{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1851 <br>KARAR NO: 2023/1342<br>KARAR TARİHİ: 30/11/2023<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/03/2020<br>NUMARASI: 2018/575 Esas -  2020/163 Karar<br>DAVA: Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/11/2023<br>Taraflar arasındaki Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkili şirket ile dava dışı ... Tic. Ve San. A.Ş. arasında 01/09/2015 -01/09/2016 tarihli ... numaralı nakliyat sigorta poliçesi düzenlendiğini, ... firmasının 25.100,00 kilogram  miktarında kimyasal ham madde cinsi emtiayı dava dışı  .... A.Ş. ve  ... Ticaret A.Ş. adlı firmaları göndermek istediğini, bunun için davalı ... Limited Şirketi'nden araç istediklerini, emtiaların 01/07/2016 günü saat 18:00 sıralarında ... Limited Şirketi tarafından gönderilen ... plakalı ve şoför ... tarafından idare edilen kamyonete yüklenildiğini, ancak emtiaların teslim edilmesi gereken adrese teslim edilmediğini, davalı taraf yetkilisinin yönlendirme yapılan şoföre ulaşılamadığının taraflarına iletildiğini, şoföre ve emtialara ulaşılamaması üzerine Gebze Asayiş Büro Amirliğine şikayette bulunulduğunu, Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2016/13329 soruşturma dosyası ile soruşturma başlatıldığını, dosya içerisindeki evraklardan aracın plakasının ve şoförün sunduğunu ehliyetin sahte olduğunun anlaşıldığını, sigorta şirketi ... tarafından Beyoğlu ....Noterliğinden gönderilen ... keşide numaralı ve 14 temmuz 2016 tarihli ihtarname ile davalı ... Limited Şirketine söz konusu kayıp mallardan doğan tüm masraf ve mal bedellerinin şirketlerine rücu edileceğinin bildirildiğini, oluşan hasar nedeniyle Nakliyat Sigorta Poliçesinden kendilerine 01/11/2016 tarihinde 275.615,43 USD ödeme yapıldığını, yapılan ödemenin rücu muhatabı olan davalı ... Limited Şirketine İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı  ... Limited Şirketi tarafından 04/07/2017 tarihli dilekçe ile itiraz edildiğini, 275.615,43 USD asıl alacak ve 7.319,12 USD ile birlikte toplam 282.934,55 USD alacağının takip masrafları ve vekalet ücreti ile birlikte tahsiline, itirazın iptaline, takibin devamına, davalı  ... Limited Şirketinin alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücreti alacağının karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı taraf süresinde cevap dilekçesi ibraz etmemiş, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ile  özetle; Müvekkili şirketin  davalının sigortalısı dava dışı ... San. A.Ş.’ye ait ham maddeyi Gebze’de bulunan dava dışı şirketin belirttiği depodan alıp İzmir’de bulunan işyerine teslim etmek üzere dava dışı şirket ile anlaştığını,  dava dışı şirketin ham maddesini taşıtmak amacıyla ... plaka sayılı ve sürücülüğünü ...’un yaptığı aracı dava dışı şirketin deposuna yönlendirildiğini, ham maddenin araca taşınmak üzere yüklenmesini sağlandığını, ancak söz konusu yükleme işi yapıldıktan sonra dava dışı şirketin müvekkiline ulaşarak aracın teslimat adresine ulaşmadığını belirttiğini, bunun üzerine müvekkili tarafından Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı’na gerekli başvuruları yapıldığını, söz konusu soruşturma kapsamında işlenen suçun şüphelisi olarak ... isimli kişinin tespit edildiğini, bu kişinin müvekkilinin araç temin ettiği ... tarafından teşhis edildiğini, bu kapsamda müvekkilinin davacı tarafından talep edilen alacaktan sorumlu olmadığını, müvekkilin dava dışı şirkete ait ham maddenin taşınması için temin