{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2021/772 <br>KARAR NO\t\t: 2024/34<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15.03.2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/1161 E. - 2021/172 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 10.01.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 10.01.2024<br><br>\tİzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 15.03.2021 tarih 2019/1161 E. - 2021/172 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, mülkiyeti davacıya ait ... plakalı ... idaresindeki araç Bornova-Alsancak karayolunda seyir halinde iken hatalı şekilde hiçbir güvenlik önlemi almadan yolun en sol şeridine park etmiş olan ... plakalı araca çarptığını, kazaya ... plakalı araç sürücüsünün sebebiyet verdiğini, İzmir 8.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/79 D.İş sayılı dosyasında aldırılan bilirkişi raporu ile hasar bedelinin toplam 124.289,40 TL, değer kaybının da 20.000 TL olduğunun tespit edildiğini, davalı sigorta şirketine yapılan başvuruya cevap verilmediğini belirtip fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla kısmi dava olarak ikame edilen davada hasar bedeli olarak şimdilik 5.000 TL nin temerrüt tarihinden itibaren, değer kaybı olarak şimdilik 5.000 TL nin temerrüt tarihinden itibaren davalıdan tahsiline, İzmir 8.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/79 D.İş sayılı dosyasında yapılan 873,90 TL nin yargılama gideri olarak davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavacı vekili 25.12.2020 tarihinde sunmuş olduğu ıslah dilekçesi ile, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak toplamda 10.000,00 TL harca esas gösterdikleri araçta meydana gelen hasar bedeli ve değer kaybından kaynaklanan tazminat alacaklarını 25.000,00 TL daha artırarak 35.000,00 TL alacağın 04.09.2019 temerrüt tarihinden itibaren en yüksek ticari avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili, belirsiz alacak davası açmada davacının hukuki yararı bulunmadığından\"hukuki yarar yokluğu\"nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, usulsüz yapılan tespit raporunun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, her durumda davacının taleplerinin miktar bakımından kabulünün mümkün olmadığını belirtip kazanın davacının iddia ettiği şekilde meydana geldiği somut delillerle ispat edilmediğinden ve her halükarda meydana gelen hasar ile varlığı iddia edilen kaza arasında uyumsuzluk bulunduğundan başvurunun reddini, kazanın oluşumunda sigortalı araç kusursuz olduğundan başvurunun reddine karar verilmesini beyan etmiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre,  15/04/2019 tarihinde meydana gelen trafik kazasında sürücü ...'nin sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile seyir halinde iken alkolün etkisi ile dikkatsiz ve tedbirsiz şekilde seyir etmesi ve takip mesafesini korumadığı için önünde aniden duran araca arkadan çarpması neticesinde 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/1-B, 56/1-C ve 48/5 maddelerini ihlal etmesi nedeniyle %65 oranında asli ve tam kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü ...'ün ise dörtlüleri yakmadığından dikkatsiz ve tedbirsiz davranarak 2918 Sayılı Karayolları Kanunu'nun 47/1-D ve 60/1-B maddelerini ihlal etmesi nedeniyle %35 oranında tali kusurlu olduğu, davacı tarafa ait ... plakalı araçta KDV dahil 124.289,40 TL hasar ve 20.000 TL değer kaybı olmak üzere toplam 144.289,40 TL gerçek hasar meydana geldiği, aracın rayiç değerinin 250.000 TL, hurda değerinin 150.000 TL olması ve hasar miktarının araç rayicinin %50 sini aşması nedeniyle pert total olarak  değerlendirilmesinin teknik ve ekonomik açıdan uygun olduğu bu nedenle araçtaki gerçek hasarın 100.000 TL olarak değerlendirilmesi gerektiği, kusur oranına göre davacı aracında oluşan hasar tazminat tutarının 35.000 TL olarak tespit edildiği anlaşılmakla, açılan davanın kabulü ile 35.000 TL nin temerrüt tarihinden itibaren ticari faizi ile davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, yargılama aşamasında gerek cevap dilekçesi gerekse bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde belirtilen savunmaların yok sayıldığını, kararın gerekçesiz oluşturulduğunu, adil yargılanma hakkının zedelendiğini, başvuru şartı yerine getirilmediğinden davacının taleplerinin esasa girilmeksizin reddi gerektiğini, davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusur oranı sigortalı