{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2023/1101 <br>KARAR NO\t: 2023/1115<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 06/04/2023<br>NUMARASI\t: 2022/26 Esas, 2023/328 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali - Menfi Tespit<br>B. DAVANIN KONUSU: Tazminat<br>KARAR TARİHİ  22/11/2023<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :Davacı-birleşen davalı vekili ASIL DAVADA, müvekkili ile davalılar ... Müşterek Teşebbüs Ortaklığı’nın ... Şantiyesinde yapılan binanın cam cephe ile kaplanması hususunda sözleşme imzalandığını, işlerin bedelinin 510.000,00 TL olarak kararlaştırıldığını, bu bedelin 270.000,00 TL + KDV'sinin zemin üstü 3. Kattan 155 m2'lik bir daire olarak ve kalan 240.000,00 TL'sinin de çek ile verilmesinin kararlaştırıldığını, yine sözleşmede müvekkilinin söz konusu işi yapmamasına karşılık daire değerinin iki misli tutarında ve müvekkiline verilecek çeklerin tutarında teminat senedi verilmesi konusunda tarafların anlaşmaya vardıklarını, müvekkilinin daireye karşılık 540.000,00 TL ve verilen çeklere karşılık 285.000,00 TL olmak üzere iki adet teminat senedini davalılara verdiğini, müvekkilinin sözleşmenin imzalanmasından sonra binaya ait özel ölçülerde cam siparişini verdiğini, cam firmasıyla cam için ödenecek 270.000,00 TL'sine karşılık olarak davalıların kendisine verecekleri daireyi verme konusunda anlaşmaya vardığını, davalıların sözleşmenin imzalandığı tarihte sözleşmede belirtilen daireyi müvekkiline vermedikleri için temerrüde düştüğünden dairenin müvekkiline teslim edilmesi gereken tarihte borçlarını ödeme tarihine kadar vade farkını da müvekkiline ödemek zorunda olduklarını, alacağın tahsili amacıyla davalılar aleyhine icra takibi yapıldığını, davalıların borca itiraz ederek takibin durmasına neden olduklarını belirterek, davalıların icra takibine haksız itirazlarının iptaliyle takibin devamına, takibe konu 379.660,00 TL alacağın asıl alacağa işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak taraflarına ödenmesine, davalılara teminat olarak verilen 540.000,00 TL ve 285.000,00 TL tutarlı iki adet teminat senedinin işin tamamlanması ve davalılara teslim edilmesi nedeni ile hükümsüz kaldığından iptali ile müvekkiline iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı-birleşen davacılar ... Tic.A.Ş. ve ....Ltd.Şti vekili cevabında, icra takibi ve davanın tamamen haksız ve dayanaksız olduğunu, yetki itirazında bulunduklarını, açılan davanın itirazın iptali davası olduğunu, itirazın iptali davasında hem zarar ziyana yönelik istemde, hem de menfi tespit davası niteliğinde teminat senedinin bedelsizlik ve iadesini talep ettiğini, işbu davada teminat senetlerinin konu edilemeyeceğini, davanın bu açıdan reddi gerektiğini, davacının kendi kusurundan hak yaratamayacağını ve tek taraflı olarak ayni bir edimi nakdi edime çeviremeyeceğini, sözleşmeden kaynaklanan edimlerini hem süresinde ifa etmediğini, hem de ayıplı ve eksik yaptığını, sözleşme koşulları ve projeye aykırı yapılan işin sorumlusunun davacı olduğunu, işinin ehli müdebbir bir tacir gibi hareket etmeden davalıların edim ifa etmesini bekleyemeyeceğini, davalıların edimlerinin çoğunu ifa ettiklerini, davacının ediminin eksik ve ayıplı olması nedeni ile 3. Şahsa 180.500,00 TL ödenerek aynı işi yaptırmak zorunda kaldıklarını, 4 aylık işin 3,5 sene sürmesi nedeni ile inşaatın geciktiğini, davacının fatura dahi düzenlemediğini, ticari kayıtlarda dahi alacaklı değil iken bu alacakların muaccel hale de gelmeyip talep edilemeyeceğini, konunun davalılara 100.000,00 TL civarı vergi zayii yaratması ve VUK açısından davacının mesuliyetinin ayrı bir mesele olduğunu, ayıplı ifa nedeni ile zarara uğratıldıklarını, inşaatın gecikmesine neden olduklarını, bütün bu hallerin ihtar edilmesi, tespit yaptırılması ve davacıya bildirilmesine rağmen davacının görevlerini ifa etmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı-birleşen davacı ...Tic.AŞ vekili cevabında, davacının davasını dayandırdığı sözleşmenin ...Teşebbüsü ile ... arasında imzalandığını, müvekkili firmanın davada taraf sıfatı bulunmadığını, davanın bu yönden reddinin gerektiğini,  davacı tarafın kendi edimini gereği gibi yerine getirmediğini, müvekkilinin bundan dolayı doğmuş ve doğacak zararları nedeni ile her türlü dava ve talep haklarının saklı tutulduğunu, müşterek teşebbüsün sözleşme gereği kendine düşen yükümlülüklerine uyduğunu, davacıya gereken çalışma ortamının sözleşme tarihinde hazır olarak sunduğunu, ancak davacının kendi üzerine düşen edimleri yerine getirmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı-birleşen davacılar vekili BİRLEŞEN DAVA dilekçesinde, davalının ... isimli projede Alüminyum Üzeri Dış Cephe Cam Giydirmesi, PVC doğrama, camlı alüminyum küpeşte işlerinin yapılması işini yükümlendiğini, davalının sözleşmeyi çok yönlü olarak ihlal ettiğini ve müvekkillerini zarara uğrattığını, buna göre; davalının iş teslimi yapmadığını, eksik ve ayıplı ifa yaptığını, bir kısım imalatı hiç yapmadığını, bunların yeniden yapılabilmesinin imkansız olduğunu, işin süresinde yapılmamasının, eksik ve ayıplı yapılması nedeniyle inşaatta daire başına değer kaybına neden olunduğunu, ifa edilmeyen edimler nedeniyle davacının bu imalatları yeniden bedel ödemek suretiyle 3. şahıslara yaptırdığını, bu zararlarının tazmini gerektiğini, yeniden yapılması imkansız edimlerin tespiti ve ödenmesi gerektiğini, davalıya yapılan ödemelerin faturasının eksik tanzim edildiğini, bundan dolayı KDV zararlarının olduğunu, ayrıca davalının çalışanlarının SSK ödemesini davalı yapmadığı için müvekkili tarafından yapıldığını belirterek, davalı tarafından eksik ve ayıplı yapılan ifa nedeniyle 3. Şahıslara yaptırılan işlere ilişkin şimdilik 100.000,00 TL, bu nedenle dairelerin satış fiyatlarındaki düşüklükten dolayı şimdilik 135.000,00 TL, davalıya ödemeleri için fatura düzenlenmemesi sebebiyle uğranılan zarara ilişkin şimdilik 7.000,00 TL, davalı çalışanları için SGK'ya ödenen şimdilik 8.000,00 TL olmak üzere toplam 250.