{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t:  <br>KARAR NO\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 02/11/2022<br>NUMARASI\t\t: . Esas . Karar<br><br>İSTİNAF EDEN DAVACI\t: .<br>VEKİLLERİ\t: <br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: Av. <br>DAVA\t\t: Maddi Tazminat<br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 03/01/2024<br>YAZIM  TARİHİ\t: 04/01/2024<br>Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyası ile açılan maddi tazminat davasında 02/11/2022 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı, davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin damızlık süt işletme çiftliğinin bulunduğunu, 2011 yılında ABD' den aldığı 182 adet gebe düve ile hastalıktan ari işletme başvurusunda bulunduğunu ve başvurusunun kabul edildiğini, davalı taraf ile yaptığı hayvan alışverişine kadar hastalıktan ari bir işletme olmaya devam ettiğini, müvekkilinin çiftlik işletmesinin karantina ünitesine sahip hayvanları kayıt altına alınmış her türlü teknik ve hijyenik şartlara sahip bir işletme olduğunu, işletmede bulunan tüm hayvanların şap, tüberküloz ve bruselloz ile mücadele yönetmelikleri gereğince laboratuvar kontrolleri sonucu bu hastalıkları taşımadıkları belirlenen ari bir işletme olduğunu, müvekkilinin işletmesinin bölgenin en güvenilir ve en verimli gösterilen bir işletme olduğunu, 2017 yılında Almanya' dan 98 adet, 2018 yılında ise Çanakkale' den 15 adet gebe düvenin alındığını, alınan bu düvelerin tüm kontrollerinin sağlandığını, müvekkilinin 2020 yılı Nisan ayında davalı şirketten 64 adet gebe düve satın aldığını, davalı şirketin hastalıktan ari ve AB onaylı bir işletme olduğunun görülmesinin güven verdiğinden hayvan alımına karar verildiğini, davalı şirketten alınan 64 adet gebe düve için Menemen İlçe Tarım personeli tarafından yapılan testlerin sonuçlarının negatif çıktığını, bunun üzerine alınan hayvanların müvekkilinin diğer hayvanları karıştırıldığını, Ekim 2020' de müvekkiline ait işletmenin hastalıktan ari sertifikasını yenilemek için yapılan rutin kontrollerde 68 hayvanda brusella hastalığı tespit edildiğini, rapora yapılan itiraz üzerine yeniden tüm hayvanlardan kan örneğini alındığını, bu kez 78 hayvanda brusella hastalığının pozitif çıktığını, bu raporlar neticesinde müvekkiline ait işletmenin karantinaya alındığını, hastalıktan ari sertifikasının iptal edildiğini, müvekkilinin yukarıda sayılan hayvanlar dışında dışarıdan bir alım yapmadığını, davalı şirketten alınan hayvanlar dışında çiftliğe başkaca hiçbir hayvan sokulmadığını, brusella mikrobunun hayvandan hayvana bulaşmasının en önemli nedeninin enfekte yavru zar ve sularının bulaştığı yem, ot ve meradan ağız yoluyla alınması olduğunu, hastalığın bulaşmasından sonra iki ay içinde herhangi bir klinik belirti görülmediğini, gebe hayvanda ise brucella abortus bakterisi rahim mokuzasında hızla çoğaldığını ve fötusu enfekte ettiğini, fötusün öldüğünü ve yavru atmanın meydana geldiğini, gebe hayvandaki brusellanın ancak yavru atmayla anlaşılabildiğini, yavru atan hayvanların brucellosis yönünden tahlil edilmeyip damızlık olarak kullanılmaya devam edildiğinde ise artık hastalığın taşıyıcısı olduklarını, sonraki yıllarda atık olmadan yavru doğabilirse de bu doğan hayvanların brucella yönünden pozitif olacağından yine hastalığın taşıyıcısı konumunda olacağını, davalının iddia ettiğinin aksine \"hastalıktan ari\" bir çiftlik olmadığını, davalı şirketten alınan gebe düveler her ne kadar test neticesinde negatif çıkmış ise de; taşıyıcı olduklarından