{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2023/1990 <br>KARAR NO\t\t: 2023/2178<br>KARAR TARİHİ\t: 28/11/2023<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN ARA KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/09/2023<br>NUMARASI\t\t: 2023/278 Esas  (ARA KARAR)<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 28/11/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 28/11/2023<br><br>Taraflar arasında görülen Alacak davasında ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara kararına karşı yasal süresi içerisinde ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.\t<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili sunduğu dava dilekçesi ile;  Müvekkili tarafından davalı ... Şti.'den tomruk vasfında ürün siparişi verildiğini ve bu ürünlerin ücretleri de para ve çek verilerek ödenmesine rağmen ürünlerin tamamının müvekkiline teslim edilmediğini, anlaşılan ürün birim bedeli, karaçam alınırsa 1 tonu 1.800 TL, kızılçam alınırsa 1 tonu 1.600 TL olarak atölye teslim anlaşıldığını, müvekkili ...'in atölyesinin İzmir'de bulunduğunu, atölye teslim ile kastedilen Davalı ..., davacı ...'in Kemalpaşa'daki atölyesine ürünü teslim edecek olup yükleme ve nakliye hizmeti davalı ...'ya ait olacağını, ton başı anlaşılan fiyatın atölye teslim fiyatı olduğunu, müvekkili ...'in nakit ve çek olarak toplam 1.198.000,00 TL ödeme yaptığını, eğer malların aynen teslimine karar verilmez ise müvekkilinin fazladan ödediği paranın sebepsiz zenginleşme tarihinden itibaren denkleştirici adalet ilkesi uygulanarak tazminine karar verilmesi gerektiğini, dekontlardan görüldüğü üzere müvekkili tarafından davalı şirkete 100.000,00TL, 250.000,00TL ve 15.000,00TL olmak üzere toplam 365.000,00TL nakit gönderildiğini, çeklerden ve çek ödeme dekontlarından görüldüğü üzere müvekkili tarafından muhatap şirkete, 200.000,00TL, 150.000,00TL, 200.000,00TL, ve 200.000,00TL tutarlı çekler ve keşidecisi .... olan ...'ndan 30.04.2022 tarihli 83.000,00TL tutarlı çek olmak üzere toplam 833.000,00TL tutarlı çekler verildiğini, müvekkili ...'ın, davalı ... A.Ş.'e nakit ve çek karşılığı toplam 1.198.000,00TL vermesine karşılık müvekkiline toplam 558.316,00 TL (vergiler hariç) tutarlı tomruk teslimi yapıldığını, dolayısıyla müvekkilinin fazladan ödediği 639.684,00 TL'nin sebepsiz zenginleşme tarihinden itibaren denkleştirici adalet ilkesi uygulanarak tazminine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca müvekkilinin fazladan  639.684,00 TL ödemesi ve sipariş verdiği tomrukların kendisine teslim edilmemesi nedeniyle müvekkilinin ticari kazanç kaybına maruz kaldığını, müvekkilinin söz konusu fazladan ödediği parayla başka yerden tomruk satın alıp işleyerek ticari kazanç sağlayabileceğini, dolayısıyla, davalı şirketin müvekkilinden fazla ücret alarak  müvekkilinin ticari kazanç kaybına neden olduğundan, müvekkilinin uğramış olduğu zararlarının ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi gerektiğini belirterek; müvekkilinin fazladan ödediği  (belirsiz ile birlikte tazminine karar verilmesi gerektiğini belirterek; müvekkilinin fazladan ödediği  (belirsiz alacak) 50.000 TL'nin sebepsiz zenginleşme tarihinden itibaren denkleştirici adalet ilkesi uygulanarak tazminine, bilirkişi marifetiyle tespitiyle müvekkilinin uğramış olduğu zararlarının ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte tazminine karar verilmesini, ayrıca her iki durumda da, ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br> Mahkemece \"...Somut olayda; dava dilekçesi ve eklerinin incelenmesinde, davanın terditli olarak açıldığı, birincil talebin belirsiz alacak davası olarak harçlandırılarak bilirkişi tarafından hesap edilecek miktara göre belirlenecek Kızılçam tomruğunun davacıya aynen teslimine karar verilmesinin talep edildiği, bununla beraber satım akdine konu tomrukların zamanında teslim edilmemesi nedeniyle davacının uğradığı zararların davalıdan tahsili talebi ile belirsiz alacak davası olarak 1,00 TL harçlandırılarak açıldığı, terditli ikinci talepte sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre alacak ve ticari kazanç kaybının talep edildiği, ihtiyati tedbir talebinin ise davalıya ait olduğu iddia edilen araçlar üzerine ihtiyati tedbir konulmasına yönelik olduğu, HMK'nın 389.maddesi gereğince uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararının verilebileceği, davalı adına kayıtlı araçların uyuşmazlık konusu olmadığı, bu nedenle bu yönüyle ihtiyati tedbir koşullarının bulunmadığı, ayrıca dava dilekçesinde talep edilen tomrukların aynen teslimi ve zarar tazmini koşullarının bulunup bulunmadığının yargılamayı gerektirdiği, belirtilen nedenlerle ihtiyati tedbir talebi yönünden HMK'nın 389. Ve devamı maddelerinde yer alan koşullar bulunmadığından ihtiyati tedbir talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.