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı-birleşen davacılar vekili 27/02/2017 tarihli dilekçesiyle, davalarında 100.000,00-TL olarak talep ettikleri \"eksik yapılan işlemler sebebi ile ödenen bedellerin iadesi\" taleplerine 92.079.50-TL ilave yaparak, bu taleplerine ilişkin olarak davalarını \"davacı-karşı davalıdan 192.079,50 TL'nin tahsiline karar verilmesi” şeklinde ıslah ettiklerini belirtmiştir.Davacı-birleşen davalı vekili cevabında, sözleşmeye uygun olarak yapılan ve teslim edilen iş nedeniyle eser sahibinin alacaklı olamayacağının açık olduğunu, davacıların sırf ödemeyi geciktirmek için, sözleşmedeki yükümlülükleriyle uzaktan yakından ilgisi olmayan (çoğu sözleşme dışı, başkalarına yaptırılan imalatlara ait) fatura ve belgelerle, alacak) talebinde bulunduklarını, davacıların bu davada öne sürdükleri iddialarını itirazın iptali davasında da ileri sürdüklerini, davacıların itirazlarının haksız olduğunun itirazın iptali davasında ortaya çıkacağını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece ilk olarak  2010/195 E - 2019/159 K sayılı kararla, asıl davanın kısmen kabulü ile, 270.000,00 TL'nin dava tarihinden avans faiziyle davalılardan tahsiline, menfi tespit talebinin atiye bırakılması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile, eksik ve ayıplı iş bedeli olarak  162.779,24 TL ve 7.000,00 TL KDV alacağı olmak üzere toplam 169.779,24 TL'nin davalıdan dava tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı tüm taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 2021/61 E - 2021/353 K sayılı kararı ile, asıl dava sözleşmeye dayalı yüklenicinin iş bedelinin tahsili için başlattığı icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olmasına rağmen, mahkemece itirazın iptali yönünden bir hüküm kurulmadığı, alacak davası şeklinde karar verildiği, hüküm alacak davası gibi kurulduğundan, asıl davada talep edilen icra inkar tazminatı ile ilgili olarak da bir hüküm kurulmadığı, gerekçede de buna dair olumlu veya olumsuz bir değerlendirme yapılmadığı, asıl dava bakımından HMK'nın 26.maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesi dışına çıkılarak bir karar verildiği gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının öncelikle bu sebeple usul yönünden kabulü ile, kararın HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince kaldırılmasına, mahkemece asıl dava bakımından taleple bağlı kalınarak yeniden esas hakkında bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, kaldırma gerekçesine göre taraf vekillerinin diğer istinaf sebepleri değerlendirilmemiştir.Bu kaldırma kararı sonrasında ilk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama neticesinde 2021/262 E - 2021/450 K kararla, asıl dava yönünden; itirazın 270.000,00 TL asıl alacak üzerinden kısmen iptaline, icra takibindeki fazlaya ilişkin taleplerin reddine, icra inkar tazminatı talebinin reddine, menfi tespit talebinin atiye bırakılması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dava yönünden; davanın kısmen kabulü ile, eksik ve ayıplı iş bedeli olarak  162.779,24 TL ve 7.000,00 TL KDV alacağı olmak üzere toplam 169.779,24 TL'nin davalıdan dava tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı da tüm taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 2021/2676 E - 2021/2288 K sayılı kararı ile, davacı-birleşen davalı ve davalı-birleşen davacı vekillerinin asıl davaya yönelik istinaf başvurularının reddine karar verilmiş, birleşen davaya yönelik istinaf itirazları yönünden ise; taraflar arasında düzenlenen sözleşmede imalât bedeli götürü olarak kararlaştırıldığından yüklenicinin hak ettiği bakiye iş bedelinin, 3. Kişiye yaptırıldığı belirlenen eksik ve ayıplı işlerin sözleşmeye konu toplam işe oranı tespit edilmek suretiyle, fiziki oran yöntemine göre hesaplanması ve birlikte ifa kuralı da gözetilerek her bir dava yönünden ayrı ayrı kendi içinde karara bağlanması gerektiği, 22/11/2016 tarihli bilirkişi raporundaki hesaplamanın bu usule uygun olmadığı, davalı-birleşen davacı vekilince yapılan ıslah sadece bedel artırımını içeren kısmi ıslah mahiyetinde olduğundan, dava dilekçesindeki tazminatın istenme sebebini değiştirecek mahiyette, yani davanın tamamen ıslahı şeklinde kabul edilemeyeceği, buna göre, bilirkişi heyetince, birleşen davadaki eksik ve ayıplı işler bedeli talebinin, sadece dava tarihi öncesinde 3.kişiye yaptırıldığı belirtilen ve buna dair sunulan fatura kapsamındaki işlerin, sözleşemeye konu işe ilişkin olduğu belirlenenleri bakımından değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle, taraf vekillerinin birleşen davaya ilişkin istinaf başvurularının sadece açıklanan bu sebeple kısmen kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.<br>Bu kaldırma kararı sonrasında ilk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama neticesinde İSTİNAFA KONU KARARLA, istinaf kararı uyarınca mahkememizce asıl davaya ilişkin kurulan hükümde hukuka aykırılık tespit edilmediğinden önceki ilamda yazan gerekçelere dayanıldığı, istinaf ilamı doğrultusunda birleşen dosya davacısı iş sahibinin eksik ve ayıplı iş bedeli talebine ilişkin olarak, raporu hükme esas alınan bilirkişi heyetinden alınan 22/03/2023 tarihli ek raporun hükme esas alındığı, bu rapor uyarınca eksik ve ayıplı iş bedelinin hesaplandığı ancak prekast sisteminin sökülüp takılması işleminden yüklenicinin sorumluluğuna ilişkin olarak alternatifli hesaplama yapıldığı, buna göre; ayıplı ve eksik imalatın sözleşme bedeline oranının %10 olarak hesaplandığı, dava konusu sözleşme fiyatları ile KDV hariç olmak üzere eksik ve ayıplı imalat tutarının %10 x 510.000 TL = 51.000,00- TL olarak bulunduğu, bu miktarın birleşen dava tarihindeki (24.03.2010) karşılığının TC Merkez Bankası Enflasyon Hesaplama Programından faydalanılarak 63.493,00-TL olarak hesaplandığı, bilirkişi heyeti tarafından su ve buhar kesici ve yangın – duman önleyici elemanların yapılması için dış cephedeki prekast elemanların da sökülüp yeniden yapılmasına karar verilmesi halinde ise davalı – birleşen dosya davacısının sözleşme tarihi itibarı ile 152.008,26,-TL talep edebileceğinin hesaplandığı, dosya kapsamı itibariyle yapılan değerlendirme neticesinde; prekast imalatının, yüklenicinin, sözleşmede yapımını üstlendiği işler arasında olmadığı, dolayısıyla iş sahibi ayıplı imalatlar için belirlenen orana göre hesaplanan tutarın üzerinde bir talepte bulunamayacağından, bilirkişinin, prekast söküm ve montajıyla ilgili  (88.515,26 TL) bedelinin hesaplamaya dahil edilmediği, bu açıklamalar ışığında; eksik ve ayıplı işler dolayısıyla davacının talep edeceği miktarın 63.493,00 TL olarak kabul edildiği, 22/11/2016 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ve yapılan itirazlar üzerine alınan 11/09/2017 tarihli 2. Ek raporda yapılan açıklama ve tespitler göz önünde bulundurulduğunda, davacı-birleşen davacının eksik fatura düzenlemesinden dolayı davalı-birleşen davacının 7.092,00-TL KDV zararı oluştuğu anlaşıldığından, birleşen davada buna dair talep edilen 7.000,00-TL tazminat talebinin de yerinde görüldüğü, fazlaya ilişkin taleplerin yerinde görülmediği gerekçesiyle, esas davanın kısmen kabulü ile; Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyasına davalı-birleşen dosya davacısı tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile 270.000 TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren avans faiz uygulanmak suretiyle takibin devamına, icra takibine konu fazlaya ilişkin taleplerin reddine, her ne kadar taraflar arasında götürü usulde bedel belirlendiği için alacak likit kabul edilse de; davalı iş sahibinin ödemeden ayıp dolayısıyla kaçındığı, alınan bilirkişi raporu ile de ayıp hususunun ve miktarının belirlendiği, dolayısıyla davalı iş sahibinin itirazında haksız olmadığı anlaşılmakla icra-inkar tazminatı talebinin reddine, menfi tespit talebinin atiye bırakılması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın kısmen kabulü ile, eksik ve ayıplı iş bedeli olarak 63.493,00 TL ve 7.000,00 TL KDV alacağı olmak üzere toplam 70.493,00 TL'nin birleşen dava tarihinden itibaren uygulanacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl davada hükmedilen bakiye iş bedelinin ve birleşen dosyada hükmedilen tazminat alacağının TBK 97 uyarınca birlikte ifa kuralı gereği infaz aşamasında değerlendirilmesine, karar verilmiştir.Bu karara karşı da tüm taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı-birleşen davalı vekili istinafında, asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen icra takibiyle talep ettikleri 30.369,75 TL vade farkı faturası alacağı ve (70.000 TL asıl alacağın 27.02.2008 tarihinden icra takip tarihine kadarki 79.291,23 TL işlemiş avans faizi alacağı taleplerinin reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, birleşen davanın tamamen reddi gerektiğini, davalının eksik ve ayıp iddialarının tamamen gerçek dışı olduğunu, bilirkişilerin, davacı iş sahipleri lehine ayıplı imalat bedeli hesaplamasının uzman olmamalarından kaynaklandığını, Mahkemece tayin edilen son bilirkişi heyetinin, cam cephenin üzerine monte edildiği prekastların ayıplı olduğunu beyanla, bunların sökümü ve yeniden montajı için bedel hesapladığını, oysa, prekastların müvekkili tarafından yapılmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmede de prekast imalatı bulunmadığını, davalıların, (birleşen davada) yüklenici müvekkilinin, \"duman kesici\" ve \"şap altı sacı\" koymadığını iddia ettiklerini, Mahkemece tayin edilen son bilirkişi heyetinin de bunlar için \"eksik imalat bedeli\" hesapladığını, oysa, (iş sahiplerinin belirlediği örnek dairede) keşif sırasında, şap altı sacın mevcut olduğunun, duman kesici levhanın ise yerinden sökülmüş olduğunun tespit edildiğini, keşiften sonra dava dosyasına sunulan, 29.03.2011 tarihli Bilirkişi raporunda; “cephe döşeme birleşimlerinde yangın-şap altı sacının uygulanmasında bir yapım hatası, eksikliği söz konusu değildir.” şeklinde görüş belirtildiğini, esasen, Türkiye genelinde, cephe cam giydirme imalatlarının bir çoğunda, duman kesici levha konulmadığı gibi, 15-20 cm ebadındaki bu metal levhaların değerinin birkaç dolardan ibaret olduğunu, Mahkemenin tayin ettiği son bilirkişi heyetinin, duman kesici plakaların montajı için iskele kurulması gerektiğinden bahisle astronomik iskele bedeli hesapladığını, bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde, iskele kurulmasının teknik ve fiziki açıdan mümkün olmadığının ve gereksiz olduğunun açıklandığını, yargılama sırasında, davalıların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığını ve defterlerin noter tasdiklerinin yapılmadığının (delil değerinin olmadığının) bilirkişi tarafından tespit edildiğini, birleşen davada, davacıların delil olarak dava dosyasına sundukları faturaların tamamının, taraflar arasında uyuşmazlık çıktıktan sonra, büyük çoğunluğunun da icra takibinden sonraki tarihlere ait olduğunu, bu faturalara itibar edilemeyeceğini, birleşen davada, davacıların mahkeme kanalıyla yaptırdıkları tespitlerin dahi, davacıların alacağının olmadığını kanıtlamakta olduğunu, B.Çekmece Asliye Hukuk Mah. 2009/127 Değ. İş sayılı tespit dosyasında, 23.03.2009 tarihli Bilirkişi Raporunda, (davalıların ajandasındaki el yazısı notların, birebir bilirkişi raporuna geçirilmesi suretiyle, Davalı iş sahibi, bu notları delil listesine eklemiştir), davalıların tek yanlı beyanları esas alınarak, “42.185 TL eksiklik” belirtildiğini, bu tespitten 11 ay sonra yeniden mahkemeye müracaat ederek tespit başvurusunda bulunduklarını, B.Çekmece 3.Asliye Hukuk Mah. 2010/16 Değişik İş sayılı tespit dosyasında, “işin tamamlanmış olduğunun, sadece (bir-kaç dolarlık) silikon eksikliği, bu (sözde) eksikliklerin de 10.000 TL ye giderilebileceğinin” belirtildiğini, birleşen davada, davacıların eksiklik ve ayıp iddiaları hukuki temelden yoksun olduğundan, yüklenici müvekkili, sözleşme konusu işi eksiksiz ve kusursuz olarak tutanakla davacıların şantiye şefine (...'ye) teslim etmiş olduğundan, herhangi bir eksiklik ve ayıp bulunmadığından birleşen davanın tamamen reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, dava konusu olayda, ayıplı işlerin olduğu kabul edilse dahi, ayıp oranının, götürü bedelin tamamı esas alınarak değil, ayıplı olduğu iddia edilen işe tekabül eden tutar esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, birleşen davada davacılar (iş sahibi) ile yüklenici müvekkilinin 3 farklı işin (strüktürel cam cephe giydirme, PVC doğrama, Alüminyum doğrama) yapımı konusunda sözleşme imzaladıklarını, iş sahiplerinin, bu işlerden, PVC doğrama ve alüminyum doğrama işleri konusunda hiçbir ayıp iddiası bulunmadığını, ayıp iddialarının sadece \"cam cephe giydirme\" işine yönelik