{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1072 Esas<br>KARAR NO: 2023/1313<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 03/03/2022<br>NUMARASI: 2022/67 Esas, 2022/169 Karar<br>DAVA: KOOPERATİF ÜYELİĞİNİN TESBİTİ- Taşınmazın Tapu Kaydının İptali ve Tescili Olmadığı Takdirde Bedelinin Tahsili<br>KARAR TARİHİ: 30/11/2023<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı kooperatifin kuruluşundan itibaren 121 numaralı üyesi olduğunu, müvekkiline düşen bağımsız bölümün ... ili, ... İlçesi, ... Köyü, ... Mevkiinde bulunan ... Ada ... Parsel sayılı ... numaralı dubleks ... nolu bağımsız bölüm olduğunu, müvekkilinin, taşınmazın iç ve dış yapısına özel masraf yapmak suretiyle ekstra işlemler yaptığını, ancak davalı kooperatifin, ferdileşme ile birlikte söz konusu yeri davalı ...'ye 25/05/2012 tarihinde tapuda devrettiğini, satış ve tapu tescilinin yolsuz olduğunu, müvekkiline, işi icabı davalı kooperatif tarafından tüm duyuruların mail yoluyla yapıldığını, müvekkilince de gerekli ödemelerin yapıldığını, müvekkilinin 121 numaralı üyelik sırası ile hazirun cetvelinde yer aldığının resmi kayıtlardan anlaşıldığını, ayrıca davalı kooperatif tarafından müvekkiline 121 üye numarasında 7 nolu yerin tahsis edildiğine ve üyeliğinin devam ettiğine dair yazılı belge verildiğini, müvekkilinin, kuruluşundan itibaren kooperatifin üyesi olduğunu, üyeliğine ilişkin olarak kendi üzerine düşen edimlerini yerine getirdiğini, kooperatif genel kurulunca müvekkilinin üyeliğinin iptal edilmesi yahut üyeliğinin kabul edilmemesi yönünde alınmış aksi bir karar bulunmamasına rağmen davacının kooperatif üyeliğine denk gelen ortaklık payanın ferdileşme sırasında davalı üçüncü kişi adına tescil edildiğini, ancak mülkiyet hakkının tescille doğabilmesi için tescilin haklı ve geçerli bir hukuki sebebe dayanması zorunlu olduğundan davalı ...'nin tescil ile mülkiyet hakkını kazanamadığını, tescilin yolsuz olduğunu belirterek söz konusu bağımsız bölümünün tapusunun iptali ile müvekkili adına takyidatsız olarak tapuya tesciline, bu talebin yerinde görülmemesi halinde söz konusu bağımsız bölümün bilirkişilerce değerinin tespit edilerek ferdileşme tarihi olan 25/05/2012 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı kooperatif vekili cevap dilekçesinde;  davacının kooperatif ortağı olmadığı için aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, müvekkili ile dava dışı ...Tic. Ltd. Şti. arasında ... ili, ... ilçesi, ... Köyü, ... Mevkiinde inşa edilen ... isimli yerleşkedeki villaların traverten işlerinin yapımı konusunda sözleşme imzalandığını, ayrıca sözleşme konusu traverten işlerinin hakedişlerinden ödenmek üzere bir adet dubleks villanın bu şirkete tahsisine ve şirketin, kooperatife üye olarak kaydedilmesine ilişkin protokol düzenlendiğini, 04/02/2002 tarihli protokolü dava dışı söz konusu şirketi temsil ve ilzama yetkili şirket müdürü olan davacının imzaladığını, daha önce tüzel kişilerin kooperatif ortağı olmasını önleyen 1163 Sayılı Kooperatifler Kanununun 9. maddesinin 07/05/2004 tarihli yasal düzenleme ile değiştirildiğini ve bu tarihten itibaren tüzel kişilerin kooperatif ortağı olmalarının mümkün hale geldiğini, 07/05/2004 tarihli yasal düzenlemeye kadar ise resmen üye olmayan dava dışı söz konusu şirketin, anılan tarihe kadar kooperatif nezdinde, temsil ve ilzama yetkili şirket müdürü olan davacı tarafından temsil olunduğunu, dava dışı şirketin 2004 yılından sonra üyelikle ilgili yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle 28/03/2011 tarihli yönetim kurulu kararı ile üyelikten ihraç edildiğini, ayrıca dava dışı şirketin, taahhüt ettiği inşaat sözleşmeleri ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle fesih talebinde bulunduğunu ve müvekkili tarafından feshin uygun bulunduğunu, müvekkilinin bu sebeple zarara uğradığını, bu çerçevede, davacının, müvekkili kooperatif üyesi olmadığından işbu davayı açabilmesinin mümkün olmadığını, çünkü aktif husumet ehliyetinin olmadığını, işbu davayı dava dışı şirketin de açabilmesinin mümkün olmadığını, davacının, yetkilisi olduğu söz konusu şirketin üyelikten ihraç edildiği 28/03/2011 tarihinden ne önce ne de sonrasında bir aidat ödemesi bulunmadığı gibi müvekkili kooperatif