ilk doğumları ile birlikte yavru zar ve sularının ve kanının bulaştığı yem, ot vs. ile bu hastalığın tüm çiftliğe bulaştığını, ayrıca davalıdan alınan gebe düvelerden bir kısmının sağlıklı doğum yapmadığını ve yavru attığını, ayrıca hastalığın tespit edildiği Ekim 2020'de 409 adet test edilen hayvandan 68'inin testinin pozitif çıktığını ve bu 68 pozitif hayvanın 37 tanesinin davalı şirketten alınan hayvanlar olduğunu, itiraz  üzerine yapılan 2. testte ise pozitif çıkan 78 hayvandan 39 tanesinin davalı şirketten alınan hayvanlar olduğunu, müvekkil çiftliğinde sadece %15 hayvanın pozitif olup, bu pozitif hayvanların yarısından fazlasının davalı şirketten alınan hayvanlar olmasının bu hastalığın ilk görüldüğü hayvanların davalı şirketten gelen hayvanlar olduğunun ve bulaşa onların sebebiyet verdiğinin kanıtı olduğunu, izah edildiği üzere ari bir çiftlik olan müvekkilinin işletmesine başkaca bir hayvan da girmediğinden şüphesiz bu hastalığın davalının işletmesinden alınan hayvanlardan bulaştığını, davaya konu tüm iddiaların ve savunmaların haklılığının yapılacak bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağını, ayrıca müvekkilinin davaya konu olay yaşandıktan sonra yaptığı araştırma neticesinde 2018-2019 yıllarında Ereğli İlçe Tarım Müdürlüğü tarafından davalı şirket çiftliğinde brusella tespit edildiğini ve bu hayvanlar kestirilerek çiftliğin bu hastalıktan temizlenmeye çalışılmış olduğunun öğrenildiğini, her nasılsa çiftliğin Haziran 2019/Temmuz 2019'da testlerden negatif çıkmayı başardığını, Ağustos 2019'da bu çiftliğe tekrar arilik belgesi verildiğini, bu hastalığın bir defa çiftliğe bulaştığında hasta hayvanla temas eden diğer hayvanlara geçmemesinin imkansız olduğunu, davalı şirkette pozitif çıkan hayvanların tespiti için ilgili İl Tarım Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmasını talep ettiklerini, davalı şirkette pozitif çıkan hayvanlar ile müvekkilin satın aldığı hayvanlar arasında bir akrabalık tespit edilirse iddialarında haklı olduklarının bir kez daha sabit olacağını, süt işletmesi için planlanan ve tüm yatırmını bu yönde yapmış olan davalı şirketin birden besiye dönmesinin şüpheli olduğunu, bu durumun tek açıklamasının davalının işletmesindeki brusella hastalığıyla başa çıkamaması nedeni ile davalı işletmenin tüm dişi hayvanlarını satması ve besi işletmesine dönmesi olduğunu, davalı şirketin 2018-2019-2020 yıllarında sattığı hayvanların ve bu hayvanların satıldığı işletmelerinin bilgilerinin İl Tarım Müdürlüğünden sorulmasını talep ettiklerini, gelen yazı cevabına göre sözü geçen işletmelerde brusella hastalığının tespit edilmediğinin araştırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, ayrıca müvekkili şirket tarafından .... numaralı inek üzerinde yaptırılan inceleme sonucunda buresella hastalığını annesinden aldığının tespit edildiğini, müvekkili şirkette halen bulunan ... numaralı hayvandan ölmeden önce delil olarak acilen mahkememizce test ettirilmesini talep ettiklerini, davalı şirketin TARSİM ödemelerinin ilgili kurumdan istenilmesi halinde doğumda buza ölümü nedeni ile çok kez sigorta ödemesi alındığının tespit edileceğini, arilik belgesi kaldırıdığı için müvekkili şirketin çiğ süt satma şansı da kalmadığını, negatif çıkan ineklerin sütünün ise ısıl işlemden geçirildikten sonra ancak sanayiciye satılabildiğini, sanayici bu sütleri ekstra ısıl işlemden geçirdiği için çiğ süt fiyatından daha ucuza satmak zorunda kaldığını, müvekkilinin her biri minimum 40-50 lt süt veren son derece kaliteli damızlık