{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/2140 - 2023/1099<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2021/2140 <br>KARAR NO\t: 2023/1099<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 20/01/2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/73 Esas 2021/42 Karar<br><br>DAVACI\t: \t<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 22/12/2023<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 08/01/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacı vekili, 16.08.2015 tarihinde davalıya zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı dava dışı ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla yaptığı tek taraflı kazada araçta yolcu olarak bulunan davacının ağır şekilde yaralandığını ve malul kaldığını, davalı tarafından davadan önce yapılan 54.406,39 TL ödemenin yetersiz olması nedeniyle yapılan ikinci başvuru üzerine ödeme yapılmadığını belirterek, HMK’nun 107. maddesi gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 200,00 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 14.10.2020 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile geçici ve sürekli işgöremezlik talebini 1.032,04’ye yükseltmiştir. <br>Davalı vekili; kazaya karışan aracın 05.08.2015-05.08.2016 tarihleri arasında zorunlu mali mesuliyet sigortasının davalı sigorta şirketi tarafından yapıldığını,davacının davadan önceki başvurusu üzerine %10 maluliyet raporuna göre 28.09.2017 tarihinde kendisine 54.406,39 TL ödeme yapıldığından bakiye alacağının kalmadığını, aksi halde sorumluluklarının gerçek zarar, sigortalının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğu gözönüne alınarak kusur ve davacının maluliyet yönünden ATK’dan rapor alınmasını, tazminat miktarının aktüer bilirkişi tarafından tespit edilmesini, geçici işgörmezlik talebinin teminat dışı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece davacı tarafça trafik kazasına bağlı olarak karşılanmayan daimi ve geçici iş gücü kaybı tazminatı talep edildiği, 16.08.2015 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu sürücü ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletin tek taraflı kazası sonucu davacının %10 daimi iş gücü kaybına uğrayacak,  4 ay süre ile geçici iş gücünü kaybedecek şekilde yaralandığı, oluşan kazada ... plakalı motosiklet sürücüsünün %100 kusurlu bulunduğu, davacının maluliyeti nedeniyle rapor tarihi (29.02.2020) itibariyle 51.796,71 TL daimi iş gücü tazminatı, 3.641,72 TL geçici iş gücü kaybı tazminatı olmak üzere toplam 55.438,43 TL tazminata hak kazandığı, davalı sigorta şirketince ise davacıya 28.09.2017 tarihinde 54.406,39 TL'lik maluliyet ödemesi yapıldığı, davacı asil tarafından davalının 14.08.2017 tarihinde ibra edildiği, davalı sigorta şirketinin edimi ile davacının hak kazandığı tazminat tutarı arasında açık bir orantısızlık bulunmayıp ibranamenin geçerli olduğu dava dilekçesi, savunma, ödeme dekontu, bilirkişi raporu ve tüm dosya içeriği ile anlaşılmakla davacının davasının reddine karar verilmiş; hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmış, mahkemece 14.09.2021 tarihli ek karar ile kararın kesin olarak verilmiş olduğu gerekçesi ile  davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiş ek karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kararın “kesin” olarak verilmesi ve aynı nedenle istinaf talebinin reddinin hatalı olduğunu, gerekçeli kararın son kısmında kararın kesin olarak verildiği yazılı ise de davanın HMK m. 107 çerçevesinde belirsiz alacak davası olarak açıldığını, dava değeri düşük ise de yasaya belirsiz alacak davası müessesesinin konuluş nedeninin davacıyı bu türden mağduriyetlerden korumaya yönelik olduğunu, HMK’nun 107 maddesi gereğince belirsiz alacak davasında alacağın belirsiz olduğu ve gerçek alacağın başlangıçtaki dava değeri ile sınırlı olmadığı hususu yasadan kaynaklanmakta