{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1984 <br>KARAR NO: 2023/1373<br>KARAR TARİHİ: 07/12/2023<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 31/01/2020<br>NUMARASI: 2018/1338 Esas -  2020/97 Karar<br>DAVA: Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/12/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından düzenlenen ... numaralı poliçe kapsamında sigortalanmış olan emtianın davalı borçlu ... ait kargo uçağının 26.03.2017 tarihinde yapılan İstanbul-Ankara aktarması sırasında ıslanmak suretiyle zayi olduğunu, bu nedenle hak sahibi ... Ticaret Ltd.Şti. firmasına ödeme yapıldığını, davalının iş bu kusurlu hareketi neticesinde meydana gelen kaza sonucu müvekkili şirketin meydana gelen hasarı ödemek zorunda kaldığını, zararın davalının kusuru neticesinde meydana geldiğini, bu durumun düzenlenen ekspertiz raporu ile de sabit olduğunu belirtilerek, Bakırköy ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davalının itirazının iptali ile takibin devamına, davalının asıl alacağın %20'sinden aşağı olmayacak icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine,  karar verilmesi talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  ihtilafa konu taşımanın 25/26 Mart 2017 tarihinde İspanya'dan Türkiye'ye yapılan uluslararası bir taşıma olduğu, bu nedenle Montreal Sözleşmesi hükümlerinin uygulanmasının gerektiğini, sigortacının halefıyetinin gerçekleşmesi için sigortalısına ödeme yapmış olmasının tek başına yeterli olmadığı, davacının dava konusu emtianın poliçe tahtında kendileri tarafından sigortalanmış olduğunu, geçerli bir sigorta sözleşmesi, bu sözleşmeye dayanarak yaptığı ödeme, ödemenin gerçek zarar miktarında olduğunu ve sigortalının bu ödemeden dolayı sigortacıyı ibra ederek haklarına halef olduğunu belgeleri ile birlikte ispatlamak zorunda olduğu, davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını, ... sayılı Hava Yük senedi incelendiğinde davacı sigorta şirketinin sigortalısı olan ... Limited şirketinin taraf olarak gözükmediğinden ... Şirketinin de halefiyet kurallarına göre huzurdaki davada taraf olmasının mümkün olmadığını, ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, taşıma esnasında hasar oluştuğunda, bu hasar Montreal Sözleşmesinin 31.maddesinde belirtilen süreler içerisinde ve yazılı olarak taşımayı yapana bildirilmesi gerektiği, tutulan tutanağın ise Konvansiyon'un aradığı şartlarda yapılan bir ihbar olmadığından yapılan ihbarın geçerli olmayacağı, nitekim davacının tazminat talebinin de aynı gerekçeyle dava öncesinde davalı müvekkili ortaklıkça red olunduğunu, davacının iddiasında haklı olduğu düşünülse dahi Montreal Sözleşmesi uyarınca limit belirlendiğini, davacı tarafın sınırlı sorumluluk limitleri içinde kalmak kaydıyla ancak ispat ettiği ölçüdeki gerçek zararını isteyebileceğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Dava dışı ... firmasının yurt dışından ithal ettiği, sağlık ürünlerinin nakliyesinin ... tarafından yapıldığı, söz konusu emtianın davacı sigorta şirketinin ... sayılı Sigorta Sözleşmesi ile teminat altına alındığı, eşyaların yurtdışından Türkiye'ye getirildikten sonda İstanbul - Ankara aktarması sırasında yetersiz paketleme nedeniyle ıslanmak suretiyle 2 paketin hasar gördüğünün boşaltma esnasında