{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/1987 <br>KARAR NO: 2023/1511<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 24/01/2020<br>NUMARASI: 2017/215 E. - 2020/25 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/11/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Tarafların İddia ve Savunmaları:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 1973 yılında kurulan ve inşaat sektöründe kullanılan her türlü kimyasal alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin TPE ve WIPO nezdinde tescilli ... markalarının 01,02 ve 17 inci sınıflarda ve diğer bağlantılı sınıflarda tescil ettirdiğini, müvekkilinin ... ibareli markaların gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkilinin ... esas unsurlu markalarının tanınmış marka olduğunu, davalı adına tescilli ... markası ile müvekkiline ait ... ibareli markalar arasındaki benzerlik sebebiyle iltibas oluştuğunu, davalının markası Türkçeye çevrildiğinde ...  anlamına geldiğini, müvekkilinin markasının İngilizce karşılığının davalı tarafından tescil edilmiş olmasının tüketici zihninde karışıklığa yol açacağını, davalının markasının müvekkiline ait seri marka olarak algılanabileceğini, her iki firmanın boya ve yapı malzemeleri alanında faaliyet göstermesinin iltibas ihtimalini arttırdığını, internet sitesinde Türkiye alan kodunun verilmesinin bu ürünlerin Türkiye'de kullanıldığını ve satışa arz edildiğini gösterdiğini, internet sitesindeki kullanımların tesadüf olmadığını müvekkilinin tanınmışlığından faydalanma kastı içerdiğini, bu nedenle www...com isimli internet sitesinin erişiminin engellenmesi gerektiğini, davalı ...  firmasının ... ibarelerini kullanmasının müvekkilinin haklarına tecavüz teşkil ettiğini, davalıların kendi adlarına tescilli ... ibareli markalarının olmadığını, aksine müvekkilinin ... ibareli markaların tescilli sahibi olduğunu, davalı şirkete ait www...com isimli internet sitesinde yer alan kurumsal video izlendiğinde ... ve ...  ibarelerine havi ürünlerin ve evrakların olduğunun görüleceğini, ayrıca iletişim bilgilerinde Adana'da bir adresin yer aldığını, davalı şirketin eyleminin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, bu nedenle www...com isimli internet sitesinin erişiminin engellenmesi gerektiğini, davalı şirketin ticaret unvanının kılavuz unsuru olan ... ibaresinin 1973 yılında şirket olarak kurulan ve ilk markasının 1990 yılında tescil ettiren müvekkilinin ... ticaret unvanı ve ... ibareli markaları ile iltibas oluşturması sebebiyle öncelik ilkesi gereği bu ibarenin ticaret unvanından terkinin gerektiğini, unvanda yer alan ... kelimesinin Türkçede ... anlamına geldiğini ve Türkçeye çevrildiğinde ... SAN. TİC. LTD. ŞTİ'ne dönüştüğünü, somut olayda davalıların kötüniyetli olduklarının çok açık olduğunu, kötüniyetli olarak müvekkilinin markalarından faydalanmaya çalıştıklarını, açıklanan nedenlerle alan adlarına erişimin engellenmesini, marka hakkına tecavüzün tespiti ve durdurulmasını ve 2011/62063 numaralı \"...\" markasının hükümsüz kılınmasını,556 sayılı KHK'nın 2-b maddesi gereğince hesaplanacak 5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin tescilli markası ile davacının ... ibareli markalarının benzer olmadığını, sırf ... kelimesinin Türkçede ... anlamına geldiği gerekçesiyle markanın iptal edilemeyeceğini, farklı dildeki kelimelerde kavramsal benzerliğin ortaya çıkmayacağını ve yabancı dil bilmeyen tüketici bakımından kavramsal benzerliğin ortaya çıkmayacağını tercüme gerektiğini, TPE nezdinde ... markası tescilli iken aynı zamanda ...  