olduğunu, cephe cam giydirme işinin, (510.000 TL+ KDV olan) toplam tutar içindeki oranının %21,5 olup 109.888 TL'ye tekabül ettiğini, kaldırma kararındaki hesap yöntemine göre, (ayıp iddiası olmayan işlerin bedeli götürü bedelden düşülerek) ayıplı olduğu iddia edilen cam cephe giydirme imalatı işinin tamamı 109.888,00 TL olduğuna göre, bu işin tutarının %10'unun (10.988,80 TL) tazminine karar verilmesi gerektiğini belirterek,  asıl ve birleşen davalara ilişkin kararların kaldırılarak, asıl davalarının icra takibiyle talep ettikleri 30.369,75 TL vade farkı faturası alacağı ve (70.000 TL asıl alacağın 27.02.2008 tarihinden icra takip tarihine kadarki 79.291,23 TL işlemiş avans faizi alacağı taleplerinin de kabulüne karar verilmesini, birleşen davanın öncelikle tamamen reddine karar vermesini, aksi halde 10.988,80 TL üzerinden kabulüne karar vermesini talep etmiştir.Davalı-birleşen davacılar ... ve ... vekili istinafında; birleşen dava yönünden; 22.03.2023 tarihli bilirkişi raporundaki dava konusu  eksik ve ayıplı imalatın  toplam imalat içindeki payının % 10 olduğuna dair görüşünün kabul edilemeyeceğini, bu oranın son derece düşük olduğunu, davalı/yüklenicinin dava konusu 27.10.2007 tarihli sözleşme ile üstlendiği cam cephe giydirme işinin doğası gereği bir önceki yapı işlemini de içine almakta, bu işlemdeki eksik ve ayıpların doğal olarak yapılan cam cephe giydirme işini de etkilemekte olduğunu, hal böyle iken davalı/yüklencisinin  PVC doğrama ve alüminyum doğram işlerini üstlenmediği, sözleşmesinde bu işleri yapmak için bir yükümlülüğünün bulunmadığı yönündeki beyanlarının da basiretli bir tacir sıfatına haiz olan davalı/yüklenici yönünden kabul edilebilir olmaktan çok uzak olduğunu, davalı/yüklenicinin yaptığı işin ehli ve uzmanı sıfatıyla üstlendiği işi ciddi anlamda olumsuz etkileyebilecek tüm unsurları edimsel yükümlülük  ilişkisi içinde bulunduğu tarafa ihbar ve ihtar etmesi gerektiğini, davalı/yüklenicinin dosya kapsamındaki tüm beyanlarında \"su ve buhar kesici ve yangın-duman önleyici imaatların dolayısıyla prekast elemanların yapım işinin\" kendilerine ait  olmadığını, 27.10.2007 tarihli sözleşme ile bu işlerin ardından cam cephe giydirme işini üstlendiklerini ifade ettiğini, dava konusu binada iki büyük sorun olarak yer alan prekast sistemi ve cam cephe giydirme işlerinin birbiri ardında yapılan işler olduğunun, bu iki iş arasında bir başka işin yapılmadığının davalı/yüklenici tarafından açıkça kabul edilmekte olduğunu, davalı/yüklenicinin uzman sıfatıyla yaptığı işi en iyi koşulları sağlayarak/iş sahibinin ondan beklediği amaca uygun olarak yapmakla mükellef olup, bu koşulların sağlanmaması halinde işe başlamama hakkına da haiz olduğunu, hal böyle iken bir önceki basamaktaki eksik ve ayıplı işler dikkate alınmadan sadece yapmış olmak için iş yapan davalı/yüklenicinin 27.10.20107 tarihli sözleşmedeki eksik işlerini yapabilmesi için prekast elemanlarının sökülüp yeniden montajından kaynaklanan 88.515,26.-TL tutarından da sorumlu olmasının ticari teamüllere de son derece uygun olduğunu, müvekkilinin dava konusu alacak miktarını ve haklı taleplerini etkileyen bu konu irdelenmeden tesis edilen kararın kabul edilemeyeceğini, ayrıca davalı/yüklenicinin Borçlar Kanunu hükümleri gereği edimlerini süresi içinde yerine getirmediği, eksik ve ayıplı işlerin tamamlanmaması ve bu durumun sözleşmesel ilişkiyi ne şekilde yansıdığı gözardı edilerek, salt yapılan işlerin bedeli üzerinden oransal hesaplama yapılmasının kabul edilemeyeceğini, yapılan oransal hesaplamaya bu çok yerinde itirazlarının da katılması gerektiğini, asıl dava yönünden, Yerel Mahkeme tarafından davacı-birleşen dava davalısının talepleri BK md 81 hükmü yönünden irdelenmeden hüküm tesis edilmiş olmasının başlı başına bozma nedeni olduğunu, dava konusu ihtilafta irdelenmesi gereken hususun, tarafların sözleşmesel edimlerini ifa edip etmedikleri ve ayrıca  ifaya hazır olup olmadıkları noktası olduğunu, müvekkilleri tarafından karşı tarafa gönderilen tüm ihtarlarda asıl dava davacısının sözleşmesel yükümlülüklerini ifaya davet edildiğini, süreler verildiğini ancak asıl dava davacısının tüm uyarı ve ihtarlara rağmen sözleşmesel yükümlülüklerini eksik ve ayıplı olarak sözleşme ile tanınan sürenin çok üzerinde bir zaman aralığında yerine getirdiğini, yapılan yargılamada bu çok önemli konu üzerinde durulmadığını, davacı-birleşen dava davalısının müvekkillerine karşı sözleşmesel borçlarını  zamanında ifa edip etmediği, ayıplı ve eksik ifa olup olmadığı, eylemlerinin  inşaatın gecikmesine sebep olup olmadığı ve bu çerçevede müvekkillerin maddi zarara uğrayıp uğramadığı irdelenmeden tek taraflı olarak  hüküm kurulmasının kabul edilebilir olmadığını belirterek, istinaf istemlerinin kabulü ile birleşen dosya yönünden verilen kararın kaldırılmasına, 22.03.2023 tarihli bilirkişi raporunun 2.seçeneği gözetilerek yeniden hüküm tesisine, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde ise yeniden karar verilmek üzere dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesine, esas dava yönünden ise istinaf sebeplerinin kabulü ile yerel mahkeme kararın kaldırılması ile talebin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı-birleşen davacı ... vekili istinafında; asıl dava yönünden: davacının taraflar arasındaki sözleşmeye uygun bir şekilde işi yapmayıp, eksik ve ayıplı olarak bıraktığını, bu nedenle iş bedelinin tamamını hak edemeyeceğini, yapmış olunan işler kadarıyla sınırlı olmak üzere ayıp ve eksik iş bedellerin düşülmesi ve ayrıca ayıp ve eksik işlerin 3.kişilere tamamlattırılması nedeniyle uğramış oldukları zararlarının da tenzili ile davacının var ise hak edişinin belirlenmesi gerektiğini, oysa ki yerel mahkeme, davacı işi tamamlamışcasına değerlendirme yaparak eksik ödenen iş bedeli olan 270.000,00-TL'nin tahsiline hükmedildiğini, bu durum dosya gerçeği ve fiili durum ile örtüşmediğinden hatalı kararın bozulması gerektiğini, birleşen dava yönünden: istinaf kaldırma kararı sonrasında bilirkişi kurulundan alınan 08.11.2022 tarihli 3.Ek Raporda hatalı ve eksik hesaplama yapıldığını ve haklı tespit ve itirazlarının gözardı edildiğini, davalı yüklenici ...'