tespit edilerek \"Kargo Hasar Raporu\" tanzim edildiği, davacının hasar bedelini ödeyerek sigortalısının haklarına halef olduğu, 3 kap 118 kg emtiada meydana gelen hasarın eşyaların uçağa transferi sırasında ıslanması neticesinde oluştuğu ve davalının kusurundan kaynaklandığı, gerçek zarar miktarının 7.7901,51 TL olduğu anlaşılmakla, dava konusu taşıma uluslararası nitelikte bir taşıma olup, CMR.nin 23/7 maddesine göre taşıyıcının sorumluluğunun belirlenmesinde uygulanacak SDR kurunun, karar tarihindeki kur olması gerektiği, üst limit sorumluluğunun kg başına 19 SDR olarak esas alınması durumunda talep edilebilecek üst limit sorumluluk tutarının hasar miktarını aşmadığı anlaşılmakla, davanın kabulüne ile davalının asıl alacağa ve temerrüt tarihi olan 21/04/2017 tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faize yönelik itirazının iptaline karar verilmiş, alacağın likit olmaması, yargılamayı gerektirmesi nedeniyle icra inkar tazminatı talebinin reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava konusu ihtilaf taşıma akdine aykırılıktan açılmış olup, taşıma senedinin ise havayük senedi olarak düzenlenen belge niteliğinde olduğunu, davacının veya sigortalısının adının işbu havayük senedinde yer alması, diğer bir deyimle taşımanın tarafı olması gerektiğini, yoksa davacının halefiyet kurallarınca sigortalısının haklarına halef olmasının dava açması için yeterli olmadığını, taşımanın da tarafı olması gerektiğini, ... no’lu Ana Havayük Senedinde malın alıcısı hanesinde sigortalının adı yer almadığından, diğer bir deyimle malın gerçek alıcısı da olsa sigortalı şirket taşımanın alacaklısı/tarafı olmadığından, sigortalı şirketin aktif dava ehliyeti olmadığından davacı sigortacı şirketinin de aktif dava ehliyeti bulunmadığını, bu nedenle, davacı, davasını ancak üzerinde sigortalısının adının gönderici olarak gözüktüğü birinci yani ara taşıma senedine dayanarak açma hakkına sahip olup bu nedenle, davacının davalı Ortaklık aleyhine açtığı davada aktif dava ehliyeti bulunmadığından Davacı sigorta şirketinin, sigortalısı durumundaki, ... Tic.Ltd.Şti. ile davalı ... arasında herhangi bir taşıma sözleşmesi bulunmadığın, ...’nin, ... Tic.Ltd.Şti'ne karşı bir taşıma taahhüdü de olmadığını, bu nedenle, davacının, taşıma sözleşmesine dayanarak, ...’ye husumet yöneltmesi söz konusu olmayıp, ...’na karşı açılan dava, bu davalının pasif husumeti bulunmadığından 1999 tarihli Montreal Sözleşmesi’nin 31. maddesi uyarınca yükteki hasara ilişkin ihbarın 14 günlük süresi içinde, ayrıca, açıkça ve yazılı olarak taşıyıcıya yapılması gerekli olup, bu bir geçerlilik şartı olduğunu, işbu emredici kuralın aksi kararlaştırılamayacak olup, hasara ilişkin ihbarın ayrı bir yazılı bildirimle taşıyıcının yetkili organına yapılması gerekli olup, tutulan tutanakların ise mezkur Konvansiyon’un aradığı şartlarda bir hasar ihbarı sayılamayacağını, konvansiyonun bu düzenlemesi, bir sorumluluk doğduğunda, birimleri vasıtasıyla olayı araştırıp, gereken tedbirleri alıp, sorumluluğunun gereğini yerine getirecek olan taşıyıcının idari makamının hasardan ve hasardaki sorumluluğundan doğrudan haberdar edilmesi amacına matuf olduğunu, hasara ilişkin bu tip tutulan tutanakların, ihbar mükellefiyeti usulüne uygun bir şekilde yerine