{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/2122 - 2023/1107<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2021/2122 <br>KARAR NO\t: 2023/1107<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 24/06/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/216 Esas 2021/455 Karar<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 22/12/2023<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 26/12/2023<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI; <br>Davacı vekili, 19.06.2017 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç sürücünün neden olduğu tek taraflı kazada araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını, davalıya yapılan başvuruya rağmen ödeme yapılmadığını, arabuluculuğa başvurduklarını anlaşma sağlanamadığını belirterek HMK.m.107 gereğince belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL sürekli veya ömür boyu bakıcı gideri tazminatı ve 9.800,00 TL daimi iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 10.000,00 TL maddi tazminatın 08.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 01.04.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminat talebini 4.212,18 TL, 9.800,00 TL sürekli iş göremezlik tazminat talebini 118.831,49 TL, 100,00 TL bakıcı gideri talebini 1.777,50 TL olmak üzere toplam maddi tazminat talebini 124.821,17 TL’ye yükseltmiştir.<br>Davalı vekili, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davacının usulüne uygun başvuru yapmadığını, davalı şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında ve poliçe limiti teminatı ile sınırlı olduğunu, davacının müterafik kusurunun olup olmadığının, davalı şirket sigortalısının kusur oranının, hatır taşımacılığı olup olmadığının tespit edilmesinin gerektiğini, olayda hatır taşımasının mevcut olduğunu bu nedenle davalı şirketin sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI;<br>Mahkemece toplanan delillere göre, davanın trafik kazasından kaynaklanan geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderine ilişkin olduğu, davaya konu kazaya sebebiyet veren ... plakalı otobüsün kaza tarihinde davalı sigorta şirketine 45450650 numaralı ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğu, 330.000,00 TL teminat sağladığı, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 10.11.2020 tarih 431 sayılı raporunda; davacının dava konusu trafik kazası nedeniyle; kişinin tüm vücut özür oranının %8 olduğu, sekel halini aldığı ve sürekli olduğu, davacının tedavisine başlanmasından itibaren tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresinin 1 ay olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 3 aya kadar uzayabileceğinin mütalaa edildiği, 03.02.2021 tarihli aktüer bilirkişiden rapor alındığı, bilirkişi raporu dosya kapsamı ve delil durumuna uygun olup, hükme esas alındığı, somut olayda; 19.06.2017 tarihinde ... idaresindeki ... plakalı otobüsün, direksiyon hakimiyetini kaybederek, geçiş yaptığı köprü üstünden düşmesi sonucu araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığı, meydana gelen kazada yaralanan davacının ... plaka sayılı araçta yolcu konumunda bulunduğu, davacının dava konusu trafik kazası nedeniyle tüm vücut özür oranının %8 bakıcı ihtiyaç süresinin 1 ay, iyileşme süresinin 3 ay olduğu, davacı vekilin 05.02.2021 tarihli dilekçesinde dosyanın aktüerya bilirkişisine gönderilerek TRH 2010 yaşam tablosuna göre ve 1.8 teknik faiz ile hesaplama yapılması şeklindeki talebi nazara alınarak dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre ve 1.8 teknik faiz uygulanarak ve uygulanmayarak şeklinde alternatifli rapor hazırladığı, mahkemece davacı tarafın talebi ile bağlı kalınarak(1.8 teknik faiz uygulanarak yapılan hesaplama) hesaplanan aktüer bilirkişi raporuna göre, davacının davalıdan talep edebileceği tazminat bedellerinin geçici iş göremezlik nedeniyle 4.212,18 TL, sürekli iş göremezlik nedeniyle 95.811,17 TL, bakıcı gideri tazminatının 1.777,50 TL olarak hesaplandığı, davacı tarafça sigorta şirketine başvuru dilekçesinin davalıya tebliğ edildiği tarihten tarihten 8 iş günü sonrasına gelen 08.02.2020 tarihinde davalının temerrüde düştüğü, hesaplanan tazminata davalı sigorta şirketine sigortalı aracın ticari araç olması nedeniyle avans faizinin yürütülmesinin gerektiği belirtilerek, davanın kısmen kabulü ile 4.212,18 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 1.777,50 TL bakıcı gideri ve 95.811,17 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 101.800,85 TL'nin 08.