{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2021/556 <br>KARAR NO\t\t: 2024/68<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/10/2020<br>NUMARASI\t\t: 2016/499 Esas 2020/538 Karar <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>DAVA TARİHİ\t: 18.04.2016<br>KARAR TARİHİ\t: 12.01.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 12.01.2024<br>\t<br>\tİzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.10.2020 tarih 2016/499 Esas 2020/538 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı ... A.Ş, vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA :  Davacı vekili, 05.02.2016 tarihinde, müvekkili ...'ın ... plakalı aracı ile tek taraflı maddi hasarlı trafik kazası yaptığını, kaza sonrasında aracını emniyet şeridine aldığını, aracın arka kısmına güvenlik için reflektör koymaya çalıştığı sırada, davalı ... A.Ş'ye ait, davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalanan, davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile müvekkiline çarptığını, Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/1817 Soruşturma nolu dosyasında, kazanın meydana gelmesinde davalı ...'ın tam kusurlu, müvekkilinin ise kusursuz olduğunun tespit edildiğini, kaza nedeniyle müvekkilinin ağır yaralandığını, sol bacağının dizden itibaren kesildiğini, omuriliğinde kırıklar oluştuğunu,  belden aşağısının felç olduğunu belirterek, belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere 10.000,00 TL maddi tazminatın sürücü ... ve işleten ... A.Ş'den kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile, davalı sigorta şirketi ... Genel Sigorta A.Ş.'den ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müteselsilen ve müştereken tahsiline, ayrıca müvekkili ... için 100.000,00 TL, müvekkili ... için 40.000,00 TL, müvekkili ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın davalı sürücü ve işletenden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müteselsilen ve müştereken tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tCEVAP\t: Davalı ... vekili, müvekkilinin  kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını, bu konuda henüz yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, davacı tarafın iddialarını ve kazanın oluşuna dair beyanlarını kabul etmediklerini, davacının da aynı şekilde kaza yaptığından yolun kaygan olduğunu ve güvenli olmadığını bildiğinden gerekli emniyeti almadığını, dava belirsiz alacak davası olarak açmış olsa dahi zarar kalemlerinin dava dilekçesinde açıklaması gerektiğini, davacının talebinin normal bakıcı giderlerini aşan kısımlarının kabul edilemeyeceğini, ceza dosyasının sonucunun beklenmesi gerektiğini, dava konusu aracın davalı ...A.Ş. tarafından  dava dışı araç maliki ... A.Ş.'den uzun süreli kiralanarak müvekkilinin kullanımına tahsis edildiğini, davanın bu şirkete ihbar edilmesini talep ettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... sigorta A.Ş. vekili, dava konusu aracın kaza tarihi itibarıyla şahıs başına azami 310.000,00 TL poliçe limiti ile dava dışı ... San. A.Ş. adına müvekkili sigorta şirketine sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun sürücünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, Adli Tıp Kurumundan davacının maluliyet oranı konusunda heyet raporu alınması, kusur oranlarının belirlenmesi ve kusur oranına göre maddi tazminat miktarının tespitinin gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı ... A.Ş. vekili, sigortalı aracın maliki olan dava dışı ... A.Ş. tarafından uzun süreli kira sözleşmesi uyarınca doğrudan davalı sürücüye teslim edilmiş olduğunu, müvekkilinin işleten sıfatının bulunmadığını, husumeti kabul anlamına gelmemek üzere, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün kusurunun bulunmadığını, ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 29.01.2018 tarihli raporda davalı sürücü ...'ın asli kusurlu, yaya ...'ın ise kusursuz olduğunun tespit edildiği, davacı tarafça davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden açılan davadan feragat edildiği, diğer davalılar yönünden de maddi tazminat miktarı davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından ödenmiş olmakla, maddi tazminat yönünden davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, dava açıldıktan sonra davacı ...'ın vefat etmesi nedeniyle davacı mirasçılarının manevi tazminat taleplerinin tüm dosya içeriği, tarafların sosyo-ekonomik durumları, paranın alım gücü, TBK 56. maddesi de dikkate alınarak, murisin kaza nedeniyle yatalak durumda kalması nedeniyle, davacıların çektikleri elem ve üzüntünün bir nebze olsa giderilmesi amacıyla kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak, davacı tarafça davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden açılan davadan feragat edilmesi nedeniyle, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar ... A.Ş. İle davalı ... yönünden açılan maddi tazminat davasının konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile davacı-müteveffa ... için 60.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ... için 5.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı ... A.