ile herhangi bir teması veya iletişiminin de mevcut olmadığını, davacının iyiniyetli olmadığını, diğer davalı ...'nin ise, tüm diğer tapu sahibi üyelerin yaptığı gibi üyelikten doğan yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini ve hak ettiği taşınmazın kendisine teslim edildiğini, hem müvekkili hem de diğer davalının iyiniyetli olduğunu ve bu iyiniyetin korunması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... tarafından davaya cevap verilmemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; üyelik kabul işleminin (26/03/2010 tarihli genel kurul toplantısı hazirun listesinde ortaklık başlangıç tarihi 16/01/2001 olarak kayıtlıdır) davacı ... adına yapılmış olması, yasal düzenlemenin 2004 yılında imkan vermesine rağmen 2004 yılından 2011 yılına kadar üyeliğin ... adına devredilmemesi, davacının gerçek kişi ortak olarak hazirun listelerinde yer alması, üyelikle ilgili işlemlerde ve kooperatifin tüm yazışmalarında ...'ya ilişkin hiçbir kayda ve davacının, ... adına veya hesabına muhatap alındığına dair kayda rastlanmaması nedeniyle üyelik sıfatının davacıya ait olduğunun kabulü gerektiği, protokol tarihinden sonra kanun değişikliği ile yasal imkan doğmasına  ve uzun süre geçmesine rağmen üyeliğin ... adına devredilmemesi nedeniyle anlaşmanın fiili durumda zımnen ilga edildiği, üyeliğin davacı da kalmasına karar verildiği kanaati oluştuğu, ihracın geçerli olması için ihraç prosedürünün davacı ortak ...'a karşı işletilmesi gerektiği ve ... karşı işletilen prosedürün, davacı ortak aleyhine sonuç doğuramayacağı, ihraç işleminin hukuka uygun olarak gerçekleşmediği ve kesinleşmediği, kooperatif ortaklığı ve bağımsız bölüm tahsisi işlemi ayni bir hak vermediğinden  tahsisin de tescilsiz iktisap  hallerinden olmadığından davacının, tapu sicilinin yolsuzluğunu iddia ederek tapu iptal tescil davası açamayacağı, davacının tazminat talebinin değerlendirilmesi gerektiği, bilirkişiler tarafından yapılan incelemeler neticesinde, ince işleri eksik olan dairenin fiyatının dava tarihi itibariyle 350.000 TL olarak belirlendiği, davacı taraf ince işlerini de kendisinin yaptığını iddia etmiş ise de, ek raporda, kooperatif uygulamalarında taşınmazların, ince işleri eksik olarak üyelere teslim edildiği, uygulamanın bu yönde olması ve söz konusu villanın tapu kaydı davacı adına olmayıp davalı şahıs adına olması nedeniyle bilirkişi ek raporunda da kooperatif üyelerinin taşınmazları ince işleri eksik olarak teslim aldıkları, teslim aldıktan sonra kendilerinin yaptığı, bu uygulamanın yerleştiği, dava konusu edilen villanın da davalı şahıs adına tapu kaydının oluşturulması nedeniyle, ince işlerinin davacı tarafından yapıldığı iddiasının doğru olmadığı sonucuna varıldığı, bu nedenle kök raporda belirtildiği şeklide dava tarihi itibariyle belirlenen 350.000,00 TL taşınmaz değerinin esas alınması gerektiği, sonuç itibariyle davacının tapu iptal tescil talebinin koşulları oluşmadığından reddine, taşınmaz bedelinin davalılardan tahsiline ilişkin talep yönünden ise taşınmaz bedelinin davalı kooperatiften alınarak davacıya verilmesine, ayrıca bilirkişi raporlarında, davacı tarafın ödenmemiş aidatlarının mahsubu yoluna gidilmiş ise de, davalı kooperatif tarafından aidat alacağının takas mahsup yöntemiyle davacı alacağından düşülmesi gerektiğine yönelik herhangi bir talebi bulunmadığından, aidat alacağı varsa bunun ayrı bir dava konusu olabileceği, taşınmaz bedelinin diğer davalı şahıstan tahsili talebinin ise, söz konusu işlemleri yapan tarafın, davalı kooperatif olması, diğer davalı şahsın bu işlemlerde herhangi bir dahilinin bulunmaması, taşınmaz bedelinin tahsilinde muhatabın kooperatif olması nedeniyle taşınmaz bedelinin tahsiline yönelik davalı şahsa karşı açılan davanın ise reddine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacı ve davalı kooperatif vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı ...'nın, diğer davalı kooperatifin yasaya aykırı şekilde değiştirdiği kooperatifin hatalı kayıtlarına güvenerek taşınmazı satın aldığını, dolayısıyla ortada tapu kayıtlarına güven ilkesinin korunmasını gerektiren şartlar mevcut olmadığından dava konusu konutun müvekkiline tahsis edilmesi ile davalı ...'nın, zararlarını kooperatiften