ın sözleşmesel taahhütlerini yerine getirmemiş olması ve  eksik ve ayıplı işler yapmış olması nedeniyle; davacı müvekkili tarafından yapılan eksik ve ayıplı imalat ile yine yüklenici davacı- birleşen dosya davalısı yüklenici ... tarafından yapılmayan su ve buhar kesici ve yangın-duman önleyici elemanların yapılmaması nedeniyle başka bir firmaya yaptırılmış olan prekast elamanlarının sökülüp yeniden montajının yapılması gerekeceğinden kök raporda KDV dahil 48.457,88-TL + (88.515,26.-TL + 33.197,98-TL = 143.621,62-TL) = 192.079,5032 -TL alacak tespit edildiğini ve belirlenecek oranda bunların da esas alınması gerektiğini, bilirkişi kurulunun  iş bedeline göre oranlama yaparken; 1. Seçenek:  \"Sadece ayıplı ve eksik imalatın değerlendirilmesi\" başlığı altında; kök raporunda olduğu gibi ayıplı ve eksik imalatları belirlemeyip, herhangi bir hesap ve tablo oluşturmadan, ayıplı ve eksik imalatın sözleşme bedeline oranının % 10 olarak tahmin ve takdir edildiğini, bu oranın çok düşük olduğunu, sözleşme fiyatları ile KDV hariç olmak üzere eksik ve ayıplı imalat tutarının %10 x 510.00,00-TL= 51.000,00-TL bulunduğunu, bu miktarın da T.C Merkez Bankası Enflasyon Hesaplama Programından faydalanarak 27.10.2008 tarihinden birleşen dava tarihi olan 24.03.2010 tarihindeki karşılığının 63.493,00-TL olarak hesaplandığını, bu hesaplamanın hatalı olduğunu, itirazlarının yerel mahkemede göz ardı edildiğini, 2.Seçenekte ise; yukarıda tespit edilen 63.493,00-TL'ye ilaveten, davacı yüklenici ... tarafından, su ve buhar kesici ve yangın-duman önleyici elemanların yapılmadığı belirlenmiş olduğundan; bu imalatın yapılabilmesi için dış cepheye, davalı-birleşen dosya davacısı ortaklık tarafından başka bir firmaya yaptırılmış olan prekast elamanları sökülüp yeniden montajının yapılması gerekmekte olduğu tespit edildiğinden, sökülüp yeniden yapılacak olan işlerin, dava tarihi itibari ile imalat tutarı 88.515,26.-TL ilave edilerek 152.008,26-TL + KDV = 179.369,75-TL alacak bedeli bulunduğunu, ancak su ve buhar kesici mebran imalatı ve montajı + yangın ve duman kesici galvaniz kaplamalı levha imalatı ve montajı yapım bedeli  için harcanan 22.243,20 $'ın dava karşılığı olan dava tarihi itibariyle 33.197,98.-TL'nin ilave edilmediğini ve atlandığını, Yerel mahkemece %10 oranına itirazlarının kabul görmemesi halinde fazlaya ilişkin tüm hukuki hakları saklı kalmak üzere 2.hesaplama seçeneğinin baz alınması gerektiğini, bunlara ek olarak, her ne kadar BAM kararında; \"birleşen davada talep edilen,davacı-birleşen davalı çalışanları için ödendiği iddia edilen 8.000,00.-TL SSK primi talebinin reddine karar verilmesine ilişkin olarak kaldırma kararımız sonrasında verilen yeni karara ilişkin sunulan istinaf dilekçelerinde bir istinaf itirazı bulunmamaktadır.\" şeklinde hüküm kurulmuşsa da müvekkili adına yapılan istinaf  dilekçelerinde: \"Birleşen Dava Yönünden Kısmen Red Edilen Taleplerimiz Yönünden\" başlığı altında 2.2 maddesinde, \"SGK nezdinde birleşen dosya davacılarının işyerinde taşeron olarak faaliyet gösteren davalı yüklenicinin (...) işçilerinin, ödenmeyen sigorta bedellerinin iş ortaklığı tarafından ödendiği hususları SGK kayıtları ile sabit olup, bu husustaki delillerin toplanması ile alacağın varlığı sabit olacağından bu yöndeki eksikliğin giderilmesi gerektiği açıktır.\" şeklinde istinaf itirazında bulunulduğunu, yerel Mahkeme tarafın itirazları göz önünde tutularak dosyanın yeniden ek rapora gönderildiğini ancak 22.03.2023 tarihli Bilirkişi Kurulu 4.Ek Raporunda da itirazlarının giderilmediğini, ayrıca 10.04.2023 tarihli duruşmaya elektronik yolla katılma talep edilmiş ve kabul edilmişse de mahkemece bağlantı sağlanmadığını, Mahkemece, dosyaya sunulu itirazlar gözardı edilmiş ve  dosyada yüksek mahkeme denetimine elverişli rapor elde edilmeden davalı-birleşen dosya davacıları aleyhine karar verildiğini, Yerel mahkeme karar gerekçesinin ise dosya kapsamında bilirkişi raporlarına yapılan itirazlarını karşılar içerikte olmadığını, TBK 97.maddesinde: \"VI. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde 1. İfada sıra \"Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir.\" düzenlenmesi bulunduğunu, hal böyle olunca davacı kendi edimini yerine getirmemiş olduğundan bakiye iş bedelini talep hakkı bulunmadığını, kararın bu şekilde infazı hukuken mümkün olmadığından bozulması gerektiğini, ayrıca yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden de asıl dava ve birleşen dosya yönünden hatalı karar verildiğini belirterek, kararın; asıl ve birleşen dava yönünden istinaf sebepleri ile re'sen tespit edilecek istinaf sebepleri doğrultusunda bozularak ortadan kaldırılmasını, haklı talepleri doğrultusunda yeni bir hüküm kurulmasını, asıl dava yönünden davanın reddine, birleşen dava yönünden davadaki taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Asıl dava, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sy. B.K.'nın 355 vd. maddelerinde düzenlenen \"binanın cam cephe kaplaması\" işine ilişkin eser sözleşmesi kapsamında, davacı yüklenicinin davalı adi ortaklıktan (3 ayrı kişiden), sözleşmede kararlaştırılan toplam 510.000,00 TL'lik bedelden bakiye kalan (Daire bedeli) 270.000,00 TL'nin ve gecikmeden kaynaklanan (kendi alacaklılarına ödemek zorunda kaldığı) 30.369,75 TL vade farkı ödemeleri ile 79.291,23 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 379.660,98 TL'nin davalılardan tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazların iptali ile davalılara verilen 540.000,00 TL ve 285.000,00 TL'lik teminat senetlerinin hükümsüz kaldığından iptali talebine ilişkindir.Birleşen dava, davalının sözleşmeyi çok yönlü ihlal ettiği, iş teslimi yapmadığı, eksik ve ayıplı ifa yaptığı, bir kısım imalatı hiç yapmadığı, bunların yeniden yapılmasının imkansız olduğu, kalan işlerin ve eksik ayıplı işlerin 3.kişilere yaptırıldığı, davalıya yapılan ödemelerin faturasının eksik düzenlendiği, bu nedenle KDV zararı oluştuğu iddiasıyla, 3.