getirildiğinde, sadece kim hak sahibi ise onun lehine karine yaratmaya yönelik olduğunu; yoksa tespit işlevi gören bu hukuki aygıtın Konvansiyon’da tarif edilen ihbar mükellefiyetinin yerine ikame edilmek gibi bir yeteneği söz konusu olamayacağını, bu itibarla, Montreal Sözleşmesi’ne uygun bir ihbarın, teslim almaya yetkili kişi tarafından, süresinde, ayrıca, yazılı olarak gönderilmesi ve taşıyıcı tarafından tebellüğ edilmesi gerekli olup, davacı tarafından 14 günlük hak düşürücü süresi içinde davalı ortaklığa yapılmış bir hasar ihbarı bulunmadığını, yük taşımalarında davacı taraf, Konvansiyon’da öngörülen sınırlı sorumluluk limitlerini aşmamak kaydıyla, ancak ispat ettiği ölçüdeki gerçek zararını talep edebileceğini, mahkemece karar tarihindeki kurdan üst limit belirlenerek, davacının gerçek zararının işbu üst limiti aşıp aşmadığının tayini gerekmekte iken, direkt yerel Mahkemece hiç bir hesaplama yapılmaksızın ve üst limit belirlenmeksizin, direkt davacının gerçek zararının kabulüne karar verilmesi de hukuka aykırı üst sınırın tespitinde Mahkemece Konvansiyon’un 23/1 maddesi uyarınca, SDR’nin karar tarihindeki kurunun dikkate alınması ve SDR’nin karar tarihindeki kurdan TL’ye çevrilerek üst limitin bulunması ve davacının gerçek zararının işbu limiti aşıp aşmadığının tespiti, aşan kısmın reddi  gerekmekle buna göre, davaya konu kargo taşımasına ilişkin ana havayük senedi (konişmento) incelendiğinde, değer hanesinde “NVD” yani “Değer beyan edilmemiştir” ibaresi olduğundan ve taşımaya ilişkin herhangi bir değer bildiriminde bulunulmadığından, bu durumda Montreal Sözleşmesi’nin 22/3 maddesi uyarınca talep edilecek tazminat da, hasarın ispatı halinde Konvansiyonda öngörülen tazminat miktarı ile sınırlı olabileceğini ve gerçek zararı geçmeyeceğini, buna göre toplam 13 kap 118 kg kargonun sadece 2 kabı hasarlandığından 2 kap hasarlı kargonun ağırlığı 18,15 kg olup bu itibarla, kilogram başına sorumluluk 19 SDR ile sınırlı olduğundan, buna göre davalı Ortaklığın sorumlu tutulacağı üst limit; hasarlı teslim olunan kargonun kilogramı (18,15 kg) ile 19 sdr'nin çarpımı sonucu bulunacak miktar ile sınırlı olacağını, kısacası, sorumlu olunacak üst limit 18,15 kg X 19 sdr = 344,85 sdr olduğunu, 344,85 sdr'nin 31.01.2020 karar tarihindeki tl karşılığının ise, 2.839,87 tl olduğunu, buna göre, müstekar hale gelmiş içtihatları uyarınca da yük taşımalarında, davacının gerçek zararı üst limiti aşıyor ise üst limite, aşmıyor ise gerçek zarara hükmedilmesi gerektiğini, nitekim, davada SDR karar tarihindeki kurdan TL’ye çevrilmekte olup bu nedenle, SDR karar tarihindeki kurdan milli paraya çevrildiğinden, ancak işbu karar tarihinden itibaren faiz yürütülmesi hukuka uygun olacağını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, havayolu taşıması nedeniyle taşımaya konu emtianın hasarlanması nedeniyle uğranılan zararı sigortalısına tazmin eden sigortacının ödediği bedelin rücuen taahsili davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, tarafların aktif ve pasif husumet ehliyetlerinin bulunup bulunmadığı, hasar ihbarının yapılıp yapılmadığı, sorumluluk sınırı ve faizin işleyeceği tarih noktasındadır.Dava konusu taşımaya ilişkin 24/03/2017 tarih ve ... numaralı konişmentoda, gönderici ..., alıcı ise davacının sigortalısı  ...Ltd. Şti., taşıyıcı ise ...  