tahsili gerektiğini, bu nedenle işbu davanın davalı ... yönünden reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda, kooperatifin 2015 yılı genel kurul toplantısında, kooperatif adına kayıtlı son bir evin olduğu ve işbu 22 nolu konutun dava sonuçlanıncaya kadar satılmaması kararı alındığı belirtilmesine rağmen davalı kooperatifin, müvekkiline vermediği konut ile eş değer konut sağlamakla yükümlü olduğundan Mahkemece işbu 22 nolu konut üzerinde herhangi bir keşif ve rapor alınmaksızın konutun diğer eşit üyeler gibi müvekkili adına tescil edilip edilmeyeceği tartışılmadan karar verildiğini, davaya konu konutun tüm ince işlerinin bedelinin müvekkilinin mal varlığından çıktığını, davalı ...'ın da bir kısım ince işler bitmiş halde konutu satın aldığını, bu nedenle ince iş bedelleri yönünden her iki davalının da müvekkili aleyhine sebepsiz zenginleştiğini, ayrıca müvekkiline ferdileştirilen konuta ilişkin, müvekkilinden tahsil edilen şerefiye bedeli dahi dikkate alınmadan kaba inşaat üzerinden değer tespitine gidildiğini, davalı ...'ın ise, şerefiye bedeli ödemeksizin müvekkilinin konutunu alması karşısında davalıların müvekkil aleyhine zenginleştiğini, davalı ...'ın ince işler hususunda isticvap edilmediğini, davalının isticvap edilerek dosyadaki ince işlere ait fatura muhteviyatları ve tarihleri nazara alınarak davaya konu konutu ne durumda aldığı, hangi ince işlerin yapıldığı, kim tarafından yaptırıldığı ile bedelinin kim tarafından ödendiği  hususlarının açıklığa kavuşturulması gerekirken eksik araştırma ile hüküm tesis edildiğini, Mahkemenin kabulüne göre, müvekkilinin, kendisine teslim edilmesi gereken konutun rayiç değerini alamadığını, karara göre müvekkilinin, davalı kooperatif bünyesinde bu zamana kadar haksız şekilde tutulan ödemiş olduğu aidatları geri aldığını, bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizin işletilmesi talep edilmesine rağmen Mahkemece, yasal faize hükmedilmesinin açıkça hatalı olduğunu, dava belirsiz alacak niteliğinde olduğundan Mahkemece tüm alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine yönelik hüküm kurulması gerektiğini, ayrıca müvekkiline teslimi gereken konuta ilişkin ince iş bedelleri yönünden yemin hakkımız hatırlatılmadan hüküm kurulmasının yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını gerektirdiğini belirterek ilk  derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı kooperatif vekili istinaf dilekçesinde; davacının fiilen hiçbir zaman müvekkili kooperatifin üyesi olmadığını, yasal zorunluluk gereğince tüzel kişilik olarak üye yapılamayan ancak protokol uyarınca fiilen üye olduğu hususunda tereddüt bulunmayan ... firmasının, müvekkili kooperatifin gerçek ve fiile üyesi olduğunu, yasal düzenlemenin değiştirilmesinden sonra ... firmasını temsilen hareket eden davacı adına oluşturulan zorunlu üyelik kaydının da hukuken anlamı ve geçerliliğinin kalmadığını, ... firması ile aralarındaki sözleşmenin feshinden sonra ... firması veya davacı tarafından, aidat hesabına ödeme yapılmadığını, ... firmasının 28/03/2011 tarihinde üyelikter ihraç edilmesinden sonra ... firmasından tahsil edilen tutarın, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, yasa gereği genel idare giderleri mahsup edildikten sonra ... firmasının hesabına iade edildiğini, Yargıtay uygulaması gereği, kooperatif üyeliğinin kime ait olduğunun tespitinde, fiili ve gerçek durum ile resmi kayıtların farklılık göstermesi halinde gerçeğin araştırılması ve fiili duruma göre hareket edilmesi gerektiğini, bu açıdan, hükme esas alınan bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde belirtildiği üzere, davacının üye kabul edilmesi gerektiği yönündeki görüşe katılmanın mümkün olmadığını, davacının üye olmadığının tartışmasız olduğunu, davacının, ... firması ile arasındaki ilişkiyi ikrar ederek kayden üyelik sürecine ilişkin iddialarını doğrulamasına rağmen bu hususa bilirkişi raporu ve gerekçeli kararda temas edilmediğini, yine davacının, yaptığını belirttiği ince işlerin müvekkili kooperatif tarafından yaptırılarak bedeli ödenmesine rağmen gerekçeli kararda bu hususa da değinilmediğini, müvekkili kooperatifin, binaları üyelerine kaba inşaatı tamamlanmış olarak teslim ettiğini, ince işler olarak