{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2023/2395 <br>KARAR NO: 2024/31<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/10/2023<br>ESAS NO: 2022/495<br>KARAR NO: 2023/891<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/01/2024<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 05/01/2024<br>Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/10/2023 tarih ve 2022/495 Esas -  2023/891 sayılı kararı davalı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br> Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Kayseri'de faaliyet gösteren bir konut yapı kooperatifi olduğunu, bugüne kadar 192 üyeye 196 arsa sahibine konut teslimi yaptığını, davalının kooperatif üyesi olduğunu ve kooperatiften ferdileşme sureti ile taşınmaz temin ettiğini, kooperatifin halen tasfiye sürecine giremediğini, 10 yıldan fazla süredir kooperatifte üye olan kişilere ve 15 yıl önce arsasını kat karşılığı devreden arsa sahiplerine konutunu teslim edemediğini, daha önce kooperatiften taşınmaz isteyen üyelerden kesin maliyet bedeli alınamadığını bu nedenle açılmış davalar bulunduğunu, bu davaların kabul ile sonuçlandığını ve istinaf mahkemesi tarafından onandığını, davalının 2003 yılından bu yana her yıl alınan genel kurul kararları ile davalıdan muaccel aidat alacağı bulunduğunu, söz konusu aidat alacağının tüm üyelere karşı talep edildiğini, kooperatiften taşınmaz temin eden üyelerin istifa - ilişik kesme belgesi olsa dahi söz konusu aidatı ödemesi gerektiğini, 2003 yılı ocak ayından dava tarihinde temerrüte düşen son aidat borcu olan 2022 yılı mayıs ayına kadar ödemesi gereken aidat borcunun tam olarak hesaplanıncaya kadar şimdilik 9.000,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek yıllık %18 / aylık %1,5 faiz ile birlikte davalıdan tahsili ile  kooperatife ödenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. <br> Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; Davacı kooperatifin 2003 yılı ocak ayından dava tarihine kadar ödenmesi gereken aidat talebinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin yıllar önce davalı kooperatif ile ilişiğini kestiğini ve istifa ettiğini, kooperatif üyesi olmayan müvekkilinden aidat alacağı talebinde bulunulmasının mümkün olmadığını, Yargıtay kararlarına göre inşaatlar devam ederken üyelerden aidat alınacağının belirtildiğini, davacı kooperatifin devam eden inşaatlarının seviyesinin saptanması gerektiğini, müvekkilinin temerrüte düşürülmediğini ve tebliğ edilmiş bir genel kurul kararı bulunmadığını, yıllık %18 faiz talebinin haksız ve kanuna aykırı olduğunu, davacının haksız ve hukuka aykırı davanın öncelikle usulden, esasa girilmesi halinde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; \"....Somut olayda davalının  sabit ücretli üye olduğuna yada  istifa ettiği ve bu istifanın kabul edildiğine dair  dosyada delil bulunmadığı gibi davalının kooperatifçe kendisine teslim edilen taşınmazı kullandığı kooperatife iade etmediği, genel kurul kararlarının iptal edilmediği  anlaşılmaktadır.Kooperatif üyeleri ile kooperatif arasındaki üyelik sıfatının devamına ve üyeliğe sıkı sıkıya bağlı talepler ile ilgili olan tapu iptali ve tescile, üyelik tespitine, tahsis hakkına dayalı veya üyenin parasal yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklarda üyelik devam ettiği sürece zamanaşımı süresi işlemez. Davacı kooperatif üyesi olduğunu beyan etmiş davalı tarafça aksi iddia edilmemiştir. Davacının kooperatif üyesi olduğunu kabulü halinde dava konusu taleple ilgili üyelik devam ettiği sürece zamanaşımı işlemeyecektir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi  2021/871 Esas  2021/1256 Karar)Davalı alacağın zaman aşımına uğradığını iddia etmiş olup bilindiği üzere  Kooperatif üyesinin bağımsız bölüm talep hakkı zamanaşımına uğramayacağı gibi kooperatif tarafından bunun karşılığında talep edilecek olan inşaat gideri olarak talep edilen aidata da zamanaşımı işlemesi mümkün değildir.