{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/920 <br>KARAR NO\t\t: 2023/2146<br>KARAR TARİHİ\t: 22/11/2023<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 01/02/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/419 Esas  2023/78 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 22/11/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 23/11/2023<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesiyle; davacı şirketin davalıdan alacaklı olduğunu, alacağın ödenmemesi üzerine faturaya dayanarak davalı aleyhine İzmir 24. İcra Müdürlüğü'nün 2020/5769 Esas sayılı ilamsız icra takibinin başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazın haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olduğunu beyan ederek itirazın iptali ile takibin devamına, kötüniyetli davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesiyle; davaya konu faturanın düzenlendiği 08/02/2018 tarihi itibariyle davalının tacir olmadığını, bu nedenle görevli mahkemenin İİK 67. maddesi gereğince Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, taraflar arasında ticari ilişki olmadığını, icra takibinin haksız olduğunu beyan ederek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: <br>Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Ticaret sicil müdürlüğünün cevabi yazısı ile davalının tacir kaydının bulunmadığı, vergi dairesi müdürlüğünün cevabi yazısı ile davalının VUK'nun 177. maddesi uyarınca 1. sınıf tacir sayıldığı, 10.04.2017 tarihi itibariyle işi terk ettiği, esnaf ve sanatkarlar odasının cevabi yazısı ile davalının otel ve pansiyon işletmeciliği kaydının bulunduğu, dava konusu takip dosyasında takip dayanağı fatura tarihinin 08.02.2018 olduğu, fatura tarihi itibariyle davacının işi terk ettiği ve esnaf kaydının bulunduğu,  davalının tacir olmadığı, davanın TTK'nın 4. maddesi kapsamında ticari dava olmadığı, Mahkememizin görevsiz olduğu, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla görev hususu kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında resen incelenmesi gerektiğinden HMK'nın 115/2 maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesi ile; \"İşbu davada Mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla HMK'nın 115/2 maddesi uyarınca davanın USULDEN REDDİNE, Kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde, kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde gönderme talebinde bulunulduğu takdirde dava dosyasının görevli İzmir Nöbetçi  Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, aksi takdirde HMK 20/1.maddesi son cümlesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair ek karar düzenlenmesine,\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davacı istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin,  davalıdan ihracat işlemine dayalı şekilde ticari bir satış nedeni ile  alacaklı olduğunu, işbu alacağın  her iki taraf açısından da ticari bir işlem olarak ihraç işlemi ve faturaya konu şekilde yapılan ticari bir işleme dayalı olarak yapılmış ve satışa konu ürünlerin  09.02.2018 tarihinde ihraç işlemi olarak İzmir Gümrük Müdürlüğü üzerinden  davalıya satışı ve teslimi gerçekleştirildiğini, ürünlerin ihraç ve Gümrük işlemleri ile teslimi ve sonrası transferine ilişkin belge ve kayıtların dosya içerisine ibraz edildiğini, davalının her ne kadar ticaret kaydını sona erdirdiğini beyan etse de  mal satışının ihracat işlemi kapsamında gerçekleşmiş bulunması çerçevesinde   davada ticaret mahkemesinin  görevli olduğunun aşikar olduğunu, işbu alacağa esas teşkil eden satış işleminin aynı cinsten yüzlerce adet mutfak malzemesi şeklinde gerçekleşmiş olup  davalının aynı cinsten yüzlerce adet mutfak malzemesini ticari, faaliyet dışında alması fiilen de mantıken de mümkün  ve anlamlı da olmadığını, bu çerçevede  dava konusu alacağa esas teşkil eden ticari satımın  her halükarda ticari bir amaçla ve ticari bir işin gereği olarak ihraç işlemi olarak gerçekleşmiş olduğu ihraç ve gümrük kayıtları ve bilirkişi incelemesi ile de sabit olduğunu, bu durumlar  gözetildiğinde  verilen görevsizlik kararının yerinde olmadığını, taraflar arasındaki satış işleminin ticari bir işlem olarak yapılmasının temin edildiğini, ihraç işlemi sırasında bu duruma karşı tarafça itiraz edilmediğini ve hatta işlemin ticari satım olarak gerçekleşmesi için müvekkilini yönlendirdiğini, sonrasında ise müvekkilinin güveninini suistimal ederek ödemeyi geciktirme adına haksız itirazlarda bulunmaya başladığını, tüm  hukuki ilişkilerin temelinin iyi niyet ve hakkaniyet olduğu düşünüldüğünde davalının kötü niyetli tutumunu ödüllendirmek  anlamına gelen  görevsizlik kararının  haklı ve isabetli olmadığını, bu nedenlerle davanın esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken görev yönü ile reddine şeklinde verilen kararın  usul ve yasaya