ineklerin bir kısmını kesime gönderdiği diğer negatif çıkan inekleri ve yavrularını ise piyasaya satma şansının kalmadığını, müvekkili işletmede ilk pozitif vakalar tespit edildiğinde günlük 3 ton süt kaybı oluştuğunu, toplam 217 hayvanın bu hastalık nedeni ile an itibari ile kaybedildiğini, halen karantina sürecinin devam ettiği için müvekkilinin kaç hayvanını daha kaybedeceğinin belli olmadığını, bu süreçte ilk etapta günlük 3 ton olan süt kaybının şu an itibari ile 5,5 tona ulaştığını, gün geçtikçe kaybın ne kadar olacağının bilinmediğini, uğranılan zarar ve müvekkilin hastalık sebebi ile gelir elde edememesi neticesinde kullanılan kredilerin ödenemediğini, kredilerin %20 faiz oranı üzerinden yeniden yapılandırılmak zorunda kalındığını, üstelik müvekkilinin hastalıktan ari bir işletme olduğu için bakanlıktan arilik desteklemesi almaktayken bu destekten de yoksun kaldığını, bu miktarın yaklaşık 250.000,00 TL olduğundan bahisle öncelikle müvekkili lehine hükmedilecek alacak miktarı göz önünde bulundurularak davalı şirket malvarlığı sorgulanarak malvarlıkları üzerine ihtiyati haciz konulmasına, neticeten davalarının kabulüne, müvekkilinin uğradığı zararın tazmini amacıyla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000.000,00 TL zararın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 2014 yılından bu yana Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2021/03 sayılı hastalıktan ari işletmeler genelgesinde belirlenen koşulları sağlayarak ari işletme statüsünü kazandığını, müvekkili şirketin AB standartlarına uygun bir işletme olduğunu, müvekkilinin 2014 yılından 09.05.2020 tarihine dek hastalıktan ari işletme sıfatını koruduğunu, müvekkil şirket tarafından 2020 yılının Nisan ayında davacı şirkete 64 adet gebe düve satışının yapıldığını, her ne kadar her iki işletme de hastalıktan ari işletmeler ise de satışa konu gebe düvelerin 1 ay süre ile karantinada tutulduğunu, karantina süresi sonunda gerekli testlerin yapıldığını, davacının da dava dilekçesinde ikrar ettiği üzere müvekkilince satılan hayvanlarda hiçbir hastalık olmadığının Menemen İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından tespit edildiğini, müvekkilinin sattığı hayvanlar ile çiftlikte bulunan diğer hayvanların karıştırılmasından yaklaşık 5 ay sonra hayvanlardaki brusella hastalığının tespit edildiğini, brusella hastalığının kuluçka süresinin yaklaşık 10 gün olduğunu, müvekkiline kusur atfetmeye çalışan davacının iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, brusella hastalığının ülke genelinde çok yaygın ve oldukça bulaşıcı bir hastalık olduğunun bilinmekle birlikte, hastalığın birçok bulaş yolu olduğunu, özellikle sağmal hayvanların sağımı sırasında meme sağım kadehlerine bulaşan bakteriler yoluyla bir hayvandan diğerine çok hızlı bir şekilde bulaştığını, bir sağmal işletmesinde hayvanların günde 2 veya 3 defa sağıldığı göz önüne alındığında bu yolla hastalığın hızlı bir şekilde bulaşabileceğini, sıcak mevsimlerde sinekler ile hastalık etmeninin bir çiftlikten başka bir çiftliğe taşınmasının da son derece yaygın olduğunu, davacının işletmesindeki çiftlik çalışanları kanalıyla dahi işbu hastalık etmeninin çiftliğe yayılmış olması dahi ihtimal dahilinde olduğunu, davacı şirketin işletmesinin son brusella arilik testlerinin 2019 yılında yapıldığını, müvekkili şirketten Nisan 2020 yılında alınan gebe düveler için ise 1 aylık karantina süreci sonunda Mayıs 2020 yılında  brusella arilik testi yapıldığını ve test sonuçlarının negatif çıktığını, 2020 yılı Ekim ayında