(23. Hukuk Dairesi  2017/391 Esas  2020/1615 Karar)Alınan genel kurul kararları uyarınca davacının 54.204,73 TL  alacağı bulunduğundan davanın ıslah istemi dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, ancak genel kurul kararlarında yıllık %18 faiz işletileceğine dair karar olmadığından yasal faiz uygulanmış...\" gerekçesiyle Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 54.204,00 TL aidat alacağının 9.000,00 TL'sine dava tarihinden bakiyesine ise ıslah tarihi olan 18/09/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, davacı tarafın faizin yıllık %18 oranında işletilmesi talebinin reddine karar verilmiştir.İşbu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararının hatalı olup kaldırılması gerektiğini, müvekkillerinin genel kurula davacı kooperatif tarafından davet edildiği halde katılmamış değil, davacı kooperatif tarafından kesin maliyeti bedelini ödedikten sonra ilişikleri kesileceği taahhüt edildiğinden genel kurullara davet edilmediklerini, hazirunlarda yer verilmediklerini, Kooperatifin genel kurula çağırması akabinde üyenin katılmaması  ile üyenin genel kurula davet edilmemesi ve hazirunlarda üye olarak  göstermemesinin ayrı hukuki sonuç doğuracağını, dolayısıyla müvekkillerinin üye olarak isminin yer almadığı genel kurulda alınan aidat kararından sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, bu hususta ilgili genel kurul kararının yokluğunun tespitine dair bir dava açmaya dahi gerek olmayıp yokluğunun mahkemenin resen dikkate alarak değerlendirme yapabileceğini, davet edilmeyen bir genel kurulda aleyhine yükümlülük yüklenen kooperatif üyesinin her zaman kendisinden alacak talebinde bulunulan davada ileri sürebileceği ayrı bir dava açmaya gerek olmadığına dair Yargıtay'ın çok sayıda içtihadı mevcut olduğunu, zira yokluğun müeyyidesi işlemin hukuki varlık kazanmaması demek olduğunu, Genel kurul toplantısına davetin bütün pay sahiplerine veya temsilcilerine yapılması davetin geçerlik koşuludur. (MOROĞLU, Erdoğan: Türk Ticaret Kanunu’na Göre Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü,) Davacı kooperatif ana sözleşmede değişikliğe giderek 61/e maddesinde konutların tamamının yapımı tamamlanmadan önce kendisine konutu tahsis edilmiş ve tamamlanmış  olan ortağın kat mülkiyeti tapusunu alarak ayrılmak istemesi halinde kesin maliyet bedelinin belirlenerek tapusunun verilebileceğini belirtmiş ve bu kapsa da da yapımı tamamlanan konutların 2010,2011 ve 2012 yıllarında yapılan genel kurullarda alınan kararlar ile kesin maliyet bedellerinin çıkarılıp üyelere tebliği ve ödenmesi halinde tapularını alarak ilişiklerinin kesilebileceği yönünde genel kurul kararları alınmış ve akabinde çıkarılan ve kendilerine tebliğ edilen kesin maliyeti ödeyen üyeler bir sonraki genel kurula davet edilmemiş isimleri hazirunlarda yer almamış ve üyeliğinin düştüğü kooperatif tarafından da eylemli olarak da kabul edildiğini, her ne kadar Kayseri Bam 6. Hukuk Dairesi 2023/1501 e 2023/1472, K. Sayılı ilamında  davalı üyenin istifa ettiği yahut istifasının kabul edildiğine dair dosyada delil bulunmadığı  belirtilmişse de kooperatifin en üst organı ve karar organı olan genel kurula davet edilmemenin hazirunlarda yer almamanın hukuki olarak ne anlama geldiği ve ne sonuç doğurduğu