ettiği aracı nakliyeciler garajından temin ettiğini, zararın oluşmasında müvekkiline izafe edilebilecek bir kusur olmadığının açık olduğunu, müvekkilin aracı geçici olarak ... Garajı Terminali’nden temin etmiş olduğunu, aracın plakasının ve şoförün ehliyetinin sahte olduğunu öğrendikten sonra Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulunduğunu,  dosya kapsamında zarara sebep olan kişinin savcılık dosyası şüphelisi ... olduğunu, bu sebeple HMK’nın ilgili maddeleri gereği davanın ... ’ na ihbar edilmesini, müvekkilinin taşınan emtialar için ...  ... poliçe numaralı poliçesi ile ... Taşıyıcı Sorumluluğu Sigortası yaptırdığını, söz konusu sigorta sebebiyle müvekkilinin olası bir sorumluluğu kapsamında sigorta şirketinin de sorumluluğunun doğacağını, bu sebeple HMK’nın ilgili maddeleri gereği davanın ... A.Ş.’ye ihbar edilmesini, haksız ve mesnetsiz davanın müvekkili açısından reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ..davacı tarafın sigortalısı dava dışı ... Tic. Ve San. A.Ş.' nin kimyasal ham madde cinsi emtiayı dava dışı ... A.Ş. ve  ... A.Ş. adlı firmaya  göndermek üzere davalı ... Limited Şirketi ile anlaşma sağladığı, emtiaların 01/07/2016 günü saat 18:00 sıralarında ... Ticaret Limited Şirketi tarafından gönderilen ... plakalı ve şoför ... tarafından idare edilen kamyonete yüklenildiği, ancak emtiaların teslim edilmesi gereken adrese teslim edilmediği, emtianın yüklendiği aracın plakasının ve şoförün sunduğunu ehliyetin sahte olduğunun anlaşıldığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı taraf,  dava dışı ...Tic. Ve San. A.Ş. ile aralarında (01/09/2015 ile 01/09/2016 ) dönemini kapsayan ... numaralı nakliyat sigorta poliçesi düzenlemiştir. Taşınan malların alıcıya ulaşmaması nedeni ile dava dışı sigortalı, davacı sigorta şirketine başvuruda bulunmuş, davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına 01/11/2016 Tarihinde 275.615,43. USD ödeme yapılmıştır. Davacı tarafın davasının dayanağı 6102 Sayılı kanunun 1472.md.sidir. 6102.md.si aynen  ''Madde 1472- (1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir.(2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur.'' şeklinde düzenlenmiştir. Davacı tarafın 6102 Sayılı Kanunun 1472.md.si uyarınca rücu hakkından yararlanması için sigorta poliçesine uygun olarak ödeme yapması gerekmektedir. Sigortalının zararı; sigorta poliçesinin teminatı ve dönemi kapsamında kalmaktadır. Bu nedenle davacı taraf tazminat talep etme hakkına sahiptir. Davalı tarafın bu bedelden sorumlu olup olmadığı hususun tespiti için dava dışı sigortalı ile davalı arasında ki taşıma sözleşmesinin değerlendirilmesi gerekecektir. Taşıyıcı, çalındığı iddiası bulunan malları kendisi değil, üçüncü kişi vasıtası ile taşıma işini yapmak istemiştir. Taşıyıcının taşıma işinde yaralandığı kişi, ehliyeti sahte olduğu anlaşılan kişidir. 6102 Sayılı kanunun 879.md./1-b  uyarınca taşıyıcı Taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin, görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur. Eşya taşıma 6102 Sayılı Kanunun 856.md.si ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. 6102 sayılı Kanunun 875.md.sinde taşıyıcının sorumluluğu başlığı altında '' Zıya veya hasar ile gecikmeden doğan zarardan sorumluluk'' durumu düzenlenmiştir. 6102 Sayılı Kanunun 875.md.si aynen ''Madde 875- (1) Taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur.(2) Zararın oluşmasına, gönderenin veya gönderilenin bir davranışı ya da eşyanın özel bir ayıbı sebep olmuşsa, tazminat borcunun doğmasında ve kapsamının belirlenmesinde, bu olguların ne ölçüde etkili olduğu dikkate alınır.(3) Gecikme hâlinde herhangi bir zarar oluşmasa da taşıma ücreti gecikme süresi ile orantılı olarak indirilir; meğerki, taşıyıcı her türlü özeni gösterdiğini ispat etmiş olsun. '' şeklindedir. Taşıyıcının sorumluluktan kurtulması şartları 6102 sayılı kanunun 876.md. ve 678md.sinde düzenlenmiştir. Kanun maddeleri aynen;'' Madde 876- (1) Zıya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur.'' ve '' Madde 878- (1) Zıya, hasar veya teslimdeki gecikme, aşağıdaki hâllerden birine bağlanabiliyorsa taşıyıcı sorumluluktan kurtulur: a) Sözleşme veya teamüle uygun olarak üstü açık bir aracın kullanılmış olması yahut güverteye yükleme yapılması. b) Gönderen tarafından yapılan yetersiz ambalajlama. c) Eşyanın gönderen veya gönderilen tarafından işleme tabi tutulması, yüklenmesi veya boşaltılması. d) Eşyanın; özellikle kırılma, paslanma, bozulma, kuruma, sızma, olağan fire yoluyla kolayca zarar görmesine yol açan doğal niteliği. e) Taşınacak paketlerin gönderen tarafından yetersiz etiketlenmesi. f) Canlı hayvan taşıması. g) 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu ile diğer kanun ve düzenlemelerde yer alan hükümlerin taşıyıcının sorumluluktan kurtulmasını haklı gösterdiği hâller. (2) Herhangi bir zararın hâl ve şartlara göre birinci fıkrada öngörülen bir sebebe bağlanmasının muhtemel bulunduğu durumlarda, o zararın bu sebepten ileri geldiği varsayılır. Birinci fıkranın (a) bendinde öngörülen olağanüstü zıya veya hasar hâlinde bu karine geçerli olmaz.(3) Zıya, hasar veya gecikme, gönderenin eşyanın taşınmasına ilişkin özel talimatlarına taşıyıcının uymamasından ileri gelmişse, taşıyıcı birinci fıkranın (a) bendine dayanarak sorumluluktan kurtulamaz.(4) Taşıyıcı, sözleşme uyarınca eşyayı sıcağa, soğuğa, ısı değişikliklerine, neme, sarsıntılara ya da benzer etkilere karşı özel olarak koruma yükümlülüğü altında ise, birinci fıkranın (d) bendine ancak, hâl ve şartlara göre, özellikle de gerekli donanımın seçimi, bakımı ve kullanımına ilişkin kendisine düşen tüm önlemleri almış ve özel talimatlara uygun davranmış bulunması hâlinde dayanabilir.(5) Taşıyıcı birinci fıkranın (f) bendine ancak hâl ve şartlara göre kendisine düşen tüm önlemleri almış ve özel talimatlara uygun davranmış bulunması hâlinde dayanabilir.'' şeklindedir. Taşıyıcı, taşıma işlemini gerçekleştirirken (kendisi bilmese dahi) sahte ehliyetli sürücünün kullandığı, sahte plakalı araçtan yararlanmıştır. Davalı şirketin  faaliyet konusu lojistik ve nakliyattır. Dava dışı sigortalı ile yapmış olduğu taşıma sözleşmesi uyarınca kendisine teslim edilen malları, gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek araç ve sürücü hakkında gerekli mutat olabilecek araştırmayı yapmaksızın plakası sahte olan araca yüklettiği, ehliyeti sahte olduğu anlaşılan sürücüye teslim ettiği hususu sabit bulunmuştur. Davalı taraf sorumluluğunun sigorta poliçesinde belirtilen 75.000.TL. ile sınırlı olması gerektiği yönünde iddiada bulunmuş ise de; sigortalıya ödenen tazminat miktarı 6102 sayılı kanunun 880.md. si ile 882.md.si hükümleri dikkate alınarak eksper raporu ve bilirkişi raporu ile belirlendiği üzere dava dışı sigortalının gerçek zararını yansıtmaktadır. 