{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2022/512 <br>KARAR NO\t: 2023/1273<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/10/2019<br>NUMARASI\t: 2017/448 Esas, 2019/903 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ : 20/12/2023<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında ticari ilişki olduğunu, bu kapsamda müvekkilinin davalıdan cari hesap alacağının bulunduğunu, ancak borcun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına, % 20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının, müvekkili şirket ile imzalamış olduğu 10/07/2016 tarihli fason üretim sözleşmesine aykırı davrandığını, davacı tarafından üretilen ürünlerin ayıplı, eksik ve termin tarihinden sonra teslim edildiğini, davacı tarafından müvekkili hakkında başlatılan takibin haksız olduğunu savnurarak haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, davanın taraflar arasında 10.07.2016 tarihinde akdedilmiş olan Fason Üretim Sözleşmesi gereğince cari hesap ilişkisine dayalı fatura alacağına istinaden  yapılan takibe  itirazın iptali davası olduğu, taraflarca sunulan yasal defterlerin HMK md. 222 uyarınca davacı lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacı defterlerinde 36.563,70 TL ve davalı defterlerinde 6.669.96 TL davacı alacağının olduğu, taraflar arasında ki hesap farkının, davalı tarafça tanzim edilen ancak davacı defterlerinde kayıtlı olmayan 26.09.2016 tarih ... no.lu 30.000,00TL'lik \"reklamasyon\" açıklamalı faturadan kaynaklandığı, reklamasyon faturası dayanağı ile ilgili olarak davalının, dava dışı firma ile yapmış olduğu sözleşmeyi sunduğu, davalının reklamasyon faturasında davacının kaşe ve imzasının bulunduğu, reklamasyon faturasındaki ürünler ile sözlşemede belirlenen ürünlerin aynı ürünler olduğu ve sözleşmenin 10. Maddesi gereğince açık veya gizli ayıp ihbar süresinin 90 gün olarak taraflarca kararlaştırıldığı, davacı tarafın 13.03.2017 takip tarihi itibari ile asıl alacağının 6.669.96 TL olduğu, hükme elverişli kök ve ek teknik bilirkişi heyeti raporundan anlaşıldığı gerekçesiyle, Davanın KISMEN KABULÜ ile takibin 6.669,96 TL üzerinden devamına, asıl alacak 6.669,96 TL'ye takip tarihinden itibaren taleple bağlı kalınarak yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, kabul edilen alacak miktarının %20'si oranındaki 1.333,99 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş karara karşı, davacı vekili istinafa başvurmuştur.Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, dosyada 14.12.208 tarihli kök rapor ve 11.04.209 tarihli ek rapor olmak üzere iki kez bilirkişi incelemesi yapıldığını, her iki bilirkişi raporu ile de davalı şirket tarafından dosyaya sunulmuş olan ürün ile müvekkili tarafından üretilen ürünün aynı olduğunun tespit edilemediğini, yine davalı şirketin müvekkili şirkete ayıp ihbarında bulunduğuna ilişkin herhangi bir delilin dosyaya ibraz edilmediğini, davalı şirketin, müvekkiline cari hesaptan kaynaklı olan ödemenin yapılamayacağını sadece sözlü olarak bildirdiğini, sonrasında da reklamasyon faturası adı altında 26.09.2017 tarihli bir faturanın bırakıldığını, ancak bu faturanın neye ilişkin olduğuna dair hiçbir bilgi verilmediği gibi müvekkili şirket tarafından da neden böyle bir reklamasyon faturası düzenlenmiş olduğunun anlaşılamadığını, bu nedenle iş bu faturanın müvekkili tarafından noter kanalıyla iade edildiğini, müvekkiline hiçbir şekilde ayıp ihbarı yapılmadığını, bilirkişi heyet raporunun “V.Teknik Değerlendirme” başlıklı bölümünün c) bendinde, “Dava dosyasına sunulan ürünün dava konusu olan S1731-1732 malın cinsi numarasına ait olup olmadığı tespit edilememiştir” değerlendirmesi yapıldığını, bilirkişi heyetinin böyle bir değerlendirmede bulunmasının doğal olduğunu, çünkü davalı şirket tarafından dosyaya sunulmuş olan ürünün kesinlikle müvekkili tarafından imal edilen ürün olmadığını, müvekkili tarafından üretilen ürünün RPT olarak başka firmalar tarafından da üretildiğini, davalının, yargıyı yanıltmak amacıyla elindeki başkaca bir tane arızalı ürünü dosyaya sunduğunu, yine kök raporda ve teknik değerlendirmelerde, davalının iddia ettiği ayıpla ilgili dava öncesinde davacı tarafa herhangi bir ihbarda bulunulmadığı, diğer bir ifade ile davalı tarafça sunulu üründeki ayıbın açık ayıp olduğu bu itibarla davacının ürünleri teslim ettiği anda ayıbın belirlenmesinin söz konusu olabileceği, davalının reklamasyon faturasının 26.09.2016 tarihli olduğu ancak davacı tarafa 14.10.2016 tarihi öncesinde tebliğ edildiğini ispat edici