araç sürücüsünün kazadaki etkisi gözetildiğinde olduğundan yüksek verildiğini, tazminata ilişkin olarak eksik inceleme sonucu tanzim edilen bilirkişi raporunda belirlenen rayiç değere, hasara ve sovtaj değerine ilişkin tespitlerin hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, bu husustaki tespit ve talepleri kabul anlamı içermemek kaydıyla belirlenen rayiç değer de fahiş olmakla birlikte, rayiç değerin neye göre belirlendiği, piyasadaki hangi araçların rayiç değer bakımından esas alındığı, bu hususta herhangi bir araştırma yapılıp yapılmadığı hususlarının da belirsiz olduğunu, talep edilen delil tespit giderlerinin makul giderler kapsamında olmadığını, ıslah edilen konu rakam için ancak ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilebileceğini, değer kaybı bakımından taleplerin reddi gerektiğini, faizin yasal faiz yerine ticari faiz olarak hükmedilmesinin yerinde olmadığını, işletenin sorumlu tutulamayacağı bir faiz türünden, onun sorumluluğunu üzerine alan trafik sigortacısının sorumlu tutulabilmesinin mümkün olmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, 15.04.2019 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle kazaya karışan aracın ZMMS sigortasını düzenleyen davalıdan kaza nedeniyle davacının aracında oluşan hasar bedeli ve değer kaybı bedeline yönelik tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t26.04.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanunun 5. maddesiyle değişik 2918 sayılı Kanunun 97. maddesi ile zarar görenin, dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği düzenlenmiş, aynı değişiklikle sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar görenin dava açabileceği belirtilmiştir.  HMK'nın 114. maddesinde dava şartları gösterilmiş, 115/2. maddesindeki “Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.” şeklindeki düzenleme gereğince,  eksik  olan  bir  dava şartı, belirli bir süre verilerek giderilebilecek ise hakim tarafından eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilmesi gerekir. Bu süre içinde dava şartı eksikliği tamamlanmaz ise dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmelidir. HMK'nın 114. maddesinde gösterilen dava şartı olarak belirlenen bir çok hususun tarafça giderilebilecek bir noksanlık olarak görüldüğü madde gerekçesinden de anlaşılmaktadır. Aynı maddenin 2. fıkrası \"Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu\" belirtilmiştir. Yargıtay 4. ve 17.Hukuk dairelerinin yerleşik uygulamalarında   KTK'nın 97. maddesinde düzenlenen , dava şartının tamamlanabilir dava şartı olduğu, kabul edilmektedir. Somut olayda, davacı tarafça, davadan önce, tespit mahkemesinde alınan bilirkişi raporunun davalı tarafa tebliğ edildiği, davalı sigorta şirketine başvurunun yapıldığı, mahkemeye tüm belgelerin sunulduğu ve rapor alınarak karar verildiği anlaşılmakla, dava şartı eksikliği bulunmadığından, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerinde değildir. <br>\tDosyada alınan 17/06/2020 tarihli bilirkişi raporunda, davalı tarafa ait ... plakalı araç sürücüsünün %35 oranında tali kusurlu, davacı tarafa ait ... plakalı araç sürücüsünün %65 oranında asli kusurlu olduğu, dava konusu ... plakalı araçta kaza nedeniyle yedek parça ve işçilik olarak 124.289,40 TL(KDV dahil) hasar ve 20.000 TL değer kaybı olmak üzere toplam 144.289,40 TL gerçek hasar meydana geldiği, aracın piyasa rayiç değerinin 250.000 TL ve sovtaj(hurda) bedelinin 150.000 TL olduğu, kaza sonrası oluşan hasar miktarının araç rayicinin %50 sini aşması nedeniyle aracın ağır hasarlı olduğu ve pert-total olarak değerlendirilmesinin teknik ve ekonomik açıdan uygun olduğu, buna göre toplam gerçek hasarın 100.000 TL olduğu, ... plakalı aracın %35 oranında kusurlu olması nedeniyle davalı sigorta şirketinin sözkonusu hasar tazminat tutarının 35.000 TL den sorumlu olduğu, pert-total kabul edilen aracın piyasa değeri gözönüne alınarak zarar hesaplandığından araç sahibinin bir zararı oluşmaması nedeniyle değer kaybı oluşmayacağı yönünde rapor tanzim edilmiş, vaki itiraz sebebiyle dosyaya yeni bir trafik bilirkişisi atanmak suretiyle alınan 20/11/2020 tarihli bilirkişi raporunda da, ilk alınan raporla aynı mahiyette davaya konu kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü ...'nin %65 oranında asli kusurlu, ... plakalı araç sürücüsü ...'