{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2023/980 <br>KARAR NO\t\t: 2023/2254<br>KARAR TARİHİ\t: 05/12/2023<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09/03/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/826 Esas 2023/169 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>BAM KARAR TARİHİ\t:  05/12/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t:  05/12/2023<br><br>\t      Davacı şirket vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>\tDAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ile aralarında taşıt sözleşmesi bulunduğunu ve şirkete ait taşıtın davalı şirketin ünvanı altında kullanıldığını, davalı şirketce 29/06/2022 tarihinde şirketin cari hesabında 100.929,37 TL bakiye olduğu bildirilmiş olup, müvekkil şirketçe belirtilen miktarda mutabık olunduğunu, davalı aleyhine İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2022/10346 esas sayısı ile icra takibi başlatıldığını ve başlatılan icra takibine kötü niyetli olarak itiraz edilip takibin durduğunu, yasal zorunluluk gereği İzmir Arabuluculuk Bürosu 2022/5756 sayılı dosyası ile 16/09/2022 tarihinde görüşme sağlandığını fakat buradan da sonuç alınamadığını, bu nedenle davanın kabulü ile takibin devamına, davalının haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle %20 oranında tazminatın davalıdan alınarak müvekkile verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket ile aralarında taşıt kira sözleşmesi bulunduğunu, bu nedenle mülkiyeti davacıya ait olan ... ve ... plakalı araçların şirket bünyesinde çalıştığını fakat ..., ... ve ... plakalı araçların kazaya karıştığını ve bu kazalara ilişkin davalar açıldığını, bu davalara istinaden şirketin davalı gösterildiğini ve davacı şirketin taraf olarak yer almadığını, davacı yan tarafından Antalya 10. Noterliği'nin 21/07/2022 tarih ve 20107 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cari hesap mutabakatına konu alacağın ödenmesine ilişkin ihtarnamenin keşide edildiğini buna karşın da İzmir 38. Noterliği'nin 27/07/2022 tarih ve 13357 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile yanıt verildiğini, akabinde şirketçe yapılan ödemelere istinaden yansıtma fatura düzenlenip davacı şirkete gönderildiğini, davacı şirket tarafından Antalya 10. Noterliği'nin 24/08/2022 tarih ve 22724 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile faturanın iade edildiğini, her ne kadar gönderilen fatura içeriğinin bilinmediğinden bahisle iade edildiği belirtilse de faturanın dayanağı olan ödeme dekontunun gönderilen ihtarnamenin ekinde bulunduğunu ve yukarıda bulunan nedenlerle davacının haksız davasının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini savunmuştur.<br>MAHKEMECE: \"...Dava, taraflar arasında bulunan taşıma sözleşmesinden kaynaklanan takibe yapılan İtirazın İptali davasıdır.<br>Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.<br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari ava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.<br>TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.<br>Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.<br>6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak  iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce  re'sen incelenir. <br>01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 4/1-a maddesine göre “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir.<br>Somut uyuşmazlıkta, taraflar arasında imzalanan 11/03/2020 tarihli \" Taşıt Sözleşmesi\"nin akdedildiği, davacı  tarafından davalı aleyhine İzmir 13. İcra Müdürlüğü'nün 2022/10346 Esas sayılı dosyası ile takibe başlandığı, davalının sözleşmeye ve sözleşmedeki imzaya itiraz etmediği, icra takibine konu yapılan sözleşmenin bir kira sözleşmesi olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 4. Maddesi dikkate alındığında uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olduğu anlaşılmaktadır. <br>Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkindir. HMK m.114/1-c gereğince görev dava şartı olup HMK m.115/1 uyarınca taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmelidir. Taraflar da yargılama süresince mahkemenin görevli olmadığını ileri sürebilirler. <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı tarafından açılan iş bu davada Mahkememizin görevli olmadığı, Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmakla  mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.\" gerekçesi ile; <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı tarafından açılan iş bu davada Mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, HMK'nun 115/2 maddesi uyarınca davanın usulden REDDİNE,<br>2-HMK'nun 20. Maddesi uyarınca kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren 2 hafta içinde kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde gönderilme talebinde bulunulduğu takdirde dava dosyasının görevli İzmir Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,<br>3-HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, \" şeklinde karar verilmiştir. <br>Mahkeme kararına karşı, davacı şirket vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davacı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki \"Taşıt sözleşmesi\" başlıklı sözleşmenin nitelendirilmesi nedeniyle görev yönünden davanın reddine karar verildiğini, mahkemenin gerekçeli kararının 3.sayfasında açıkça \"icra takibine konu yapılan sözleşmenin bir kira sözleşmesi olduğu\"nun belirtildiğini, dava konusu sözleşmenin lafzından, yorumundan ve olası tüm hukuki değerlendirmelerinden yola çıkarak niteliğinin \"kira sözleşmesi\" olduğunun söylenemeyeceğini, müvekkil şirketin mülkiyetinde olan otobüslerin, davalı firma ünvanı altında işletildiğini, elde edilen gelirden oransal olarak paylaşım yapıldığını, müvekkil şirketin, davalıya kira ödemediğini, davalının, otobüs seferleri düzenlediğini, yolculara bilet sattığını ve elde edilen gelirden bir miktar komisyon aldığını, davanın taraflarının tacir olduğunu, yapılan işin de her iki taraf için ticari olduğunu, elde edilen gelirin paylaşılma biçiminin de ticari olduğunu belirterek, yerel mahkemece dava konusu uyuşmazlığın kira hukukuna girdiği ve Sulh Hukuk Mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle görevsizlikten davanın usulden reddine dair verilen kararın kaldırılması gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.  <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava;  itirazın iptali  istemine ilişkindir.<br>HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; davaya konu taşıt sözleşmesinin, taşıt kira sözleşmesi niteliğinde olmasına (Yargıtay 3. HD nin 2017/1820 esas,  2017/4186 karar sayılı kararı da aynı doğrultudadır) göre davacı şirket vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine  karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/03/2023 tarih ve 2022/826 Esas 2023/169 Karar sayılı kararına karşı davacı şirketin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı şirket tarafından alınması gereken 269,85 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 89,95 TL'nin davacı şirketten alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davacı şirket tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, <br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 05/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cdaeac0ed6ad9d63","SID":"517b6252350c4104"}}