ne yerel mahkeme yargılamasında ne de emsal kaldırma kararında belirtilmediğini, yine emsal Kayseri Bam 6. Hukuk Dairesi 2023/1501 e 2023/1472 ,K. Sayılı  sayılı ilamında üyelik devam ettiği sürece üyenin parasal yükümlülüklerinin ve dolayısıyla  aidat alacağının zamanaşımına uğramayacağı belirtilmişse de yukarıda da belirtildiği üzere müvekkilinin üye olmadığı kooperatifin genel kurula davet etmemesi ile de eylemli olarak ortaya koyduğu öncesinde genel kurul kararı aldığı defaatle bildirildiğini, kaldı ki yerel mahkemenin yönetim kurulu kararlarını incelenmediğini, istifaya dair bir karar alınıp alınmadığı hususunun araştırılmadığını, aksi halde açık kapı ilkesinin de bir anlamının kalmayacağını, Yargıtay kararları gereği ve kanun gereği de dönemsel edimlerde 5 yıllık zamanaşımı olduğunun açık olduğunu, davacının talebinin gerek 1163 sayılı kanun, gerek Borçlar Kanunu gereği zamanaşımına uğradığını, konuya ilişkin Yargıtay 23. Hukuk Dairesi  2018/108 E. 2020/3494 K. sayılı ilamının  da  bu yönde olduğunu belirterek;  öncelikle tehiri icra talebinin kabulünü, istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davacının davasının reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davacı vekili istinafa cevap  dilekçesinde özetle; Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 2023/1501E. 2023/1472K. sayılı ilamının hukuka aykırı olup, istinaf mahkemesinin içtihat niteliği kazanmadan hatalı kararından dönmesi gerektiğini, Emsal nitelikteki Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 2023/1501E. 2023/1472K. Sayılı dosyası ve beraberinde karara çıkan 11 farklı dosyada, TBK 100 vd. maddelerine atıf yapıldığını, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/452E. sayılı dosyasında bu doğrultuda ek rapor alındığını ve rapor sonucu kök raporda belirtilen ücrette herhangi bir değişiklik bulunmadığı yönünde kanaat bildirildiğini, söz konusu kararı uzman mütalası kapsamında sunduklarını, (Ek-1: Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/452E. Sayılı dosyasında alınan ek rapor) raporda tam olarak istinaf kaldırma kararına uyulduğunu, 2003 yılı ocak ayından 28.02.2011 tarihleri arasında aidat alacağı hesaplanmış, davalının bu döneme ait borcu olmadığı belirtilmiş, bu tarihlerde fazladan ödeme yaptığı anlaşılmış, 28.02.2011 tarihinden dava tarihine kadarki aidat borcu hesaplanmış ve fazla ödemenin TBK 100 vd. Maddeleri gereği aidat borcundan mahsup edilmiş, bakiye alacak tutarı belirtildiğini, ekte sunulan bilirkişi ek raporunda da belirtildiği üzere, kök rapordaki hesaplamada herhangi bir değişiklik görülmediğini, esasen sulh hukuk mahkemelerinde görülen kira alacağı davalarından, iş mahkemelerinde görünen işçilik alacağı davalarına, icra hukuk mahkemelerinde görülen kambiyo senedinin kısmen ödenmesi davalarına kadar kısmi ödemeye ilişkin davalarda aynı hüküm uygulandığını, bu hükmün, toplam tutardan ödenen tutarın mahsup edilmesi ile bakiye tutarı işaret edeceğini, aynı şekilde yerel mahkemece davalının 2003 yılından dava tarihine kadarki aidat borcunun hesaplanıp, ödediği tutar mahsup edilerek bakiye tutara hükmedildiğini, belirtmek gerekir ki davalılar, tapusunu teslim aldığı tarihe kadarki aidat borcunu ödediğini, öyleki kesin maliyet adı altında ödeme dahi yaptığını, ancak Yargıtay tarafından kooperatif inşaatları tamamlanmadan kesin maliyet bedeli alınamayacağının hükme bağlandığını, bu sebeple söz konusu ödemenin ön ödeme hükmünde olduğundan TBK 100 VD. hükümleri gereği davalılardan yapılan bütün tahsilatların aidat borcundan mahsup edilmesi gerektiğini, yerel mahkemeler tarafından söz