davacı şirketin arîlik sertifikasının yenilenmesi için yapılan test sonucunun pozitif çıktığını, somut olayın meydana geliş sırası ele alındığında gerek aradan geçen uzun süre gerekse yayılan hastalığa çeşitli çevresel faktörlerin etki ettiği hususu gözetildiğinde davacının işletmesinde ortaya çıkan hastalık ile müvekkili şirketin davacı işletmeye gebe düve göndermiş olması arasında illiyet bağının kesildiğinin kabulü gerektiğini, müvekkilinin eylemi ile gerçekleşen sonuç arasında nedensellik bağınının kesilmesinde aradan geçen süre ile çeşitli çevresel faktörlerin neden olduğunu, müvekkili tarafından gönderilen hayvanların Konya/Ereğli konumundaki çiftlikten teslim alınarak davacının İzmir/Menemen konumundaki çiftliğine yerleştirildiği gözönünde bulundurulduğunda hayvanların yaşamış olduğu coğrafî değişiklik sebebiyle bağışıklık sistemlerinin baskı altına alınarak bünyelerinin hastalıklara, çiftliğin aslî hayvanlarına nazaran daha açık hâle geldiğinin kabulü gerektiğini, davacı tarafın müvekkilince gönderilen gebe düvelerin yavru atma belirtisi göstermesine rağmen gerekli kan test ve tahlillerinin yapılmasında 2020 yılı Ekim ayını beklemesinin izahtan uzak olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için bu hastalığın müvekkili tarafından gönderilen gebe düvelerde mevcut olduğu ihtimalinde dahi davacı tarafın hastalığın varlığından şüphe ettiğini ikrar etmesine rağmen belirti gösterdiğini iddia ettiği hayvanlara test yaptırmayarak kusurlu davrandığını, davacının işbu kusurlu/ihmali davranışının hastalığın yayılmasına sebebiyet verdiğinden somut olayda müvekkilin esasen illiyet bağının kesilmesiyle hiç mevcut olmayan sorumluluğunu da ortadan kaldırdığını, müvekkili şirket çiftliklerinde yasal düzenlemeler gereği her yıl tekrarlanan testler neticesinde 08/05/2019 tarihinde sürü genelinde sadece bir hayvanın enfekte olduğu tespit edildiğini ve müvekkili tarafından gereğinin yerine getirilerek çiftlikteki tüm izolasyon çalışmalarının gerçekleştirildiğini, müvekkili şirketin çiftlikteki titiz ve özenli çalışması neticesinde hastalığın yayılmadan kontrol altına alındığını ve işletmenin yeniden hastalıktan ari hâle geldiğini, müvekkili şirket  işletmesinin her türlü teknik ve hijyenik şartlara sahip olup yasa ve yönetmeliklere belirtilen koşullara haiz hayvanların satışının gerçekleştirildiği hastalıktan ari bir işletme olduğunu, müvekkilince hayvan satışını gerçekleştirdiği işletmelerin tamamı da yine ari işletmeler olup, aksinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin birçok alanda faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, bu nedenle şirketin kendi iç karar mekanizmaları doğrultusunda ticari faaliyetlerini veyahut pazar alanını değiştirmesinin birçok farklı sebebinin olabileceğinin herkesin malumu olduğunu, müvekkili şirketin de o dönemdeki ekonomik gidişata göre küçülme politikası izlediğini ve piyasa değeri üzerinden çiftliğindeki hayvanların satışını gerçekleştirildiğini, davacı tarafın .... numaralı hayvandan alınan kan ve swap numunelerinden hastalığı annesinden aldığının tespitinin tıbbi açıdan mümkün olmadığını, söz konusu hayvana hastalığın anneden geçmiş olması ihtimalinde de davacının dava dilekçesinde belirttiği gibi taşıyıcı statüde olan hayvanların tespitinin olağan yolla mümkün olmadığının gündeme geleceğini, müvekkilinin yasal mevzuatça öngörülen tüm iş ve eylemleri yapmış olduğundan müvekkiline atfedilebilecek bir kusurun varlığında bahsedilemeyeceğinden bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; \"...Bilirkişi