aykırı olmakla yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini  istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava; İİK 67. maddesi gereğince faturaya dayalı alacağın tahsili için davacı tarafça davalı hakkında başlatılan icra takibine vaki davalının itirazı iptali istemine ilişkindir. <br>HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında davalının tacir olmaması nedeni ile işbu davada görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu kanaatine varılarak dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine karar verildiği görülmüştür. <br>İlk Derece Mahkemesince verilen işbu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/10789 Esas, 2016/8226 Karar ve 18.10.2016 tarihli kararında belirtildiği üzere; Mülga 6762 Sayılı TTK'nun  1463.maddesine göre; Bakanlar Kurulu'nca 18.06.2007  tarihinde  karalaştırılmış 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 2007/12362 Sayılı Bakanlar Kurul'u Kararında esnaf-tacir ayrımının nasıl  yapılacağı belirlenmiş olup, 6103 Sayılı TTK'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari  işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nun 11. maddesinin 2. fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu  Kararı  çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu Kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi sureti ile yapılması gerekecektir. <br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesini değiştiren ve 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6335 sayılı Yasa'nın 2. maddesi ile \"Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup,  bu durumda göreve ilişkin usül hükümleri uygulanır\" şeklindeki düzenleme ile artık 01/07/2012 tarihinden sonra açılacak davalarda sözü edilen iki mahkeme arasındaki ilişki görev ilişkisi olup mahkemenin görevli olması 6100 sayılı HMK'ın 114. maddesinde dava şartları arasında sayılmış olması nedeni ile yine 6100 sayılı HMK'nun 137, 138 maddeleri gereğince  mahkemenin görevli olup olmadığı yargılamanın her hal ve safhasında talep üzerine veya mahkemece re'sen incelenip gözetilmesi gerekmektedir.<br>Bir davanın veya işin Asliye Ticaret Mahkemesinde görülebilmesi için; her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan bir uyuşmazlık olması veya uyuşmazlığın 6102 sayılı TTK'da düzenlenen hususlardan doğan bir uyuşmazlık olması veya TTK'nun 4. maddesinde sayılan dava veya işlerden bulunması, yahut özel bir yasal düzenleme ile davanın Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.<br>Dava konusu somut olayda; İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında davalının şahsi ticaret sicil kaydının bulunup bulunmadığı hususunda İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yazılan cevabi yazının incelenmesinden, davalının şahsi ticaret sicil kaydının bulunmadığı bildirilmiştir. Yine Çeşme Vergi Dairesi'ne yazılan yazıya verilen 27/05/2022 tarihli cevabi yazının incelenmesinden, davalının bilanço esasına göre defter tuttuğu, Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesi uyarınca birinci sınıf tacir sayıldığı, ödevlinin 10/04/2017 tarihinde işi terkettiğinin bildirildiği görülmüştür. <br>Takip ve davaya konu faturanın incelenmesinden 08/02/2018 düzenleme tarihli olduğu, taraflar arasındaki dava konusu ihtilafın da bu faturadan kaynaklandığı anlaşılmıştır. Davalının 10/04/2017 tarihinde işi terketmiş olması nedeniyle taraflar arasındaki ihtilafa konu  fatura tarihi, takip ve dava tarihi itibariyle tacir olmadığı Çeşme Vergi Dairesi'nden gelen yazı cevabından anlaşılmıştır. <br>Bu açıklamalara göre; dava konusu somut olayda, her ne kadar davacı tacir ise de, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden ve yine Çeşme Vergi Dairesi'nden gelen yazı cevabı gereğince davalının tacir olmadığı, ayrıca dava konusu uyuşmazlığın TTK'nun 4. maddesinde münhasıran sayılan uyuşmazlıklar arasında da yer almadığı, davanın ticaret mahkemelerinde bakılacağına ilişkin açık bir yasal düzenlemenin de bulunmadığı, bu itibarla işbu davada görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu düşünülmekle davacı vekilinin işbu davada asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğu yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına;  göre davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM      : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/02/2023 tarih, 2022/419 Esas ve 2023/78 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 269,85 TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 89,95 TL harcın davacıdan  alınarak hazineye gelir kaydına,  <br>3- Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6- Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 22/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d4ec4315e2773665","SID":"e1319efaee440b7b"}}