şahıslara yaptırılan işlerden veya yapılan ödemelerden dolayı (ıslahla)  192.079,50 TL'nin, dairelerin satış fiyatlarındaki davalıdan kaynaklı zarara ilişkin olarak şimdilik 135.000,00 TL'nin, 285.000,00 TL tutarındaki ödemeleri karşılığında faturalarının düzenlenmemesi sebebiyle uğranılan zarar karşılığı olarak şimdilik 7.000,00 TL'nin ve davalı çalışanları için ödenen şimdilik 8.000,00 TL SSK prim bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili talebine ilişkindir.Taraflar arasında imzalanan 27/10/2007 tarihli sözleşmede, sözleşme bedeli 510.000,00 TL + KDV olmak üzere götürü usule göre belirlenmiş, bu bedelin 270.000,00 TL'sinin yükleniciye daire olarak verileceği, bakiye 240.000,00 TL'sinin ise çek ile ödeneceğini kararlaştırılmıştır. Sözleşmeye konu iş yapılıp iş sahibine teslim edilmesine rağmen, sözleşmede yükleniciye verileceği taahhüt edilen daire yükleniciye teslim edilmemiştir.Asıl davadaki, davalılara verilen 540.000,00 TL ve 285.000,00 TL'lik teminat senetlerinin hükümsüz kaldığından iptali talebi yargılama sırasında atiye bırakılmış ve kaldırma kararı öncesinde mahkemece verilen 2021/262 E - 2021/450 K sayılı kararla, bu menfi tespit talebinin atiye bırakılması sebebiyle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup, taraflarca o karara karşı yapılan istinaf başvurularında bu yönden bir istinaf itirazında bulunulmadığından bu karar her iki taraf içinde bağlayıcı hale gelmiştir.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 2021/61 E - 2021/353 K sayılı kaldırma kararı sonrası, Mahkemece yeniden yapılan yargılama neticesinde verilen 2021/262 Esas - 2021/450 Karar sayılı kararda, asıl dava yönünden; itirazın 270.000,00 TL asıl alacak üzerinden kısmen iptaline, icra takibindeki fazlaya ilişkin taleplerin reddine, icra inkar tazminatı talebinin reddine, menfi tespit talebinin atiye bırakılması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, taraf vekillerince bu karara karşı yapılan istinaf başvuruları neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 2021/2676 E - 2021/2288 K sayılı kararı kararıyla; \"Taraflar arasındaki sözleşmenin 4.maddesindeki düzenlemeden anlaşılacağı üzere, sözleşme bedelinin 270.000,00 TL'lik kısımına karşılık gelen bir adet dairenin sözleşme tarihinden itibaren yükleniciye teslim edilmesi gerekmektedir. Davalı-birleşen davacı iş sahibi tarafça bu yükümlülük dava tarihine kadar yerine getirilmediğinden, asıl davaya ilişkin icra takibinde talep edilen daire karşılığı 270.000,00 TL'lik alacağın yerinde olduğu anlaşılmaktadır. Ancak, söz konusu daire verme borcu para borcu olmayıp verme borcu olduğundan, bu borca ilişkin olarak işlemiş faiz ve davacının kendi alacaklılarına ödemek zorunda kaldığı vade farkı ödemeleri bakımından tazminat talep edebilmek için öncelikle, davalı-birleşen davacı tarafın usulüne uygun ihtarname ile temerrüte düşürülmesi gerektiğinden, dosyada buna dair bir ihtarname bulunmadığından, sözleşmedeki düzenlemenin tek başına teslim tarihi itibariyle işlemiş faiz talebinde bulunmaya hak kazandırmayacağından, asıl davaya konu icra takibinde talep edilen 30.369,75 TL vade farkı ödeme bedeli ile 79.291,23 TL işlemiş faiz taleplerinin yerinde olmadığı, mahkemece bu taleplerin reddine dair verilen kararın doğru olduğu anlaşılmıştır. Davalı-birleşen davacılar ... vekili istinafında, asıl davaya ilişkin yetki itirazlarının dikkate alınmadığı belirtilmiş ise de, ilk derece mahkemesince 14/05/2010 tarihli duruşmada, davalılardan ikisinin ikametgahları göz önünde bulundurularak bu itiraz reddedilmiş olup, davalıların ikametgahları göz önünde bulundurulduğunda yetkiye ilişkin itirazın yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Asıl davaya ilişkin olarak, davalı iş sahibinin ödemeden ayıp dolayısıyla kaçınması, alınan bilirkişi raporu ile de ayıp hususunun belirlenmesi, takipteki bakiye iş bedeli dışındaki kalemler yönünden davanın reddedilmiş olması hususları göz önünde bulundurulduğundan, icra-inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş olması da yerinde görülmüştür.\" gerekçesiyle, davacı-birleşen davalı ve davalı-birleşen davacı vekillerinin asıl davaya yönelik istinaf başvurularının reddine karar verilerek mahkemenin bu değerlendirmelerinin ve kabulünün yerinde olduğu kabul edilmiş olduğundan, sadece birleşen davaya yönelik olarak verilen kısmi kaldırma kararı sonrasında verilmiş bulunan istinafa konu kararda, asıl davaya ilişkin olarak \"önceki ilamda yazan gerekçelere dayanılarak\" aynı şekilde verilen karara yönelik olarak taraf vekillerince yapılan istinaf başvurularının aynı gerekçe doğrultusunda reddine karar verilmesi gerekmiştir.Taraf vekillerinin birleşen davaya ilişkin istinaf itirazları değerlendirildiğinde ise; Mahkemece, kaldırma kararı doğrultusunda birleşen dosya davacısı iş sahibinin eksik ve ayıplı iş bedeli talebine ilişkin olarak, raporu hükme esas alınan bilirkişi heyetinden alınan 22/03/2023 tarihli ek rapor esas alınarak yazılı olduğu şekilde birleşen davadaki eksik ve ayıplı işler bedeli talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, son kaldırma kararımızda belirtildiği üzere, taraflar arasında düzenlenen sözleşmede imalât bedeli götürü olarak kararlaştırıldığından yüklenicinin hak ettiği bakiye iş bedelinin, 3. Kişiye yaptırıldığı belirlenen eksik ve ayıplı işlerin sözleşmeye konu toplam işe oranı tespit edilmek suretiyle, fiziki oran yöntemine göre hesaplanması gerektiği halde, söz konusu ek raporda ise tespit edilen eksik ve ayıpların işin tamamına göre belirlenen %10 oranına göre KDV hariç olan sözleşme bedeli 510.000,00 TL üzerinden bulunan 51.000,00 TL'nin birleşen dava tarihine güncellenerek 63.493,00 TL'lik bir bedelin bulunduğu ve Mahkemece de bu bedelin hükme esas alındığı, eksik ve ayıplara ilişkin olarak işin tamamına göre belirlenen %10'luk oran dosya kapsamına ve kaldırma kararımıza uygun olmakla birlikte, sonrasında bu oran esas alınarak KDV hariç sözleşme bedeli üzerinden bulunan miktarın birleşen dava tarihine güncellenmesine dair hesabın kaldırma kararına uygun olmadığı, sözleşme götürü bedelli olduğundan ve sözleşme bedeli 510.000,00 TL + KDV olarak kararlaştırıldığından, sözleşme bedelinin KDV dahil 601.800,00 TL olarak dikkate alınarak %10'luk eksik ve ayıp bedelinin belirlenmesi ve bir güncelleme yapılmaması gerektiği, bu şekilde hesaplama yapıldığında ise bulunan bedelin 60.180,00 TL olduğu ve birleşen davada talep edilen eksik ve ayıplı işler bedeli olarak bu miktarın hükme esas alınması gerektiği, davadaki talebin sadece dava öncesi 3. Kişiye yaptırıldığı belirtilen