6102 sayılı kanunun 781.md.si uyarınca taşıyıcı eşyanın kendisine teslim edildiği tarihten gönderilene teslim olunduğu tarihe kadar geçen müddet içinde uğradığı ziya ve hasardan sorumlu olup, davalı taşıyıcı taşınmak üzere teslim aldığı malı çalınması nedeni ile alıcısına tam ve eksiksiz olarak teslim edememiştir. Malın taşıyıcının elinde iken çalınmasından dolayı, taşıtana kusur izafe edilemediği anlaşılmakla davalı taşıyan zararın tamamından sorumludur. Davalı taraf, dava dışı firmanın teslimatın yapılmadığı bilgisini kendilerine yaklaşık 10 günden fazla bir süre sonra bildirildiğini bu nedenle dava dışı şirketinde kusurunun bulunduğunu iddia etmiş ise de; 6102 Sayılı Kanunun 875.md.si uyarınca Taşıyıcıyıcının, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumlu olduğu, taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişinin malı teslim edip etmediğinin kontrol yükümlülüğünün kendisinde olduğu göz önünde bulundurularak davalı tarafın bu yönde ki savunmasına itibar edilmemiştir. Sunulu  nedenlerle, 6102 Sayılı kanunun 876.md. ve 878.md. uyarınca davalı şirketin sorumluktan kurtulmasına dayanak olabilecek bir durum tespit edilmediğinden davalı şirketin ödenen bedelden sorumlu olduğu yönünde kesin kanaat hasıl olmuş, bilirkişi raporunda ki hesaplamalar yerinde görülmüş olmakla davacı tarafın davasının kabulüne karar verilmiştir. Davacı tarafın davası kabul edilmiş, davalı tarafın icra dosyasına itirazı ile icra takibi durmuş ise de, icra takibine konu alacak rucuen tazminat alacağı olduğu, ancak  alacağın likit alacak olmadığı, miktarının ve davalının sorumlu olduğu miktarın belirlenmesinin yargılamayı gerektirdiği anlaşılmakla davacı taraf lehinde icra inkar tazminatına ...\" davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İş bu davaya bakmakla görevli olan Mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, ancak davanın Asliye Ticaret Mahkemelerinde karara bağlandığını, görevin  HMK gereğince re'sen gözetilmesi gereken dava şartı olup, Mahkemece dikkate alınması gereken bir husus olduğunu, öncelikle davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte söz konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, davacı sigortalısına ödemeyi 01/11/2016 tarihinde yapmış olup, müvekkiline karşı hukuki işlemlere 28/06/2017 tarihinde başlandığını, Kanunda açıkça rücuya ilişkin yapılacak işlemler için TTK'nın 855/3.maddesinde 3 aylık bildirim süresi bulunmakta olup, bu 3 aylık bildirim süresine uymayan davacının rücu hakkını kullanamayacağının hüküm altına alındığını, dava konusu olaya ilişkin açılan ceza dosyası sonucunun beklenmediğini, dosya açısından özellik arz eden bir durum olup, çalınan malı Türkiye'de kullanabilecek 4-5 firma bulunduğunu, başkaca kişi ve kurumların bu kimyasalı kullanabilmelerinin mümkün olmadığını, ceza dosyasında belirtilen hususlar netleştirilmeden hukuk dosyasının sonuçlandırılmasının ve karar verilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, bu nedenle dosyanın öncelikle bekletici mesele yapılarak usulden bozulması gerektiğini, mahkemece dosyada mübrez deliller ve bilgilerin yeterince irdelenmediğini ve araştırma yapılmadığını, zira dosya kapsamında sunulan ve sözleşmeyi kuran mailler incelendiğinde sözleşmenin 75.000,00 TL üzerinden kurulduğunun mailler kapsamında sabit olduğunu, zira mahkemece müvekkillerin rızası ve taşımayı üstlenmesi 75.000,00 TL'ye kadar olup, sigortalının gerçek zararının dikkate alınmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, sözleşme iradesi 75.000,00 TL olduğundan bu bedelin üzerinde yapılan taşımaya da rıza gösterilmediğini, sigortalı ile davalı arasında