\" gerekçesi ile; <br>\"1-Davacının ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE, \"  karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinin itiraz konusu ara kararında; uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararının verilebileceğini, davalı adına bulunan araçların uyuşmazlık konusu olmadığını, bu nedenle ihtiyati tedbir koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verildiğini, ancak alacak davası olan bu davanın konusunun davalı şirketin mal varlığı olduğunu, asıl talepleri olan 407.76 ton kızılçam tomruğun iadesi ile müvekkilinin zararlarının tazmini ve terditli talepleri olan sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre alacak talepleri ile müvekkilinin ticari kazanç kaybına dayalı zararlarının tazmini taleplerinin doğrudan doğruya davalı şirketin mal varlığı ile ilgili olduğunu, davalı şirketin mal varlıklarını üçüncü kişilere devrederek müvekkiline zarar verme ihtimallerinin engellenmesi için ihtiyati tedbir taleplerinin kabul edilmesinin gerektiğini, tedbir talepleri kabul edilmezse geri dönüşü imkansız zararların doğacağını belirterek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması ve  yeniden hüküm kurularak teminatsız olarak ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir taleplerinin  kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Talep, alacak ve tazminat davasında ihtiyati tedbir isteminin reddine dair ara kararın kaldırılmasına ilişkindir.   <br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>İhtiyati tedbir isteyen tarafça,  ücretini ödediği malların kendisine tam olarak teslim edilmediğini, zarara uğradığını beyanla davalıya ait araçlar üzerine ihtiyati tedbire hükmedilmesi talep edilmiştir. Mahkemece talebin reddine karar verilmiştir.<br>İhtiyati tedbir şartları değerlendirildiğinde; geçici hukuki koruma tedbirlerinden olan ihtiyati tedbir, nitelikçe bir geçici hukuki koruma tedbiridir.(HMK m. 406)<br>Geçici hukuki koruma tedbirlerinin amacı, yargı organları önünde hak arayan kişilerin nihai olarak elde etmeyi umdukları haklarına erişimi kolaylaştırmaktır. Bu amacın gerçekleşmesi için, elde edilmesi umulan hakların ya da onların konularının ortadan kalkması, yok olması, değiştirilmesi gibi olasılıkların bertaraf edilmesi gerekir. Elde edilmesi umulan hakka kavuşulmasını kolaylaştırıcı tedbirler hak arama özgürlüğünü, adil yargılama hakkını ve hukuk devleti ilkesini de yakından ilgilendirir.(TC Anayasası m.36, HMK m.33) ihtiyati tedbir istekleri değerlendirilirken geçici hukuki koruma tedbirlerinin açıklanan bu amacının gözden uzak tutulmaması gerekir.<br>6100 sayılı HMK'nun 389/1. Maddesinde; \" mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" şeklinde, <br> HMK'nın 390/3. maddesinde; \"tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.  \" şeklinde düzenleme bulunmaktadır. <br>İhtiyati tedbir isteminin dayanağı, sözleşme gereği malların tam teslim edilmemesinden kaynaklı zarar iddiası olup,  tedbir talep edenin davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi gerektiği, alacağın varlığı ve miktarının ancak yargılama sonucu anlaşılabilecek nitelikte olduğu, bu aşamada yaklaşık ispat sağlandığını kabule değer delil  bulunmadığı,  ayrıca tedbir talep edilen araçların davanın konusu olmamasına göre ihtiyati tedbir isteminin  reddedilmiş olması yerinde görülmüştür.<br>Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle uyuşmazlığın yargılama gerektirmesine, ihtiyati tedbir koşullarının oluşmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu ara kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, ihtiyati tedbir isteyen vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir<br>HÜKÜM      : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/09/2023 tarih, 2023/278 Esas sayılı ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin olarak verilen ara karar, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan ihtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf kanun yoluna başvuran ihtiyati tedbir talep eden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,  <br>5-Kararın tebliği ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 28/11/2023\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"22824ac46db7c86f","SID":"39dcc7f7079a7555"}}