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;<br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirketin sorumlu olduğu sigorta teminatının, sorumluluk ilkesi gereği öncelikli olmadığını, Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.8 Tazminat Ödemesinde Öncelikli Sigorta başlıklı maddesinde ''Sigorta sözleşmesinin hiç yapılmamış olması, yapılmış fakat geçersiz hale gelmiş olması, süresinin bitmiş olması veya meydana gelen zararın bu sigorta teminatlarının üzerinde bulunması halinde teminatların üzerinde kalan kısım için; sırasıyla 13.10.1983 tarih ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre yapılması zorunlu olan mali sorumluluk sigortasına ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortasına başvurulur.'' hükmünün olduğunu, kazaya karışan aracın sigortası taşımacılık ilişkisinden kaynaklı sorumluluğu Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında olup, sıralı sorumluluk ilkesi gereğince de Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası sorumluluğunu aşan ölçüde davalı şirketin ZMMS poliçesi ile sorumlu tutulabileceğini, yerel mahkemenin kazaya karışan aracın zorunlu karayolu taşımacılık mali sorumluluk sigortası yönünden öncelikle inceleme yaparak davayı reddetmesi gerekirken zorunlu mali mesuliyet sigortası yönünden davalıyı sorumlu tutmasının yerinde olmadığını, adli tıp raporu ile tespit edilen sürekli iş göremezliğe itiraz ettiklerini, raporda özetle; davacının 19.06.2017 tarihli kazada yaralanması neticesinde; Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe göre kişisel engel oranının %8 olduğu, iyileşme süresinin 3 ay uzayabileceği ve 1 ay süre ile bakıcıya muhtaç olduğu kanaatinin bildirildiğini, 20 Şubat 2019 tarihli ve sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğin “Kurulunun teşkili ve çalışma usulü” başlıklı 6. Maddesinde de “Birden fazla uzmanlık dalını ilgilendiren engel durumlarının tespitinde kurul, kurul başkanı ve aşağıdaki branşlardaki uzman hekimler olmak üzere en az yedi daimi üyeden oluşur: a) İç hastalıkları uzmanı, b) Göz hastalıkları uzmanı, c) Kulak burun boğaz hastalıkları uzmanı, ç) Genel cerrahi uzmanı, d) Nöroloji uzmanı, e) Ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı.” şeklindeki düzenlemeler uyarınca 7 bilim insanından oluşan kurulca tanzim edilmesi gerekirken 3 adli tıp uzmanı bilirkişisince düzenlenen itiraza konu raporun karara esas alınması mümkün olmadığını, meydana gelen kaza nedeniyle davacının geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı giderinden davalı şirketin sorumlu tutulamayacağını, kabul anlamına gelmemek üzere, davalı şirkete usulüne uygun bir başvuru yapılmadığını ve dava şartının gerçekleşmemesi sebebiyle temerrüt tarihinin gerekçeli kararda 08.02.2020 olarak yer almak suretiyle bu tarihten itibaren işleyecek avans faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacının ancak dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz talep edebileceğini ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE;<br>Davalı vekilinin HMK.nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;<br>Davacı vekili, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı otobüs sürücünün neden olduğu tek taraflı kazada araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını belirterek maddi tazminat talep etmiş mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>1-Davalı vekili sıralı sorumluluk ilkesi gereğince de Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası sorumluluğunu aşan ölçüde davalı şirketin ZMMS poliçesi ile sorumlu tutulabileceğini, yerel mahkemenin kazaya karışan aracın zorunlu karayolu taşımacılık mali sorumluluk sigortası yönünden öncelikle inceleme yaparak davayı reddetmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de;<br>4925 Sayılı Karayolu Taşıma Kanununun 18. maddesine göre taşımacılar, yolcuya gelebilecek bedeni zararlar için bu Kanunun 17. maddesinde düzenlenen sorumluluklarını sigorta ettirmek zorundadırlar. Anılan Kanunun 19/son ve Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.8. maddeleri hükümlerine göre, meydana gelen zarar öncelikle taşımacının sorumluluk sigortasından karşılanır. Ancak bu sigortanın hiç yapılmamış olması, yapılmış fakat geçersiz hale gelmiş olması, süresinin bitmiş olması veya meydana gelen zararın bu sigorta teminatlarının üzerinde bulunması halinde teminatların üzerinde kalan kısım için, sırasıyla zorunlu mali sorumluluk sigortasına ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortasına başvurulur. 