markasının da tescilli olduğunu, İngilizce dili ülkemizde yaygın olarak bilindiği kabul edilse dahi ... kelimesinin ülkemizde anlamı yaygın olarak bilinen bir kelime olmadığını, müvekkilinin markasının tek başına ... kelimesinden oluşmadığını, somut olaya konu markaların hitap ettiği alıcı kitlesinin uzman bir kitle olduğunu, bilinçli tüketici grubunca karıştırılma ihtimalinin oluşmayacağını, davacının ... markasının tanınmış marka olmadığını, ... markasının müvekkili adına 2000 yılından bu yana Kıbrısta tescilli olduğunu, oysa davalının çok sayıda ... markasının 2000 yılından sonra tescil edildiğini, öncelik hakkının müvekkilinde olduğunu, müvekkilinin ... markalı ürünlerin satışını Türkiye'de yapmadığını, Adana İcra Müdürlüğünce tutanak altına alınan \"bir kısım boyaların\" ... boyalar olduğunu, faturalarda da ... markasının yer aldığını, açıklanan nedenlerle müvekkilleri hakkında açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"Davacının davalı ... Limited Şirketi aleyhine açmış olduğu davasının KABULÜ ile; -Davalının davacıya ait markalardan doğan haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına ve önlenmesine, -\"...\", \"...\", \"... \", \" ...\" ibarelerinin kullanıldığı basılı evraklara, yazışmalara, faturalara, sevk irsaliyelerine, broşürlere, ambalajlara, her cins etiketlere, ticaret evraklarına, tanıtım evraklarına ve vasıtalarının toplanarak el konulmasına, bu ibarelerin her türlü internet ilamlarında kullanımının durdurulmasına ve toplatılıp el konulan ürünlerdeki yukarıda belirtilen ve tecavüz oluşturan ibarelerin mümkünse silinmesine, mümkün olmuyorsa ürünlerin imhasına, söz konusu ibareleri içeren internet ilanlarından bu ibarelerin çıkarılmasına, -... ibaresinin davalının ticaret unvanından çıkarılmasına, bu ibarenin davalı ticaret unvanından terkin edilmesi için Adana Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne karar kesinleştiğinde müzekkere yazılmasına,-\"https://....com.tr\" isimli internet sitesine erişimin engellenmesine ve bu kararın kapatılan sitede 15 gün boyunca yayınlanmasına, -5.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Davacının davalı ... ve Limited aleyhine açmış olduğu davanın KISMEN KABULÜ ile;-Davalı adına kayıtlı ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine,-\"https://....com\" sitesine erişimin engellenmesine, mahkeme kararının kapatılan ve erişime engellenen internet sitesinde 15 gün süre boyunca yayınlanmasına, -5.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte söz konusu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Sair taleplerin söz konusu davalının Türkiye'de fiili kullanımı tespit edilemediğinden reddine,3-Her ne kadar davacı, davalı ... ve Limited Şirketi yetkilileri hakkında HMK 398.maddesi gereği tedbir kararına muhalefetten cezalandırılmasına karar verilmesini talep etmiş ise de talebe dayanak HMK'nun 398.maddesinin Anayasa Mahkemesi'nin 11/07/2018 tarihinde 2018/1 esas, 2018/83 karar sayılı kararı ile iptal edildiği, bu iptal kararının 20/02/2019 tarihinde yayınlandığı ve 20/11/2019 tarihinde yürürlüğe girdiği anlaşıldığından talep konusunda karar verilmesine yer olmadığına, \" karar verilmiştir.<br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davalılar vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; İşbu davada, davacı '...' esas uns urlu markaların gerçek hak sahibi olduğunu ve müvekkil ... Limited firması adına kayıtlı ... tescil numaralı 'ibareli markanın davacıya ait markalar  ile karıştırılma ihtimali olduğunu iddia ettiğini, yerel mahkemece ayrıca diğer davalı müvekkil ... Ticaret Şirketi aleyhine açılan davada; \"...