{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/1999 Esas<br>KARAR NO\t: 2023/1549<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 08/10/2019<br>NUMARASI\t: 2018/65 E. - 2019/982 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2023<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında ticari ilişkinin bulunduğunu ve her iki tarafinda tacir olduğunu, taraflar arasında bir kısım sözleşmeler imzalandığını, davalının sözleşmelere rağmen, sözleşmelere konu ürünlerden sadece 40.000,48 TL'lik ürünü ile 05.08.2016 tarih ... sıra no.lu ve 40.000,48 TL meblağlı faturayı da davacılara teslim ettiğini, davacıların ürünleri kontrol ettiğinde, ürünlerin ayıplı olduğunu tespit ettiğini ve bu durumu davalı şirkete bildirdiklerini, ancak davalı şirket yetkililerinin ayıplı maldaki ayıpları giderme yerine davacılar ile nizalaşmayı seçtiğini ve sözleşmelere konu diğer malları teslim etmekten imtina ettiklerini, bunun üzerine davacıların ödemiş olduğu peşinat ve tanzim etmiş oldukları senetlerin iadesini talep etmeleri üzerine, davalının bedelsiz kalmış senedi takibe koyma suçunu işleyerek davacılar hakkında, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile takip başlattığını, toplam sözleşme bedelinin 61.294,00 TL olduğunu, bunun 25.000,00 TL avans olarak ödendiğini, geri kalan tutar için, 30.07.2016 vade tarihli, 36.294,00 TL meblağlı avans niteliğinde senet ile 30.08.2016 vade tarihli 1.620,00 TL'lik avans niteliğinde senet, 2 adet bono düzenleyerek, davalı şirkete teslim ettiğini, ancak sözleşme gereğini davalı taraf yerine getirmediği için kalan meblağ davalı şirkete ödenmediğini, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibinin yapılan 25.000,00 TL ödeme sebebiyle takibin iptaline ve borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların davalı şirkete olan borçlarına karşılık 25.07.2016 tanzim tarihli, 30.07.2016 vade tarihli 36.294,00 TL bedelli bono ile 25.07.2016 tanzim tarihli, 30.08.2016 vade tarihli 1.620,00 TL bedelli bonoyu verdiğini, dava konusu bonoların usulüne uygun olarak tanzim edilmiş kambiyo evrakı vasfında olduğunu, kayıtsız şartsız borç ikrarı özelliğini içerdiğini, bu nedenle temelindeki borç ilişkisinden mücerrettir ve tek başına davalının davacılardan alacaklı olduğunu kanıtladığını, dava konusu bonoların, davacıların ileri sürdüğü gibi PVC alım satımı ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığım, davalının uzaktan akrabası olan davacılara borç verdiğini, karşılığında da dava konusu bonoları almış olduğunu, davacıların, dava konusu bonoları PVC alımı nedeniyle verdiklerini veya bono bedellerinin kısmen veya tamamen ödendiğini ileri sürüyorlarsa, iddialarını TMK 6.,HMK 200 ve Yargıtay'ın yerleşmiş İçtihatları uyarınca yazılı delil ile ispat etmeleri gerektiğini, davacıların iddialarını ispata yarar hiçbir yazılı delil ibraz edemediğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; \"Toplanan deliller ve emsal Yargıtay ile Bölge Adliye Mahkemesi Kararları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı taraf her ne kadar senedin avans olduğunu iddia etmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiş ise de; davacının senedin avans senedi olarak verildiğini yazılı delillerle ispat etmek yükümlülüğü vardır. Davacı taraf senedin bedelsiz kaldığını yazılı delil ile ispatlayamadığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir. İhtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilmediğinden; Mahkemece koşulları oluşmadığından davacı aleyhine İİK 72/4 maddesinde belirtilen tazminata hükmedilmesine yer olmadığına\" gerekçesiyle davanın reddi ile; ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilmediğinden; İİK 72/4 gereğince davalı lehine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket ile davalılar arasında 25.07.2016 tarih, 04349 nolu ve 