{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2021/1871 - 2023/1711<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2021/1871 <br>KARAR NO\t: 2023/1711<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                     K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 25/06/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/53 E.  -  2021/428 K.<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 25/06/2021 tarih ve 2020/53 E. - 2021/428 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekilli tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalı .... Şti.'ye ödenen 94.315,00-TL hasar tazminatının 21.05.2018 ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte sorumlulardan rücuen tahsil edilmesi amacıyla davalı-borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını, borçlunun borca ve ferilerine itiraz ederek takibi durdurduğunu, itirazın iptali davası ikame edilmeden önce taraflarınca 25.11.2019 tarihinde zorunlu arabuluculuk başvurusu yapıldığını, ancak uyuşmazlık konusunda anlaşma sağlanamadığını, dava dışı sigortalının müvekkili şirket nezdinde Yurt İçi Taşıyıcı Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, Ankara'dan Elazığ'a gönderilmek üzere yüklemesi yapılan ... A.Ş.’ye ait emtianın davalının sorumluluğu altında taşındığını, ancak emtiaların taşıma işlemleri esnasında meydana gelen 03.03.2018 tarihli tek taraflı trafik kazası sonucu hasarlanarak zayi olduğunu, davalının nakliye aracı ile seyir esnasında yasal sınırların üzerinden alkollü olduğunun tespit edildiğini, davalı sorumluluğu altında yapılan taşıma işlemleri esnasında hasarlanan emtiada 94.315,87-TL' lik zarar tespit edildiğini, müvekkili şirket tarafından teminat kapsamında bulunan hasar bedeli olarak dava dışı sigortalı firmaya 21.05.2018 tarihinde 94.315,00-TL hasar tazminatı ödendiğini, sigortalı şirket tarafından verilen ibraname (temlikname) ile sorumlulara karşı rücu haklarının kayıtsız ve şartsız olarak müvekkili davacı şirkete devredildiğini, buna göre dava dışı sigortalı firmaya hasar ödemesi yapılmakla halefiyet ilkesinden yararlanan davacı sigortacı müvekkili şirketin tazminat ödedikten sonra hukuken ödeme yaptığı tarafın yerine geçtiğine ve 3. kişiler karşısındaki dava hakkı tazmin ettiği bedel nispetinde davacı sigortacı müvekkili şirkete intikal edeceğine göre sigortacının 3. şahıslara rücu edebilme tarihinin ödeme yaptığı tarih olarak kabul edilmesi gerektiğini, dava konusu emtiaların hasarlanmasından/zayi olmasından yasal sınırların üzerinde alkollü olarak araç kullanan ve tek taraflı trafik kazasına sebebiyet veren davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, davalının Ankara 20. İcra Müdürlüğünün 2019/1664 Esas sayılı icra takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamını, borçlunun % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı, davaya cevap vermemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davanın sigorta ilişkisinden kaynaklanan rücu davası olduğu, bu tür davalarda sigortacının 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95/2. maddesi gereğince tazminat yükümlülüğünün azaltılması veya kaldırılmasına ilişkin halleri üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden zarar görene ödeme yaptıktan sonra sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre kendi sigorta ettirenine rücu edebileceği, davacı sigorta şirketinin, aracın sigortacısı olup, kaza sırasında sigortalı aracı kullanan kişinin alkollü olduğunu ileri sürerek poliçe kapsamında ödediği tazminatı davalı sürücüden rücuan tazmini talebinde bulunduğu, poliçe notları ve özel şartlarında \"Sigortalının kendi ve/veya istihdam ettiği kişilerin ve /veya kiralık araçlarda yaptırdığı taşımalarda araç şoförünün alkol, uyuşturucu alarak ve/veya ehliyetsiz ve /veya yetersiz ehliyetle araç kullanmasında veya araçlarda münhasıran bakımsızlıktan kaynaklanan teknik arızalardan dolayı emtiyada oluşabilecek hasar ve ziyalarda ilgili tazminat taleplerini sigortacı sigortalıya ödeyecektir. Ancak her halükarda sigortalının araç sürücüsüne, alt taşıyıcıya ve alt taşıyıcının sürücüsüne rücu hakkı saklıdır\" şeklinde özel şartın mevcut olduğu, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/9716 E.-2021/2975 K. sayılı ilamında \"O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü 6762 sayılı TTK'nun 1281. maddesi (6102 sayılı TTK'nın 1409. maddesi) hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.