heyetince düzenlenen 16.09.2022 tarihli raporda, davalı tarafından davacıya satılan ve halen davacının işletmesinde bulunan 14 adet hayvandan alınan kan ve swap örnekleri üzerinde Bornova Veteriner Kontrol Enstitüsü Müdürlüğünce yapılan tetkiklerde brusella hastalığının negatif çıktığı ve davacı işletmesinde çıkan brusella hastalığı ile davalı işletmesi ve bu işletmeden satılan hayvanlar arasında illiyet bağının kesin olarak ortaya konulması için her iki işletmeden izole edilmiş brusella bakterilerinin DNA analizleri ile zincir dizilmelerinin ortaya çıkartılıp karşılaştırılarak (sekans analizi) benzerliklerinin araştırılmasının gerektiğini, keşif ve rapor tarihi itibariyle bu iki işletmeye ait brusella bakterileri ve bunlara ait DNA dizilimleri mevcut olmadığından illiyet bağının kurulmasının mümkün olmadığı bildirilmiştir. Dosyada toplanan tüm deliller ve alınan bilirkişi raporları ile, davacı işletmesinde görülen brusella hastalığının davalıdan satılan hayvanlardan bulaştığı ispatlanamadığı....\" gerekçesiyle davacının  davasının reddine  karar verilmiştir.<br> İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde ve delil listesinde  tanık deliline dayanıldığını, fakat mahkemece 10/11/2021 tarihli ilk celsenin 2 nolu ara kararı ile  tanık dinletme taleplerinin reddine karar verildiğini, bu karar hatalı olup hükmün kaldırılması gerektiğini, mahkemece 26/10/2022 tarihli 7.celsede tahkikatın bittiği bildirilerek sözlü yargılamaya geçilmesine karar verildiğini, ancak taraflarınca 02/11/2022 tarihli son celse için mesleki mazeret bildirildiğini, bu hususun duruşma tutanağına geçirilmesine rağmen mazeretleri  hakkında kabule veya redde ilişkin bir hüküm kurulmadığını ve aynı celsede davanın reddine karar verildiğini, bilirkişi raporunda eksik tespit ve değerlendirmeler bulunduğunu, delillerin eksik değerlendirildiğini, davalı şirketteyken müvekkiline satın alınan .... numaralı ineğin brusella hastası olduğunu, bu hayvana tüsedad laboratuvarınca yapılan DNA ekstrasyonu testinde hayvanın bu hastalığı annesinden aldığının saptandığını, ispat yükünde yanılgıya düşüldüğünü, A.A.Ü.T 13/4 maddesi gereğince maddi tazminat istemli davanın tamamen reddi halinde avukatlık ücretinin tarifenin 2.kısmının 2.bölümüne göre belirleneceğini, mahkemece davanın tümden reddine karar verilmesine rağmen avukatlık ücretinin dava değeri üzerinden nispi olarak belirlemesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; davacının davalıdan satın aldığı hayvanların  hastalıklı olması nedeniyle uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir.<br>İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355.maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 220.maddesinde \"Hayvan satışında satıcı, yazılı olarak üstlenmedikçe veya ağır kusuru olmadıkça ayıptan sorumlu olmaz.\" ve 224.maddesinde \" Hayvan satışında satıcının sorumlu olacağı süre yazılı olarak belirlenmemiş ve ayıp da hayvanın gebeliğine ilişkin değilse satıcı, ancak ayıbın devrin yapıldığı veya alıcının devralmada temerrüdünün gerçekleştiği günden başlayarak dokuz gün içinde kendisine bildirilmesi ve ayrıca, hayvanın bilirkişilerce gözden geçirilmesinin aynı süre içinde yetkili makamdan istenmesi hâlinde sorumlu olur.