{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/1981 <br>KARAR NO: 2023/1510<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 13/12/2019<br>NUMARASI: 2017/429 E. - 2019/447 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/11/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Tarafların İddia ve Savunmaları:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 1982 yılında kurulmuş ve İstanbul'un seçkin noktalarında ve Bolu'da 10 adet şube ile restoranlar zinciri olduğunu, müvekkili şirketin markalaşma sürecinde ve pek çok marka ve logonun patentine sahip olduğunu, davalı tarafından tecavüz edilen marka ve logoların tamamının kullanım ve paten hakkı müvekkili şirkete ait olduğunu \"...\"... \" markası ve logosu müvekkili şirket tarafından ... marka no ile patent endüstrisi tarafından tescil edilmiş olduğunu, davalının 2017 yılının şubat ayında \"...\" marka ve logosu altında Yeşilköy ... Caddesi No:... Bakırköy/İstanbul adresinde işletme açarak ticari faaliyete başladığını, davalı ... Sofrası marka ve logolarını tüm hizmet materyallerinde aynen kullanıldığını, müvekkili tarafından kullanılan fotoğraf ve resimlerin aynısını davalıda kendi işletmesinde kullanarak tüketicileri sanki aynı ürün ve hizmeti veriyormuş gibi göstererek tüketicileri ve müşterilerini kandırdığını, müvekkili ciddi zararlara soktuğunu, davalının haksız kazanç sağlamaya çalıştığını iddia ederek davalı tarafından yasaya aykırı olarak ... markasına vaki tecavüzün 6749 Sayılı Kanun 156 madde/a düzenlenmesi gereği davacının sınai mülkiyet hakkına tecavüzteşkil eden fiillerin önlenmesi ve durdurulması için davalının adresinde müvekkili şirkete ait ... markasının kullanılmasına derhal son verilerek markanın yer aldığı tabelaların indirilmesi ve reklam malzemelerine el konulmasına, davalının www...com, www...com., www...com isimli alan sağlayıcılarda yer alan ilgili sayfalardaki marka kullanımına son verilmesi için bu sayfalara erişimin engellenmesine, davalının www...com isimli web adresi ile markayı haksız yere kullanması sebebiyle bu ismin kullanmasının ve sayfaya erişimin engellenmesi için tedbir kararı verilmesine, müvekkiline ait tescilli markalara olan tecavüzün önlenmesine, sosyal ağ hesapları dahil tüm alanlarda marka kullanımından men edilmesine, masrafı davalıdan alınarak hükmün tirajı en yüksek 5 gazeteden biri ile ilanına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile takdir edilecek dava ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın beyanlarının tamamı ile asılsız olup, davalı şirketin yönetim kurulu, ortakları arasında ki çekişme nedeni ile müvekkiline yönelik iş bu davanın ikame edildiğini, müvekkili tarafından hiçbir şekilde ... markasını kullanma ve bu marka adı altında bir işletme kurma niyeti bulunmadığı dönemde, davalı şirketin yetkilisi ve ortağı olan ...'üün müvekkiline ortaklık teklif ettiğini, dava konusu edilen işletme her ne kadar müvekkilinin adına kayıtlı şahıs işletmesi olarak açılmış ise de davacı şirketin söz konusu tarihte yetkilisi ve ortağı olan ... bu işletmenin ortağı olduğunu, davacı şirketin, markanın izinsiz kullanıldığı beyanı ile müvekkilinden tazminat talep etmesinin mümkün olamayacağını, her ne kadar vergi kaydı müvekkili adına yapılmış ise de, unvan ve işletmenin tüm kuruluşu davacı şirketin ortağı olan ...'e ait olduğunu, müvekkiline ait işletmedeki tüm personellerin kıyafetleri ile kadayıf, sütlaç, künefe, kolanlalı mendil, baskılı ambalaj kağıdı, kömür, ... ambalajlı kağıt ve poşetlerin bizzat davacı şirketten temin edildiğini, mezkur markayı kullanmasına hiçbir şekilde itiraz edilmediği, buna rıza gösterildiği ve müvekkilinden buna ilişkin olarak bir bedelde talep edilmediğini iddia ederek müvekkiline ait işletmenin davalı şirket yönetim kurulu üyesi, yetkilisi ve ortağı olan ...'ün ortaklığı ile kurulmuş olması, davacı şirketin ana sözleşme v eyönetim kurulu kararları itibari ile her ortağın kendi adına bu işletme açma hakkının bulunması itibari ile hiçbir yasal dayanağı bulunmayan davanın reddine, davacı şirkete ait sicil kayıtları ve ticari defter kayıtlarının incelenmesine, davanın reddi ile yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile; Davalının davacıya ait marka hakkına tecavüzünün tespiti ile bu tecavüzün önlenmesine, bu bağlamda davalının \"...