{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi    21.Hukuk Dairesi    2023/1884 Esas 2023/1889  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1884 <br>KARAR NO\t: 2023/1889<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t  ...<br>ÜYE\t\t: ...\t  ...<br>ÜYE \t\t: ...\t\t  ...<br>KATİP\t\t: ...\t...<br><br> İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ\t\t:  10/10/2023 <br>NUMARASI\t\t: 2022/470 Esas <br> DAVACILAR \t:<br>DAVALILAR \t:<br>DAVA\t: Genel Kurul Kararının İptali Davasında  İhtiyati Tedbir<br>DAVA TARİHİ\t: 22/07/2022<br>KARAR TARİHİ\t: 28/12/2023<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 09/01/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki genel kurul kararının iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sırasında ara kararda yazılı  gerekçelerle ihtiyati tedbir isteminin reddine    yönelik olarak verilen ara karara karşı ihtiyati tedbir isteyen davacı vekili tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tTALEP <br>\tİhtiyati tedbir isteyen davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı anonim şirketin 26.05.2022 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 4., 5, 6 ve 7 no'lu kararların iptali istemiyle açılan davada, davacılar vekili 15/06/2023 tarihli dilekçesinde özetle; davalı şirketin 2019/10 Karar no ve 27.11.2019 tarihli kararı ile davalılar ... ve ... tarafından Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne başvurularak 12.09.2019 tarihli Genel Kurulu'nun tescil edilemediğini, bu nedenle banka bloka kaldırma yazısının kendilerine verilmesinin talep edildiğini, davalı şirket tarafından 13.09.2019 tarihinde azledilen müvekkilinin, 27.11.2019 tarihli toplantıda \" Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı \" olarak gösterildiğini ve adına imza föyü açılarak toplantıya katılmadı şerhi düşüldüğünü ve bu evrak ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü' ne başvurulduğunu, davalı şirket tarafından alınan 2019/6 nolu ve 06.08.2019 tarihli Yönetim Kurulu kararı ile  2017-2018 yıllarına ait genel kurul toplantısının 12.09.2019 tarihinde toplanmasına karar verildiğini, 29.11.2019 tarih ve 9962 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 735. Sayfasında, davalı şirketin Yönetim Kurulu üyeliğine 12.09.2022 tarihine kadar davalılar ..., ... ve dava dışı ...' in yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğinin tescil edildiğini ve bu tescile dayanak olarak davalı şirketin 2019/6 sayılı ve 06.08.2019 tarihli Genel Kurul kararı gösterildiğini, 06.08.2019 tarihinde yapıldığı iddia edilen genel kurul ile ilgili olarak pay sahiplerine yapılmış herhangi bir çağrı, hazirun cetveli ve toplantı tutanağı mevcut olmadığını, ayrıca 06.08.2019 tarihinde yapıldığı iddia edilen işbu genel kurulun süresi içerisinde tescil edilmediğini,  Olağanüstü Genel Kurul gerçekleşmeden usulsüz şekilde alınan 28.11.2019 tarih ve 2019/12 no.lu kararın; 02.12.2019 tarih ve 9963 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi' nin 708. Sayfasında yayınlandığını ve usulsüz şekilde toplam payların %90,56'sının davalılardan ...'ya verildiğini, kalan payların da müvekkilleri arasında eşit şekilde paylaştırıldığını, davalı yönetim kurulu üyelerinin ... A.Ş.'yi zarara uğratmalarını önleyebilmek adına yönetimden el çektirilerek ... A.Ş.'nin yönetiminin aksamaması adına şirket yönetimine kayyım atanarak yönetimin mahkeme denetimi ile devam etmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tİlk derece mahkemesince dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; genel kurul kararının, yönetim kurulu üyesi seçimine yönelik alınan kararların iptali istemine ilişkin davada; davalı şirketin yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine engel bir durum ve  şirkette organ boşluğu bulunmadığı gibi yönetiminin başka yoldan sağlanamaması ve genel kurulun toplanamaması gibi bir durumun da  söz konusu olduğunun iddia edilmediği, dosyanın yapılan incelemesi sonucunda; davacı tarafından her ne kadar davalı şirkete tedbiren yönetim kayyımı tayin edilmesi talep edilmiş ise de, davalı şirkette herhangi bir yönetim boşluğu bulunmaması, TMK'nun 426 ve 427. maddesindeki şartlarının mevcut dosyada bulunmaması doğrultusunda tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. <br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tİhtiyati tedbir isteyen davacılar  vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ... A.