olarak yer almaktadır.Dava konusu taşımaya ilişkin 24/03/2017 tarih ve ... numaralı airwaybill'de ise, gönderici  ..., alıcı ise   ...., taşıyıcı ise ... acentesi sıfatıyla ... olarak yer almaktadır.Eksper raporunda taşımaya konu ithalata ilişkin satıcı tarafından, alıcıya 23.03.2017 tarihli ... nolu fatura 105.500,00 € bedelli olarak düzenlendiği ifade edilmiş ve gümrük beyannamesinde ithalata konu emtianın teslim şekli EXW teslim, ödeme şekli ise peşin ödeme olarak belirtilmiştir.Davacı sigorta şirketi tarafından davaya konu taşıma 24/03/2017 tarihinde \"nakliyat emtea sigorta poliçesi\" ile ziya ve hasarlara karşı sigortalanmış bulunmaktadır.Taşımaya konu emtianın hasarlanmasına ilişkin davalı tarafça 27/03/2017 tarihli kargo hasar raporu düzenlenmiş, sonrasında da davacının sigortalısı tarafından taşımaya konu bir kısım emtianın hasarlı teslim edildiğine ilişkin 03/04/2017 tarihinde hasar beyanı düzenlenmiştir.Hasar ihbarı yapılmasından sonra yaptırılan ekspertiz incelemesi üzerine davacı sigorta şirketi tarafından 21/04/2017 tarihli banka dekontu ile 7.790,51 TL sigortalı hesabına ödenmiş ve buna ilişkin 20/04/2017 tarihli ibraname ile her türlü talep ve dava hakkı davacı sigorta şirketine temlik ve devredilmiştir. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"taşıma sırasında hasarlanan emtia nedeniyle sigortalıya ödenen bedelin rücuen tahsili.\" sebebine dayalı olarak 7.790,51 TL asıl alacağın 1.002,73 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 08/11/2018 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı tarafça diğer savunmaların yanı sıra husumet itirazında bulunulmuştur.Türkiye bakımından 26/03/2011 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 28/05/1999 tarihli Havayolu İle Uluslararası Taşımacılığa İlişkin Belirli Kuralları Birleştirilmesine Dair Montreal Sözleşmesi'nin 1. Maddesine göre, sözleşmeye taraf devletler arasındaki taşımalarda Montreal Sözleşmesi uygulanır. Davaya konu taşımanın yapıldığı ülkeler anılan sözleşmeye taraf olup uyuşmazlığa 1999 tarihli Montreal Sözleşmesi uygulanacaktır.Montreal Sözleşmesi'nin 18/2. maddesine göre, kargo taşımacılığında, taşıyıcı, kargonun tahrip olması, kaybolması, kargoya zarar gelmesi durumlarında uğranmış hasara karşı sadece olayın hava yoluyla taşıma esnasında meydana gelmiş olması durumunda sorumludur. Sözleşmenin 22/3. Maddesine göre ise, kargo taşımacılığında, kontrol edilmiş kargonun taşıyıcının sorumluluğuna verildiği anda gönderen kargonun ulaşacağı yerde teslimi ile ilgili özel bir fayda beyanında bulunmadığı ve durumun gerektirmesi halinde ilave bir ödeme yapmadığı müddetçe, taşıyıcının kargonun tahrip olması, kaybolması ya da kargoya hasar gelmesi halinde her kilogram için sorumluğu 17 Özel Çekme Hakkı ile sınırlıdır. Diğer durumda, ödenecek toplamın, gönderenin varıştaki teslimatta sağlayacağı gerçek faydadan fazla olduğunu ispatlamadığı müddetçe, taşıyıcı beyan edilen toplamı aşmayan bir miktar ödemekle sorumlu olacaktır.Dava dışı  ... Ltd. Şti. davacını sigortalısına karşı taşıma işini taahhüt etmiş ve navlun faturasını kesmiştir. Bu taşıma ilişkisinde dava dışı ... Ltd. Şti. taşıma işleri komisyoncusu/üst taşıyıcı/forwarder, davalı ... ise fiili taşıyıcı sıfatını