\" ibaresini tabela ve reklamlarında kullanmasının engellenmesine, \"www...com\" isimli web sitesine erişimin engellenmesine, mahkememizce verilen tedbir kararının infazı ile el konulan ve tecavüz teşkil eden materyallerin hüküm kesinleştiğinde imhasına, TBK 50-51.maddeleri nazara alınarak 10.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Hüküm özetinin masrafı davalıdan karşılanmak suretiyle ülke çapında yayın yapan tirajı en yüksek 5 gazeteden birinde ilanına,\" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı 2017 yılının Şubat ayında  “...” marka ve logosu altında  işletme açarak ticari faaliyete başladığını davalının müvekkil şirket ile her ne nam altında olursa olsun marka ve sitemini kullanmak üzere yapmış olduğu tek bir sözleşme, bağıt, protokol  bulunmadığını, davalı bununla da yetinmeyerek internet ortamında online satış yapan  www...com portal’ ına da ... olarak dahil olmuş ve burada da müvekkil şirketin marka ve logosunu kullanarak satış yapmaya başladığını, davalı bu sitede ... konseptine uygun olmayan menüler yaparak markaya zarar vermeye başlayıp haksız kazanç sağlamaktan çekinmediğini, bilinçli ve lezzete düşkün bir müşteri kitlesine sahip müvekkilim şirket müşterileri davalının  marka ve logo ile yapmış olduğu ürün satışlarında ciddi müşteri şikayetleri gelmeye başlamış ve bu şikayetler bu sitede de yayınlanmaya başladığını, Hem mağaza ve hemde online satış sitesinden  gelen şikayetlerin  markaya verdiği  zarar ciddi itibar kaybına neden olmaya başladığını, davalı www...com isimli web sitesi oluşturarak burada tamamıyla müvekkilin şirkete ait web sayfasının içeriğini kopyalayarak kendi sayfası gibi göstermeye çalışmış ve bu sitesinde müvekkil şirketin marka ve logolarını kullanarak davalı 6769 Sayılı Sanayi Mülkiyet Kanununa açık muhalefet ettiğini, davalı kendi yaptığı bu web sitesinde faaliyet gösterdiği restoranın fotoğraflarını da koyarak markaya tecavüzünü kendisi açıkça ve aleni olarak beyan ve ilan etmeye devam ettiğini, faaliyette iken verdiği zararın yanında işletmesini daha yüksek bir bedelle satabilmek amacıyla ... markası adı altında işletmesini devren satmak için www...com  isimli alan sağlayıcının sayfasında ... ilan numarasıyla  işletmenin tüm fotoğraflarının yer aldığı satış ilanı verdiğini,  hem faaliyete devam etmek ve hem de Devren İşletmeyi ... markasıyla birlikte satmaya çalışması davalının kötü niyetinin yoğunluğunu çok açık gösterdiğini, sosyal medya ortamında ve en önemlisi ülkemizin en büyük paket yemek sağlayıcısı olan ve milyonlarca kişinin üye olduğu www...com sitesinde bu şikayetlerin yer alması üstelik şikayetin bütün internet kullanıcılarının markanın güvenilirliği açısından araştırma yaptıkları www...com isimli internet sitesinde yer alması markanın uğradığı zararın büyüklüğünü de ortaya koyduğunu, Bir de buna davalının kendini ... ve markasının içinde yer alıyor gibi davacı şirketin internet sitesinin aynı formatını kopyalayarak www...com ismi ile kurarak tüketiciyi yanıltması ve kandırması kastı davacı şirketin markasının zararının ne derece ciddi bir boyutta olduğunu, manevi zararın bir kat daha büyümesine neden olan davalı fiilide; faaliyette iken işletmesini daha yüksek bir bedelle satabilmek amacıyla ... markasının gücünden ve itibarından yararlanarak işletmesini devren satmak için www...com  isimli sitede satmaya kalkıştığını, davalının bu fiili ... markasını ne kadar iş yapmaz bir marka olduğu ve devren satılacak bir marka seviyesinde olduğunu göstererek marka itibar ve güvenine ciddi zarar vermiş olduğunu, mahkeme bu ikinci asıl zararı ikiye katlayan fiili maalesef göremediğini, bu nedenle manevi tazminat talebinin  fahiş ve yüksek olmadığını en azından markanın itibarını verilen zararı kısmen de olsa azaltabilmek için uygun bir tazminat miktarı olduğunu kanaatiyle manevi tazminat talebimİzin tamamının kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, bu sebeplerle  yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu  belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına  karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı şirketi yetkilisine ait olan ancak sadece müvekkil adına vergi kaydı açılmış olan bir işletmeye ilişkin olarak müvekkilin tescilli markayı izinsiz kullandığı asla iddia edilemeyeceğini, tüm savunmalarında bu husus belirtilmiş ve buna ilişkin tüm delillerin dosyaya sunulduğunu, müvekkile ait işletme 15.03.2016 tarihinde açıldığını, ancak söz konusu tarihte