konusu hususun ele alınmış ve hukuka uygun olarak bu şekilde karar tesis edildiğini, kooperatiflerinde onlarca yıldır konutunu alamayan üyeler, arsa sahipleri bulunduğunu, bu kişilerin, seneler önce davalı ve emsal nitelikteki davalıların evine kavuşmaları için senelerce aidat ödediklerini, davalının 1600 üyenin yaptığı ödemelerle konutuna kavuştuğunu, bunun yanında müvekkili kooperatifin mevcut borçlarının neredeyse tamamının davalının konut aldığı döneme ilişkin olduğunu, Kooperatifin kasası ve alacağının kutsal olduğunu, yüzlerce kişinin emeği bulunan, üyelerin ailelerinden kısarak ev sahibi olma umuduyla ödeme yaptığı kooperatif alacağının bir ortaklığı temsil etiğini, dosyaların kabulü, izahı mümkün olmayan yollarla uzaması, kooperatifin alacaklarına kavuşamamasının büyük bir vebale yol açacağının sabit olduğunu belirterek; davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesi talep etmiştir. <br> HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacı vekili, davalının kooperatifin üyesi olduğunu, Ocak 2003 ile Mayıs 2022 tarihleri  arasında birikmiş aidat borcu bulunduğunu ileri sürerek 54.204,00 TL'nin faiziyle tahsilini talep etmiştir.Davalı borcu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.Mahkemece, genel kurul kararlarının tüm üyeler için bağlayıcı  olduğu gerekçesiyle 54.204,00 TL'nin yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.Karara karşı  davalı vekilince istinaf yasa yolunu başvurulmuştur.<br>Bilindiği üzere Kooperatifin en yetkili organı genel kuruldur. Genel kurullarda hakkaniyetin gerektirdiği ölçüde gerekli kararlar alındığı gibi daha önceden alınan kararlarda değiştirilebilir. Eşitlik ilkesi gereğince hak ve görevlerde ortakların eşit olması kuralı gözetilerek önceki genel kurul kararının değişen şartlar ve kooperatifin diğer ortaklarının durumları da nazara alınarak şartlarda eşitleme yapılmak üzere değiştirilmesine karar verilmesinde ilke olarak müktesep hak ihlali ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. (Yargıtay 23 H.D  2011/933 Esas 2011/936 Karar)Kooperatifler aidat toplayarak inşaatlarını yapar ve amaçlarını gerçekleştirir. Ayrıca kooperatiflerde eşitlik ilkesi geçerlidir. Kooperatiften bağımsız bölüm alınması aidat ödenmesine engel değildir.<br> Davacı kooperatif inşaatlarının devam ediyor olması nazara alındığında kooperatifin aidat toplaması olağandır. Daha önceki genel kurulda alınan kesin maliyet ile ilgili kararın iptal edilmiş olması da aidat toplamaya engel teşkil etmez.( Yargıtay 23 HD  2016/7545 Esas  2019/5329 Karar)Somut olayda davalının sabit ücretli üye olduğuna yada  istifa ettiği ve bu istifanın kabul edildiğine dair  dosyada delil bulunmadığı gibi davalının kooperatifçe kendisine teslim edilen taşınmazı kullandığı kooperatife iade etmediği, genel kurul kararlarının iptal edilmediği  anlaşılmaktadır.Kooperatif üyeleri ile kooperatif arasındaki üyelik sıfatının devamına ve üyeliğe sıkı sıkıya bağlı talepler ile ilgili olan tapu iptali ve tescile, üyelik tespitine, tahsis hakkına dayalı veya üyenin parasal yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklarda üyelik devam ettiği sürece zamanaşımı süresi işlemez. Davacı kooperatif üyesi olduğunu beyan etmiş davalı tarafça aksi iddia edilmemiştir. Davacının kooperatif üyesi olduğunu kabulü halinde dava konusu taleple ilgili üyelik devam ettiği sürece zamanaşımı işlemeyecektir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi  2021/871 Esas  2021/1256 Karar)Davalı alacağın zaman aşımına uğradığını iddia etmiş olup bilindiği üzere  Kooperatif üyesinin bağımsız bölüm talep hakkı zamanaşımına uğramayacağı gibi kooperatif tarafından bunun karşılığında talep edilecek olan inşaat gideri olarak talep edilen aidata da zamanaşımı işlemesi mümkün değildir.