{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2021/807 <br>KARAR NO\t\t: 2024/65<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19.01.2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/27 E. 2021/31 K. <br>DAVANIN KONUSU\t:  Menfi Tespit (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 12.01.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 12.01.2024<br><br>\tİzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.01.2021 tarih 2020/27 E. 2021/31 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, müvekkilinin, dava dışı (eldeki davadan tefrik edilen) ...'ün kredi sözleşmesine kefil olduğunu, bu kefâlet karşılığında dava konusu senedi teminat olarak düzenleyip davalı bankaya verdiğini, kredi borcunun ödendiğini, daha sonra ...'ün başka bir kredi çektiğini, ikinci çekilen kredinin ödenmemesi üzerine davalı banka tarafından ilk kredinin teminatı olan senetlerin anlaşmaya aykırı olarak icraya konulduğunu, ancak müvekkilinin düzenlediği senedin ...'ün ilk çektiği kredinin teminatı olarak verildiğini, müvekkilinin kefil olmadığı kredi borcundan dolayı senedin icra takibine konulduğunu, başlatılan icra takibinin haksız ve kötüniyetli olduğunu iddia ederek, müvekkilinin İzmir 20. İcra Müdürlüğü'nün 2016/14138 Esas sayılı dosyasında takibe dayanak teşkil eden bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, bonoların ve icra takibinin iptaline, dava konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı banka vekili, takip konusu bononun hukuken geçerli ve kambiyo senedi vasfını haiz olduğunu, bu bononun kredi sözleşmesinin teminatı olarak alınmadığını, teminat senedi niteliğinin bulunmadığını, bu yönde hiç bir ibare/kayıt içermediğini, bonodaki imzaların inkâr edilmediğini savunarak davanın reddine, değerinin %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, takip konusu bononun davacı keşideci tarafından dava dışı ...’e verildiği ve lehtar ...’ün cirosu ile davalı bankaya geçtiği; dava dışı ... tarafından yapılan ciroda ve senet metninde rehin, teminat veya tahsil amacıyla yapıldığı yönünde bir ibare bulunmadığı, Yargıtay 19. HD içtihatları uyarınca bononun temlik cirosu ile davalı bankaya geçtiğinin kabulü gerektiği, bonon kayıtsız ve şartsız muayyen bir bedeli ödeme vaadini içerdiği, bunun aksini ispat eden davacının, bononun teminat amacıyla verildiğini, teminata konu asıl borcun da ödendiğini yazılı delillerle ispatlaması gerektiği, bonoda belirli bir hukuki ilişkinin teminatı olduğuna dair bir açıklık bulunmadığı gibi, bononun dava dışı ...’ün davalı banka ile imzaladığı kredi sözleşmesinin (üretici kart borcunun) teminatı olarak verildiği ve senedin bu nedenle davalıya devredildiği hususlarının davacı tarafça ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine, davalının tazminat isteğinin İİK’nun 72/4. maddesindeki yasal koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir. <br>\tKarara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, müvekkilinin 11.05.2011 tarihinde imzaladığı kefalet sözleşmesi ile dava dışı ...'ün çektiği kredi için 20.000,00 TL'ye kefil olduğunu, aynı değerde bono düzenleyip verdiğini, dava dışı ...'ün çekilen bu krediyi ödediğini, böylece müvekkilinin kefilliğinin sona erdiğini, bir güven kurumu olan davalı bankanın müvekkilinin senedini iade etmesi gerekirken, sözleşmeye aykırı olarak bonodaki boş  olan ödeme tarihini doldurduğunu ve bu senedi müvekkili ile hiç ilgisi bulunmayan dava dışı ...'ün borcundan dolayı icra takibine konu ettiğini, bedelsiz kalmış senedin icraya konulduğunu, davalı bankanın takibe konu bononun ...'ün, ..'e kefilliğinden doğan borçlarının ödenmesi maksadı ile bankaya verildiğini iddia ettiğini, ilk derece mahkemesince ... hakkında açılan davanın arabulucuya başvurulmadığı gerekçesiyle tefrik edildiğini, bu eksikliğin giderilmesi için arabulucuya başvurduklarını, ... ile arabuluculuk görüşmesinin anlaşma ile sonuçlandığını, ...'e karşı ayrıca dava açılmasına gerek kalmadığını, ancak mahkemece ilam niteliğindeki bu belgenin hiç dikkate alınmadığını belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tGEREKÇE\t: Dava, bonoya dayalı başlatılan icra takibine karşı açılan menfi tespit istemine ilişkin olup, yukarıda açıklanan gerekçeyle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tSomut olayda, davacı tarafça takibe konu senedin teminat senedi olarak düzenlendiğinin iddia edildiği,  İzmir 20. İcra Müdürlüğü'nün 2016/14138 Esas sayılı icra takibine konu 20.000,00 TL tutarındaki senedin kambiyo senedi niteliğinde olduğu, imza inkarının ileri sürülmediği, takibe konu senet üzerinde teminat olarak verildiğine ilişkin herhangi bir şerh bulunmadığı gibi, bu hususta düzenlenen yazılı bir belgenin de ibraz edilmediği, dolayısıyla ilamsız icra takibine konu söz konusu senedin teminat olarak verildiğine ilişkin iddianın ispatı hususunda delil ibraz edilmediği, yemin deliline dayanılmadığı, bu itibarla ilk derece mahkemesince, kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır. <br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.\t<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL'den peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.12.01.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6ce0f7f83f9fa34b","SID":"e90f4230560555af"}}