4925 sayılı yasanın 17. Maddesinin, 26.04.2016 tarih ve 29695 Sayılı R.G. de yayımlanan 14.04.2016 tarih ve 6704 sayılı kanunun 17. Maddesi uyarınca yürürlükten kaldırılmıştır. Davaya konu trafik kazası 19.06.2017 tarihinde meydana gelmiş olup, kaza tarihinde Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali sorumluluk sigortası ile ilgili düzenlemeler yürürlükte olmadığından, mahkemece kazaya karışan aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olan davalı yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>2-Davalı vekili geçici iş göremezlik tazminatından ve bakıcı giderinden sorumlu olmadıklarını ileri sürmüştür.<br>Dava konusu kaza 19.06.2017 tarihinde meydana gelmiş, davalı ... Sigorta Anonim Şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi 17.05.2017-2018 tarihleri arasında geçerli olmak üzere düzenlenmiştir.<br>Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14 Mayıs 2015 gün 29355 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. <br>Olay tarihinde yürürlükte olan 2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. Maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.1.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme ve 92/i maddesinde yer alan “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” düzenlemesi Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarih 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi ve 92. Maddenin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.<br>Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gereğince davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir.<br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. Maddesinde “ Bedensel zararlar tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak belirtilmiş ve bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebileceği belirtilmiştir.<br>Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile; geçici iş göremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli iş göremezlik (kalıcı sakatlık ya da maluliyet) nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir. Geçici iş göremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zararı olup 2918 sayılı KTK.nın 98. Maddesinde belirtilen sağlık hizmet bedeli sayılamayacağı gibi iyileşme süresince meydana gelen ve TBK.nın 54. Maddesinde de sayılan bu zarardan zarar sorumluları KTK.nın 85. Maddesi ve 91. Maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK.nın 98. Maddesinde belirtilen SGK’nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici iş göremezlik zararı ve bakıcı gideri bulunmadığından ve yasa ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi, kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı sigorta şirketinin geçici iş göremezlik zararından ve bakıcı giderinden sorumlu tutulmasında usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir.<br>3-Davalı vekili Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği hükümlerine göre 3 adli tıp uzmanı tarafından düzenlenen maluliyet raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de;<br> Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.<br>Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Mahkemece Yargıtay uygulamasına göre olay tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen maluliyet raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>4-Davalı vekili mahkemece 08.02.2020 tarihinden itibaren avans faize hükmedilemeyeceğini, ancak dava tarihinden yasal faiz talep edilebileceğini ileri sürmüş olmakla, davacının dava açmadan önce sigorta şirketine başvurmuş olması ve davalıya zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı aracın ticari nitelikteki otobüs olması  gözetilerek  avans faiz uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebeplerinin de reddi gerekmiştir.<br>Açıklanan nedenlerle dosyadaki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve istinafa başvuran taraf aleyhine değerlendirme yapılamamasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.nın 353/1.b.1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 6.954,00 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 1.738,5‬0 TL mahsubu ile kalan 5.215,5‬0 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir olarak kaydedilmesine,<br>3-Başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>4-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nun 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK.nın 362/1.a maddesi gereğince miktar itibariyle KESİN olmak üzere 22.12.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t\t\t\t<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip <br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4f09bdd390de87cb","SID":"f255c8961a70a497"}}