taşımaktadır. Montreal Konvansiyonu 39. maddesine göre somut olayda uygulama alanı bulacak hükümler 40. madde ve devamında yer almaktadır. Konvansiyonun 40. maddesine göre hem anlaşmalı taşıyıcı/üst taşıyıcı/taşıma işleri komisyoncusu hem de gerçek taşıyıcı/fiili taşıyıcı, taşımadan dolayı oluşan hasarlardan sorumlu olacak; aynı zamanda müşterek sorumluluğu düzenleyen 41. maddeye göre de; istihdamlarının  kapsamı dahilinde hareket eden gerçek taşıyıcının, çalışanlarının veya acentelerinin fiil veya ihmalleri, gerçek taşıyıcı tarafından gerçekleştirilen taşıma ile bağlantılı olarak aynı zamanda anlaşmalı taşıyıcının da fiil ve ihmalleri olarak sayılacağı gibi, anlaşmalı taşıyıcının çalışanlarının yada acentelerinin fiil yada ihmalleri de aynı şekilde gerçek kişinin fiil veya ihmalleri olarak sayılacaktır. Ancak gerçek taşıyıcının sorumluluğu 21. 22. 23. ve 24. maddelerdeki miktarları aşamayacaktır. Çalışanlar yada acenteler de, aleyhlerine açılan davada, istihdamlarının kapsamı dahilinde hareket ettiklerini ispatlarlarsa, taşıyıcının sahip oldukları koşul ve sorumluluk sınırlarından yararlanma haklarına sahip olacaklardır. Aynı Konvansiyonun 45. maddesine göre, davacının tercihine bağlı olarak, gerçek taşıyıcı ya da anlaşmalı taşıyıcı aleyhine yada her ikisi aleyhine birlikte yada ayrı ayrı dava açılabilir. Bu haliyle, davanın taraflarının aktif ve pasif dava ehliyetleri bulunmakta olup, husumet itirazı yerinde değildir.Montreal Sözleşmesi'nin 31/1. Maddesinde, kontrol edilmiş bagaj ya da kargoyu teslim almaya yetkili şahıs tarafından şikayetsiz olarak alınmasının bagaj ve kargonun iyi koşullarda ve sırasıyla madde 3'ün 2. paragrafında ve madde 4'ün 2. paragrafın anılan taşıma dökümanına ya da farklı yöntemlerin içerdiği kayıtlara uygun olduklarına dair kesin olmayan karine teşkil edeceği; 31/2. maddesinde ise, hasar durumunda teslim almaya yetkili şahıs tarafından hasarın fark edilmesinden sonra derhal ve kargo halinde alınan tarihten itibaren 14 gün içinde taşıyıcıya şikayette bulunulması gerektiği, aksi halde Sözleşmenin 31/4. Maddesine göre taşıyıcının kötüniyetli olması dışında taşıyıcı aleyhine bir dava açılamayacağı düzenlenmiştir.Sözleşmenin 31/3. Maddesi uyarınca da, şikayetin(ihbarın) yazılı ve sözü edilen süreler içinde yapılması gereklidir. Elbetteki burada düzenlenen yazılılık şartı bir geçerlilik şartı olmayıp ispat şartıdır.Davaya konu taşımaya ilişkin davalı tarafça 27/03/2017 tarihli kargo hasar raporu düzenlenmiş ve bu raporda boşaltma esnasında 2 kutunun ıslak nedeniyle hasarlı olduğu işaretlenmiştir. Davalının, kendisinin düzenlediği kargo hasar raporuna göre hasardan haberdar olduğu anlaşıldığına göre, ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmediğine ilişkin davalı savunmasının yerinde değildir. Davalı tarafça, hasar ihbarının, hasardan dolayı taşıyıcının personeli ile girilen her türlü ilişki dışında, ayrı bir yazılı bildirimle, taşıyıcı kuruluş tüzel kişiliğine yapılması gerektiği ileri sürülmüş ise de, taşıma sırasında tespit edilen hasarlar ile ilgili kargo hasar raporu düzenlenmesine ilişkin bir uygulama benimseyen davalının, çalışanlarınca düzenlenen bu raporun taşıyıcının idari makamlarına intikal etmediğinin kabulü mümkün değildir.Taşıyıcının sorumluluğu kural olarak sınırlı sorumluluktur.  