tabir edilen işleri ise müvekkili kooperatifin, kuruluş amacı doğrultusunda en uygun maliyetler ile, 2004 yılı sonuna kadar üyeleri adına tamamlayarak bedellerini üyelerden tahsil ettiğini, dava konusu taşınmazın ince işlerinin de, iddia edilenin aksine müvekkili kooperatif tarafından yaptırıldığını ve bedelinin bir kısmının ... firmasının cari hesabından virman yoluyla tahsil edildiğini, davacı tanıklarının hem kendi içinde hem de birbiri ile çelişkili beyanlarının da, gerekçeli kararda tek kelime değerlendirilmediğini, davacının, 2006 yılında ... firmasının feshedilip kapatıldığı ve 2006 sonrası tüzel kişiliği bulunmadığı yönündeki gerçek dışı iddiasının aksi, sunulan ve ... firması ve davacı ...'ın adresinin aynı olduğunu ortaya koyan sicil kayıtları ile ispatlandığı halde Mahkemenin bu hususa da dikkat etmediğini, hükme esas alınan raporda bilirkişi  kurulunun, incelemesini tamamlamadığını, hesaplama yapamadığını beyan etmesine rağmen eksik ve yetersiz rapora göre karar verildiğini, hükme esas alınan raporu hazırlayan bilirkişi kurulunun, davacı ortağın ödemeleri toplamının tespit edilerek dava tarihindeki değerinin ve karşılığının bulunması gerektiği, yine borcu bulunmayan emsal ortak ödemesinin tespiti ve dava tarihindeki değerinin ve karşılığının bulunması gerektiği, konut edinen ortakların sağladığı yararlanmanın belirlenmesi ve hesaplanması gerektiği yönündeki değerlendirmelerinin arkasını getirmediğini, herhangi bir hesaplama yapmadığını, dava konusu taşınmazın üstünkörü görüldüğünü, emsal ve piyasa rayici araştırılması yapılmadığı için dayanağı bulunmayan bedeller ortaya çıktığını, ayrıca Körfez Belediye Başkanlığınca, anılan taşınmaz için belirlenen rayiç değerler olan 2012 yılı için 131.000 TL, 2014 yılı için ise 157.000 TL'nin dikkate alınmadığını, üye aidatı ödemelerini gösterdiği bilirkişi kurulu tarafından belirtilen 440.07.0133 nolu defter kaydı, tahakkuk hesabı olduğu, ödeme hesabı olmadığı, ödeme yapılmadığı için ihraç işleminden sonra virman yapılarak kapatıldığı halde ödeme kaydı gibi değerlendirildiğini ve böylelikle virman yoluyla gerçekleştirilen ödeme tutarı toplamı 265.217,80 TL olması gerekirken 300.537,82 TL olarak ifade edilmeye devam edildiğini, bizzat davacının ... firması adına imzaladığı protokolü yok farzederek ve ... firmasının sonradan hak iddiasında bulunması halinde müvekkilini aynı taşınmazdan dolayı mükerrer sorumluluk altına sokabilecek bir değerlendirme ve anlayışla karar verildiğini, davacının, müvekkilim aleyhinde açtığı tapu iptal ve tescil davası reddedildiği halde, lehlerine vekalet ücreti takdir edilmediğini belirterek ilk  derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.  <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, kooperatif üyesi olduğundan bahisle adına tahsis edildiği iddia edilen dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ile davacı adına tescili, olmadığı taktirde bedelinin faizi ile tahsili istemine ilişkindir. İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinin 25/06/2014 tarih ve 2014/201 Esas 2014/256 Karar sayılı kararı ile, tapu iptali tescil talep edilen taşınmazın bulunduğu yer itibariyle yetkili mahkemenin Körfez Asliye Hukuk (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) olduğundan bahisle yetkisizlik kararı verildiği, Körfez 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10/10/2014 tarih ve 2014/408 Esas 2014/502 Karar sayılı kararı ile, Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verildiği, Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılama sonunda 25/09/2020 tarih ve 2014/1516 Esas 2020/326 Karar sayılı karar ile, kooperatif merkezinin bulunduğu yer itibariyle yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu tespit edilerek olumsuz yetki uyuşmazlığının çözümü için dosyanın Sakarya Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 02/09/2021 tarih ve 2021/1370 Esas 2021/1036 Karar sayılı kararı ile, farklı Bölge Adliye Mahkemesi yargı sınırları içerisinde bulunan ilk derece Mahkemelerine ait olumsuz yetki uyuşmazlığına bakma görevinin Yargıtaya ait olduğu gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, akabinde dosyanın gönderildiği, Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 