Ş, vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili, hükmedilen manevi tazminat tutarlarının çok düşük olduğunu, kaza nedeniyle müvekkilinin ve tüm ailesinin hayatının altüst olduğunu, yatağa bağımlı bir hayat sürdüğünü, sonunda da vefat ettiğini, davalı ...'ın davalı şirket bünyesinde müdür pozisyonunda çalıştığını, aylık gelirinin 16.000,00 TL civarında olduğunu, müvekkili ...'ın emekli doktor olduğunu, kaza tarihinde aylık 2.458,98 TL emekli maaşı aldığını, bir OGSB birimi bünyesinde doktor olarak çalıştığını, aylık 7.656,00 TL net maaş almakta olduğunu, aylık gelirinin 10.114,00 TL olduğunu, davalı sürücünün kazanın meydana gelmesindeki tek kusurlu taraf olduğunu beilrterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı ... A.Ş. vekili, müvekkili şirketin iyleten sıfatının bulunmadığını, ilk derece mahkemesince husumet itirazlarına yönelik değerlendirme yapılmadığını, usul yönünden davanın reddi gerekirken manevi tazminat açısından müvekkili şirket aleyhine kısmen kabul kararı verilmesinin hatalı olduğunu, kazaya karışan ... plakalı aracın “araç teslim tutanağı” ile ruhsatta malik olarak görülen .... A.Ş. tarafından doğrudan müvekili şirketin ihracat müdürü olan davalı ...'a teslim edildiğini, aracın tahsisinin de bu kişiye yapıldığını, araç üzerindeki fiili hakimiyetin müvekkili şirkette olmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere kaza tespit tutanağının kesin delil olmadığını, kusur durumunun netleştirilmesi gerektiğini, 10 dakika gibi kısa bir süre içerisinde kaza mahallinde davalı sürücü dışında iki aracın daha kaydığını, hatta davacı ...'ın da aracının kayarak kaza yapması akabinde aracından indiğini, manevi tazminat isteminin zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağını, manevi tazminat taleplerinin reddine karar vermesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavalı ... vekili, müvekkilinin dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin yasal hız sınırları içinde diğer davalı ve işvereni olan ... A.Ş. tarafından kullanımına tahsis edilmiş ... plakalı araçla seyir halindeyken aracın kaymaya başlaması üzerine frene bastığını, aracın bariyerlere vurduğunu, çarpmanın etkisiyle sürücü ve yolcu hava yastıklarının açıldığını, aracın dönerek tekrar bariyerlere çarparak durduğunu, hava yastıklarının görüşünü tamamen kapattığını, bu nedenle kimseye çarptığını farketmediğini, olay günü 15 dakika içinde müvekkili ve davacı dahil üç sürücünün araçlarının aynı yerde kaydığını, yol kusurunu nazara almaksızın tanzim edilen bilirkişi raporundaki kusur oranlarını kabul etmediklerini, kusur oranlarını kabul anlamına gelmemek üzere, ilk derece mahkemesince hükmedilen manevi tazminatların müvekkilinin ödeme gücünün çok üzerinde olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tGEREKÇE\t:Dava, trafik kazası nedeniyle karşı aracın sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısından maddi ve manevi  tazminat istemlerine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle, maddi tazminat davasının konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat davasının ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu hükümlerine göre, trafik kaydı \"işleteni\" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı Yasa'nın 3. maddesinde, \"İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere İşlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır\" şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 85. maddesinde ise, \"Bir motorlu aracın işletilmesi, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar\" hükmüne yer verilmiştir.<br>\tBu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hâkimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hâkimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hâkimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması şarttır.<br>\tSomut olayda, davalı ... A.Ş. vekili, dava konusu aracın kiralayan firma tarafından doğrudan davalı sürücüye teslim edildiğini, müvekkili şirketin araç üzerinde fiili hakimiyetinin bulunmadığını savunmuştur. Aracın kayden maliki, ihbar olunan ... A.Ş. olup, ihbar olunan şirket vekili, aracın kazadan önce uzun süreli kira sözleşmesi ile davalı ... A.Ş.'nin grup firması olan dava dışı ... A.Ş.'ye kiralandığını beyan ederek, oto kiralama sözleşmesi, araç teslim tutanağı sureti, aracın kiraya verdiğine ilişkin damga vergisi suretlerini ibraz etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde ve yargılama sırasındaki beyanlarında, işletenin dava dışı ... şirketi olduğuna ilişkin bir savunmasının bulunmamasına, aracın doğrudan sürücüye teslim edilmesi nedeniyle müvekkili şirketin işleten sıfatının bulunmadığını ileri sürmesine, davalı sürücünün ise davalı şirketin ihracat müdürü olduğunun da dosya kapsamına göre sabit olmasına göre, ilk derece mahkemesince davalı ... A.Ş.'nin işleten olarak kabul edilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Davalı ... A.Ş. vekili husumete ilişkin istinaf sebepleri yerinde değildir.<br>\tAdli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen 29.01.2018 tarihli raporda, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'ın asli kusurlu, davalı (müteveffa) ...'