61.294,00 TL tutarlı sözleşme tanzim edildiğini, sözleşme bedeline avans olarak  25.000,00TL hesaben nakit olarak, bakiye tutar olan 36.294,00TL'lik  avans niteliğinde bononun davacılar tarafından keşide edilerek davalı şirkete verildiğini, devamında yine  davalı ile davacılar arasıda  02.08.2016 tarih, 04070 nolu ve 1.620TL tutarlı sözleşme tanzim edildiğini, sözleşme bedeline avans olarak 1.620,00TL'lik  avans niteliğinde bononun davacılar tarafından keşide edilerek davalı şirkete verildiğini, davalı şirketin  25.07.2016 tarih, 04349 nolu ve 61.294,00 TL tutarlı sözleşmenin bakiye bedeli olan  36.294,00TL ile aynı mikarlı  36.294,00TL'lik senedin ve  02.08.2016 tarih, 04070 nolu ve 1.620TL tutarlı sözleşme bedeli ile aynı miktarlı 1.620TL'lik senedin, bu sözleşmeler ile herhangi bir ilgisinin olmadığını ve davacıların davalı şirketin akrabası olması sebebiyle borç para verildiğini ileri sürdüğünü, davacıların davalı şirket ile akraba olmasının hem biyolojik hem de hukuki olarak mümkün olmadığını, bu savın ispatının davalı şirketin üzerinde olduğunu, davalı şirket bu iddiasını kanıtlayamamış olmasına rağmen davanın reddedilmesinin hatalı olduğunu, davalı şirketin TTK ve VUK hükümlerine göre kurulmuş ticari bir şirket olup Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın yayınlamış olduğu tebliğ, genelge sirkülerine göre hareket etmesi gerektiğini, 24.12.2015 tarih 29572 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 459 sıra no'lu VUK Genel Tebliğine göre 7.000,00 TL'nin üzerindeki her türlü tahsilat ve ödemeleri aracı finansal kurumlar kanalıyla yapmaları gerektiğini ve bu tahsilat ve ödemeleri söz konusu kurumlarca düzenlenen belgeler ile tevsik etmeleri gerektiğini, dava dosyasına yansımış herhangi bir tahsilat makbuzu, kasa makbuzu vs. belge ibraz edilmediğini, davalı şirketin davacılara 36.294,00TL + 1.620TL borç para verdiğini ileri sürüyorsa bu hususları banka veya kasa hareketleri ile ispat etmesinin zorunlu olduğunu, akraba olduklarını ileri sürerek ispat zorunluluğundan kurtulamayacağını, davalı şirketin dosyaya ibraz edilen sözleşmeleri ve faturaları kabul ettiğini, şirketin ticari defter ve kayıtları bilirkişi marifetiyle incelendiğini ve dava konusu senet tutarlarını havi alacak kaydının davalı şirketin kayıtlarında yer almadığının tespit edildiğini, yani ticari defter kayıtlarına göre  davacılara borç para vermediğini, aksine aralarında  ticari ilişki mevcut olup, bu ticari ilişkiden mütevellit davalı şirkete 25.000TL davacı tarafından ödendiğini, bu borç sebebiyle icra takibinden önce 25.000-TL ödeme yapıldığını, davalı şirketin tamamen kötüniyetli olarak icra takibine giriştiğini, banka ödeme dekontunda düzenlenen fatura uyarınca PVC doğrama ödemesi yapıldığını açıklama kısmında müvekkilin belirttiğini, 05.08.2016 tarih 737607 sıra no'lu ve 40.000,48 TL meblağlı fatura ile ödeme dekontunun birbiriyle uyumlu olduğu gibi bu ödemenin başka bir sebeple davalıya ödenmesi gibi bir sebebin olmadığını, senedin verilme sebebinin anılan sözleşmeler olduğunu, sözleşme bakiye tutarları ile senet tutarlarının birbiriyle örtüştüğünü, mahkemece bilirkişi raporundaki açıklamalara yer verilmiş olmasına rağmen hatalı bir şekilde davanın reddine karar verildiğini, kararın bozulması gerektiğini, istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının davasını ispat edemediğini, borçlunun vakıayı ispat yükümlülüğü olduğunu, senedin avans olarak verildiğini iddia eden davacıların bu iddiasını ispatlayamadığını, davacıların dava konusu bonoların ticari defterlerde bulunmaması sebebiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini savunmuşsa da bu iddiaların hukuki mesnetten yoksun olduğunu, müvekkil şirketin defter ve kayıtlarında davacılara borç para verildiğine yönelik bir kaydın olup olmamasının ispat külfetini ortadan