{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/2084 <br>KARAR NO: 2024/77<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 13/04/2022<br>NUMARASI: 2021/146 Esas - 2022/215 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/01/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; www...com.tr sitesinde 04.11.2020 tarihinde https://www...com.tr/... adresinde “...'in seçim yayını sosyal medyanın diline düştü” başlığı ile yayınlanan haberin müvekkili hakkında gerçek dışı, dolayısıyla manevi haklarını ve ticari itibarını toplum nezdinde rencide eden isnatlar içermesinden ötürü,  söz konusu haberin  davalıya ait sitede aktif bir şekilde yayınlandığını, müvekkili hakkında gerçek dışı olmakla haksız ve küçük düşürücü bir algı yarattığını, dava sonucunda ise müvekkiline karşı yapılan bu haksız saldırının tespitini, dava konusu haberin hukuka aykırılığının tespiti ile 100.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihi olan 04.11.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Dava konusu haberde; ABD'de başkanlık seçimlerinin gerçekleştiği gün, davacı şirkete ait ...'in oy sayımları başlamadan sonuçları açıklamaya başlamasının sosyal medyada gündem oluşturduğuna ilişkin bilgiler paylaşıldığını, ilgili bilgiler kaynak alınan ... adlı sitede yayınlandığı şekliyle müvekkili gazetenin internet sitesinde de yayınlandığını, ABD'de yapılan seçimler bırakınız Türkiye gündemi, tüm dünya gündemini uzunca bir süre meşgul eden hadiselerden biri olduğunu, bu nitelikte bir olaya ilişkin paylaşılan veriler hakkında sosyal medyada oluşan gündemlerin müvekkili gazetede de haber yapılmasından daha doğal bir husus bulunmadığını, davacı tarafından açılan davanın reddine, dava masraflarının ve vekalet ücretlerinin de davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; \"...Davanın REDDİNE...\" karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Dava konusu yayının basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kalmadığını, müvekkilini küçük düşürmeye yönelik olduğunu ve tazminat koşullarının bulunduğunu ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Basın yoluyla kişilik haklarının ihlalinden kaynaklanan tazminat davasıdır. Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; Toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde  yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve  yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu sebeple ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında  ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.  Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp yayınlarında Anayasa'nın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da zorunluluktur. Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; Hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız  kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken  özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.Somut olaya gelince; Dava konusu edilen yayında;  \"...'in seçim yayını sosyal medyanın diline düştü\"  başlıklı haberde \" ABD'de mevcut başkan Donald Trump ve Demokratların adayı Joe Biden'ın yarıştığı başkanlık seçiminde ABD'li vatandaşların posta yoluyla gelen oylar haricinde sandık başından fiziki oy atma işlemleri de devam ederken ...'in seçim yayını gündeme oturdu. ... Türkiye'deki seçimlerin benzerini yaparak seçim sonuçlarını erken açıklamak isterken alay konusu oldu. Kanal, Donald Trump'ın Netv Hampsire eyaletinde rakibi Joe Biden'a karşı yüzde 61,5 önde olduğunu aktardı. Halbuki aktarılan oy oranında kullanılan oy sadece 26 iken bunun 16'sı Trump'a, 10'u da Biden'a çıkan oylardı. ...'in oy sayımları başlamadan sonuçları açıklamaya başlaması sosyal medyada alay konusu oldu.” şeklinde ifadeler kullanılmıştır.  Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, Davaya konu yayın bir bütün olarak değerlendirildiğinde, \"...\" televizyonunda yayınlanan bir  programın eleştiri konusu edildiği, güncel olan konuların gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekmesi için çarpıcı  başlıklara yer verilerek iddia kapsamında ve eleştiri sınırları içerisinde aktarıldığı, \"sosyal medyanın diline düştü\" , \" alay konusu oldu\" şeklindeki ifadelerin rahatsız edici, hoşa gitmeyen kişisel değer yargısı niteliğinde olduğu,  Kamuya mal olmuş, toplumda tanınır kişilerin başkalarına göre daha fazla eleştirilere katlanma yükümlülüğünün bulunduğu,  dava konusu yayının basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunmadığı anlaşılmıştır. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/04/2022 tarih, 2021/146 Esas 2022/215 Karar sayılı  kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın  353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 80,70 TL'nin mahsubuyla bakiye 346,9‬0 TL harcın davacıdan tahsiliyle  Hazineye gelir kaydedilmesine,  3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 5- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6- Karar tebliğinin Dairemizce yapılmasına, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 10/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"abec7939d7a19f74","SID":"98177b842b1a16fd"}}