{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2023/2185 <br>KARAR NO\t\t: 2023/2214<br>KARAR TARİHİ\t: 05/12/2023<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/07/2023<br>NUMARASI\t\t: 2020/704 Esas ve 2023/638 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 05/12/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 05/12/2023<br><br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda.<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:<br>DAVA :<br>Davacı dava dilekçesinde özetle; davacı idarenin 233 sayılı KHK uyarınca sermayesinin tamamı Devlete ait, tüzel kişiliğe ve faaliyetlerinde özerkliğe sahip, sorumluluğu sermayesi ile sınırlı bir iktisadi devlet teşekkülü olduğunu, Türk Ticaret Kanunu gereğince tacir niteliğini haiz bir kuruluş olduğunu, davacı idarenin, bina ve eklentilerinin güvenliğinin sağlanması işini ihale yöntemiyle özel güvenlik şirketlerinden satın alındığını, özel güvenlik hizmetinin ihale edildiği yüklenici firmaların ihale konusu hizmeti yürütmek üzere çalıştıracağı işçileri kendilerinin belirlediğini, yüklenici firmalarla akdedilen sözleşmeler gereği işe alma ve işten çıkarma yetkileri ile bundan doğacak sorumluluğun yüklenici firmalara ait  olduğunu, dava dışı ...'ın davacı kurumun özel güvenlik işlerini üstlenen davalı şirketlerde 13.09.2012-10.04.2018 tarihleri arasında çalıştığını, 5 yıl 6 ay 14 gün hizmet süresi karşılığı dava dışı işçiye davacı kurum tarafından brüt 14.588,03 TL kıdem tazminatı ve arabulucuya başvurusu üzerine 1.500,00.-TL net ihbar tazminatı olmak üzere toplam 16.088,03 TL ödendiğini, dava dışı işçinin davalı şirketlerin işçisi olduğunu,  davacı kurum ile işçi arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmadığını, davalı şirketlerin sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmediğini, sözleşmede kıdem tazminatı, ücret ve diğer işçilik alacaklarının ödenmesinde sorumluluğun tamamının yüklenici firmalara ait olduğunun hüküm altına alındığını beyan ederek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen 16.088,03 TL’nin ödeme tarihinden itibaren,  sözleşmede hüküm var ise sözleşme faizi ile, hüküm yoksa ticari faizi ile birlikte davalı şirketlerden ilgili dönemlere ilişkin sorumlulukları oranında tahsiline karar verilmesini yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraflara yükletilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : <br>Mahkemece; \"...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında hizmet alım sözleşmesi akdedildiği, hizmet alım sözleşmesinin 22.1 maddesinde \"Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve genel şartnamenin 6. bölümünde belirlenmiş olup, yüklenici bunlara aynen uymakla yükümlüdür\" şeklinde düzenlendiği, sözleşme eki teknik şartnamenin 17. maddesinde işçi haklarının ödenmesi hususundan tüm sorumluluğun yükleniciye ait olduğunun düzenlendiği, dava dışı işçi ...'ın iş akdinin 10.04.2018 tarihinde feshedildiği, davacı tarafından dava dışı işçiye kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı alacaklarına ilişkin 02.05.2018 ve 20.07.2018 tarihlerinde toplam 16.088,03 TL ödeme yapıldığı, Mahkememizce alınan 14.03.2023 tarihli bilirkişi raporu ile davalı şirketlerin işçiyi çalıştırdığı süre ile sınırlı olarak sorumlu oldukları miktarın tespit edildiği, taraflarca bilirkişi raporuna itiraz edilmediği, bilirkişi raporunun denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli olduğu anlaşılmakla bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur....\" şeklinde karar verildiği görülmüştür.<br>İSTİNAF NEDENLERİ : <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davanın kabulüne verilen kararda, toplamda 16.088,03 TL alacağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal  faizi ile birlikte davalılardan tahsil edilerek ödenmesine karar verildiğini ancak mahkemenin yasal faiz hükmetmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca müvekkilinin kurum olduğunu harçtan muaf olduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>HUKUKİ NİTELENDİRME,<br>DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>Dairemizce HMK'nın 355 maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.<br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 24/11/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değiştirilen 341/2 fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00 Türk Lirasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın ek 1. maddesi uyarınca 01/01/2023 tarihinden itibaren ise, bu sınır 17.830,00 Türk Lirasıdır. Davacının istinafa konu ettiği alacak miktarının 16.088,03 TL olması nedeniyle 12/07/2023 tarihli karar bu yönü ile kesin niteliktedir.(Yargıtay 19. HD. 2019/2829 E ve 2019/4446 Karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır.)<br>Somut olayda; mahkemece verilen karar kesin nitelikte olup, kesin olan kararlara karşı HMK'nın 346. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nın 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai karardır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden ret kararına karşı temyiz yolu da kapalıdır.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/01/2018 tarih, 2017/5397 esas ve 2018/5 karar sayılı ilamı bu yöndedir.)<br>Öte yandan; mahkemece verilen kararlara karşı tarafların hangi kanun yoluna ve hangi sürede başvuracağının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirtilmesi, bu belirlemenin tarafların iradesini yanıltmayacak bir şekilde doğru olarak yapılması gerekeceği, başka bir deyişle, verilen karar, ara ve ek kararlarda, yargı mercii tarafından hem kanun yolunun hem de kanun yoluna ilişkin başvuru süresinin tarafları hataya düşürmeyecek şekilde doğru olarak gösterilmesi gerekecektir. Aksi takdirde, bu durumun tarafların haklarını arayabilmelerini zorlaştıracağı, dolayısıyla mahkemece verilen kararda kanun yolunun hatalı belirlenmesi durumunda, hatalı belirlemenin sonuçlarının taraflara yükletilmeyeceğinden gerek istinaf başvuru harcı ve gerekse istinaf karar harcının taraflardan tahsiline yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan gerekçelerden HMK'nın 352. maddesindeki düzenleme gereğince mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle davacının vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-İlk derece mahkemesi kararı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2. maddesi uyarınca kesin olması sebebiyle davacının istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE,<br>2-Davacının yatırmış olduğu 738,00 TL istinaf kanun yolu başvuru harcı ve 269,85 TL istinaf karar harcının istemi halinde davacıya iadesine,<br>3-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,<br>4-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352 maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.05/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2366ff96f288fd25","SID":"78696c14c634f1cd"}}