{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1973 <br>KARAR NO: 2023/1380<br>KARAR TARİHİ: 07/12/2023<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/01/2020<br>NUMARASI: 2018/732 Esas -  2020/81 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/12/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında ticari iş ilişkisi kurulduğu, cari hesap ekstresine dayalı alacak, davacı tarafından tahsil edilemeyince Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalı tarafından borca ve yetkiye itiraz edildiğini, dosyanın yetkisizlikten dolayı İstanbul Anadolu ... icra Müdürlüğü'ne gönderildiği ve ... Esas sırasına kaydının yapıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, 17.393,80 TL'lik cari hesap ekstresine istinaden davalı aleyhine başlatılan icra takibine itiraz edilmesi üzerine, açılacak olan itirazın iptali davası öncesinde cari hesap ilişkisine istinaden 14/06/2016 tarihinde 4.859,40 TL ödeme yapıldığını, bakiye 12.534,40 TL için davalı ile iletişime geçildiğini, davalı taraftan herhangi bir olumlu yanıt alınamadığı öne sürülerek itirazın iptaline, alacağın % 20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına karar verilmesi talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki 16/06/2014 tarihli sözleşmeye göre davacının verdiği taşıma hizmetlerinin karşılığının, davalı şirketten olan hak edişlerinin kısmen nakden ve kısmen de davalı şirketin anlaşmalı olduğu akaryakıt şirketlerindeki taşıt tanıma sistemi hesabından davacının aracına akaryakıt ikmali suretiyle ödendiğini, bu nedenle davalının davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacı ile davalı arasında TTK hükümleri uyarınca herhangi bir cari hesap sözleşmesinin bulunmadığını, Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden gönderilen ödeme emri üzerine davacının takip tarihi itibariyle davalı şirketten 4.506,54 TL alacağının bulunduğunun anlaşıldığını, takiple talep edilen 12.873,23 TL asıl alacağın 8.366,69 TL'lik kısmına davalı borcu olmadığından açıkça itiraz edildiğini, itiraz dışı bırakılan 4.506,54 TL asıl alacağın hesaplanan icra takip ferileri ile birlikte 5.200,00 TL olarak icra dosyasına ödendiğini, davacının daha sonra Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile 4.520,77 TL cari hesap alacağı olduğu iddiasıyla yeni bir takip başlattığını, davalı şirket tarafından yapılan araştırmalar neticesinde davacıya herhangi bir borcu kalmadığından icra takibindeki borca ve yetkiye itiraz edildiğini, davacının bununla da yetinmeyerek Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile 17.393,80 TL cari hesap alacağı olduğu iddiasıyla takip başlattığını, davacının Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında 4.520,77 TL cari hesap alacağı olduğu iddiasında iken, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki devam etmemiş olmasına rağmen alacak taleplerinin ve iddialarının yaklaşık 2 yıl sonra 17.393,80 TL'ye nasıl ulaştığının anlaşılamadığı öne sürülerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında hizmet alım sözleşmesi niteliğinde araç kiralama sözleşmesi akdedildiği, davacı tarafça sözleşme kapsamında bakiye borcun ödenmediği iddiasıyla takip başlatıldığı anlaşılmış, her iki tarafın defter ve kayıtları sahibi aleyhine delil teşkil ettiğinden ve davalı tarafça da herhangi bir borcun kalmadığı beyan edildiğinden, emsal içtihatlar da göz önüne alınarak davacı defter ve kayıtlarında kendi aleyhine davalı lehine tahsilat kaydı doğrultusunda davalının davacıya borcunun olmadığı kanaatine varılmış ve davanın reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl alacak tutarının 12.534,40 TL olduğunu, davalının ikame edilen işbu İtirazın İptali davasına karşılık cevap dilekçesinde; davacı şirkete olan borçların bir kısmının nakden bir kısmının ise akaryakıt ikmali ile ödendiğini; davacı şirkete karşı herhangi bir borçları olmadığını belirttiğini, alınan 14.06.2019 tarihli bilirkişi raporunda; davacı şirketin 2016 yılına ait davalı yönünden kapanış kaydının 8.393,80TL olduğu, 2017 yılı muavin kayıtlarında ise tahsilat ve ödemeler açıklaması ile davalı lehine hesabın sıfırlandığı görüldüğü, davalı şirketin ise yalnızca 2016 yılında açılış kaydı olarak 17.159,39TL olduğu; kapanış kaydı hakkında herhangi bir incelemeye yer verilmediği, yine yargılama süresince davalı şirket tarafından iddiaları üzerine bazı akaryakıt dökümleri listeye sunulup; borcun bir kısmının akaryakıt ikmali suretiyle ödendiği belirtilmiş ise de bu durum ispatlanamamış; ve bu durumdan mahkemece