hiçbir şekilde ... ünvanı ile bir işletme söz konusu olduğunu, müvekkil söz konusu işletmeyi devren almış ve bir döner salonu olarak işletmeye başladığını, ancak bir süre sonra davacı şirketin yetkilisi ve ortağı olan ... tarafından işletme ... olarak değiştirildiğini, davacı şirket tarafından müvekkile kesilen irsaliye belgelerinin tarihinde ... ünvanı kullanılmaya başlanılmış olup, öncesine ilişkin bir kullanım bulunmadığı gibi, buna ilişkin bir tespitte bulunmadığını,  işletmenin ... olarak faaliyet başladığı tarih 17.12.2016 tarihi olup, buna ilişkin açılış davetiyesi örneği dosyada Hükme esas alınan bilirkişi raporunda 15.03.2016 tarihinden itibaren müvekkilin bu marka altında faaliyet gösterdiği şeklinde ki tespit ve hesaplama üstün körü değerlendirmeler ile yapıldığını, delillerin neden incelenmediği ve neden dikkate alınmadığı hususu hiçbir şekilde anlaşılamamış olup, yerel mahkeme bu hususlara ilişkin olarak itirazlarımızı hiçbir şekilde dikkate almadığını, müvekkile ait işletme davacı şirket ve temsilcisi ...’ün ortaklığı ile kurulduğunu, buna ilişkin kayıtlar ve kamera kayıtları dosyaya sunulduğunu, davacı şirketin yetkilisi tarafından açılmış ve hiçbir şekilde franchise olmadığı ve kendisine ait olduğu beyan edilen bir işletmeye ilişkin olarak bu şekilde dava ikame edilemeyeceğini ve müvekkilden bu şekilde bir talepte bulunulamayacağını yerel mahkeme’nin bu hususa ve davacı şirketin ana sözleşmesinde ki ortaklara işletme açma hakkı tanınmış olmasına ilişkin herhangi bir değerlendirme yapmadığı açık olduğu gibi, davacı yanında bu delillere ilişkin olarak herhangi bir cevap vermediği hususu dikkate alınmaksızın hatalı yorumla karar verildiğini, davacı şirketin ana sözleşmesinde, ortakların her birine şirket markası adı altında 3 adet ayrı işletme kurma hakkı tanınmış olup, bu işletme davacı şirketin yetkilisi ve ortağı ... tarafından kurulduğunu, yerel mahkeme bu hususa ilişkin olarak hiçbir inceleme yapmamış, buna ilişkin itirazların da dikkate almadığını, karar asla kabul edilemeyeceğini, davacı şirketin ortakları arasında anlaşmazlık ve çekişme itibari ile müvekile dava ikame edildiğini, davacı şirketin yönetim kurulunda değişiklik yapıldığı görülmekte olup, yeni yönetim kurulu ile eski yetkili ... arasında ki anlaşmazlıklara müvekkil kurban edilmeye çalışıldığını, dava konusu tarihler itibari ile ... davacı şirketin münferid imza ile yetkilisi olduğunu, davacı şirket ve yetkilileri ilk aşamada müvekkilin markayı kullanımını sağladıklarını, ancak sonrasında kendi aralarında anlaşmazlıklar nedeni ile müvekkile ihtarname keşide ederek müvekkilin markayı izinsiz kullandığı gerekçesi ile kullanıma son verilmesi ihtar edilmiş, müvekkil bunun üzerine işletmesini kapatmak zorunda kaldığını, temelinde davacı şirketin müvekkilden hiçbir tazminat alacağı bulunmadığı gibi, tam aksine müvekkilin yapılan kötüniyetli eylem nedeni ile tazminata hak kazanmış olduğunu, hatalı olan yerel mahkeme karanını kaldırılması  bu sebeplerle yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Gerekçe ve Sonuç: Dava, marka hakkına  tecavüzün  tespiti, önlenmesi, kaldırılması ile maddi ve manevi  tazminat taleplerine ilişkindir. Davacı restoran işletmesi yaptığını, adına tescilli \"...\" ibareli markanın davalı tarafından aynen restoran işletmesinde kullanıldığını ileri sürmüş, davalı ise işletmenin davacı şirketin ortağının bilgisi dahilinde olduğunu , ibareyi kullanımının muvafakate dayandığını savunmuştur. SMK m.7 maddesinde marka sahibinin  izinsiz olarak yapılması hâlinde, önlenmesini talep edebileceği fiiller belirtilmiş, aynı kanunun 29. Maddede ise, marka hakkına tecavüz sayılan  fiiller gösterilmiş, buna göre , marka sahibinin izni olmaksızın, tescilli olan marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan  bir işaretin tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması marka hakkına tecavüz olarak  gösterilmiştir. Aynı kanunun 149. Maddesine göre  marka hakkına tecavüz edilen hak sahibinin tecavüzün tespitini, önlenmesini  durdurulmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir. Davacı adına ... numaralı, 10.04.2003 tescil tarihli  \"...\" markasının 29.30,43 sınıflarda  kayıtlı olduğu, davacı adına başkaca  ..., ... ve şekil esas ibareli markaların tescilli olduğu görülmektedir. Davalının, \"...