{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1955 <br>KARAR NO: 2023/1378<br>KARAR TARİHİ: 07/12/2023<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 07/07/2020<br>NUMARASI: 2018/894 Esas -  2020/277 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/12/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  taraflar arasındaki yayın hizmetine ilişkin müvekkilin alacağının tahsili, için takibe vaki davalının haksız itirazını iptalini, takibin devamını ve davalının %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dayandığı delillerin kendi tanzim ettikleri faturalar ve cari hesap olduğunu, bu nedenle delil niteliği taşımadığını, davacı tarafça talep edilen icra inkar tazminat talebinin kabulünün mümkün olmadığını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" Dava; taraflar arasındaki yayın hizmetine ilişkin davacı tarafça kesilen fatura alacağına istinaden girişilen icra takibine davalı yanın itirazının iptali davasından ibarettir. Mahkememizce tespit edilen uyuşmazlık noktalarında icra edilen yargılama ve tüm dosya kapsamında edinilen vicdani kanaat gereğince;  davacı tarafın faturaya dayalı alacak istemine dayalı olarak başlattığı icra takibinin, davalı şirketin ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde vaki itirazı nedeniyle durduğu, itirazın iptali davasının kanuni süre içerisinde ikame edildiği,  tarafların ticari defterleri üzerinde mali müşavir bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmakla, davacı tarafın alacak talebine konu faturanın ait olduğu dönem itibari ile tarafların 2017 yılına ait ticari defter ve belgelerini ibraz ettiği, ibraz edilen ticari defterlerin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, ibraz edilen ticari defterlerin ibraz edenlen lehine delil vasfını haiz olduğu saptanmıştır. Tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesinde; takip konusu 31.07.2017 tarihli 47.200,00 TL bedelli faturanın her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, ancak davalı yanın anılı faturaya ilişkin 31.07.2018 tarihli iade faturası keserek kayıtlarına eklediği, böylece kendi ticari defterlerine göre davacıya borç bakiyesinin kalmadığı, iade faturasının asıl faturanın tarihinden 1 sene ve takip başlatıldıktan sonra düzenlendiği, yasal 8 günlük sürede faturaya itiraz edilerek iade edildiği hususunun  davalı yanın ticari defterlerinden tespit edilemediği, davacı tarafça sunulan delil ve kayıtlardan fatura konusu hizmetin yerine getirildiğinin bilirkişi raporu ile de sabit olduğu, fatura konusu hizmeti alan davalının faturaya süresinde itiraz ve iade etmeyerek defter kayıtlarına aldığından takip tarihi itibarıyla davacıya borçlu olduğu, her ne kadar 1 sene sonra kesilmiş ise de iade faturasının dayanaklarının da davalı tarafça dosya kapsamına sunulmadığı, davacı yanın davasında haklı olduğu anlaşıldığından davalının itirazının iptaline, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Vergi Usul Kanunu uyarınca 7 gün içerisinde düzenlenmeyen faturanın usulune uygun düzenlenmiş kabul edilemediğini, alacaklının davalı şirket aleyhinde başlatmış olduğu takip sonucunda gerek İcra Müdürlüğüne, gerekse huzurdaki dava dosyasına herhangi bir cari hesap ya da hizmet sözleşmesi sunulmamış olup takibin tek dayanağı davacı tarafın kendisinin tanzim ettiği ve davalı şirketçe iade edilmiş faturalar olduğunu, faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş olmasıının ilgili faturaların kesinleştiği sonucunu doğurmayacağını,\thukuka uygun hazırlanmayan bilirkişi raporları esas alınarak hüküm kurulduğunu, davalı şirket ... hakkında konkordato başvurusuna binaen verilen kesin mühletin uzatıldığını bu sürecin devamında ise 12.06.2020 tarihli ara karar ile kesin mühletin bitiş tarihi uzatılarak 30.12.2020 olarak belirlendiğini, dolayısıyla davalı şirketin konkordato mühleti içinde bulunduğundan, mevzuat gereği alacaklara faiz işletilemeyeceğini, tüm bu sebeplerle yerel mahkemece verilmiş olan kararın eksik olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: Davalıya sunulan hizmet dosyada mübrez belgelerle ispat olunduğunu, davalının hiçbir itirazda bulunmaksızın yayın hizmetini tam ve gereği gibi almasına karşın uyuşmazlık konusu bedeli davacıya ödemediğini, takip tarihi itibariyle taraf defterleri birbiriyle örtüştüğüne ve huzurdaki itirazın iptali davasında takip tarihindeki durum incelendiğine göre davanın haklılığı davalı tarafın da kabulünde olup davalının  faturaya konu hizmeti almasından ve faturadan 1 sene sonra, alacağın takibe konu edilmesinin ardından dayanaksız bir şekilde iade faturası düzenlemesi hukuka aykırı olup, böyle bir faturanın varlığından dahi davalı defterinin incelenmesi neticesinde haberdar olunduğunu, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE :Dava, sözleşmeye dayalı fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, fatura nedeniyle davacının alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"fatura\" sebebine dayalı olarak 47.200,00 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 30/07/2018 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı taraf, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 47.200,00 TL alacaklı durumdadır. Davalı ticari defterlerine göre ise, davacının takibe konu faturası davalının kayıtlarında yer almakta olup,  takip tarihi itibariyle davacıya 47.200,00 TL borçlu görünmektedir. Ancak takip tarihinden sonra davalı tarafından 31/07/2018 tarihinde 47.200,00 TL bedelli iade faturası düzenlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan  bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza  uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu  sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Davalı borçlunun uzun süre sonra iade faturası düzenlemesi  özellikle bu faturanın karşı tarafın defterlerine kaydedilmemiş olması karşısında bu olguyu değiştirimez. Bu durumda borçlu taraf,  faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Bu durumda davalı davacının faturasını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre, kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir.Davalı taraça iade faturası sunulmuş ise de bu faturanın, davalının ticari defterlerindeki kayıtla çelişmeyecek şekilde haklı bir nedenle kesildiğine ilişkin dosyada herhangi bir belge mevcut değildir. Davalının ticari defterlerinde kayıtlı olan ancak davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan iade faturasının dayanağının usulüne uygun olduğunun ispatlanması gerekli olup, iade faturası düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan bu faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olması tek başına davalının savunmalarını ispata elverişli değildir.Ayrıca, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, dava konusu fatura alacağı likit (belirlenebilir) olup, kabul edilen alacak miktarı üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır.Davalı ... tarafından 05/11/2018 tarihinde konkordato başvurusunda bulunulmuş ve İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin  27/01/2022 Tarih ve 2021/810 E. - 2022/47 K. sayılı kararı ile konkordato başvurusunun kabulüne karar verilmiş ancak bu karar,  İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 04/05/2023 Tarih ve 2023/254 E. - 2023/491 K. Sayılı kararı ile  HMK'nın 353/1a-6 maddesi gereğince kaldırılmıştır. Eldeki dava 25/09/2018 tarihinde açılmış olup, davalı hakkında konkordato sürecinin bulunması, bu davanın görülmesine engel değildir. Ayrıca, konkordato mühleti içinde faiz işlemeyeceği hususu da kararın infazı ile ilgili olup, bu aşamada değerlendirilmesi mümkün değildir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 806,51‬ TL harcın, alınması gerekli olan 3.224,23 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.417,72 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 07/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"390e6bd7d712d16b","SID":"69f61ff8db0d0a4f"}}