olup Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin kararında belirsiz alacak davalarında dava değerinin, kesinlik sınırının altında kalması nedeniyle kesin hüküm verilmesinin hatalı olduğuna işaret edildiğini, (Yargıtay 21. H.D. E. 2017/5960 K. 2017/10571 T. 14.12.2017)<br>Dosyaya giren 29.02.2020 tarihli bilirkişi raporunda, davacının kalıcı iş gücü kaybı için 51.796,71 TL, geçici işgücü kaybı için 3.641,72 TL olmak üzere toplam 55.438,43 TL toplam tazminat hesaplanmış olup bu tutardan davadan önce ödenen 54.406,39 TL düşüldüğünde bakiye tazminat tutarının 1.032,04 TL olduğu belirlenmiş olup, bu rapor çerçevesinde davadaki geçici ve iş gücü tazminat talebini 832,04 TL artırarak 1.032,04 TL'ye çıkardıklarını, ancak yerel mahkemece davacıya davadan önce eksik ödeme yapıldığı sabit olmasına rağmen tazminat talebinin reddedilmiş olmasının yasaya aykırı olduğunu, Mahkemenin ret gerekçesi, davadan önce ödenen tutar ile hesaplanan tutar arasında \"açık oransızlık\" bulunmamasına dayanmakta olup davacıya ödeme yapılması için davadan önce ödenen ile dava kapsamında hesaplanan tazminat tutarları arasında \"açık oransızlık\" bulunmamasının neden gerekli olduğu ve bunun yasal dayanağının ne olduğunun anlaşılamadığını, davadan önceki ödemenin eksikliği ya da fazlalığı hususunun 2918 sayılı KTK m. 111’de düzenlendiğini, maddenin lafzından açıkça anlaşılacağı üzere eksik ödemeler için “yetersiz”, fazla ödemeler için ise “fahiş” terimi kullanıldığını, burada yapılan ödemenin biraz değil fahiş derecede fazla olmasından bahsedildiğini,  \"Fahiş\" deyimi fazladan ödemeler için söz konusu iken yetersiz ödeme için sadece ödemenin eksik oluşunun arandığını, somut durumda davadan önceki ödemenin yetersiz olduğu tespit edilmiş olup Yasada kararda yer verilen \"açık orantısızlık\" diye bir kavramın yer almadığını, bu bağlamda yasadaki \"Yetersiz\" ve \"Fahiş\" kavramlarını iyi irdelemeden ve birbirine karıştırarak yorumlayan yerel mahkeme kararının hatalı olduğunu, davacının sakatlığı nedeniyle her işte çalışamaz ve/veya iş bulamaz durumda olduğunu, dosya kapsamında belirlenen 1.032,04 TL iş görmezlik tazminatının davacının içinde bulunduğu ekonomik koşullar açısından çok önemli bir tutar olduğunu,  aktüer hesaplamada teknik faiz kullanılmasının hatalı olduğunu, 2918 Sayılı Yasanın 90 ve 92. maddelerinde 6704 sayılı yasa ile getirilen değişikliklerin AYM'nin 2019/40 Esas - 2020/40 K. Sayılı 17.07.2020 tarihli kararı ile iptal edilmiş olması karşısında teknik faiz kullanılarak yapılan hesaplamaların hukuka aykırı hale geldiğini, tazminat hesabının progresif rant yöntemine göre yapılması gerektiğini,  bu şekilde hesaplanırsa ödenen ve ödenmesi gereken arasındaki farkın çok daha fazla olduğunun ortaya çıkacağını,  maluliyet tespitinin çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranı tespit işlemleri yönetmeliğine göre yapılması gerektiğini belirterek istinaf isteminin kabulü ile 14.09.2021 tarihli ek karar ile 20.01.2021 tarihli yerel mahkeme kararının kaldırılmasına bedel artırım dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE <br>İstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin ek karara yönelik istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; <br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı istemine ilişkindir.