\" adı altında  restoran işletmeye başladığı, bu ibareyi internet alan adında ve  reklamlarında kullandığı,\"...com \"  internet alan adının 15.02.2017 tarihinde alındığı, davacı logosu altında yeşilköy şubesi olarak tanıtım yapıldığı, ve hakkımızda başlığı altında davacı şirketin tarihçesine yer verildiği,  online satış yapan  www...com  sitesine  \"...\" olarak dahil olduğu ve , online satış yaptığı, internet ortamında bu işletme ile ilgili tüketicilerin şikayet ve olumsuz yorumlarının bulunduğunun tespit edildiği, davalının işletmenin satışı için \"...com\" sitesine satış ilanı koyduğu, bu ilanda söz konusu ibareyi taşıyan işletme fotoğraflarının sonradan kaldırıldığı görülmektedir. Bu hali ile, davalının davacıya ait markayı aynı hizmet ve mal grubunda aynen  kullandığı taraflar arasında ihtilaf konusu değildir. Çözümlenmesi gereken uyuşmazlık davalının markayı kullanımının haklı ve hukuka uygun bir nedene dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davalı işletmenin faaliyetine  15.03.2016 tarihinde başladığı, 30.06.2017 tarihinde sonlandırdığı, davalı tarafça davacı markasının tüm bu sürede kullanılmadığının belirtildiği , bilirkişi tespitlerine bakıldığında  davalıya ait restoran hakkındaki en eski  tüketici yorumunun 11 Aralık 2016 tarihli olduğu, davalının işletmenin 17.12.2016 tarihli açılış tarihi itibariyle markanın kullanıldığını beyan ettiği görülmektedir. Dosya kapsamına göre, davalının şirketi temsil ve ilzama yetkili olan kişilerle markanın kullanımı yönünde bir sözleşmesinin bulunmadığı, şirket ortaklarından ...'ün bilgisi dahilinde restoranın faaliyete geçtiği anlaşılıyor ise de , bu kişinin şirketi temsile yetkili olmadığı ve davacı şirketi bağlayıcı geçerli şekilde yapılmış bir lisans sözleşmesi bulunmadığı, işletmenin davalı adına kurulduğu, şirket ortağının işletmenin  kuruluş kayıtlarında resmi olarak yer almadığı  bu nedenlerle davalının davacı markasını aynen markasal olarak kullanımının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği anlaşılmıştır. Marka hakkına tecavüz nedeniyle davacının maddi ve manevi tazminat talep hakkı bulunduğu, davacının seçimlik hakkını lisans bedeli üzerinden kullandığı, bu konuda ibraz ettiği delillere göre bilirkişi tarafından isim hakkı verilen sözleşmelerdeki miktarların ortalaması alınarak hesaplama yaptığı, davacının bu hesaplamaya göre talebini ıslah ettiği ancak  davalının markayı kullandığı süre tam olarak tespit edilemediğinden mahkemece  TBK 50 ve 51.md'ler nazara alınarak maddi tazminat  miktarı  taktir edilerek hüküm  altına alındığı, davalının markayı kullanmaya başladığını  belirttiği süre dikkate alındığında maddi tazminat  8.125, 65 TL olarak bilirkişi ek raporu ile hesaplandığı, ancak markanın sosyal paylaşım sitelerindeki paylaşımlara göre  kullanımının  tespit edildiği en eski tarihin 11.12.2016 olduğu gözetildiğinde mahkemece taktir edilen maddi tazminat tutarının  dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmıştır. Manevi tazminat yönünden ise somut olayın özellikleri, tarafların ekonomik durumları, davalının kusuru ile davacının aldığı önlemler  ile hak ve nesafet kurallarına göre  taktir edilen manevi tazminat miktarının dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dosya kapsamında  iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve  toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye  göre, dava konusu taleplere ilişkin  kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı tarafça  itibar tazminatı talebinde ise bulunulmuş olmadığı bu nedenlerle   davacı ve davalı vekilinin, istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Taraf vekillerinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun  Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 13/12/2019 tarih ve 2017/429 E. 2019/447 K. sayılı kararına karşı davacı ve davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.024,65-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 257,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 767,65-TL  harcın davacı tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.024,65-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 257,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 767,65-TL  harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Davacı ve davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 30/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a2852d834df41116","SID":"4d95ef06ae482f02"}}