\" ibaresinin müvekkilin ticaret sicil unvanından çıkartılmasına ve 5.000,00TL maddi, 5.000,00TL manevi tazminatın müvekkil davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmişse de söz konusu kararın kabul edilebilmesi mümkün olmadığını, 1985 yılında Kıbrıs’ta Magosaya bağlı Aslanköy’de Alçı üretimine başlayan ... Ltd, daha sonra boya ve yapı kimyasalları ile üretime devam ettiğini, ve 2011 yılında Türk Patent Enstitüsü nezdinde işbu markayı 01, 02 ve 17. sınıflarda tescil ettirdiğini,  İlk bakışta dahi müvekkilin markaları ile davacının ... ve türevlerinden oluşan markalarının benzer olmadığı ve karıştırılma ihtimali de bulunmadığı anlaşılabildiğini, “...” markasının Türkçede “...” anlamına geliyor olduğu, nedeni ile bu markaları benzer olarak addetmek marka hukukuna uygun değildir. Nitekim bu iki hususta gerekli incelemeyi yapan marka uzmanları da müvekkilin markalarının benzer olmadığı ve karıştırılma ihtimalinin de bulunmadığı kanaatine ulaşmış ve markaların tesciline karar verdiğini, Türk Patent Enstitü tarafından hazırlanan marka inceleme kılavuzunda da bu durum “kelimelerden birinin ya da her ikisinin yabancı dilde olması halinde kavramsal benzerliğin ortaya çıktığı tespitine varılması daha güçtür. Kavramsal benzerlik ilgili yabancı dili bilmeyen tüketiciler bakımından ortaya çıkmayacaktır veya tercüme gerektiği için benzerlik ihtimali azalacaktır. Bu nedenle, (yabancı dildeki bir kelime bakımından) kavramsal benzerliğin, ancak yaygın olarak bilinen bir yabancı dilin yaygın olarak bilinen kelimeleri veya özel kullanıma konu mal ve hizmetler için yaygın bilinen teknik terimler bakımından ortaya çıkabileceği kabul edilecektir” şeklinde anlatıldığını, müvekkilin markası sadece kelime unsurunu değil şekil ve renk unsurunu da içerdiğini, müvekkilin markası sadece kelime olarak düşünülemez. Markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğine ilişkin değerlendirme, markaların ayırt edici ve baskın unsurlarını dikkate alarak, markaların bıraktığı bütünsel izlenime dayandığını, bu nedenle müvekkilin markaları ile davacının markaları tüm unsurları ile birlikte ele alınıp değerlendirildiğinde de markaların kesinlikle benzerliklerinin bulunmadığını, ... firmasının yarattığı ... markasının tanınmışlığından bahsetmiş ise de TPE kayıtlarına bakıldığında davacıya ait tanınmış bir marka kaydı ya da özel bir koruma bulunmadığı görüleceğini,  somut olayda, iki sözcüğün sırf iki farklı dilde aynı anlama gelmesi nedeniyle iltibasa yol açacağı değerlendirmesi çok geniş nitelikte bir yorum olup yüzeysel ve yanlış bir değerlendirme olduğunu, boya ve yapı malzemeleri satın alan tüketicilerin davalı müvekkilin markası ile davacının markası arasında herhangi bir ilişki olduğunu, tüketiciler karşılaştırılan markaları genellikle yan yana koyarak inceleme imkanına sahip olmadıklarını, tüketicilerin sadece \"...\" ibaresini değil, müvekkil markasının bütün unsurlarını dikkate alacaklarını, müvekkil ... firmasının Kıbrısta tescilli markası olan ... boya markası ve yine Kıbrıs'ta faaliyette olan \"...\" internet sitesine erişimin engellenmesi yönündeki verilen karar yerinde olmadığını, Türk yargı makamlarının yargı sınırları ötesinde ve müvekkilin ilgili ülkenin mevzuatına uygun olarak kullanmakta olduğu markası ve internet sitesine müdahale etmesi mümkün olmadığını, davacı yanın bu konuda bir iddiası var ise Kıbrıs Mahkemeleri nezdinde  müvekkile ayrıca dava açması gerektiğini, bu sebeplerle yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu  belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İstinafa Cevap:Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu markalar ayırt edilemeyecek derecede birbirin aynısı ve benzeri olduğu,  davalı tarafın markası müvekkil şirketin markasının yabancı dildeki birebir karşılığından oluştuğunu ve davalı tarafından çoğunlukla hem “...” ibaresi hem de “...” ibaresi sıklıkla ve bir arada kullandığını, bu ibarelerin sürekli bir arada kullanılıyor olması bile davalı tarafın aksi yöndeki beyanların haksızlığını ispatlandığını, “...