ün ise %35 oranında tali kusurlu olduğu yönünde alınan bilirkişi raporlarının olayın oluş şekline uygun hükme esas almaya elverişli ve yeterli mahiyette tanzim edildiği değerlendirilmekle, davalı tarafın kusur, tazminat miktarı ve bilirkişi raporuna karşı yapmış olduğu itirazları isabetli görülmemiştir.<br>\tDavalı tarafça delil tespit giderlerine hükmedilmesinin isabetli olmadığı ileri sürülmüş ise de, yargılama giderleri yönünden yapılan incelemede delil tespiti giderlerinin makul giderler kapsamında değerlendirilmesi yerindedir. Davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf istemi de yerinde değildir.<br>\t6100 sayılı HMK’nın belirsiz alacak davasının düzenleyen 107. madde hükmüne göre, belirsiz alacak davasının alacak  miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkansız olduğu hallerde belirsiz alacak davası açılabilecektir. Dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası niteliğinde olduğunun açıkça belirtildiği ve ıslah dilekçesinde asıl alacağın tamamı yönünden dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin talep edildiği de dikkate alınarak, gerek dava dilekçesinde istenen kısım için, gerekse yargılama sırasında artırılan kısım için dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine hükmedilmesi yerinde olup davalı sigorta vekilinin faizin başlangıç tarihine ilişkin istinaf sebebinin de reddi gerekmiştir.<br>\tAncak davacı vekilinin dosyaya sunmuş olduğu 25.12.2020 tarihli ıslah dilekçesinde, araçta meydana gelen hasar bedeli ve değer kaybından kaynaklanan tazminat alacaklarını 25.000,00 TL daha artırarak 35.000,00 TL alacağın 04.09.2019 temerrüt tarihinden itibaren en yüksek ticari avans faizi ile davalıdan tahsilini talep ettiği, dosyada hükme esas alınan bilirkişi raporunda araçtaki gerçek hasar bedelinin tarafların kusur durumuna nazaran davalı sigorta şirketinin hasar tazminat tutarının 35.000,00 TL'sinden sorumlu olduğunun kabul edilmesine karşın, davacı vekilinin dava dilekçesinde talep ettiği değer kaybı bedeli yönünden hüküm kurulmaması isabetsiz olup, davalı vekilinin değer kaybı bedeline ilişkin istinaf nedeni yerindedir.<br>\tÖte yandan davacının talep ettiği bedel yönünden en yüksek ticari avans faizi talep ettiği, ancak davalı sigortalısının aracının ticari olarak kullanılmadığı, hususi kullanıma özgülendiği dikkate alındığında davacının yasal faiz talep edebileceği, davalı tarafa başvurunun 26.08.2019 tarihi itibariyle tebliğ edilmekle davalının temerrüdünün 04.09.2019 tarihinde gerçekleştiği değerlendirilmekle, davalı vekilinin faiz türüne ilişkin istinaf istemi yerindedir.<br>\tBu durumda, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15.03.2021 tarih 2019/1161 Esas 2021/172 sayılı kararının  Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın KISMEN KABULÜ ile, dava konusu 30.000,00 TL hasar bedeline yönelik maddi tazminatın 04.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>\tDavanın değer kaybına yönelik tazminat istemi yönünden REDDİNE,<br>\t492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.049,30 TL harçtan peşin ve ıslah ile alınan 597,78 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.451,52 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\tDavacı tarafından yatırılan 170,78 TL peşin harç ve 427,00 TL ıslah harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\tDavacı tarafından yatırılan 44,40 TL başvurma harcı, değişik iş dosyasında yapılan 873,90 TL masraf ile 1.087,70 TL posta-tebligat ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.006,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranı dikkate alınarak 1.719,42 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye masrafın davacı üzerinde bırakılmasına,<br>\tDavacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\tDavalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesaplanan 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>\t1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan 6183 sayılı kanun hükümleri kapsamında tahsiline, <br>\tTaraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde re'sen iadesine, <br>\t3-İstinaf yoluna başvuranın ödediği istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,<br>\t4-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan 162,10 TL başvurma harcı, 5,50 TL posta masrafı olmak üzere toplam 167,60 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 10.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br>\t\t\t\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3f55924c053d443e","SID":"5bd776fd4e028f46"}}