{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1801 <br>KARAR NO: 2023/1339<br>KARAR TARİHİ: 30/11/2023<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/10/2019<br>NUMARASI: 2014/1432 Esas -  2019/829 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden  Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/11/2023<br>Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı ve davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkili şirket tarafından, davalı tarafın talimatı üzerine, davalının Ceyhan/Adana'daki deposundan Sivas/Kangal'daki termik santrale, demiryolu ile partiler halinde petrokok kömür taşıma işinin organize edilmesi işi üstlenildiğini, müvekkili şirket ile davalı arasında sadece taşınması planlanan yaklaşık yük miktarı ve genel şartlar üzerinde anlaşıldığını, müvekkili şirketin iş bu şart ve koşullarda tam ve eksiksiz olarak yükümlülüğünü yerine getirdiğini, davalı şirket tarafından yapılan taşımalar karşığı tutarın tam olarak ödenmediğini, bakiye borçların ödenmesi hususunda defalarca uyarıldığını, davalının toplam 382.746,22 TL tutarındaki borcunun bir kısmını ödediğini, borcun 153.279,91 TL'lik kısmını ödemediğini, davalının daha sonra ödenmeyen bu kısım için kendilerine müvekkili şirketin neden olduğu gecikmeden dolayı 3. Bir firma tarafından gecikme faturası kesildiğini ileri sürerek müvekkili şirket aleyhine afaki bir şekilde teslim gecikme cezası adı altında 31/12/2013 tarih ve 153.279,91 TL tutarında fatura tanzim edip gönderdiğini, müvekkili şirket ile davalı arasında tarafların birbirlerinden cezai şart talep edebileceklerine dair herhangi bir sözleşme bulunmadığını, davalı şirket tarafından bakiye borcun ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığını ancak davalı tarafın iş bu takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, tüm bu nedenlerle itirazın iptali ile takibin devamını, davalının alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin taraflar arasında yapılan taşıma sözleşmesi kapsamında 10.000 ton kömürü bir ay içerisinde taşımayı taahhüt ettiğini, taraflar arasında gerçekleştirilen e-mailde talepleri doğrultusunda belirlenen 10.000 ton kömürün bir ay içerisinde Kangal Termik Santraline teslim edileceğinin davacı şirket tarafından açık bir şekilde taahhüt edildiğini, müvekkili şirketin, davacı şirketin belirtilen taahhütlerini yerine getirmemesi nedeniyle dava dışı ... A.Ş.'ye 153.279,91 TL cezai şart ödemek zorunda kalındığını, davacı şirketin geç teslimi nedeniyle müvekkili şirketin uğramış olduğu zararlardan sorumlu olduğunu, alacağın kabulü anlamına gelmemekle birlikte mahkemeden takas talebinde bulunma zorunluluğu doğduğunu, açıklanan sebeplerle müvekkili şirketin davacı şirkete borcu bulunmadığından davanın reddini, müvekkili şirketin davalı şirketten alacağı olduğundan takas nedeniyle davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ..Öncelikle taraflar arasında yazılı bir taşıma sözleşmesi olmamakla birlikte, davacının fiyat teklifinin davalı tarafından kabulü ile taşıma sözleşmesi akdedilmiş olduğu ve davacı tarafından 4.609,65 ton kömürün taşındığı ancak 5.390,35 ton kömürün ise taşınmadığı anlaşılmıştır.Dava ve icra takibi konusu alacak da taşınmış olan 4.609,65 ton kömürün taşıma bedeline ilişkindir. Taraflara ilişkin ticari defterlerin incelendiği, her iki taraf defterlerinin de usulüne uygun tutuldukları ve lehlerine delil olabileceğinin 11.09.2015 havale tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği, taraf defterleri arasında çıkan farkın, davalı tarafından davacı tarafa düzenlenen 31.12.2013 tarih, Seri ... sıra numaralı, 153.279,91TL bedelli, teslim gecikme cezası açıklamalı faturadan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Davamız tarafları tacirdir.Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda; ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür.Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak, HMK. 