{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  23. HUKUK DAİRESİ     <br>                                    T.C.      <br>                            A N K A R A                                 <br>B Ö L G E    A D L İ Y E    M A H K E M E S İ\t<br>              23. H U K U K    D A İ R E S İ          <br>\t            \t\t         (İ S T İ N A F    B A Ş V U R U S U N U N  <br>\t\t\t  E S A S T A N    R E D D İ)<br>ESAS NO\t: 2019/1323 <br>KARAR NO\t: 2024/72<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN \t: ...  \t...<br>ÜYE \t: ...      \t...<br>ÜYE \t: ...\t\t...<br>KATİP\t: ... \t\t...<br><br>İNCELENEN KARARIN:<br>MAHKEMESİ... 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 26/03/2019<br>ESAS-KARAR NUMARASI : 2015/372 E.-2019/247 K.<br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br>VEKİLİ\t: <br><br>Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi  uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t:<br>İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ\t: <br>Davacı; 22.08.2000 tarihinden beri davalı kooperatifin ortağı olduğunu, aidatlarını kendisine bilgi verilen süreler içinde yerine getirmeye çalıştığını, davalı kooperatifin adresini, \"......\" adresinden başka bir yere taşıdıktan sonra, kooperatif ile iletişiminin kesildiğini, çeşitli kereler uzun araştırmaları ile bulabildiği adreslere müracaatlarda bulunmuş ise de davalı ile sağlıklı bir iletişim kuramadığını, en son Çevre ve Şehircilik Bakanlığından edindiği bilgilerle kooperatif ortakları listesinde adının bulunmadığını öğrendiğini, davalı kooperatiften kendisine ortaklığının son bulması ile ilgili herhangi bir bildirim gelmediğini ileri sürerek, kooperatif ortaklığının tespiti ile adına taşınmaz tahsisine, bunun mümkün olmaması halinde hak kaybının gerçek değeri tayin edildiğinde şimdilik 1.000,00 TL. tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili; davacı tarafın iddiasının TBK'nın 72 ve 146. maddeleri uyarınca zaman aşımına uğradığını, davacının kooperatif ile ilgili en son 20.03.2002 tarihli yönetim kurulu kararından haberdar olup bu tarihten itibaren yaklaşık 13 sene geçtiğini, davacının adının ...olduğunu, sunulan kararlarda adının ... olarak yazılı olduğunu, sunulan belgelerin kooperatif kayıtlarına uygun olup olmadığının anlaşılamadığını, davacı adrese ulaşamadığını iddia etmişse de üye olmanın sorumluluklarını 13 yıl gibi uzun bir süre yerine getirmeyip hak iddiasıyla dava açmasının kötü niyetli olduğunu, bu süre içinde kooperatifin ferdi mülkiyete geçtiğini, tüm üyelerin hisselerine karşılık tapularının adlarına tescil edildiğini, davacının kooperatife ödeme yapmadığı dikkate alındığında terditli tazminat talebinin hukuki dayanağının bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br><br>İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ\t: <br> İlk derece Mahkemesince; \"Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının 22.08.2000 tarihli genel kurul kararı ile dava dışı ...'in kooperatif üyeliğini 21.08.2000 tarihinde satın alması nedeniyle kooperatif  üyeliğe kabul edildiği ve kooperatifin üyesi olduğu, bu tarihten sonra 15.05.2005 tarihine kadar yapılan genel kurul toplantılarında ve bu toplantılara ait hazirun cetvellerinde kooperatif üyesi olarak yer aldığı, 15.05.2005 tarihli genel kurul toplantısı ile bu tarihten sonra yapılan genel kurul toplantıları ve hazirun cetvellerinde kooperatif üyesi olarak gözükmediği ve toplantılara katılmadığı, Mart 2001 tarihinde sonra kooperatife herhangi bir aidat ödemesi yapmadığı, kooperatifle Ankara 17. Noterliği kanalıyla davalı kooperatife 19.04.2012 tarihinde gönderilen ihtarnameye kadar herhangi bir şekilde bağlantı kurmadığı, davacı tarafından kooperatifin adres değiştirmesi nedeniyle bağlantı kuramadığı iddia edilmiş ise de kooperatifin  07.11.2013 tarihli ticaret sicil  gazetesinde yapılan ilanla eski adresinin \"...\" olarak değiştirildiği, davacının Mart 2001 tarihinde sonra kooperatife aidat ödemediği, kooperatife uzun süre uğramadığı, aidat borcunun bulunup bulunmadığını takip etmediği üyelik haklarından zımnen vazgeçtiği ve ortaklıktan çıkma iradesini bu şekilde ortaya koyduğu, 8 yıl gibi bir süre sonra kooperatife ihtar çekerek kooperatiften ortaklığı hakkında bilgi istemesinin ve bu davayı açmasının MK 2. maddesinde öngörülen iyiniyet kurallarına aykırı olduğu (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2013/2476-3037, 2013/5241-7129, 2015/5173-2016/1601, 2015/6827-2017/820, 2016/4725-2018/335  sayılı kararları)\" gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.  \t <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde; İlk derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporuna kadar davalı yanın, cevap ve itirazlarının hiçbirinde davacının üyelik haklarından zımnen vazgeçtiğine dair herhangi bir beyanda bulunmamışken, bilirkişi raporundaki davacının üyelik haklarından zımnen vazgeçtiğine dair tespite dayanılarak davanın reddine karar verildiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ikinci bölümünde yer alan ve 25. maddede düzenlenen, emredici nitelikteki \"Taraflarca Getirilmesi İlkesi\"nin,  \"Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz.\" şeklinde düzenlendiğini, eldeki davanın kamu düzenine ilişkin olmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere müvekkili ve davalı vekilince müvekkilinin davalı kooperatiften zımnen istifa ettiğine dair bir beyan ve itirazları bulunmazken bilirkişinin görev sınırlarını aşarak re’sen konuyu ele alıp hukuki değerlendirme yapmasının HMK'nın 279/4. maddesindeki, \"Bilirkişi, raporunda ve sözlü açıklamaları sırasında çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hâkim tarafından yapılması gereken hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz.\" hükmüne aykırılık teşkil ettiğini, davalı kooperatifin 2002 ile 2013 yılları arasında 11 yıl resmi adresinde bulunamadığını, bu süre zarfında adresini hiçbir resmi kurumda tescil ve ilan ettirmediğini, müvekkiline genel kurul çağrısında bulunmadığını, Mahkemece bu konuda herhangi bir araştırma yapılmadığını, müvekkilinin yıllarca iyiniyetle iletişim kurmaya çalıştığını, her defasında kooperatifçe oyalandığını, genel kurula katılmak istediğini beyan etmesine rağmen hiç bir genel kurula davet edilmediğini, davalı kooperatif yönetimine ve defterlerine ulaşılamadığını, bunun mahkeme kanalıyla dahi 3 yıldan fazla sürdüğünü, kooperatifin kasıtlı olarak farklı adresler göstererek yahut beyan ederek, gösterdiği adresleri kapalı tutarak hasım olabilecek kişilerden, tebligatlardan ve resmi mercilerden kaçtığını, dosyada yer alan Ankara 17. Noterliği'nin 19.04.2012 tarih, 7947 Y. sayılı ihtarnamesinin davalı kooperatifin ticaret sicil gazetesinde yer alan adresine tebliğe çıkarılmışsa da adresten ayrıldığından bahisle tebligatın iade edildiğini, bu tarihten 1,5 yıldan daha uzun süre sonunda davalı kooperatifin 07.11.2013 tarihinde yeni adresini ticaret sicil gazetesinde tescil ettirdiğini, bu kapsamda davalı kooperatifin TMK madde 2'de düzenlenen dürüstlük ilkesine aykırı davranışları karşısında davacı müvekkilinin iyiniyetli olmadığını iddia etmesinin ve dayanak yapılan Yargıtay ilamlarının işbu davaya uygulanamayacağını, müvekkilinin kooperatife ulaşamaması nedeniyle edimlerini yerine getirme imkânı olmadığını, davalı kooperatifçe usul ve yasaya uygun şekilde çıkarma-düşme işlemi yapılmadığından ve müvekkilince üyelikten istifa edilmediğinden taleplerin zamanaşımına uğramasının söz konusu olmadığını, çünkü zaman aşımı süresinin başlamadığını, davalı kooperatifin savunmasında belirttiği 20.02.2005 tarihli yönetim kurulu kararında müvekkilinin istifasının kooperatife ulaştığında kabulüne karar verildiğini, buna göre istifa dilekçesi kooperatife ulaşmadığı sürece istifa işlemi bulunmadığını, zaman aşımının başlaması için üyenin kooperatife olan edimlerini yerine getirmediğinin (veya sözleşmeye aykırı başka davranışlarının) tespit edilmesi, elden yazılı olarak veya taahhütlü mektupla, bu hususun mümkün olmazsa ilanla uygun bir süre vererek edimlerini yerine getirmesinin ihtar edilmesi gerektiğini, müvekkiline herhangi bir bildirim yapılmadığını, müvekkilinin Kooperatifler Kanunu ile tanınan haklarını kullanma imkânının davalı kooperatifin usulsüz uygulamaları ile elinden alındığını, devlet kurumlarının da kooperatifin nerede olduğuna dair müvekkiline bir bilgi veremediklerini, karşılıklı eylemsizlik sonucunda üyeliğin düşmesinin kanuna aykırı olduğunu, yasada boşluk varmışçasına yorum ve kıyas yoluyla, yazılı usulü yok sayacak şekilde zorlama içtihadı kabul etmelerinin mümkün olmadığını, karşılıklı eylemsizlik kavramının kabul edilmesi halinde bu hususun kooperatif açısından da sonuç doğurması gerektiğini ve kooperatifin hiçbir resmi işleme tabi olmadan res’en kayıtlardan silinmesi sonucunun ortaya çıkması gerektiğini, karara dayanak yapılan hukuki değerlendirmenin ilk bilirkişi raporunda yer almadığını belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,<br>HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE\t:<br>Dava, kooperatif ortaklığının tespiti ve adına taşınmaz tahsisi, bunun mümkün olmaması halinde zararının tazmini istemine  ilişkindir. <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine  aykırılığın da tespit edilmemesine göre, İlk derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM\t:<br>Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>\t1-HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca davacı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL. istinaf karar harcından peşin alınan 44,40 TL'nin mahsubuyla kalan 383,20 TL.'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,     <br>17/01/2024 tarihinde, HMK'nın 361/(1). maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, Dairemize veya temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut İlk derece Mahkemesine verilebilecek dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyizi kabil olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.<br>GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ           \t:  18/01/2024\t\t\t\t<br>    <br>Başkan ...<br> e-imza<br>Üye ...<br> e-imza<br>Üye ...<br> e-imza<br>Katip ...<br>e-imza<br>      <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"03c95e12049a90e9","SID":"09a86a890700d6f6"}}