\" ve “...” ibareleri bile markasal olarak sürekli bir arada ve yan yana kullanıldığını, davalıların tecavüz teşkil eden markasal kullanımları halen daha sona ermediğini, şöyle ki; müvekkil şirketin markalarının eğas unsuru olan “...” ibaresi, ihtiyati tedbir kararına rağmen davalılar tarafından halen daha doğrudan kullanılmakta ve müvekkil şirketin tescilinin olduğu emtia ve hizmetlerde, müvekkil şirketin üretim ve satışını yaptığı ürünlerle birebir aynı çeşit ürünlerde, davalılar tarafından ürün satışları yapıldığını, bu durum bile davalı tarafların kötüniyetini doğrudan gözler önüne sermekte olup, yerel mahkemenin kararının yerinde ve doğru bir karar olduğunu bir kez daha kanıtladığını, mali yönden alınan bilirkişi ek raporu'nda maalesef kök rapor'dan farklı bir tespite yer verilmediğini, davalıların ticari defterleri tam olarak sunulmamış olduğu için yalnızca 2014 ve 2015 yılı defter kayıtlarına bakılabilmiş, bunlardan da yalnızca yevmiye defteri sunulmuş, ibrazı zorunlu diğer yasal ticari defterler sunulmayarak eksik inceleme yapılmasına sebep olunduğunu, davalı taraf 2014 yılından itibaren tasfiye sürecine girilmiş olması sebebiyle defterlerin ibraz edilmemiş olduğunu iddia etmişse de TTSG'den alınan bilgilerle davalı .... Tic. Ltd. Şti.'nin 6 nisan 2018 tarihinde tasfiye sürecine girmiş olduğu, yani 2018 yılına kadar tamamen aktif bir şirket olduğu kanıtlandığını,  bilirkişi raporu'nda yeterli delil ibraz edilmediği, davalının ticari defterlerinin hepsine ulaşılamadığı, bunların davalı tarafından da ibraz edilmemiş olduğu, sadece muhasebecide bulunan 2014-2015 yıllarının yevmiye defterleri üzerinden hesaplama yapılmış olduğu hususları açıklanmıştır. tazminat talebimizin bulunduğu diğer yıllar bakımından hesaplama, davalı tarafından ticari defterler sunulmadığı için yapılamadığını, avalı tarafından sunulmayan ticari defterler sebebiyle haklılığımızın kanunen ispat edilmiş sayıldığı yukarıda açıklandığını, davalı şirketin muhasebecisi tarafından şirketin sözde tasfiye sürecine girdiği iddia edildiğini, oysaki bu döneme ilişkin davalı şirket tarafından internet ortamında verilen pek çok işçi alımı ilanı, bayilik ilanı, satış faaliyeti gibi faaliyetleri ve ilanları yer aldığını, davalı şirket ticari defterlerini de ibraz etmediğini, bu yönlerden somut ve sağlıklı bir hesaplama yapılamadığını, açıklandığı üzere şirketiri tasfiye sürecine  girişi 2018 yılına dayandığını,  2018 yılının Nisan ayına kadar aktif durumda olan şirketin bu tarihe kadar her türlü alım satım vb.  işlemlerde bulunduğunun da kabulü gerektiğini, bu sebeplerle  davacı tarafın istinaf taleplerinin gerçeği yansıtmadığını belirterek istinaf taleplerinin reddine, yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç:Dava marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti durdurulması,önlenmesi,   davalı markasının hükümsüzlüğü , maddi ve manevi tazminat  istemlerine ilişkindir. TPMK kayıtlarına göre, ... markalarının 01,02 ve 17. sınıflarda davacı adına tescilli olduğu, davalı adına 27.07.2011 başvuru tarihinde ... tescil numaralı  \"... \" ibareli markanın 01.02,17. Sınıflarda  06.10.2012 tarihinde tescil edildiği  görülmektedir.  13/06/2016 tarihli bilirkişi heyet  raporunda ; \"taraf markalarının kavramsal olarak aynı olduğu, aynı ve benzer sınıflarda tescilli oldukları, davacıya ait ... markasının ülkemizde kendi sektöründe ayırt ediciliği yüksek, iyi bilinen ve yaygın kullanılan boya markaları olduğu, var olan bu tanınmıştık nedeniyle markalar arasında karıştırılma ve ilişkilendirilme arttığı, somut olayda davacı markası ile davalı markasının işaretsel anlamda ayırt edilemeyecek kadar benzer olması, sınıfsal açıdan kimi emtialar bakımından ayniyet, kimi emtialar bakımından benzerliğin bulunması, davacı markasının tanınmış olması dikkate alındığında, davalı