bu zarardan önce bir çok taşıma yapıldığını ve yapılan taşımalar da sözleşme ilişkisi hep maille kurulduğunu, taşımaların bu bu şekilde kurulan sözleşmeler gereğince gerçekleştirildiğini, basiretli tacir gibi davranmayan sigortalı anlaşma bedelinden çok daha fazla malı nakliye aracına yüklemiş ve kötü niyetli olarak taşımayı yaptırdığını, sigortalının, hırsızlık olayından çok sonra müvekkili aradığını  ve çok sonra şikayette bulunulduğunu, bu denli büyük bir hırsızlık olayından çok sonra şikayette bulunulmasının hayatın olağan akışına aykırı olup, adeta danışıklı hareket edildiğini,  gerekli özen gösterilmeyerek hırsıza süre kazandırıldığını, iş bu durum karşısında mahkemece hiç bir değerlendirme yapılmayarak tüm zarardan müvekkillerinin sorumlu tutulmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, Mahkemece davalının sorumluluk limitinin TTK'nın 882.maddesi çerçevesinde sınırlı tutulması gerekmekte iken tarafların aralarında anlaşma sağladığı bedel ve miktar üzerinden değil, tamamen davacının talebi doğrultusunda inceleme yapıldığını beyan ederek İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/03/2020 Tarihli 2018/575 Esas, 2020/163 Karar sayılı ilamının müvekkili lehine bozulmasına karar verilmesi talep etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; göreve ilişkin istinaf nedeninin yersiz olduğunu, zamanaşımı def’inin, Yargıtay kararları ve doktrin uygulaması ışığında genel olarak savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında değerlendirildiğini, hal böyle olduğundan bu def’inin esasa cevap süresi içinde öne sürülebileceğinin kabul edildiğini,  yani, HMK md. 141'e göre zamanaşımı def’inin dilekçeler aşamasında serbestçe öne sürülebilecek iken, ön inceleme safhasında yalnızca karşı tarafın açık muvafakati ile ileri sürülebileceğini, davalı şirketin davaya cevaplarında zamanaşımı def'inde bulunmamış olmakla daha sonradan ve hatta istinaf dilekçesinde zamanaşımı def’i ileri sürmüş ise de müvekkilinin, davalının savunmasını genişletilmesine muvafakati bulunmamakta olduğundan zamanaşımı def'inin öncelikle belirtilen yönüyle reddi gerektiğini, ceza dosyasının bekletici mesele yapılması talebinin yersiz olduğunu, davalı şirketin sorumluluğunun TTK md. 882, 883, 884, 885 çerçevesi sınırları içinde belirlenmediği itirazının da yersiz olduğu gibi hükme esas alınan hesap raporunda kullanılan hesap yönteminin doğru olmadığına ilişkin yargılama sırasında belirtilen yönde herhangi bir itirazı bulunulmadığı gözetildiğinde, yargılama sırasında ileri sürülmeyen bir hususun istinaf aşamasında dile getirilmesinin mümkün olmadığını, hüküm altına alınan döviz alacağına, işletilecek faize ve faiz oranının işletilmesine dair itirazlarının mesnetsiz olduğunu,  usule, esasa ve hukuka uygun olmayan davalı istinaf itirazlarının reddine, HMK m. 329/2 hükmüne göre hiçbir hakkı ve yasal dayanağı olmadığını bile bile, haksız, dayanaksız iddialarını sürdürerek istinaf yoluna başvuran davalının beş bin Türk Lirasına kadar disiplin para cezasına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, karayolu taşımasına konu yükün alıcısına teslim edilmemesi nedeniyle sigortalısının uğradığı zararı tazmin eden sigorta şirketinin, ödediği zarar tutarını taşıyıcıdan rücuen tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı ve dava dışı takip borçluları hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında 275.615,43 USD asıl alacak ve 7.319,12 USD işlemiş faizi ile birlikte toplam 282.934,55 