06/12/2021 tarih ve 2021/11175 Esas 2021/14404 Karar sayılı kararı ile, İstanbul 50. Asliye Ticaret Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1516 Esas sayılı dosyasında icra edilen keşif neticesinde düzenlenen 09/06/2017 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; üyelik kabul işleminin (26/03/2010 tarihli genel kurul toplantısı hazirun listesinde ortaklık başlangıç tarihinin 16/01/2001 olarak kayıtlı olduğu) davacı adına yapıldığı, davalı kooperatif, üyelik tarihinde tüzel kişilerin kooperatif üyesi olamaması nedeniyle  ... Ltd. Şti.'nin yetkili temsilcisi olan davacının kooperatif üyesi olarak gösterildiğini cevap dilekçesinde belirtmiş olsa da, yasal düzenlemenin 2004 yılında imkan vermesine rağmen bu tarihten 2011 yılına kadar üyeliğin ... Ltd. Şti.'ye devredilmediği, davacının, gerçek kişi ortak olarak hazirun listelerinde yer aldığı, üyelikle ilgili işlemlerde ve kooperatifin tüm yazışmalarında  ... Ltd. Şti.'ye ait hiçbir kayda ve davacının,  ... Ltd. Şti. Adına ve hesabına muhatap alındığına dair bir kayda rastlanmadığı, buna göre üyelik sıfatının, davacıya ait olması gerektiği kanısına varıldığı,  ... Ltd. Şti. ile ilgili ihraç kararı alınmış ise de, geçerli bir ihraç olması için ihraç prosedürünün ortak olan davacıya karşı işletilmesi gerektiği, şirkete karşı işletilen ihraç işleminin davacı aleyhine sonuç doğurmayacağı, kooperatifin, üyesine bağımsız bölüm taahhüdünün gayrimenkul devir vaadi niteliğinde olduğu, ferdileşmeye geçip tapu devredilene kadar inşaatın mülkiyetinin kooperatife ait olduğunu, ferdileşme koşullarını yerine getiren ortağın tapu kaydının kendi adına yapılmasını isteyebileceği, bu aşamadan önce ise, ortağın, kooperatife karşı olan talep hakkının alacak hakkı niteliğinde olduğu, sadece kooperatife karşı ileri sürülebilecek nisbi bir hak olduğu, dava konusu olayda, davacının tapu iptali ve tescil talebi hakkında kooperatif ortaklığı ve bağımsız bölüm tahsisi işleminin, davacıya ayni bir hak vermediği, tahsisin de tescilsiz iktisap hallerinden olmadığı için tescilin yolsuzluğu ve iptali talep yetkisi vermediği, bu nedenle davacının tapu iptali ve tescil talebinin yerinde olmadığı, yapı kooperatifi niteliğindeki tüm kooperatifler gibi davalı kooperatifin de, ana sözleşme gereği tüm ortaklarına gayrimenkul devrini vadettiği, bu nedenle ortaklık sıfatını taşıyan davacıya da bağımsız bölüm vermekle yükümlü olduğu, davacı 7 nolu villanın tescilini talep etse de, davalı kooperatifin, diğer üyelere tahsis ve tapuda devredilmemiş ayni nitelikte bir başka bağımsız bölüm vererek borcunu yerine getirebileceği, eğer bu da mümkün değil ise davacıya tazminat ödenmesi gerektiğini, boş villa olmaması durumunda Yargıtayın benimsediği hesaplama yöntemine göre tazminatın belirleneceği, dosya kapsamında davacının tüm ödemelerini gösterir belgeler ile normal bir ortağın ödemelerinin tespitine imkan verecek ödemelere ilişkin belge olmadığı, dava konusu taşınmaz ile aynı niteliklere sahip emsal bir villanın ince işleri eksik olarak 16/05/2012 tarihi itibariyle (3. kişiye devir tarihi) değerinin 280.000,00 TL; 24/06/2014 tarihi itibariyle (dava tarihi) değerinin 350.000,00 TL olduğu, davalı kooperatife ait üye aidatlarının takip edildiği \"440 ALINAN SİPARİŞ AVANSLARI HESABI\" hesabın incelenmesinde, 2002, 2003 ve 2004 yıllarında davacı ödemelerinin,  ... Ltd. Şti. cari hesabından virman yapılmak suretiyle kaydedildiği, yani  ... Ltd. Şti. cari hesabından, davacı adına takip edilen cari hesaba ödeme virmanı yapıldığı, bu tarihlerden sonra ise davacının ödemesi gereken tutarların, davacı adına açılan \"borçlu\" cari hesaba kaydedildiği, yani davacının borçlandırıldığı, davacı ödemeleri olan toplam 300.537,82 TL'den davacının ödemediği aidatların toplamı olan 30.254,94 TL'nin mahsubu neticesinde davacının net ödemelerinin 270.537,82 TL olduğu, kooperatif kayıtlarında 2012 yılında davacı adına takip edilen aidat hesaplarının 265.217,80 TL tutarındaki kısmın davacı hesabından başka hesaplara virman yapıldığı, 35.300,00 TL tutarındaki kısmının ise, davacı adına izlenen hesapta kaldığı bildirilmiştir. Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1516 Esas sayılı dosyasında düzenlenen 17/02/2020 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda; davacının kooperatif ortağı olduğu tespitlerinde bir değişiklik olmadığı, davacı hakkında alınmış bir ihraç kararı ve işletilmiş bir ihraç prosedürünün olmadığı, dava dışı ... firmasına işletilen ihraç prosedürü usulüne uygun olmadığı gibi usulüne uygun olsa bile ortağın ihracı sonucunu doğurmayacağı, ortaklığa ilişkin ödemelerin davacının yöneticisi olduğu .... firmasına yapılan ödemelerden virman yoluyla gerçekleştirildiği, davacının 2005 yılı sonrasında kooperatifle hiçbir ilgisinin olmadığı yönündeki davalı iddialarının dosya içinde yer alan belgelerle desteklendiği, davacının, kooperatif yönetimi tarafından, bir kısmı rapor içeriğinde listelenen e-posta yoluyla iletilen bildirimlere karşı ödeme yaptığına dair dosyada bir delilin yer almadığı, davacının, akçalı ilişkinin kesildiği 2004 yılından dava tarihi olan 2014 yılına kadar ilişki kurulmaması sebebiyle ortaklığın sona erdiği ve tapu iptali tescil talebinin dürüstlüğe aykırı olup olmadığı hususlarının takdirinin Mahkemeye ait olduğu, ortaklığın sona ermiş olduğunun kabulü halinde, tapu iptali tescil talebinin reddedilmesi gerekeceği ve Kooperatifler Kanununa göre ortak ile hesaplaşma yükümlülüğünün doğacağı, ödenmeyen elektrik bedeli ile ödenmeyen aidatlara tahakkuk eden faiz tutarlarının \"üyelerden alacaklar hesabına\" kaydedildiği, tahakkuk ettirilen faizler ile elektrik bedelinin takip edildiği hesaplardaki tutarların tahsil edilmediği, üyeden alacak olarak görüldüğü, bu nedenle de cari hesap mahsubunda dikkate alınması gerektiği, davalı kooperatif defterlerinde davacı adına takip edilen hesaplarda, davacı adına tahakkuk eden aidat tutarının 300.517,80 TL olduğu, davacının ödemediği elektrik bedeli, ödenmeyen aidatların tahakkuklardan kaynaklanan faiz ve ödenmeyen aidat toplamının 38.654,94 TL olduğunun tespit edildiği, buna göre davacının net ödemeleri toplamının 261.862,86 TL olduğu, davacının, 2004 yılından sonra davalı kooperatife herhangi bir ödemesinin tespit edilemediği, aidat bedellerinin sadece tahakkuk ettirildiği, ödenmeyen aidatlara faiz tahakkukları yapıldığı bildirilmiştir. Davalı kooperatif ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında akdedilen 04/02/2002 tarihli \"PROTOKOL\" başlıklı belgeye göre; şirketin, villalarda yapılacak traverten işleri (06/02/2002 tarihli sözleşme) karşılığında 180.000 USD * 1.100.000 TL (kur) = 198.000.000.000 TL tutarında olan sahipsiz ... No'lu çift katlı villaya üye kaydedileceği, bu tutarın, villanın 06/02/2002 tarihindeki kaba inşaat karşılığı olduğu, şirketin de, her üye gibi genel kurullarda kararlaştırılacak aidat ve ara ödemeleri kooperatif bitene kadar yapabileceği, her üye gibi ince işlerini de kendisinin yapacağı, villa tutarının, her hakedişten %15 kesilerek yapılacağı, 2002 Ekim sonuna kadar 25.000 USD peşin ödeneceği, geri kalan tutarın, şirketin kazanacağı ihalelerden sonra yapacağı hakedişlerden %15 kesilerek ve bakiye kalırsa şirket tarafından ödeneceği belirtilmiştir. Dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. 28/04/2004 tarihli yazısı ile, sözleşme ile ilgili üstlendikleri taahhütlerini yapamayacak duruma gelmeleri sebebiyle sözleşmenin karşılıklı olarak feshedilmesi talebinde bulunması üzerine davalı kooperatifin 04/11/2004 tarihli yazısı ile (03/11/2004 tarihli yönetim kurulu kararına istinaden) feshin uygun görüldüğü anlaşılmıştır. Davalı kooperatif tarafından, parasal yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.'ye 24/02/2010 ve 13/01/2011 tarihli Noter ihtarnameleri keşide edildiği, davalı kooperatifin 18/03/2011 tarihli genel kurulunda dava dışı şirketin ihracına karar verildiği, 28/03/2011 tarihli yönetim kurulu kararı ile ise, dava dışı şirketin, ihtarnamelerin tebliğine rağmen gereğini yerine getirmediğinden bahisle kooperatif üyeliğinin sonlandırılmasına ve kooperatiften ihracına karar verildiği görülmüştür. Davacının tapu iptali tescil, olmadığı taktirde taşınmaz bedelinin tahsiline yönelik taleplerin değerlendirilebilmesi için öncelikli kooperatif üyesi olup olmadığının tespiti gerekir. Zira davalı kooperatif vekili, davacının kooperatif üyesi olmadığından bahisle aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını ileri sürmektedir. Davalı kooperatif vekili, müvekkili ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında ... ili, ....ilçesi, ... Köyü, ... Mevkiinde inşa edilen ... isimli yerleşkedeki villaların traverten işlerinin yapımı konusunda sözleşme imzalandığını, ayrıca sözleşme konusu traverten işlerinin hakedişlerinden ödenmek üzere bir adet dubleks villanın bu şirkete tahsisine ve şirketin, kooperatife üye olarak kaydedilmesine ilişkin 04/02/2002 tarihli protokol düzenlendiğini, bu tarih itibariyle ise tüzel kişilerin, kooperatife üye olması mümkün olmadığından protokolü imzalayan dava dışı şirketi temsil ve ilzama yetkili şirket müdürü olan davacının, yetkilisi olduğu şirketi kooperatif nezdinde temsil ettiğini, bu nedenle kooperatif üyesi olmadığını savunmuş olup bunun karşılığında davacı vekili ise, davalı kooperatifin cevap dilekçesine karşı sunduğu dilekçesinde, davalı kooperatifin, kendisinden iş almak isteyen  ... Ltd. Şti.'ye, ancak üyelere iş verilebildiğinden ortak yapılması gerektiğini söylemesi üzerine, şirket müdürü olan müvekkilinin üye yapıldığını ve dava konusu daireyi satın almak isteyen müvekkilinin, tüm taksit ödemelerini yaptığını, protokolün ise, müvekkilinin ödemelerini aksatması ihtimaline karşılık yapılmış bir garanti sözleşmesi olduğunu ve buna göre ödemelerin aksaması halinde alacağın  ... Ltd. Şti.'nin hakedişlerinden alınacağını iddia etmiştir.Somut uyuşmazlıkta, 04/02/2002 tarihli \"PROTOKOL\" başlıklı belgeye göre, dava dışı ... Ltd. Şti.'nin, villalarda yapılacak traverten işleri karşılığında 198.000.000.000 TL tutarında olan olan çift katlı villaya üye kaydedileceği, villa tutarının, hakedişlerden ve bakiye kalırsa şirket tarafından ödeneceği kararlaştırılmış olup protokol, davalı kooperatif ve dava dışı  ... Ltd. Şti. tarafından imzalanmıştır. Gerçekten de davalı kooperatifin öne sürdüğü gibi, protokol tarihi itibariyle 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 9. maddesinde, 5146 sayılı Kanunun 2. maddesi ile yapılan değişiklik henüz gerçekleştirilmediğinden tüzel kişilerin kooperatif ortağı olma imkanı bulunmamaktadır. Tüzel kişilerin, kooperatiflere üye olabilmesi ancak 1163 sayılı Kanunun 9. maddesinin, 21/04/2004 tarihli ve 5146 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değiştirilmesinden sonra mümkün hale gelmiştir. Varlığına ve sıhhatine yönelik bir itiraz bulunmayan protokolden de açıkça anlaşılacağı üzere dava dışı  ... Ltd. Şti.'nin, davalı kooperatife üye yapılmak istendiği sabittir. Dosya kapsamında bunun aksini ortaya koyan bir delil davacı tarafından sunulabilmiş de değildir. Davacı vekili, dava konusu taşınmaz için tüm taksitlerin müvekkili tarafından yapıldığını iddia etmiş ise de, bilirkişi raporuna göre, bizzat davacı tarafından yapılan bir ödeme olmayıp davacı ödemelerinin, dava dışı  ... Ltd. Şti.'nin cari hesabından virman yapılmak suretiyle gerçekleştiği ve 2002-2003-2004 yıllarına ilişkin ödemelerin bu şekilde olduğu, 2004 yılından sonra ise davacının herhangi bir ödemesinin bulunmadığı anlaşılmış olup esasen 2004 tarihi aynı zamanda dava dışı şirket ile davalı kooperatif arasındaki yüklenici sözleşmesinin karşılıklı olarak feshedildiği tarihtir. Buna gröe davacı vekilinin, müvekkilinin kuruluşundan itibaren kooperatifin üyesi olduğuna ve üyeliğine ilişkin olarak üzerine düşen edimlerini yerine getirdiğine yönelik iddialarının aksine protokolün yapıldığı tarih itibariyle tüzel kişilerin ortaklığının yasal olarak imkansız olması nedeniyle davacının, kooperatif ortağı olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. Öte yandan, dosya kapsamında yer alan, davacının kooperatif üyeliğinin devam ettiğinin belirtildiği 15/06/2004 tarihli \"ilgili makama\" başlıklı belge, aidat, emlak vergi ve elektrik borcu ile genel kurul bildirimlerinin yer aldığı davacının e-posta dökümleri, yine dosya kapsamında bulunan davacının katıldığı anlaşılan davalı kooperatifin 27/06/2002, 27/06/2003, 28/01/2005, 20/01/2006, 23/02/2007, 29/02/2008, 20/03/2009, 26/03/2010 ve 18/03/2011 tarihli olağan genel kurul toplantısı hazirun cetvelleri değerlendirildiğinde; söz konusu genel kurul toplantısı hazirun cetvellerinde ismi yer alsa da davacının hiçbir genel kurul