eksik ve ayıplı işlere ilişkin olması göz önünde bulundurulduğunda bilirkişi raporlarında bahsi geçen \"prekast elemanlarının sökülüp yeniden montajının yapılması gerekliliğine\" ilişkin masraf bedelinin eksik ve ayıplı işler oranında dikkate alınmamış olmasının da yerinde olduğu anlaşıldığından, taraf vekillerinin birleşen davaya ilişkin istinaflarının bu bakımdan kabulü ile kararın, birleşen davada talep edilen eksik ve ayıplı işler bedeli bakımından bu miktar esas alınarak düzeltilmesi gerekmiştir.Birleşen davadaki diğer talepler (7.000,00 TL KDV zararı tazminatı, dairelerin satış fiyatlarındaki davalıdan kaynaklı zarara ilişkin 135.000,00 TL ve davalı çalışanları için ödenen 8.000,00 TL SSK prim bedeline) bakımında ise, Mahkemece verilen 2021/262 Esas - 2021/450 Karar sayılı kararıyla, 7.000,00 TL KDV zararı tazminatı talebinin kabulüne, diğer tazminat taleplerinin reddine dair verilen karara karşı taraf vekillerince yapılan istinaf başvuruları neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 2021/2676 E - 2021/2288 K sayılı kararı kararıyla; \"Yukarıda açıklandığı üzere, sözleşmenin 4. maddesi uyarınca davalı-birleşen davacı iş sahipleri, öncelikli edimleri olan, devretmeyi taahhüt ettikleri daireyi davacı-birleşen davalı yükleniciye süresinde devretmediklerinden, yüklenicinin teslim borcunu zamanında yerine getirmemesi sebebiyle borçlu temerrüdü hükümlerinden yararlanamayacak ve bu sebeple talepte bulunamayacaklarından, birleşen davadaki, dairelerin satış fiyatlarındaki davalının gecikmesinden kaynaklı oluştuğu iddia edilen  zarar talebinin reddine karar verilmiş olması yerinde görülmüştür. Birleşen davada talep edilen, davacı-birleşen davalı çalışanları için ödendiği iddia edilen 8.000,00-TL SSK primi talebinin reddine karar verilmesine ilişkin olarak, kaldırma kararımız sonrasında verilen yeni karara ilişkin sunulan istinaf dilekçelerinde bir istinaf itirazı bulunmamaktadır. 22/11/2016 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ve yapılan itirazlar üzerine alınan 11/09/2017 tarihli 2. Ek raporda yapılan açıklama ve tespitler göz önünde bulundurulduğunda, davacı-birleşen davacının eksik fatura düzenlemesinden dolayı davalı-birleşen davacının 7.092,00-TL KDV zararı oluştuğu anlaşıldığından, birleşen davada buna dair talep edilen 7.000,00-TL tazminatın kabulüne karar verilmiş olması yerinde görülmüştür.\" şeklinde değerlendirme yapılmış olduğundan, sadece \"birleşen davaya konu eksik ve ayıplı işler bedeline yönelik olarak\" verilen kısmi kaldırma kararı sonrasında, birleşen davadaki söz konusu diğer taleplere ilişkin olarak (aynı şekilde yapılan değerlendirme neticesinde) verilen son karara yönelik olarak taraf vekillerince yapılan istinaf başvurularının aynı gerekçeler doğrultusunda reddine karar verilmesi gerekmiştir.Her ne kadar davalı-birleşen davacı ... vekilince istinaf dilekçesinde, müvekkili adına yapılan istinaf  dilekçelerinde: \"Birleşen Dava Yönünden Kısmen Red Edilen Taleplerimiz Yönünden\" başlığı altında 2.2 maddesinde, \"SGK nezdinde birleşen dosya davacılarının işyerinde taşeron olarak faaliyet gösteren davalı yüklenicinin (...) işçilerinin, ödenmeyen sigorta bedellerinin iş ortaklığı tarafından ödendiği hususları SGK kayıtları ile sabit olup, bu husustaki delillerin toplanması ile alacağın varlığı sabit olacağından bu yöndeki eksikliğin giderilmesi gerektiği açıktır.\" şeklinde istinaf itirazında bulunulduğu halde kaldırma kararında bunun aksinin belirtildiği ileri sürülmüş ise de, önceki istinaf dilekçeleri incelendiğinde davalı-birleşen davacı Bengisu vekilince bu itirazın Mahkemece ilk olarak verilen 2010/195 E - 2019/159 K sayılı ilk karara karşı sunulan istinaf dilekçesinde dile getirildiği, bu kararın kaldırılması sonrasında verilen 2021/262 E - 2021/450 K sayılı 2. karara karşı sunulan istinaf dilekçesinde böyle bir itiraza yer verilmediği görülmüş olup, davalı-birleşen davacı .... vekilinin bu istinaf itirazı yerinde bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, taraf vekillerinin birleşen davaya ilişkin istinaflarının \"eksik ve ayıplı işler bedeli bakımından\" kısmen kabulü ile yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince sadece bu yönden kaldırılarak, kararın, birleşen davada talep edilen eksik ve ayıplı işler bedeli bakımından 60.180,00 TL esas alınarak düzeltilmesi suretiyle yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş, taraf vekillerinin asıl davaya ve birleşen davadaki diğer talep kalemlerine yönelik istinaf başvurularının ise, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 2021/2676 E - 2021/2288 K sayılı kararıyla Mahkemenin aynı yöndeki önceki (2021/262 Esas - 2021/450 Karar sayılı) kararı yerinde görülmüş olduğundan, aynı gerekçe doğrultusunda reddine karar verilmiş ve bu yönlere ilişkin ilk derece mahkemesi hükümleri aynen korunmuş, asıl davaya ilişkin karar kaldırılmadığından ona ilişkin mahkemece verilen yargılama gideri ve vekalet ücreti hükümleri de aynen korunmuş, birleşen davaya ilişkin hüküm kaldırılıp Dairemizce yeniden hüküm kurulduğundan yargılama giderleri yeniden takdir edilmiş ve vekalet ücretleri de güncel tarifeye göre yeniden belirlenmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;A)1-Taraf vekillerinin asıl davaya ve birleşen davadaki diğer talep kalemlerine yönelik istinaf başvurularının REDDİNE,2-Taraf vekillerinin birleşen davaya ilişkin istinaflarının \"eksik ve ayıplı işler bedeli bakımından\" KISMEN KABULÜNE, 3-BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 06/04/2023 tarih ve 2022/26 Esas, 2023/328 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,4-Esas davanın kısmen KABULÜ ile; Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyasına davalı-birleşen dosya davacısı tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile 270.000 TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren avans faiz uygulanmak suretiyle TAKİBİN DEVAMINA, İcra takibine konu fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE,5-Her ne kadar taraflar arasında götürü usulde bedel belirlendiği için alacak likit kabul edilse de; davalı iş sahibinin ödemeden ayıp dolayısıyla kaçındığı, alınan bilirkişi raporu ile de ayıp hususunun ve miktarının belirlendiği, dolayısıyla