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir.Tarafın ticari defterleri, yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde, lehine delil olabilecektir. Tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulup aradaki fark dışında birbirini teyit ettiği, defterler HMK.'nun 222. maddesinde belirtilen usule uygun olarak tutulduğundan tarafların lehine delil oldukları, buna göre; davacı şirketin, davalı şirketten taşınmış olan  4.609,65 ton kömür taşıma bedeline ilişkin bakiye 153.281,30TL tutarında alacaklı olduğu anlaşılmaktadır. Zaten taşınan kömür miktarına ve  taraflar arasında kabul gören bedele ilişkin uyuşmazlık da olmayıp, bakiye borcun da  153.281,30TL olduğu dosya kapsamı ve bilirkişi raporu ile sabit görülmüştür. Burada asıl uyuşmazlık, davalı savunmalarının yerinde olup olmadığı hususudur.Bunu da takas ve mahsuba konu cezai şart ve TTK 873- 875 madde kapsamında gecikme bedeli olarak ayrı ayrı değerlendirmek ve öncesinde bir takım açıklamalar yapmakta yarar bulunmaktadır. Davalı yanın dava tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı TBK'nın 139. Maddesi kapsamında takas talebinin mutlaka karşı dava şeklinde ileri sürülmesi zorunlu olmayıp, savunma olarak da ileri sürülmesi olanaklıdır. Davamız tarafları arasında taşıma sözleşmesi akdedildiği kabul edilmekle birlikte taraflar arasında her hangi bir cezai şartın bulunmadığı anlaşılmaktadır.Öte yandan davalı her ne kadar dava dışı ... A.Ş.'ye 153.279,91 TL cezai şart ödemek zorunda kalındığını belirtmiş ve dava dışı ... A.Ş. yazı cevabından ve faturadan davalıya cezai şart uygulandığı ve davalı şirketin alacağından mahsup edilmek üzere cezai şart bedelinin tahsil edildiği anlaşılmış ise de; dava dışı ... A.Ş. İle davalı arasındaki sözleşme tarihinin 12.09.2013 olduğu, teslim müddeti başlıklı şartname 9.maddede ilk teslimin 13.09.2013 tarihinde olmak üzere 10 gün içerisinde teslim edileceğinin belirtildiği ancak davacı 12.09.2013 tarihli e-mailde TCDD kapasitesi doğrultusunda aylık 10.000- 12.000 ton yükleme öngörüldüğü belirtilmesi, yani dosyamız tarafları arasında cezai şart düzenlenmediği gibi davalının davacı öngörüsünde dahi 1 ay olarak belirtmesi karşısında davalının cezai şartı davacıya yansıtamayacağı değerlendirilmiştir. Davacının gecikmeden kaynaklı zararının mahsubu talebi değerlendirildiğinde;6102 sayılı TTK madde 873 - \"Taşıyıcı, eşyayı, kararlaştırılan sürede, bir süre kararlaştırılmamışsa şartlar dikkate alındığında özenli bir taşıyıcıya tanınabilecek makul bir süre içinde, teslim etmekle yükümlüdür.\" madde 875 - \"(1) Taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. (2) Zararın oluşmasına, gönderenin veya gönderilenin bir davranışı ya da eşyanın özel bir ayıbı sebep olmuşsa, tazminat borcunun doğmasında ve kapsamının belirlenmesinde, bu olguların ne ölçüde etkili olduğu dikkate alınır.  (3) Gecikme halinde herhangi bir zarar oluşmasa da taşıma ücreti gecikme süresi ile orantılı olarak indirilir; meğerki, taşıyıcı her türlü özeni gösterdiğini ispat etmiş olsun.\" hükümlerini içermektedir. Bu bakımdan aldırılan  25/04/2019 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacı tarafından davalıya iletilen 12.09.2013 tarihli e-mail yazısında TCDD kapasitesi doğrultusunda aylık 10.000-12.000 ton yüklenme yapılabileceğinin öngörüldüğü, aylık taşınacak miktar konusunda net bir süre taahhüt edilmediği anlaşılmaktadır.Kaldı ki bahsi geçen e-mailde yoğun kış koşullarının etkili olduğu Aralık-Ocak aylarında taşımaların aksadığı hatta kimi zaman durma noktasına geldiği hususu davacı tarafça davalıya bildirilmiştir.Yine davacı yanc  bu yöndeki mahsup ve takas talebi de yerinde görülmemiştir. Yukarıda izahına çalışılan nedenlerle davalının Ceyhan/Adana'daki deposundan Sivas/Kangal'daki termik santrale, demiryolu ile partiler halinde petrokok kömür taşıma işinin organize edilmesi işinin davacı yanca üstlenildiği, taşınan kömür bedeline ilişkin taşıma ücreti olan toplam 382.746,22 TL tutarındaki borcun bir kısmının ödendiği, bakiye kısmın 153.279,91 TL olduğu ve davalı yanca ödenmediği, davalının ödemediği tutara ilişkin ödememe savunmalarının ise yerinde görülmediğinden davanın kabulü ile İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın 153.281,30 TL alacak bakımından iptaline, hüküm altına alınan asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına ve fakat dava her ne kadar faturaya dayalı cari hesaba dayalı ise de davalı savunmaları ve dosya kapsamı nazara alınarak alacağın likit olmadığı ve yargılamayı gerektirdiği anlaşılmakla borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmemesine \" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın gerekçesi incelendiğinde dosya kapsamında alınan tüm bilirkişi raporlarına atıf yapılmasına rağmen dosya kapsamında alınmış bulunan ilk raporda belirtilen hususlara