Ş. Yönetim Kurulu üyeleri olan diğer davalıların, şirketin menfaatlerini korumadığı, Kanun'da öngörülen belirli şekillere uymadan kararlar alındığı ve Şirketin yönetiminde bir çok usul ve yasaya aykırılıkların bulunduğu toplanan delillerle sübut bulmuşken  davalı şirkete kayyım atanmak sureti ile yeni usulsüzlüklerin önüne geçilmesi, eski usulsüzlükler nedeni ile de delillerin karartılmasının önlenmesi  mümkün olabilecekken telafisi imkansız zararlara sebebiyet verilmesine yol açacak ihtiyati tedbir isteminin reddine dair kararın hak ve nesafete aykırı olduğunu, yaklaşık ispat ölçüsü gerçekleştiği halde, Yerel Mahkemece tedbir taleplerinin reddedildiğini, davalı Şirketin zorunlu organı olan davalılar/ Yönetim Kurulunun şirketi zararlandırdıklarını, geri dönüşü olmayan karar ve eylemleri ile adeta şirketin içini boşaltarak telafisi imkansız zararlara sebebiyet verdiğini, bir yandan da geriye dönük usulsüzlüklerini örtbas etmek uğruna delilleri kararttıklarını, bu uğurda başlatılan savcılık soruşturma dosyaları da Yerel Mahkemeye bildirildiği halde,  tedbir taleplerinin reddedildiğini, dosyadaki Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/552 E. Sayılı dosyası üzerinden alınan 22.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda davalıların  usulsüzlüklerinin önemli bir kısmının tespit edildiğini, 26 Mayıs 2022 tarihinde yapılan olağan genel kurulda yönetim kuruluna oy çokluğu ile seçilen davalı ..., davalı ... ve davalı ...'ün, şirket yönetim kurulunda görev almalarının dahi mer'i mevzuata aykırı olduğu, davalı ...'nun %6 lık hissesi üzerinde tedbir mevcutken/oy hakkı yokken, işbu hisseleri temsilen de oy kullandığını, toplantı karar nisabı oluşmadan alınan kararların baştan yok hükmünde olduğunu, hal böyle iken davalıların, tekrar yönetim kurulu üyesi seçilmelerinin de usul ve yasaya aykırılık oluşturduğu,  TTK 409/1 maddesi hiçe sayılarak Şirketin 2019 ve 2020 Yıllarına ait Olağan Genel Kurullarının yasal süre olan 3 aylık sürede yapılmağını, davalı Yönetim Kurulu Üyeleri'nin genel kuruldan onay almadan hareket ederek mesela şirket karını geçmiş yılların mali zararlarından mahsup etmek sureti ile kar payı dağıtmadığını, davalı ...'nun, İstanbul Ticaret sicilinden gelen kayıtlar karşısında kendisine aidiyetinden şüphe bulunmayan ... San. Ve Tic. A.Ş.'ne Genel Kurul'dan izin almaksızın davalı şirkete ait ilaç ruhsatlarını naklederek haksız rekabet hükümlerine aykırı davranıp suç işlediği gibi haksız kazanç elde ettiği ve davalı şirketin mal varlığını kasıtlı olarak erittiği,  yanısıra davalı şirketin alt yapısını, kaynaklarını kullanıp kendi şirketi için ilaç ruhsat çalışması yaptırdığı, davalı şirket ile kendi şirketleri arasında ortak pazarlama/co-marketing anlaşmaları yaparak menfaat elde edip haksız rekabet kurallarına   muhalefet ettiğini, davalıların şirket malvarlıklarını Genel kurul onayına sunmadan değerlerinin çok altında sattıklarını (dosyada mübrez Yenimahalle Tapu Müd.'nün cevabi yazısı), vs. onlarca bu ve buna benzer hukuka aykırı işlemlerin, görevi ve güveni kötüye kullanma suçlarının davalılarca gerçekleştirildiği, tüm bunların bilgi ve belgelerinin de Yerel Mahkeme'ye sunulmuş olmasına karşın mahkemece tedbir taleplerinin reddedildiğini, ....A.Ş.'nin kuruluş tarihi 15.10.2020 olup davalı ...'nun davalı ...'in yönetim kurulu başkanlığı yaptığı dönem içerisinde kurulduğunu, davalı ...'e ait olan ancak ... adına ruhsatlanan ilaçların listesi Yerel Mahkeme'nin talebi üzerine Sağlık Bakanlığından getirtildiğini, ilaçların ....A.Ş.'den de ... San. A.