davalı iş sahibinin itirazında haksız olmadığı anlaşılmakla esas davadaki icra-inkar tazminatı talebinin REDDİNE,6-Esas davadaki Menfi Tespit talebinin atiye bırakılması sebebiyle karar verilmesine YER OLMADIĞINA,7-Birleşen davanın kısmen KABULÜ ile, Eksik ve ayıplı iş bedeli olarak 60.180,00 TL ve 7.000,00 TL KDV alacağı olmak üzere toplam 67.180,00 TL'nin birleşen dava tarihinden itibaren uygulanacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara VERİLMESİNE, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 8-Asıl davada hükmedilen bakiye iş bedelinin ve birleşen dosyada hükmedilen tazminat alacağının TBK 97 uyarınca birlikte ifa kuralı gereği infaz aşamasında değerlendirimesine,B) İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN  ASIL DAVA YÖNÜNDEN;1-Alınması gereken 18.443,70 TL harçtan, peşin alınan 3.695,00 TL, icra veznesine yatırılan 1.942,80 TL ve önceki karar sonrası harç tahsil müzekkeresi ile tahsil edilen 11.233,41 TL harç toplamı 16.871,21‬ TL  harcın mahsubu ile bakiye 1.572,49 TL harcın asıl dosya davalılarından alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,2-Davacı tarafından yapılan 3.695,00 TL'lik peşin harç gideri ile 15,6 TL'lik başvuru harcı giderinin davalılardan alınarak -tahsilde tekerrür etmemek üzere- DAVACIYA VERİLMESİNE,3-Davacı tarafından yapılan 12.350 TL bilirkişi ücreti, 477,50 TL keşif ücreti, 600,68 TL tebligat-posta giderini toplamı olan 13.428,18‬ TL yargılama giderinin davanın kabul oranına göre 9.548,77 TL'sinin asıl dosya davalılarından alınarak -tahsilde tekerrür etmemek üzere- DAVACIYA VERİLMESİNE, bakiyenin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,<br>4-Davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereği hesaplanan 40.800,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan alınarak -tahsilde tekerrür etmemek üzere- DAVACIYA VERİLMESİNE,5-Davalılar vekil ile temsil edildiklerinden yürürlükte olan AAÜT gereğince hesaplanan 17.449,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak -tahsilde tekerrür etmemek üzere- DAVALILARA VERİLMESİNE,BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN;1-Alınması gereken 4.589,06 TL nispi karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin ve ıslah olarak yatırılan  5.284,99 TL harçtan  mahsubu ile bakiye 695,93 TL harcın karar kesinleştiğinde istek halinde davacı tarafa İADESİNE, kaldırma kararı öncesi esas olan 2021/262 E.sayılı dosyasından verilen karara ilişkin olarak 2021/450 karar no, 2021/305 harç nolu harç tahsil müzekkeresi ile ilgili birleşen dosya davalısı ... adına adına tahakkuk ettirilen 7.884,00 TL harcın Büyükçekmece Vergi Dairesi'nce tahakkuk ettirildiği anlaşıldığından ilgili harcın işlem yapılmaksızın iadesi için müzekkere yazılmasına,2-Davacılar tarafından yatırılan 3.712,50 TL'lik peşin harç ile 1.572,49 TL ıslah harcının davalıdan alınarak -tahsilde tekerrür etmemek üzere- davacılara VERİLMESİNE, 3-Davacı  ...İnş. Şti. tarafından yapılan 2.600,00 TL yargılama giderinden davanın kabul/red oranına göre (%19,63) takdiren 510,38 TL'nin davalıdan alınarak -tahsilde tekerrür etmemek üzere- bu davacıya VERİLMESİNE, bakiye miktarın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,4-Davacılar ... şirketleri tarafından yapılan 12.405,2‬0 TL'lik yargılama giderinden davanın kabul/red oranına göre (%19,63) takdiren 2.436,22 TL'nin davalıdan alınarak -tahsilde tekerrür etmemek üzere- bu davacılara VERİLMESİNE, bakiye miktarın davacılar üzerinde BIRAKILMASINA,5-Davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 17.900,00  TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak -tahsilde tekerrür etmemek üzere- davacılara VERİLMESİNE,6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 43.234,86 TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak -tahsilde tekerrür etmemek üzere- davalıya VERİLMESİNE,<br>7-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDENASIL DAVA;1-Davacı-birleşen davalıdan alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 89,95 TL istinaf karar harcının davacı-birleşen davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 2-Davacı-birleşen davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,3-Davalı-birleşen davacılar ... Tic. Ltd. Şti. ve ... Tic. A.Ş.'den alınması gereken 18.443,00 TL nisbi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 4.610,9‬0 TL harcın mahsubu ile bakiye 13.832,10 TL harcın bu davalı-birleşen davacılardan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Davalı-birleşen davacılar ... Tic. Ltd. Şti. ve ... Tic. A.Ş. tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerilerinde BIRAKILMASINA,5-Davalı-birleşen davacı .... Tic. Ltd. Şti.'den alınması gereken 18.443,00 TL nisbi istinaf karar harcından, peşin olarak yatırılan 4.629,9‬0 TL harcın mahsubu ile bakiye 13.813,10 TL harcın bu davalı-birleşen davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 6-Davalı-birleşen davacı .... Tic. Ltd. Şti. tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, BİRLEŞEN DAVA; 1-Davalı-birleşen davacı .... Tic. Ltd. Şti. tarafından yatırılan  179,90 TL istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE, 2-Davalı-birleşen davacı ... Tic. Ltd. Şti. tarafından yapılan 492,00  TL istinaf  yargılama giderinin davacı-birleşen davalıdan alınarak davalı-birleşen davacı .... Tic. Ltd. Şti.'ne VERİLMESİNE, 3-Davalı-birleşen davacılar ... Tic. Ltd. Şti. ve ... Tic. A.Ş. tarafından yapılan 179,90 TL istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendilerine İADESİNE, 4-Davalı-birleşen davacılar ... Tic. Ltd. Şti. ve ... Tic. A.Ş. tarafından eksik yatırılan 492,00 TL istinaf başvuru hacının davacı-birleşen davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,5-Davacı-birleşen davalı  tarafından yatırılan 1.084,30 TL nispi istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE,6-Davacı-birleşen davalı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf yargılama giderinin davalı-birleşen davacılardan alınarak davacı-birleşen davalıya VERİLMESİNE,7-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 22/11/2023  tarihinde oybirliği ile karar verildi.   <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d98461bbd2ec733c","SID":"ea46c776be08661e"}}