ın ise kusursuz olduğu tespit edilmiş olup, kusur oranlarının tespit edilenden farklı olduğuna dair dosya kapsamında başkaca bir delil bulunmadığı, belirlenen kusur oranlarının kaza tespit tutanağı ve dosya kapsamına uygun olmadığı anlaşılmakla, davalı sürücü ... vekilinin istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir. <br>\tDavacılar vekilinin istinaf isteminin incelenmesinde; 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince haksız bir eylem sonucunda zarara uğrayan kimse, uğradığı maddi ve manevi zararın ödetilmesini isteyebilir. Manevi tazminat, zarar görenin kişilik değerlerinde meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir. Esasen manevi tazminat, ne bir ceza, ne de gerçek manasında bir tazminattır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.(Yargıtay İBK 22/06/1966 tarih ve 1966/7 E. - 1966/7 K.) Olay nedeni ile davacıların manevi zarara uğrayacağı yadsınamaz bir gerçekliktir. Maddi zararda olduğu gibi manevi tazminatta kesin bir hesabın yapılması olanaksızdır. Bunun için tazminat miktarı, somut olayın özelliği, kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak M.K.nun 4. maddesi uyarınca hakim tarafından takdir ve tayin edilir. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak gösterilmelidir. Bu itibarla,  davacıların, maruz kaldıkları acı ve elem ile yaşadıkları sıkıntılar nedeniyle oluşan manevi zararlarına karşılık, takdir edilen manevi tazminat tutarlarının anılan ilke ve esaslar çerçevesinde bir miktar artırılması yerinde olacaktır. Davacılar vekilinin manevi tazminata ilişkin istinafı yerindedir.<br>\tBu durumda, davalı ... A.Ş. Vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından ilk derece mahkemesi kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı ... A.Ş. vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.10.2020 tarih 2016/499 Esas 2020/538 Karar sayılı  kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>\tKaldırılan kararın yerine geçmek üzere yeniden hüküm tesisi ile;<br>\t3-Davacıların maddi tazminat davalarının, davadan feragat edilmesi nedeniyle, davanın esası hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, <br>\tDavacıların manevi tazminat davalarının KISMEN KABULÜ ile; davacı (müteveffa) ... için mirasçıları yararına 80.000,00-TL manevi tazminatın;<br>\tDavacı ... yönünden 30.000,00 TL manevi tazminatın;<br>\tDavacı ... yönünden 10.000,00-TL manevi tazminatın; kaza tarihi olan 05.02.2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılar ... ve ... A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,<br>\tDavacıların fazlaya ilişkin taleplerinin reddine,<br>\tKabul edilen miktar üzerinden hesaplanmış olan 8.197,20 TL nispi harçtan, peşin alınan 580,64 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.616,56 TL karar ve ilam harcının davalılar ... ve ... A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>\tDavacı tarafça yapılan 580,64 TL peşin harcın davalılar ... ve diğer davalı ... A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,<br>\tDavacılar tarafından dosyamıza yargılama gideri olarak yapılan 791,8‬0-TL bilirkişi-posta-müzekkere masrafının, kabul red oranına göre (%75 Kabul, %25 Red) 593,85‬ TL'sinin davalılar ... ve ... A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,<br>\tDavalılar yargılama gideri yapmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, <br>\tDavacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden, kabul edilen miktar üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince 19.200,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...  A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,<br>\tDavalılar ... ve ... A.Ş. kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılar ... ve ... A.Ş.'ye verilmesine,<br>\tTaraflarca yatırılan gider avansının HMK 333. maddesi uyarınca kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>\t4-İstinaf yoluna başvuran davacıların ödediği istinaf harcının istek halinde davacılara iadesine, <br>\t5-Davalı ... A.Ş. yönünden istinaf karar harcı olan 5.806,35‬ TL'den peşin alınan 1.451,60 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 4.354,75‬ TL'nin davalı ... A.Ş.'den alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t6-Davalı ... yönünden istinaf karar harcı olan 5.806,35‬ TL'den peşin alınan 1.451,59 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 4.354,76‬ TL'nin davalı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t7-İstinaf başvurusu nedeniyle ile davalılar ... ve ...San ve Tic. A.Ş. tarafından yapılan giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına,<br>\t8-İstinaf başvurusu nedeniyle davacılar tarafından yapılan 162,10 TL istinaf yoluna başvuru harcı, 88‬,00 TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 250,1‬0 TL istinaf yargılama giderinin davalılar ... ve ... A.Ş.'den alınarak davacılara verilmesine, \t<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.12.01.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c05fb8b87083fc8e","SID":"43fc58cf363f4367"}}