(23. Hukuk Dairesi  2017/391 Esas  2020/1615 Karar)Davacı inşaatların devamı amacıyla aidat talep etmiş olup yukarıda değinilen Yargıtay kararları doğrultusunda talep edilen alacak için üyelik devam ettiği müddetçe  zaman aşımı işlemeyecektir.<br>6098 sayılı TBK 'nun  100. Maddesinde: Borçlunun, faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı  ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahip olduğu   101. Maddesinde:  Birden çok borcu bulunan borçlunun, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebileceği, Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödemenin, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş  olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılacağı 102. Maddesinde:   Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılacağı, Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğunun  kabul edileceği,  Takip  yapılmamış ise ödemenin, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olacağı, Birden çok borcun vadesinin aynı  zamanda gelmesi halinde , mahsupun orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılacağı  104. Maddesinde: dönemsel edimlerden biri için, alacaklı tarafından çekince belirtilmeksizin makbuz verilmesi halinde, önceki dönemlere ait edimlerin de ifa  edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir.<br>Davacı kooperatifin aidat alacağına ilişkin dairemize gelen benzer dava dosyalarında davalı üyeye ferdileştirilen ve tapusu verilen taşınmazlara ilişkin olarak davacının muavin defterlerinde davalı üyenin geçmişe dönük borcu bulunmadığına yönelik kayıtlar bulunduğunun tespit edildiği, ayrıca davacı ve davalı arasında kesin maliyet kapsamında yapılan ödeme nedeniyle davalı üyenin borçlu olmadığına ilişkin beyan ve kayıtlar yer aldığı, işbu dava dosyasında belirtilen hususa ilişkin bilirkişi heyetince yapılan inceleme sonucunda düzenlenen ve hükme esas alınan raporda herhangi bir inceleme ve kayıt yer almadığı anlaşılmakla, dosyanın mahkemesine görüş bildiren bilirkişi heyetine yeniden tevdii ile; raporun sonuç kısmında belirtilen alacak miktarı ile hesaplama sunucu bulunan miktarın farklı olduğu, bu çelişkinin giderilmesi, davalı üyenin ferdileştirme sonucu taşınmaz tapusunu almış olmakla kesin maliyet belirlenip belirlenmediği ve tapunun teslim tarihi itibariyle davalının toplu ödemesine ilişkin kayıt bulunup bulunmadığı ve bu kapsamda davacı ile davalı arasında ferdileştirme öncesi döneme ilişkin davalı üyenin borçlu olmadığına dair davacı kooperatif defter ve kayıtlarında kayıt bulunup bulunmadığı ve ibralaşma olup olmadığı hususlarında bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçelerle ve eksik inceleme ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması yerinde görülmemiş, belirtilen gerekçelerle davalı istinafı yerinde görülmekle, HMK'nın 353/1-a.6.maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; <br>2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen  12/10/2023 tarih ve 2022/495 Esas -  2023/891  sayılı nihai kararın  KALDIRILMASINA,<br>3-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye  GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde davalıya iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>6-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>7-HMK. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi.04/01/2024\t<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ee25054ece3d8ba7","SID":"15f1fd1bfa4c7628"}}