Taşıma belgelerinde \"özel bir fayda\" beyanına rastlanılmamış olup, davalı taşıyıcının sınırlı sorumluluk esaslarını kaldıran başkaca bir durum da iddia ve ispat edilemediğine göre hasarlanan emtia nedeniyle davalının sorumluluğu sınırlı sorumluluk esaslarına göre tespit edilmelidir. Montreal sözleşmesinin 22/4 maddesine göre,  kargonun bir parçasının ya da içindeki malzemelerden herhangi birinin tahrip olması, kaybolması ya da gecikmesi durumunda, taşıyıcının sorumluluğunun sınırlı olduğu miktarın belirlenmesinde dikkate alınacak ağırlık, sadece ilgili paket ya da paketlerin ağırlığı olacaktır. Somut olayda, taşımaya konu emtia toplam 13 kutu ve 118 kg ağırlığında olup, gerek ... kargo hasar raporu gerekse davacının sigortalısı tarafından düzenlenen hasar beyanında 2 kutunun hasarlı olduğu belirtilmiştir. Buna durumda davalı taşıyıcının sorumluluğunun hasarlı bu 2 kutuya göre belirlenmesi gerekir. Hasarlı 2 kutunun ağırlığı toplam ağırlığa göre 18,15 kg'dir. Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) tarafından \"1999 Montreal Konvansiyonu Kapsamında Revize Edilen Sorumluluk Limitleri\" konulu bir duyuru yapılmıştır. Yapılan duyuru ile kilogram başına 19 SDR olan sorumluluk limitinin 28 Aralık 2019 tarihi itibarıyla 22 SDR olarak güncellenmiştir. Buna göre, davalı taşıyıcının sorumluluğu 399,3‬0 SDR(18,15*22) ile sınırlıdır. SDR'nin ise karar tarihindeki Türk Lirası değeri esas alınmalıdır. Buna göre, Dairemizin karar tarahi tibariyle 1 SDR 38.3819 TL'ye eşit olup, 399,3‬0 SDR, 15.325,89 TL'dir. Davacının sigortalısının zararı sorumluluk sınırının altında kaldığından, davalı taşıyıcı gerçek zarardan sorumludur.Motreal Sözleşmesinin 22/6. Maddesine göre, sorumluluğa ilişkin sınırlar mahkemenin, kendi kurallarına uygun olarak, ilaveten, faizler dahil olmak üzere dava münasebetiyle davacının maruz kaldığı mahkeme masraflarının ve diğer harcamaların tamamını ya da bir kısmını hüküm olarak vermesine engel olmaz.Motreal Sözleşmesinde temerrüt ve faize ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu halde temerrüt ve faiz hakkında iç hukuk uygulanacaktır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 114/2. Maddesinde, haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümlerin, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanacağı düzenlenmiştir. Haksız fiilde ise temerrüt, haksız fiil tarihi itibariyle gerçekleşir. Eldeki dava da zararın tazminine ilişkin olduğundan temerrüt hasar tarihi itibariyle gerçekleşmiştir. Ancak sigorta şirketi sigortalısına ödeme yaptığı tarihten itibaren alacağa faiz işletilmesini talep edebilir. İcra takibinde, ödemenin yapıldığı 21/04/2017 tarihinden takip tarihine kadar  işlemiş faiz(avans faizi), takipten sonra da avans faizi uygulanması talep edilmiştir. Dava konusu alacak bakımından davalı, davacının sigortalısına yaptığı ödeme tarihi itibariyle temerrüt halinde olduğundan, temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesinde bir aykırılık bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı THY'nin faize ilişkin savunmaları yerinde değildir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.07/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cbf4906c45eb424d","SID":"35154ed22603e291"}}