USD alacağın tahsili istemiyle  icra takibi başlatılmış,  borca itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı taraf, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davaya konu taşıma, davacı sigorta şirketi tarafından 01.09.2015-01.09.2016 tarihleri arasında nakliyat sigorta poliçesi ile 1.000.000 USD teminat limitli maktu 5.000 USD tenzili muafiyetli olarak sigortalanmış olup, sigorta poliçesinde bulunan institute cargo clauses (A) klozu ile geniş teminat kapsamında hırsızlık rizikosunu kapsamına almıştır. Dava dışı sigortalı şirketin ihbarda bulunması üzerine ekspertiz raporu alınmış ve tespit edilen hasar bedeli 275.615,43 USD ( 233.572,40 USD + KDV) olarak 01.11.2016  tarihinde sigortalıya ödenmiştir.  Davanın karayolu taşımasına dayalı olduğu gözetildiğinde taşıma hukukundan kaynaklanan uyuşmazlığın, niteliği itibariyle mutlak ticari dava olup, çözümünde Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır. Davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 357/1. maddesinde, bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemeyeceği, yeni delillere dayanılamayacağı düzenlenmiştir. Davalı vekili ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında süresinden sonra cevap dilekçesi vermiş ve zamanaşımı savunmasında bulunmamıştır. Bu nedenle ilk defa istinaf aşamasında ileri sürülen ve TTK855/3.maddeye dayalı zamanaşımı definin dinlenmesi mümkün değildir. Kaldı ki   6102 sayılı TTK 855/3. maddesi, taşıyıcının bir diğer taşıyıcıya rücusu ile ilgili olup, sigorta şirketinin açtığı rücu davasında uygulanmamaktadır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde,  emtianın yüklendiği aracın plakasının ve şoförün sunduğu ehliyetin sahte olması ve emtiaların teslim edilmesi gereken adrese teslim edilmemesi nedeniyle davalının sorumluluğu bulunup bulunmadığı, davacının sigortalısına ödediği bedeli davalıdan talep edip edemeyeceği noktasındadır. Dava dışı sigortalı ... A.Ş'nin dava dışı .... A.Ş. Ve ... Tic. A.Ş firmalarına sattığı kimyasal hammaddenin davalı ... Tic.Ltd.Şti 'nin sorumluluğunda Gebze'den Aliağa'ya taşınmasına ilişkin olarak ...   isimli işletmeden ... isimli şoförü ile birlikte temin edilen  ... plakalı aracın ... isimli işyerine gönderildiği, hammaddenin araca yüklendiği ancak taşımaya konu emtianın alıcılarına teslim edilmediği davalı şirket yetkilisi beyanları ile tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır.Dava dışı sigortalı ile davalı arasında taşıma sözleşmesi söz konusu olmakla TTK'nın 875. maddesine göre davalı taşıyıcı, eşyanın ziya ve hasarından, 876. madde uyarınca sorumsuzluk hallerinin mevcudiyetini kanıtlamadıkça sorumludur. 6102 Sayılı Kanunun 875.maddesi uyarınca taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişinin malı teslim edip etmediğinin kontrol yükümlülüğü davalı taşıyıcıda olduğundan, dava dışı sigortalı şirketin teslimatın yapılmadığının 10 günden fazla bir süre sonra bildirilmesi nedeniyle dava dışı taşıtanın kusurunun bulunduğuna yönelik davalının istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.TTK'nın 879. maddesi uyarınca taşıyan, taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin kusurundan sorumludur. Bu nedenle, davalı taşıyıcı, fiili taşıyanın eylemlerinden sorumludur. Davalı taşıyıcının, taşınmak üzere teslim aldığı malın çalınması nedeni ile alıcısına tam ve eksiksiz olarak teslim etmediği, bu haliyle davalının en yüksek özeni göstermediği gibi bunu gösterse dahi vukuuna