markasının davacı markası ile davalı markası arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, bu sebeple, davalının ... tescil numaralı markasının hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, davalılar tarafından kendi adlarına tescilli markaların tescillerine uygun şekilde kullanılmadığı internet sitelerinde ve piyasaya sundukları ürünler üzerinde yer alan markasal kullanımlar ile davacı tarafın marka ile karıştırılma ihtimali yarattıkları bu nedenle davacı tarafın 556 sayılı KHK'den kaynaklı haklarının ihlal edildiği, davalının, davacı markasını kullanmak suretiyle markasına tecavüz ettiği sonucuna ulaşıldığı dikkate alındığında, davacı markası ile davalının ticaret unvanının karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, bu nedenle davalılardan ...'nin ticaret unvanının sicilden terkininin şartlarının oluştuğu\" tespit edilmiştir. Dava açıldığı tarihe göre 556 sayılı KHK hükümlerine göre uyuşmazlığın  çözümlenmesi gerekmektedir. 556 sayılı KHK,  42  maddesinde , 8. Maddede belirtilen haller hükümsüzlük sebebi sayılmıştır.Markaların benzerlik karşılaştırılmasında, doktrin ve Yüksek Yargı uygulamaları ile belirlenen kriterler, işaretler arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik olup olmadığı ile itiraza mesnet markanın doğasından gelen veya sonradan kazanılmış ayırt edeciliği bulunup bulunmadığıdır. İlke olarak benzerlikte, markaların tüketici üzerinde  bütün olarak bıraktığı  genel izlenim veya akılda kalan kaba görünüm dikkate alınmalıdır. Yine karıştırma ihtimalinde ilgili mal veya hizmetin benzerliği üzerinde de durulmak gerekir.  İltibas ya da karıştırma riskinin varlığı için, tescil kapsamındaki mal/hizmetlerin ve aynı zamanda markanın (işaretlerin) karıştırma ihtimali bulunacak derecede aynı yada benzer olması gerekir. Ancak burada farklı mal ve hizmetlerde tescilli ancak benzer ibareler içeren markalar bakımından 556 sayılı KHK  8/4  maddesi gereği  tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir.Somut olayda, davalıya ait  markanın tescilli olduğu emtialar ile davacı yanın “...” esas unsurunu içeren markaları kapsamındaki emtialar boya ve türevi ürünler ile yapı malzemeleri  yönünden  aynı ya da benzer durumdadır. Markayı oluşturan ibarelerin de aynı veya benzer olması koşulu  yönünden ise,  taraflara ait markaların esas ve ayırdedici unsurunun ... ve ...  ibareleri olduğu, ingilizce ... ibaresinin Türkçe karşılığının ... olduğu bu nedenle kavramsal olarak markaların  asli unsurunun aynı olduğu, davacının üzerinde hak sahibi olduğu “...” ibaresinin koruma kapsamında olduğu, bu ibareyi barındıran yanına yabancı yada Türkçe kelimelerin eklendiği seri markaların davacı adına tescilli olduğu, dava konusu davalıya ait  “...”  Türkçede “...” anlamına geldiği,  “...” ibaresinin markada  asli unsur olduğu, diğer sözcüklerin ilgili emtiayı , sektörü tanımladığı, dolayısıyla her iki markanın esaslı unsurunun kavramsal olarak aynı “...” ibaresi olduğu, görsel ve işitsel benzerlik bulunmadığı,  görülmektedir. Ancak davacı markasının özellikle boyalar, kimyasal maddeler, yapı kimyasalları sektöründe çok uzun yıllardır yoğun kullanımı ile ciddi  bilinirlik kazandığı bu bakımdan ayırt ediciliğinin yüksek olduğu, karıştırılma tehlikesinin bu nedenle de yüksek olduğu,   “....” anlamına gelen davalı markasının ortalama  tüketici nezdinde bildiği emtialarda karşılaştığında  ürünlerin kaynağının aynı işletme olabileceği yönünde bağlantı kurma olasılığını taşıdığı ,  davacıya ait  çok sayıda seri markanın bir versiyonu olduğunu düşündürteceği , davalı markasının tümüyle ingilizce kelimelerden oluşmasının İngilizce'nin ülkemizde çok fazla marka ve işletme adı olarak kullanıldığı ,  ortalama  tüketiciler nezdinde en fazla karşılaşılan