hiç bahsedilmemiş olup gerek 14.02.2019 tarihli celsede ara kararla verilen kesin sürenin yalnızca davacı şirket yönünden verilmiş olması ve gerekse de kesin süre sonuçlarının açıkça belirtilmemesi sebebiyle; mahkemenin 09.08.2019 tarihli ek raporunu hükme esas almaması kabul edilemez nitelikte olup istinaf incelemesine konu olan davada; davalı yan borcun bir kısmının nakit, bir kısmının ise akaryakıt ikmali ile ödendiğini belirterek bazı akaryakıt dökümlerini dosyaya ibraz etmiş ise de; bu dökümlere ilişkin ve bu akaryakıt ikmali konusuna ilişkin sunulan beyanların esas alınmadığını, aynı zamanda akaryakıt ikmali ile borcun ödenip ödenmediğine dair araştırma dahi yapılmadığını, bu konuda herhangi bir araştırma dahi yapılmaksızın yalnızca davalı tarafın sözlü beyanı ile borcun ödendiğine dair beyanının esas alınması kabul edilemeyeceğinden gerekçeye dayanak olarak gösterilen Yargıtay kararının somut olay kapsamında uygulama alanı bulamayacağını, yine 23.01.2020 tarihli son celse de taraflarınca alınan bilirkişi raporları açısından çelişki olduğu; başkaca bir bilirkişiden yeniden bir rapor alınarak bu çelişkinin giderileceği öne sürülerek yeniden başka bir bilirkişiden rapor alınması talep edilmiş ise de bu talebin de reddedilerek davacı şirket aleyhine hatalı ve eksik inceleme neticesinde Davanın Reddine dair hüküm kurulduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: davacı yan, davalı şirketteki çalışması sona erdikten sonra çeşitli zamanlarda her birisinde de farklı farklı bakiye alacakları olduğundan bahisle davalı şirket aleyhinde haksız ve kötü niyetli  birden çok icra takibi başlattığını, davacı yan ne tutarsa kar mantığı ile her seferinde farklı miktarda bir alacakları olduğunu ileri sürmekte olup, takip tarihi itibarı ile müvekkil şirketten herhangi bir hak ve alacakları olmamasına ve takip tarihi itibarı ile ticari defterleri de bu yönde olmasına rağmen, kendi ticari defterlerinin aksini HMK.m. 222/3'de öngörülen kesin delillerle ispat etme yoluna da gitmediklerini, davalı şirketin ticari defter ve kayıtları 20.03.2019 tarihli inceleme esnasında verilen 1 numaralı ara karar uyarınca müvekkil şirket tarafından bilirkişi incelemesine ibraz edilmiş ve davacı yanca sunulan ticari defterlerle birlikte bilirkişi tarafından incelenmek sureti ile 14.06.2019 tarihli kök rapor ve hukuka aykırı bir şekilde davacı defterleri tekrar incelenmek sureti ile 09.08.2019 tarihli ek rapor tanzim edilmiş olup davacının, TMK.m.6 ve HMK.m.190 uyarınca davasını ve iddiasını ispatla mükellef olup davacının gerek kök gerek ek rapor gözetildiğinde bizzat kendi ticari defter kayıtlarına göre davasını ve iddiasını ispat edemediğini istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, taşıma ücretinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının verdiği taşıma hizmetinin bedelinin ödenip ödenmediği noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"cari hesap ekstresi\" sebebine dayalı olarak 17.393,80 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 02/04/2018 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı taraf, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca 12.534,40 TL yönünden itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2,3. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan alacağı bulunmamaktadır. Davacı tarafça, 30/12/2017 tarihinde \" tahsilat ve ödemeler\" açıklamasıyla davalı lehine 8.393,80 TL alacak kaydı yapılarak hesap sıfırlanmıştır. Davalı ticari defterlerine göre ise, takip tarihi itibariyle davacıya 17.159,39 TL borçlu görünmektedir. Davalı cevap dilekçesinde, davacının verdiği taşıma hizmetinden kaynaklanan hak edişlerin kısmen nakden ve kısmen de anlaşmalı olunan akaryakıt şirketlerindeki taşıt tanıma sistemleri hesabından davacının aracına akaryakıt ikmali suretiyle ödendiği savunulmuştur. Davacı tarafça, 30/12/2017 tarihinde \"tahsilat ve ödemeler\" açıklamasıyla davalı lehine 8.393,80 TL alacak kaydı yapılarak hesap kapatıldığına göre, bu kaydın ödeme olmadığı iddiasını davacının yazılı delille ispatlaması gerekir. Davalının ticari defterlerinde davacıya borçlu görünmesi ve davacı defterinde yer alan bir kısım davalı lehine kayıtların davalı defterinde yer almaması davacının iddialarını ispata elverişli değildir. Davacı tarafça. Kendi ticari defterinin aksi yazılı delil ile ispatlanamadığı nazara alındığında, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 07/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b6742bbd8270cf0f","SID":"3d2fe66857ac4243"}}