değinilmediğini, dosya kapsamında ilgili bilirkişi raporuna itirazları sonucunda bilirkişi heyetinden ek rapor alındığını fakat bu ek raporda açıkça kök raporla çelişen tespitlere yer verilmediğini, itirazları sonucunda dosya hukuki tespitlerdeki yanlışlıkları düzeltmek adına hukukçu kimliğine sahip uzman bir bilirkişiye değil, taşımacılık uzmanı olarak addedilen bir bilirkişiye tevdi edilerek hatalar zincirine bir yenisinin daha eklendiğini,  üstelik yanlış yapılan bu tespitlerin hukuki  mahiyette olduğunun da açık olmakla mahkemece bu tespitlerin hatalı olduğunu, verilen kararın gerekçesinde mevzuat metinleri yanlış yorumlandığını , somut olaya konu hususların yanlış irdelediğini ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı bir karar verildiğini, somut olayda davalı müvekkilce ödenmek durumunda kalınan cezai şartın davacı tarafın kömürlerin bir kısmını geç teslim etmesi / bir kısmını ise teslim etmemesi sonucu yani teslimdeki gecikme sonucu ödendiğinin dosya kapsamında müzekkere ile talep edilen ve taraflarınca sunulan evraklardan açıkça anlaşılacağını, müvekkilce ödenen cezai şartın davacı tarafın taahhütlerini yerine getirmemesi ve teslimleri geç yapması sonucu ödendiğini, hal böyle iken ödenen cezai şartın teslimdeki gecikmeden doğan zarar kapsamında olduğunu, Mahkeme kararının yapılacak istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davacı tarafın hukuka ve hakkaniyete aykırı davasının reddi ile yargılama masrafları ile avukatlık ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece haklı davalarının kabulüne ve davalı tarafından icra dosyasına yapılan itirazın iptaline karar verildiğini, davanın kabulüne ve itinazın iptaline ilişkin verilen kararın hukuka ve yasaya uygun olup, ilk derece mahkemesince verilen karara bu yönden herhangi bir itirazları bulunmadığını, kararın devamından icra inkar tazminatı taleplerinin reddine ilişkin kısmının hukuka aykırı olduğunu, kararın icra inkar tazminatı taleplerinin reddine ilişkin hukuka aykırı kısmının ortadan kaldırılarak  icra inkar tazminatı taleplerinin kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücreti ve sair tüm masrafların davalı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan açık (cari ) hesap alacağının tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davacı tarafından davalı hakkında İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında  cari hesap bakiyesi açıklamalı 153.281,30 TL alacak için ilamsız icra takibi başlatılmış , takibe itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı taraf, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı ise dava dışı şirketten olan  alacağından mahsup edilen gecikme cezasından davacının sorumlu olduğunu, bu nedenle borcunun bulunmadığını savunmuştur. Davacının, taraflar arasındaki taşıma ilişkisi kapsamında 4.609,65 ton kömürü taşıdığı, her iki tarafın da usulüne uygun şekilde tutulmuş ve birbirini doğrulayan defterlerine göre davacının taşıma ücreti alacağının 153.281,30 TL olduğu sabittir. Dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davalı tarafından üretilen kömürün ... A.Ş.'ye satıldığı, davalı ile  ... A.Ş. arasındaki 12.09.2013 tarihli sözleşmenin 5.maddesinde sözleşme tarihinden itibaren on gün içinde +-%25 toleranslı  toplam 10.000 ton kömürün teslim edileceğinin belirtildiği, davacı ile davalı arasında yazılı bir taşıma sözleşmesi  bulunmadığından cezai şarta ilişkin bir kararlaştırma olmadığı  anlaşılmaktadır. İstinafa gelen  uyuşmazlık temelde,  dava dışı  ... A.Ş. tarafından, davalının alacağından mahsup edilen gecikme cezasından, davacının sorumlu olup olmadığı ve davalının takas mahsup definin yerinde bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Demiryolu ile taşıma hukukundan kaynaklı uyuşmazlıklarda TTK hükümleri  (m. 850-930) uygulanır. TTK'nın 873.maddesinde \"Taşıyıcı, eşyayı, kararlaştırılan sürede, bir süre kararlaştırılmamışsa şartlar dikkate alındığında özenli bir taşıyıcıya tanınabilecek makul bir süre içinde, teslim etmekle yükümlüdür.