<br>Davacı vekili, 16.08.2015 tarihinde davalıya zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı dava dışı ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla yaptığı tek taraflı kazada araçta yolcu olarak bulunan davacının ağır şekilde yaralandığını ve malul kaldığını, davalı tarafından davadan önce yapılan 54.406,39 TL ödemenin yetersiz olması nedeniyle yapılan ikinci başvuru üzerine ödeme yapılmadığını belirterek, HMK’nun 107. maddesi gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 200,00 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 14.10.2020 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile geçici ve sürekli işgöremezlik talebini 1.032,04’ye yükseltmiş; mahkemece davacının kusursuz olması, %10 maluliyet oranı,  4 ay geçici işgörezlik süresi karşılığı (29/02/2020) itibariyle 51.796,71 TL daimi iş gücü tazminatı, 3.641,72 TL geçici iş gücü kaybı tazminatı olmak üzere toplam 55.438,43 TL tazminata hak kazandığı, davalı sigorta şirketince davacıya 28.09.2017 tarihinde 54.406,39 TL'lik maluliyet ödemesi yapıldığı, davacı asil tarafından davalının 14/08/2017 tarihinde ibra edildiği, davalı sigorta şirketinin edimi ile davacının hak kazandığı tazminat tutarı arasında açık bir orantısızlık bulunmayıp ibranamenin geçerli olduğu dava dilekçesi, savunma, ödeme dekontu, bilirkişi raporu ve tüm dosya içeriği ile anlaşılmakla davacının davasının reddine karar verilmiş; davacı vekili tarafından kararın kesin olmadığına, maluliyet oranı ve hesaplama yöntemine yönelik ek karar ve asıl karara karşı istinaf sebepleri ileri sürülmüştür.<br>HMK'nın \"İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar\" başlıklı 341.maddesinin (2) no'lu bendinde, miktar veya değeri binbeşyüz Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu belirtilmiş, 2.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 24.11.2016 tarihli 6763 sayılı \"Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun\"un 41.maddesi ile de, maddede yer alan \"binbeşyüz\" ibaresi, \"üçbin\" şeklinde değiştirilmiş, her takvim  yılı başından geçerli olmak üzere, bu miktarın Maliye Bakanlığınca her yıl için tespit ve ilan edilecek yeniden değerleme oranında artırılması kabul edilmiştir. Buna göre 2021 yılı için  istinaf  kesinlik sınırı  5.880,00 TL olarak belirlenmiştir.   <br>      \tKarar tarihi itibariyle, miktar ve değeri 5.880,00TL'yi geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir.(HMK 341/2) Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda 5.880,00TL'lik kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir.(HMK 341/3) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü 5.880,00TL'yi geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz.(HMK 341/4) <br>Davacı tarafından dava HMK’nun 107 maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak 200 TL sürekli ve geçici işgöremezlik tazminatı talebiyle açılmış 29.02.2020 tarihli bilirkişi raporuyla 51.796,71 TL daimi iş gücü tazminatı, 3.641,72 TL geçici iş gücü kaybı tazminatı olmak üzere toplam 55.438,43 TL tazminat belirlendikten sonra 14.10.2020 tarihli bedel arttım dilekçesi ile sürekli ve geçici işgöremezlik tazminatı 832,04 TL arttırılarak 1.032,04 TL’nin tahsili istenmiştir.Davacının talebi bilirkişi raporu ile belirlendikten sonra yapılan bedel arttırım dilekçesi ile istenilen miktar dolasıyla reddedilen dava değeri karar tarihi itibarıyla kesin olduğundan yerel mahkemece verilen 14.09.2021 tarihli ek kararın dosya kapsamına uygun olduğu, kararın yeterli gerekçe içerdiği, davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı ve ilk derece mahkemesinin 14.09.2021 tarihli ek kararı usul ve esas yönünden yasaya uygun bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 3531-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davacı vekilinin 14.09.2021 tarihli ek karara ilişkin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30 TL’nin mahsubu ile bakiye 210,55 TL. harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir olarak kaydedilmesine, <br>3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-Gider avansından artan kısım varsa karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, <br>5-Kararın tebliği, kesinleştirme,harç ikmali işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 22.12.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye <br>Üye<br>Katip <br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"63c1919b71012057","SID":"8454dd3e874b6211"}}