{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/2093 <br>KARAR NO\t\t: 2023/2080<br>KARAR TARİHİ\t: 21/11/2023<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/06/2023<br>NUMARASI\t\t: 2021/906 Esas ve 2023/484 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 21/11/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 21/11/2023<br><br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda.<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:<br>DAVA :<br>Davacı dava dilekçesinde özetle; Davalı borçlu ile alacaklı olan Müvekkil arasında ticari ilişki gereği oluşturulan cari hesap kapsamında borcun para borcu ve götürülecek borç niteliğinde olmasından dolayı TBK madde 89 gereği alacaklının  ödeme zamanındaki yerleşim yeri borcun ifa yeri olduğu, dava cari hesap alacağına  ilişkin başlatılan ilamsız takipte  ödeme emrine yapılan itirazın iptali  hakkında olduğu, İtirazın iptali davasında HMK madde 10 gereği ifa yeri olan alacaklının  ödeme zamanındaki yerleşim yeri mahkemeleri  de yetkili olduğu, Davalı borçlu, takip konusu cari hesap gereği Müvekkil arasında ticari ilişki mevcut olduğu, davalı müvekkil şirketten ticari faaliyeti gereği ortam kokusu, sıvı sabunu, bulaşık deterjanı, yumuşatıcı, bulaşık makinesi deterjanı ve parlatıcısı gibi temizlik ürünleri satın aldığı, bu hukuki ilişki gereği oluşturulan cari hesap kapsamında belli bir ödeme borçlu tarafından Müvekkile yapıldığı, bakiye olarak takip tarihinde  Davalının 8.707,20 TL tutarında cari hesap borcu mevcut olduğu, davacı şirketin hukuki ilişki gereği yerine kendisine düşen tüm edimleri layıkıyla yerine getirmiş ancak davalı borçlu Müvekkilin tüm iyi niyetine karşı para borcunu ödemediği, borçlunun bu tutumu üzerine müvekkil adına vekaleten alacağının tahsili amacıyla İzmir 12. İcra Müdürlüğü 2021/5602 Esas numarasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlu müvekkili zarara uğratmak ve tahsili geciktirmek için kötü niyetli olarak takibe borca ve tüm ferilerine  itiraz ettiğini, borçlunun itiraz dilekçesindeki itirazı sadece borca yönelik olup beyanlarında Müvekkil şirket ile arasında bulunan cari hesap oluşturulan ticari ilişkiyi inkar etmediğinden  bu beyanı ikrar niteliğinde olduğunu beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : <br>Mahkemece; \"...Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; her ne kadar davacı tacir ise de, davalı ...'un ticaret sicilden ve vergi dairesinden gelen yazı cevapları gereğince tacir olmadığı,  dava konusu uyuşmazlığın TTK.'nun 4.maddesinde sayılan uyuşmazlıklar arasında yer almadığı, 6102 sayılı yasanın 4/1 maddesi gereği ticari kazanç kaybı ya da ticari iş hususunun görev konusunda belirleyici olmadığı, uyuşmazlığı nispi ticari dava olarak kabul edilebilmesi için, yasanın açık hükmü gereği uyuşmazlığın her iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanması gerektiği, yine 6102 sayılı yasanın 4/1 maddesi gereği uyuşmazlığı tahdidi olarak sayılan mutlak ticari davalardan da olmadığı anlaşılmakla, işbu davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, 6102 sayılı yasanın göreve ilişkin sınırı çizerken ticari iş kavramından hareket etmediği, ticari işletme kavramından hareket edildiği, somut olayda görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemeleri olması sebebi ile görevsizlik kararı verilerek davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\" şeklinde karar verildiği görülmüştür.<br>İSTİNAF NEDENLERİ : <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkemece davalının basit usulde vergilendirildiğinden ve esnaf olduğundan bahisle verilen görevsizlik kararının hukuku ve hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>HUKUKİ NİTELENDİRME,<br>DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>Dairemizce HMK'nın 355 maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.<br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 24/11/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değiştirilen 341/2 fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00 Türk Lirasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın ek 1. maddesi uyarınca 01/01/2023 tarihinden itibaren ise, bu sınır 17.830,00 Türk Lirasıdır. Davacının istinafa konu ettiği alacak miktarının 8.707,20 TL olması nedeniyle 15/06/2023 tarihli karar bu yönü ile kesin niteliktedir.(Yargıtay 19. HD. 2019/2829 E ve 2019/4446 Karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır.)<br>Somut olayda; mahkemece verilen karar kesin nitelikte olup, kesin olan kararlara karşı HMK'nın 346. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nın 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai karardır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden ret kararına karşı temyiz yolu da kapalıdır.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/01/2018 tarih, 2017/5397 esas ve 2018/5 karar sayılı ilamı bu yöndedir.)<br>Öte yandan; mahkemece verilen kararlara karşı tarafların hangi kanun yoluna ve hangi sürede başvuracağının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirtilmesi, bu belirlemenin tarafların iradesini yanıltmayacak bir şekilde doğru olarak yapılması gerekeceği, başka bir deyişle, verilen karar, ara ve ek kararlarda, yargı mercii tarafından hem kanun yolunun hem de kanun yoluna ilişkin başvuru süresinin tarafları hataya düşürmeyecek şekilde doğru olarak gösterilmesi gerekecektir. Aksi takdirde, bu durumun tarafların haklarını arayabilmelerini zorlaştıracağı, dolayısıyla mahkemece verilen kararda kanun yolunun hatalı belirlenmesi durumunda, hatalı belirlemenin sonuçlarının taraflara yükletilmeyeceğinden gerek istinaf başvuru harcı ve gerekse istinaf karar harcının taraflardan tahsiline yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan gerekçelerden HMK'nın 352. maddesindeki düzenleme gereğince mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle davacı vekilinin  istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-İlk derece mahkemesi kararı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2. maddesi uyarınca kesin olması sebebiyle davacı tarafın istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE,<br>2-Davacının yatırmış olduğu 738,00 TL istinaf kanun yolu başvuru harcı ve 269,85 TL istinaf karar harcının istemi halinde davacıya iadesine,<br>3-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,<br>4-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352 maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.21/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bb021c3b58a659d0","SID":"7373e6feeaf3055d"}}