\" hükmü düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre   taraflarca kararlaştırılan sürede, böyle bir süre tespit edilmemişse hal ve şartlar dikkate alınarak basiretli bir taşıyıcıdan beklenen makul sürede gönderilen emtianın teslim edilmemesi gecikmedir. Taşımanın gecikmesi halinde TTK 'nın 889/3 maddesi uyarınca  gönderilen, taşıyıcıya, teslim süresinin aşıldığını, teslimden itibaren yirmi bir gün içinde bildirmezse, gecikmeden kaynaklanan hakları sona erer. Teslimden  itibaren yirmi bir gün içinde bildirmesi şartıyla gecikme nedeniyle  zarar oluşması halinde TTK'nın 875/3 maddesi uyarınca  taşıma ücretinin gecikme süresi ile orantılı olarak indirilmesi talep edilebilir. Davacı tarafından davalıya iletilen 12.09.2013 tarihli e-mail yazısında TCDD kapasitesi doğrultusunda 10.000-12.000 ton yüklenme yapılabileceği; 25.09.2013 tarihli e-mail yazısında Kangal istasyonunda yaşanan ve öngörülmeyen sıkıntılardan kaynaklı gecikme olduğu, yaklaşık on günlük sapmayla taşımalara bir önceki gün itibariyle yüklenen 400 ton ile başlanabildiği, daha önce belirtilen 20-25 günlük bir süre içinde taşımaların tamamlanmasının hedeflendiği;  27.09.2023 tarihli e-mail yazısında 15.09.2013 tarihinde Ceyhan'da bulunan davalı deposundan alımla başladıkları taşımada Eski Kangal istasyonunun taşımalara kapalı olması sebebiyle 10 günlük gecikme yaşandığı, 25.09.2023 tarihinde ilk vagon sevkiyatına başlandığı, 14.10.2013 tarihine kadar 8000-10000 ton sevkiyatın gerçekleşmesinin hedeflendiği yazılıdır. Somut olayda taşımanın demiryolu taşımacılığı olduğu, davacı tarafça  gecikmenin kendisinin sorumluluğunda olmayan bir nedenden kaynaklandığına ilişkin 25.09.2013 tarihli e-maile karşı davalı tarafça itirazda bulunulmadığı , taraflar arasında yükün alıcısına teslim edilmesi için açıkça teslim süresinin belirlendiği iddia ve ispat edilmediğinden taşımanın TTK'nın 873.maddesi kapsamında makul bir süre içinde yapıldığının kabulü gerekir. Bu yöne ilişkin davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Taraflar arasında taşımaya ilişkin yazılı sözleşme olmayıp, gecikmeden kaynaklı cezai şart vb bir kararlaştırmanın söz konusu olmadığı, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden de davacının gerçekleştirdiği taşıma nedeniyle gecikme ve gecikmeden kaynaklı zarar oluştuğu  hususunun davalı tarafça ispat edilmediği , bu durumda  davacının  ifa edilen edim sebebiyle alacaklı olduğu anlaşılmakla mahkeme davanın kabulüne karar verilmesi isabetli  olduğundan  davalı vekilinin bu yönlere ilişkin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Mahkemece davalı savunmaları ve dosya kapsamı nazara alınarak alacağın likit olmayıp, yargılama gerektirdiğinden  davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve davacı vekili bu yöne ilişkin istinaf başvurusunda bulunmuştur. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, dava konusu açık (cari) hesap alacağı likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuştur.  Bu yöne ilişkin davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmüştür. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,  davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle 153.281,30 TL alacak  üzerinden takdiren % 20 oranında 30.656,26 TL icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın KABULÜNE, 2-İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın 153.281,30 TL alacak bakımından İPTALİNE, Takibin bu miktar üzerinden devamına, hüküm altına alınan alacağın takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına,3-153.281,30 TL alacak  üzerinden takdiren % 20 oranında 30.656,26 TL icra inkar tazminatına hükmedilmesine,4-Başlangıçta peşin olarak alınan 1.851,30 TL harç ile 766,40 TL icra harcının alınması gerekli olan 10.470,17 TL harçtan mahsubu ile bakiye 7.852,47 TL karar ve ilam harcının davalıdan  alınarak hazineye irat kaydına, 5-Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 25,20 TL, peşin harç 1.851,30 TL, icra harcı 766,40 TL, bilirkişi ücreti 1.400 TL, posta ve tebligat gideri 88,90 TL olmak üzere toplam 4.131,8‬0 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 24.525,01 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 7-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacıya iadesine, 8-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 148,60 TL ile posta ve tebligat gideri 54,50 TL toplam 203,10 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 2.617,67 TL harcın, alınması gerekli olan 10.470,17 TL harçtan mahsubu ile bakiye 7.852,50 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,d-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 30/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"858cedd73a9a665f","SID":"da311c0a38e43d6d"}}