ve basit düzeyde bilinen yabancı dil olduğu gözetildiğinde,  basit ingilizce kelimelerin markanın iltibas tehlikesini önlemeyeceği, bu nedenlerle  markalar arasındaki farklılıkların iltibas ihtimalini ortadan kaldırmaya yeterli olmadığı, tarafların markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi kapsamında  iltibas ihtimaline neden olacak  düzeyde  benzerlik olduğu, davalı markasının sektörde uzun zamandır tanınmış olduğu bu tanınmışlıktan yarar sağlamak amaçlı  kötüniyetli tescil olduğu , davalı markasının hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu  sonucuna varılmıştır. Dosya  kapsamı ve  bilirkişi  raporuyla belirlendiği üzere,  davalı tarafın markasını tescilden farklı ve davacı markalarına yaklaştırarak kullandığı, davalının gerek ürünleri gerekse \"www...com\" ile \"www...com\"alan adlı kullanımlarında ve ticaret ünvanında çekirdek unsur olarak  koruma altında olan ... ibaresini ve iltibas oluşturan ... ibaresini ön plana çıkardığı ve tescilli markadan uzaklaşarak kullandığı , bu şekildeki kullanımların  tescile dayalı kullanım olarak kabul edilmesine olanak bulunmadığı,   davacı şirketin 1973 tarihinden beri inşaat malzemeleri  sektöründe faaliyet gösterdiği, davacının markasının sektörde tanınmış olduğu , davalı şirketin ise 2014 yılında tescil edildiği,   her iki taraf ürünlerinin de aynı ve benzer olduğu,bu itibarla davalının ... ve ... ibareleri üzerinde korunmaya değer bir hakkının bulunmadığı , davalı kullanımlarının  davacının ...  markalarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği anlaşılmıştır. Yargıtay 11.  Hukuk Dairesi 2020/969 - 2020/5779 sayılı aynı yöndeki kararı; \"davacı markalarının esaslı unsurunun“...” ibaresi olduğu, davalının başvurusunun “...” şeklinde bulunduğu, markanın esaslı unsurunun “...” ibaresi olduğu, dava konusu markanın karşılığının, “...” anlamına geldiği, tüketicinin daha önceden bildiği ve tanıdığı davacı markalarının varlığı karşısında söz konusu markayı da birebir aynı emtialarda görmesi halinde aynı kaynağın yabancı müşteriler için hazırlanmış özel bir versiyonu olarak yorumlayabileceği, markalar arasındaki farklılıkların benzerlik ve iltibas ihtimalini ortadan kaldırmaya yeterli olmadığı, tarafların markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi uyarınca iltibas ihtimaline neden olabilecek düzeyde bir benzerliğin mevcut olduğu, 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesinin somut uyuşmazlık yönünden uygulanabilir olmadığı, dava konusu markanın  kötüniyetli bir başvuru olduğu, gerekçesiyle, davalı TPMK ve davalı şirket vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. ... ONANMASINA..\"Davacı  iltibas oluşturacak şekildeki markasal kullanım nedeniyle ,maddi ve manevi tazminat talep etmiş olup mahkemece  5.000,00 TL maddi  tazminata ilişkin verilen karar  HMK 341. maddesine göre kesin niteliktedir. Manevi tazminat yönünden kurulun hükümde ise, somut olayın özelliği, tarafların durumu, kusurun ve tecavüzün boyutu dikkate alındığında  bir isabetsizlik görülmemiştir. Sonuç olarak,  kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye  göre kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı   vekilinin,  istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan  reddine temyiz yasa yolu açık olmak üzere karar verilmesi gerektiği  kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 24/01/2020 tarih ve 2017/215 E. 2020/25 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.366,20 -TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 341,55-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.024,65-TL  harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 30/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a6934926f3e0cc76","SID":"4b231b55321b533e"}}