mahiyette herhangi bir vesaikin bulunmadığı, dosya kapsamında davalının reklamasyon faturası tanzimi haricinde davacıya ayıp ile ilgili TTK hükümleri çerçevesinde 8 günlük yasal sürede ayıp ihbarında bulunduğunu ispat edici mahiyette vesaik sunulmadığı yönünde tespitler yapıldığını, bilirkişi raporlarının iddialarını ispatlar nitelikte olduğunu, buna rağmen yerel mahkemenin hatalı olarak ve haksız yere, müvekkili ile ilgisi olmayan ürünlere dair düzenlenmiş olan reklamasyon faturasını kabul etmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar vermesinin kabul edilemez olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dava açık hesap ticari ilişkiden kaynaklı bakiye alacağın tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkin olup, davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Davacı vekili, taraflar arasında açık hesap ticari ilişki bulunduğunu, davalının bakiye borcunu ödemediğini yaptıkları takibe haksız itiraz edildiğini belirterek, itirazın iptalini talep etmiş, davalı, taraflar arasında fason üretim sözleşmesi bulunduğunu, davacı yüklenicinin sözleşmeye aykırı davrandığını, davacının ayıplı üretim yaptığını, davacının üretimini yaptığı ürünleri kendi müşterilerine gönderdiklerini ancak ayıp nedeniyle müşterilerinin bir kısım ürünleri iade ederek bedelini fatura ettiklerini, kendilerinin de davacıya reklamasyon faturası adı altında bunu yansıttıklarını, borçlarının olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Taraflar arasında yazılı fason üretim adı altında ticari ilişki bulunduğu, davacı yüklenicinin sözleşme ile bir kısım fason üretim işini yaptığı buna ilişkin faturaları düzenleyerek davalıya gönderdiği, davacı faturalarının her iki taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, her iki taraf ticari defterlerinde kayıtlı davalı ödemeleri düşüldüğünde taraf ticari defterleri arasında sadece davalı tarafça düzenlenen reklamasyon fatura bedeli kadar uyuşmazlık bulunduğu, davalı tarafça düzenlenen uyuşmazlığa konu reklamasyon faturasının davacı tarafça iade edildiği anlaşılmaktadır.Davadaki uyuşmazlık işin ayıplı olup olmadığı, miktarı ve bedeline yöneliktir.Eser sözleşmesi ilişkisinde ayıp, yüklenicinin meydana getirip iş sahibine teslim ettiği eserde bulunan sözleşme ve fenne aykırılıklardır. Başka bir ifadeyle ayıp,  sözleşme ve eklerinde kararlaştırılan ve iş sahibinin beklediği amaca göre eserde bulunması gereken bazı vasıfların bulunmaması ya da olmaması gereken bazı bozuklukların bulunması şeklinde tanımlanmaktadır Eser sözleşmesinde ayıbın varlığını, niteliğini( açık ayıp - gizli ayıp), derecesini, miktarını ve bedelini ispat yükü iş sahibine aittir.  Ayıbın varlığını ve niteliğini belirleme teknik incelemeyi gerektiren ve her türlü delille ispatlanabilen hususlardandır.Davalı tarafça sunulan reklamasyon faturası davacı yüklenici tarafından iade edilmiş olup ayıp savunmasını da tek başına ispata yeterli değildir. Davalının ayıp savunması konusundaki delilleri araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken sadece reklamasyon faturasının kabul edilerek eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olmuştur.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı  vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/10/2019 tarih, 2017/448 Esas, 2019/903 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, \t4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 20/12/2023 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.<br>MUHALEFET ŞERHİ Taraflar arasında imzalanan fason üretim sözleşmesinin 10. Maddesinde ürünlerdeki açık ve gizli ayıplardan yüklenicinin sorumluluğunun ürünlerin iş sahibinin müşterilerine tesliminden itibaren 90 gün olduğunun kararlaştırıldığı, davalı tarafça düzenlenen ihtilafa konu 26/09/2016 tarihli 30.000 TL bedelli reklamasyon faturasının altının davacı şirketçe kaşe ve imzalanmak suretiyle teslim alındığı, fatura içeriğinin davacı tarafça kabul edildiği, davacı her ne kadar bu faturayı ticari defterlerine işlemeyip 17/10/2016 tariihli ihtarname ile davalıya iade etmiş ise de bunun sonuca etkili olmadığı, söz konusu reklamasyon fatura bedeli düşüldüğünde davacının mahkeme kararında belirtilen kadar alacağı olduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmadığından  davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi gerektiği görüşünde olduğumdan çoğunluk görüşüne katılmıyor muhalif kalıyorum.<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d04644f205386e71","SID":"7ac705191dde66aa"}}