayıtları kapsamından; davacı kooperatifin 14.04.2019 tarihli genel kurulunun 7/a maddesinde kooperatifin tasfiyesine karar verildiği, bazı kooperatif ortaklarınca Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesine anılan genel kurulun iptali istemiyle dava açtıkları, yapılan yargılama sonucunda mahkemenin 09.10.2020 tarih ve 2019/237 E., 2020/504 K. sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne, tasfiyeye ilişkin gündemin 7/a maddesindeki kararın nitelikli çoğunlukla alınmadığı gerekçesiyle baştan itibaren geçersiz olduğunun tespitine karar verildiği, taraf vekillerince hükmün istinafı üzerine Dairemizin 16.03.2021 tarih ve 2020/2064  E., 2021/438 K. sayılı kararıyla HMK'nın 353/(1)-b.1. maddesi uyarınca taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği,  karara karşı davacılar vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 14.10.2021 tarih ve 2021/3431 E., 2021/869 K. sayılı kararıyla Dairemiz kararının onanmasına karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır.<br>Dairemizin 16.03.2021 tarih ve 2020/2064  E., 2021/438 K. sayılı kararı davalı kooperatif vekiline 10.04.2021 tarihinde tebliğ edilmiş olup, kooperatif vekilince temyiz yoluna başvurulmaması nedeniyle Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin kooperatifin tasfiyesine ilişkin 7/a maddesindeki kararın baştan itibaren geçersiz olduğuna ilişkin kararı, temyiz süresinin dolmasıyla davalı kooperatif yönünden 26.04.2021 tarihinde kesinleşmiştir. İş bu dava ise, genel kurulun tasfiyeye ilişkin 7/a maddesindeki kararı ile ilgili Mahkeme kararının kesinleşmesinden önce 24.11.2020 tarihinde açılmıştır. Buna göre İlk derece Mahkemesince davacı kooperatifin iş bu dava tarihi itibariyle tasfiye halinde olduğunun kabulü doğru olmuştur.<br>Bu açıklamalara ve dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine  aykırılığın da tespit edilmemesine göre, İlk derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM\t:<br>Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca davacı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL. istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubuyla kalan 346,90 TL.'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>4-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,     <br>17/01/2024 tarihinde, HMK'nın 361/(1). maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde,  kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyizi kabil olmak üzere,  oybirliği ile karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ           \t:  18/01/2024\t<br>    <br>Başkan ...<br>e-imza <br>Üye ...<br> e-imza<br>Üye ...<br> e-imza<br>Katip ...<br> e-imza<br>      <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fe9cca10705dc1e3","SID":"a0ab8556987fe14a"}}