Ş.'ye satıldığının belgelendiğini, Yerel Mahkemenin bu hususu da nazara almadığını, ayrıca, davalı Yönetim Kurulu üyelerinden ..., ... ve dava dışı ..., pay sahiplerine herhangi bir çağrı yapmadan usulsüz ve keyfi kararlar aldıklarını, daha da ötesi  işbu usulsüz kararları Genel Kurul kararı olarak göstererek kendilerinin Yönetim Kurulu üyesi seçildiklerini iddia ettiklerini, alınma ve tescil şekli usulsüz olan bu karara dayanarak seçilen davalı Yönetim Kurulu üyeleri 28.11.2019 tarihli 2019/11 No'lu Yönetim Kurulu Kararı uyarınca 19.12.2019 tarihinde sözde olağanüstü bir genel kurul toplantısı gerçekleştirip işbu usulsüz toplantı sonrasında alınan 2019/12 No'lu karar uyarınca; usule ve yasaya aykırı olarak toplam payların %90,56'sını davalı ...'ya devredip kalan payları da davacı müvekkil ... ve ... arasında eşit şekilde paylaştırdıklarının öğrenildiğini, TMK m 426/2’nin kıyasen uygulanmasıyla şirket menfaati ile yönetim kurulunun menfaatinin çatıştığı durumlarda bu hükme dayanarak kayyımlık müessesesine başvurulabileceğini ileri sürerek açıklanan bu ve re'sen gözetilecek nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen karar kaldırılarak şirkete kayyım atanmasına karar verilmesi istemiştir.<br>\tDavalılar vekili, davacılar vekilinin istinaf sebeplerinin esastan reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tTalep genel kurul kararlarının iptali istemiyle açılan davada davalı anonim şirkete yönetim kayyımı atanması için ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle istemin reddine karar verilmiştir.  <br>\tHMK'nun 389/1. maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, HMK'nun 390/2. maddesinde de hakimin talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde karşı taraf dinlenmeden de tedbir kararı verebileceği hüküm altına alınmıştır. HMK'nun 390/3. maddesinde ise tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda verilebileceği,<br>\tTürk Medeni Kanunu'nun 403/(2). maddesinde kayyımın, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanacağı, 426. maddesinde vesayet makamının, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atayacağı, kayyım atamasının yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel olmayacağı, 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağına ilişkin düzenlemeleri yer almaktadır. <br>\tSonuç olarak yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı anonim şirketin 26.05.2022 tarihli olağan genel kurulu toplantısında alınan 4.,5,, 6 ve 7 no'lu kararların iptali istemiyle açılan dava kapsamında davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri olan davalıların şirketi zarara uğrattıklarından bahisle şirkete yönetim kayyımı atanması talebiyle ilgili olarak özellikle  ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilince dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulan belgelere göre (bkz. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 24/09/2019 tarihli 2018/4319 esas 2019/5759 Karar ) bu aşamada HMK'nın 390/3. Maddesinde düzenlenen ihtiyati tedbir isteminde yaklaşık ispat ölçütünü yerine getirmemiş bulunmasına, istinaf başvuru kanun  dilekçesinde yer verdiği itirazların  yerinde olmamasına, ihtiyati tedbir isteyen davalı şirket  kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1. maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-İstinafa başvuran ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan 492 sy. Harçlar Kanunu'nun ilgili Tarifesi hükümleri uyarınca istinafa başvuran  taraftan alınması gereken 269,85 TL istinaf maktu karar harcı başlangıçta peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,  <br>\t3-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin istinafa başvuran taraf üzerinde bırakılmasına, varsa kullanılmayan gider avansının istek halinde kendisine iadesine,   <br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br> \tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-f. maddesi uyarınca  kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 28/12/2023<br><br><br>      Başkan- ...                Üye - ...           Üye - ...               Zabıt Katibi -...<br>      ...                 ...          ...               ...<br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9e0347776b8b4d97","SID":"a20c8bb89e4034a3"}}