engel olamayacağı bir hadise bulunmadığı gözetildiğinde somut olayda TTK'nın 876. Maddesi \"zıya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur\" hükmünün uygulanması mümkün  olmayıp,  davalı  taşıyıcı, sorumluluktan kurtulma hallerini düzenleyen TTK'nın 878. maddesindeki  özel hallerin  mevcut olduğunu da  ispat edememiştir. Bu nedenle davalı taşıyıcı,  oluşan  gerçek zararı tazminle yükümlü olup, davalı vekilinin gerçek zarar üzerinden hüküm kurulmasının hakkaniyete aykırı olduğuna  dair istinaf sebebi yerinde değildir. Keza dava konusu hırsızlık olayına ilişkin açılan ceza davası, davalı şirketin, sürücülü araç temin ettiği  şahıslar ile arasındaki iç ilişkisini ilgilendirdiğinden mahkemece ceza davasının bekletici mesele yapılmaması da  isabetli olmuştur.TTK'nın 854.maddesi \"Kanunun, taşıyıcıya, taşıma işleri komisyoncusuna ve faaliyetleri Devlet iznine bağlı taşıma işletmelerine yüklediği sorumlulukların, önceden hafifletilmesi veya kaldırılması sonucunu doğuran tüm sözleşme hükümleri geçersizdir. Bu hükümlerin, işletme tüzüklerinde, genel işlem şartlarında, biletlerde, tarifelerde veya benzer diğer belgelerde öngörülmüş olmaları hâlinde de hüküm aynıdır\" şeklinde düzenlenmiş olup, davalı tarafça, taşıma sözleşmesinin 75.000 TL üzerinden kurulduğunu ve taşımanın bu miktar üzerinden üstlenildiğinin belirtilmesi, taşıyıcı olan davalının, taşıma sırasında kendi sorumluluk alanında meydana gelebilecek tüm hasarlardan sorumluluğunu önceden ve tamamen ortadan kaldırıcı mahiyette olup, anılan amir kanun hükmü uyarınca geçersizdir. Bu nedenle bu yöne ilişkin davalı vekilinin istinaf sebebi yerinde değildir.Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda alıcılarının eline geçmeyen kimyasalların özelliklerini ve piyasa fiyatını irdelemek ve dayanak poliçede öngörülen tenzili muafiyeti de gözetmek suretiyle 233.572,40 USD olarak belirlediği tazminat tutarının TTK'nın 880.maddesinde  yer alan düzenlemelerle çelişmediği, dava konusu brüt  25.100 kg kimyasal malzemenin taşınmak üzere teslim alınıp, ... plaka takılı araca yüklendiği 01.07.2016 tarihinde geçerli olan  USD/SDR kuruyla karşılığının 291.758,60 USD olduğu, rücu konusu yapılan miktarın tazminat bağlamında taşıyıcının TTK'nın 882.maddesinde öngörülen sorumluluk sınırının altında kaldığı kanaati bildirilmiştir. Bilirkişi heyetinin yaptığı hesaplamada hasar bedelinin TTK'nın 882. maddesiyle düzenlenen taşıyıcının sorumluluk limitini aşmadığı tespit edilmiştir. Bu haliyle davalı taşıyıcı, davacının sigortalısına ödediği hasar bedelinden sorumlu olduğundan mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı istinafa cevap dilekçesinde davalının HMK 329/2 maddesi uyarınca kötüniyetli olarak istinaf yoluna başvurduğu iddiasıyla davalının disiplin para cezasına mahkûm edilmesini talep etmiş ise de istinaf yoluna başvuran davalının kötüniyetli  olduğu ispatlanmadığından HMK351.maddesindeki atıf uyarınca HMK 329/2.maddesi uyarınca davalı aleyhine disiplin para cezasına hükmedilmesine ilişkin davacı vekilinin talebi yerinde görülmemiştir.  Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-(b)-1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gerekli olan 67.869,60TL harçtan davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 16.697,40 TL harcın mahsubu ile bakiye  51.172,20 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.30/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bf48bdc82d237708","SID":"a36a7fc5a6c028cb"}}