\" şeklinde belirtildiği, alınan bilirkişi raporuna göre de davalı sürücünün almış olduğu 1,00 promilin altında alkolün, bir kaza anından önce gelen acil durumlarda aracı güvenli sevk edebilmek için gerekli dikkat düzeyinde, refleks aktivite hızında ve doğru karar verme yeteneğinde azalma oluşmayacağından aracın sevk ve idare edebilecek düzeyde olduğu, alkol almayan araç sürücülerinin de tedbirsiz davranışı ile kaza yapabildiği, dolayısıyla, dava konusu trafik kazasının, alkolün etkisinden kaynaklanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, ilk derece mahkemesi kararının çelişkili ve eksik ifadelere dayalı olarak verildiğini, kararda atıf yapılan Yargıtay 17. Hukuk Dairesi kararının dayanak poliçe ile ilgisi olmadığını, üçüncü kişiye ödenen destekten yoksun kalma tazminatının rücuen tahsili istemine ilişkin olduğunu, dava dışı sigortalıyla müvekkili arasında akdedilen poliçenin \"yurtiçi taşıyıcı mali mesuliyet sigorta poliçesi\" olduğunu, bu poliçenin hasarın nakliyecinin kusuru sonucu meydana gelmesi halinde devreye gireceğini, davalının nakliye aracı ile seyir esnasında yasal sınırın üzerinde alkollü olduğunun tespit edildiğini, davalının kazada asli kusurlu olduğunu, ilk derece mahkemesince alkollü araç kullanımından kaynaklı Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi Genel Şartları çerçevesinde rücu işlemi gerçekleştirilmiş gibi yargılama yapıldığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br><br>GEREKÇE\t: Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamında, dava dışı sigortalı şirketin taşıyıcısı olduğu emtianın, davalının sürücüsü olduğu araç ile taşınmakta iken tek taraflı olarak meydana gelen trafik kazası sonucu hasarlandığı, davacının dava dışı sigortalısına 21.05.2018 tarihinde 94.315,00-TL hasar tazminatı ödemesinde bulunarak, ibraname ve temlik belgesi aldığı hususunda bir çekişme bulunmamaktadır. Davalı sürücünün kazadan sonra alınan kan örneğine göre kaza anında  0,92 promil alkollü olduğu anlaşılmış olup, mahkemece, kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tAncak, davacı ile dava dışı sigortalı arasında düzenlenen Yurtiçi Taşıyıcı Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ne göre sigortalının kendisi veya istihdam ettiği kişilerin ve/veya kiralık araçlarla yaptırdığı taşımalarda araç şoförünün alkol alarak araç kullanmasından dolayı emtiada oluşabilecek hasar ve ziyalarla ilgili tazminat taleplerini sigortacının sigortalıya ödeyeceği, ancak her halikarda sigortalının araç sürücüsüne rücu hakkının saklı olduğunun düzenlendiği, davalı sürücünün kaza anında 0,92 promil alkollü olduğu, bu oran yasal 0,20 promilin üzerinde bulunduğundan somut olayda rücu şartlarının oluştuğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 15.05.2019 tarih ve 2018/2075 E.-2019/3775 K. sayılı kararının da bu yönde olduğu, kaldı ki davacı şirketin 17.05.2018 tarihli ibraname ile dava dışı sigortalının dava ve takip haklarını da devir ve temlik aldığı anlaşılmıştır. Dolasıyla davacının öncelikle Yurt İçi Taşıyıcı Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi hükümlerine göre, bir an için aksi düşünülse bile dava dışı sigortalıdan aldığı temlikname uyarınca aktif dava ehliyeti bulunmaktadır. <br>\tDavacının dava konusu ödeme ile ilgili rücu hakkı olduğu bu şekilde tespit edilmiş olmakla birlikte davalı, ödeme emrinin tebliği üzerine borç ile birlikte icra dairesinin yetkisine de itiraz etmiştir. Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır (HGK. 28.03.2001 gün ve 2001/19-267 E. 2001/311 K.; 20.03.2002 gün ve 2002/13-241 E.,2002/208 K.).<br>\tÖte yandan, itirazın iptali davasının görülebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış, geçerli bir icra takibinin bulunması gerekir. Ortada, geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda, itirazın iptali davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. İcra dairesinin yetkisine itiraz edildiği hallerde, bu itiraz usulünce incelenerek sonuçlandırılmadığı sürece, açıklanan şekilde geçerli bir takibin bulunmayacağı açıktır. <br>\tSomut olayda, icra takibinin yapıldığı Ankara 20. İcra Müdürlüğünün yetkisine itiraz edilmiş olduğundan, eldeki itirazın iptali davasında, mahkemenin, öncelikle bu itirazı inceleyip, sonuçlandırması gereklidir. Dosya kapsamından davacının yerleşim yerinin İstanbul olduğu, davalının adresinin ise takip tarihi itibariyle Samsun'da bulunduğu görülmektedir. Ancak,  sözleşmeden kaynaklanan davalarda HMK’nın 10. maddesi gereğince borcun ifa yeri mahkemesi de yetkili olduğundan somut uyuşmazlıkta yükleme yeri Ankara olduğundan davacının Ankara'da icra takibi başlatma ve dava açma yetkisinin bulunduğu belirlenmiştir. <br>\tBu itibarla, davacının davalı sürücüden rücu hakkının bulunduğu ve yetkili icra dairesinde başlatılan takibin de geçerli bir takip olduğu anlaşıldığına göre, mahkemece hasar tutarı hesaplanarak, davacının davalıdan talep edebileceği tazminat miktarının belirmesi gerekir. Mahkemece bu gerekliliğe uyulmaması, 6100 sayılı HMK’nın 7251 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik 353/1-a-6. maddesi uyarınca \"Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması.\" halini oluşturur. <br><br>\tBu durum karşısında mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar gözden kaçırılarak, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25/06/2021 gün ve 2020/53 E. - 2021/428 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 59,30-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, <br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/12/2023 tarihinde HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 20/01/2024\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7fada90ae05cf725","SID":"10248e146b11a9c1"}}