\" hükmünün düzenlendiği, <br>Davanın mahiyeti ve miktarı itibariyle tanık dinlenmesinin mümkün olmadığı, davacı vekiline  sözlü yargılama gününü bildirir davetiye çıkartıldığı, davacı vekilinin mazeret bildirdiği, davalı vekilinin mazereti kabul etmeyerek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, davacının davalıdan satın aldığı hayvanlarda brucella hastalığı olduğunu ve kendisine ait hayvanlara hastalığının bu hayvanlardan bulaştığını ispat edemediği, ancak uyuşmazlığın davacının davalıdan satın aldığı hayvanların ayıp olması nedeniyle uğradığı zararın tazmini istemine ilişkin olduğundan A.A.Ü.T'nin 13/4 maddesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından davacının istinaf başvuru taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK'nın 353/1.b.2.maddesi gereğince vekalet ücretinin düzeltilmesine ilişkin yeniden karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>A) Davacının istinaf başvuru talebinin KABULÜ ile; Konya.. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/11/2022 tarih ...Esas ... Karar sayılı ilamının KALDIRILMASINA,<br>1-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya  iadesine, <br>2-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf yoluna başvuru harcının  davalıdan  alınarak davacıya verilmesine, <br>B) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince davacı talebi ile ilgili YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, <br>1-Davacının davasının REDDİNE,<br>2-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 17.077,50 TL harçtan, alınması gereken 427,60 TL harcın mahsubu ile fazla yatırıldığı anlaşılan 16.649,9‬0 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>3-Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiğinden ve bu ücret ve ayrıca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılmış zaruri giderler de Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılandığından ve bu giderler de yargılama gideri sayıldığından buna göre 2021 yılı tarifesine göre iki saatlik görüşme nedeniyle 2 kişinin taraf olması durumunda saati 330,00 TL den toplam 1.320,00 TL arabulucuk giderinin Arabuluculuk Kanununun 25/9. maddesi gereğince davacıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydına ve Harçlar Kanununun 28. ve 130. maddeleri, HMK'nun 302. maddesi ve Bölge Adliye ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 206. maddesi hükümleri kıyasen uygulanarak işbu kararın arabuluculuk ücreti yükümlüsüne tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmemesi halinde bir ayın bitiminden sonraki 15 gün içinde mahkememizce arabuluculuk ücretinin yükümlüsünden tahsili için müzekkere yazılmasına,<br>4-Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T gereğince belirlenen 17.900,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>5-Davacının yaptığı tüm yargılama giderlerinin  üzerinde bırakılmasına,<br>6-Davalının yaptığı 14,50 posta ve tebligat giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>7-İşbu hükümden sonra gerekli olan 18,00 TL karar tebliğ giderinin davacı tarafından karşılanmasına ve hükümden sonraki bu masrafların davacının kendi üzerinde bırakılmasına,<br>8-HMK'nın 333 ve HMKGAT'nin 5/1. maddeleri gereğince yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının gider avansını yatıran tarafa iadesine,<br>C) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına,  <br>D) Dava dosyasının temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde ilk derece mahkemesine gönderilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine  03/01/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan.<br>e-imzalıdır <br><br>Üye .<br> e-imzalıdır<br> <br>Üye .<br> e-imzalıdır<br><br>Katip .<br>e-imzalıdır <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e206a670e7361d55","SID":"458ccb5ec368aa55"}}