kaldırmadığını, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72. maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında alacaklı ... Ltd Şti tarafından borçlular ... Ltd Şti, ..., ... aleyhine 2 adet bonoya istinaden kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır. Takibe konu bonoların 25.07.2016 tanzim tarihi, 30.08.2016 vade tarihi, 1.620,00 TL bedelli ve 25.07.2016 tanzim tarihli 30.07.2016 vade tarihli 36.294,00 TL bedelli  lehtarın  ...yapı Ltd Şti, keşidecinin ... Ltd Şti kefillerin ... ve ... olduğu, her iki bononun da 6102 sayılı TTK 776. maddesine göre kambiyo senedi vasfına haiz olduğu görülmüştür. Davacılar tarafından taraflar arasında 25.07.2016 tarihli 61.294,00 TL tutarlı sözleşme tanzim edildiği, sözleşme bedelini avans olarak 25.000,00 TL nakit olarak bakiye tutar olarak da 36.294,00 TL bono tanzim edildiğini, 02.08.2016 tarihinde ... n'lu 1.620,00 TL sözleşme tanzim edildiği, 1.620,00 TL'lik avans niteliğinde bono verildiği, 05.08.2016 tarih ... no'lu 650 TL tutarlı sözleşme tanzim edildiği, avans olarak 650 TL'nin davacılar tarafından keşide edilerek verildiğini, 06.08.2016 tarih ... no'lu ve 537 TL tutarlı sözleşme tanzim edildiğini, sözleşme bedelinin avans olarak 537 TL'nin davacılar tarafından keşide edilerek verildiğini, sözleşmelere konu ürünlerden sadece 40.000,48 TL'lik ürünün davacılara teslim edildiğini, bu malların da ayıplı olduğunu, toplam sözleşme bedeli 61.294,00 TL olan, bunu 25.000,00 TL avans olarak ödendiğini, geri kalan tutar için 30.07.2016 vade tarihli 36.294,00 TL bedelli ve 30.08.2016 vade tarihli 1.620,00 TL'lik avans niteliğinde 2 adet bononun düzenlenerek davalıya verildiğini, davalının sözleşme gereğini yerine getirmediği için kalan meblağın davalı şirkete ödenmediğini, bono tutarları ile sözleşmede belirtilen tutarların birebir aynı olup bononun sözleşmeye istinaden avans olarak verildiğinin ortada olduğunu, davacı tarafından peşinat olarak 25.000,00 TL'nin davalının banka hesabına ödendiğini, kalan meblağın ise davalının sözleşmeye aykırı davranması ve sözleşmeyi gereği gibi yapmaması sebebiyle müvekkiller tarafından yerine getirilmediğini, sözleşme bakiye tutarları ile senet tutarlarının örtüştüğünü, 25.000,00 TL ödemenin takip konusu senetlere ve bu senetlerin düzenleme sebebini oluşturan sözleşmelere ilişkin olduğunu, banka ödeme dekontunda avans ödemesi olarak yazıldığını belirterek menfi tespit davasının kabulü ile icra takibinin 25.000,00 TL ödeme tutarı üzerinden iptaline ve %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6).Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, 09.05.2019 tarihli SMM bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda davacı tarafından 19.07.216 tarihinde PVC doğrama avans ödemesi açıklaması olarak 25.000 TL ödeme yapıldığı, bu ödeme karşılığı davalı tarafından 05.08.2016 tarih, 7376607 seri A sıra no'lu 40.000,48 TL fatura düzenlendiği, ödeme ile bu faturanın her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı şirketin kendi defterlerinde 15.000,48 TL davalıya borçlu göründüğü, davalı şirketin kendi defterlerinde 17.531,46 TL alacaklı gözüktüğü, aradaki farkın davalı defterlerinde kayıtlı olup davacı defterlerinde kayıtlı olmayan teslim tesellümüne ilişkin delilin bulunmadığı, başka bir faturadan kaynaklandığı, işbu fatura içeriğinin davalı şirket tarafından ispat edilmesi gerektiği, takibe konu senet toplamının 37.914,00 TL olup taraflar arasında düzenlenen sözleşmelerde kusüratıyla yer alan bakiyeler ile birebir uyumlu olduğu, davalı tarafından senetlerin şahsi borç karşılığı verildiğinin ileri sürüldüğü, davalı tarafından gönderilen 40.000,48 TL bedelli mal karşılığında davacı tarafından yapılan 25.000,00 TL tutarlı ödeme düşüldüğünda davacının davalı şirkete 15.000,48 TL borcu bulunduğu, takibe konu 2 adet senet toplamından 37.914 TL - 15.000,00 TL çıktığında bakiye 22.913,52 TL yönünden davacının davalıya borcunun bulunmadığı belirtilmiştir.Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasındaki sözleşmelere yer vermiş, ekinde ibraz etmiş, davalı vekili cevap dilekçesinde, sözleşmeleri inkar etmemiş ancak senetlerin sözleşmelerle ilgisi bulunmadığını, senetlerin nakit borç karşılığı verildiğini ileri sürmüştür. Davacı vekili senetlerin avans olarak verildiğini ispatla yükümlüdür. Bilirkişi raporunda, sözleşmelere konu bedeller ile davacının nakit ödediği 25.000 TL bedel düştükten sonra kalan miktarın senetlerdeki miktarla birebir küsuratıyla örtüştüğü, 1.620 TL bedelli senedin 02/08/2016 tarihli sözleşmeyi karşıladığı beyan edilmiştir.<br> Davalı vekili rapora itirazında da sözleşmeleri inkar etmediğinden, mahkemenin taraflara inkar edilmeyen sözleşmelerdeki imza eksikliğini dikkate alarak karar vermesi yerinde olmamıştır.  Bu durumda takibe konu 2 adet bononun sözleşmeye istinaden verildiği davacı tarafından ispatlanmıştır. Mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre davalı defterlerinde, davaya konu senetlerin nakit borç olarak kayıtlı olmadığı, davalı defterlerine göre davacıdan 17.531,46 Tl alacaklı gözüktüğünden (davacı defterlerinde de 15.000,48 TL borçlu gözüküyor, aradaki farkın 2.530,98 TL faturadan kaynaklandığı, bu faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı anlaşılıyor) Her iki taraf defterindeki birbirini doğrulayan kayıtlara göre, 15.000,48 TL'nın toplam 37.914,00 TL senet bedelinden mahsup edildiğinde, davacının davalıya 22.913,52 TL yönünden davacının davalıya borçlu bulunmadığı tespit edildiğinden, bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, mahkemece yazılı şekilde karar verilmesinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Tüm bu nedenlerle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davacıların icra takibine konu 2 adet senetten dolayı davalıya 22.913,52 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacılar vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2- İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/10/2019 tarih, 2018/65 E., 2019/982 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davanın KISMEN KABULÜNE,Davacıların İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında  icra takibine konu 25.07.2016 tanzim tarihi, 30.08.2016 vade tarihi, 1.620,00 TL bedelli ve 25.07.2016 tanzim tarihli 30.07.2016 vade tarihli 36.294,00 TL bedelli bonolardan dolayı davalıya 22.913,52 TL borçlu olmadığının tespitine, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.565,2 TL karar harcından peşin alınan 426,94 TL'nin mahsubu  ile 1.138,26‬ TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacılar tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 35,90 TL başvurma harcı, 426,94 peşin harç, 5,20 TL vekalet harcı, 900,00 TL bilirkişi ücreti, 103,2‬0 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.471,24‬ TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 889,07 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, <br>4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 13/(1). maddesine göre 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacılara verilmesine, 4/d- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 2.086,48‬ TL vekalet ücretinin davacılardan müteselsilen tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacılar tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 148,60 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 55,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 204,10 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacılara verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 11/12/2023<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"06e3d274c5f50812","SID":"30bb1ec377afcd7b"}}