toplantısına katılmadığı gibi kendisini temsilen de kimsenin katılmadığı, üyeliğin 2002 yılında başladığı iddiaları karşısında, 20/03/2009 ve 26/03/2010 tarihli olağan genel kurul toplantısı hazirun cetvellerinde, davacının, gösterildiği sıranın karşısında ortaklık başlangıç tarihi olarak 16/01/2001 yazılı olmasının da bir öneminin olmadığı, davacının 2004 yılından bu yana akçeli yükümlülüklerini yerine getirmediği, ayrıca az yukarıda da bahsedildiği üzere 2002-2003-2004 yıllarına ilişkin ödemelerin de, dava dışı  ... Ltd. Şti.'nin cari hesabından virman yapılmak suretiyle gerçekleştiği, davacının, aidat borcunun bulunup bulunmadığını takip etmediği gibi aidat vs. borçlara ilişkin kendisine gönderilen e-posta bildirimlerine karşı da bir cevap vermediği, davalı kooperatifin, dava tarihi olan 2014 yılına kadar yapılan her genel kurul toplantısında (daha sonraki tarihlerde yapılanlar da da) üye ödemeleri konusunda karar aldığı, aidat ödeme kararı bulunmayan bir dönem olmadığı gibi aynı zamanda bunun dışında emlak ve elektrik borçlarının da bulunduğu dikkate alındığında davacının, davalı kooperatifle ilişki kurmasını gerektirecek sebepler de bulunmasına rağmen aidat vs. ödeme yükümlülüğü bulunan davalı kooperatife uzun süre uğramayarak kooperatif ile ilişkisini devam ettirmediği hususları dikkate alındığında davacının üye ise bile, üyeliğinin sona erdiğini zımnen kabul ederek eylemli olarak ortaklıktan çıkma iradesini ortaya koyduğu değerlendirilmiş olup davacının kooperatif üyesi olduğundan bahisle hak talebinde bulunmasının 4721 sayılı TMK'nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralına aykırı düştüğünü kabul etmek gerekir. Bu nedenle davalı kooperatif, istinaf başvurusunda haklıdır. Yapılan açıklamalar uyarınca belirtilen sebepler ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken Mahkemece, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle davalı kooperatif vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen nedenlerle kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun REDDİNE,2-Davalı kooperatif vekilinin yapmış olduğu istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/67 Esas, 2022/169 Karar ve 03/03/2022 tarihli kararının HMK 353/1b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,3-a)Davanın REDDİNE,b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 269,85 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 25,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 244,65 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, c)Davalı kooperatif kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı kooperatife VERİLMESİNE, e)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,f)Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA, İstinaf Başvurusu Yönünden;4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanuna bağlı tarife gereğince alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 189,15 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanuna bağlı tarife gereğince alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf harcının davalı kooperatif tarafından peşin olarak yatırılan 5.978,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 5.708,15 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalı kooperatife İADESİNE,6-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,7-Davalı tarafından yapılan 61,20 TL istinaf yargılama gideri ile peşin olarak yatırılan 269,85 TL istinaf karar harcı ve 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 551,75 TL'nin davacıdan tahsili ile davalı kooperatife VERİLMESİNE,8-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının hüküm kesinleştiğinde ve kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmının yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361/1. fıkrası uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu Açık olmak üzere Başkan ...'ın karşı oyu ile oyçokluğuyla karar verildi.30/11/2023<br>MUHALEFET ŞERHİ Uyuşmazlık; davacının kooperatif üyesi olup olmadığı, davacının kooperatif üyesi olduğunun kabulü halinde adına tescil edilecek bir daire bulunup bulunmadığı, bunun mümkün olmaması halinde davacının üyelik hakkı karşılığı tazminat talep edip edemeyeceği hususlarında toplanmaktadır.Dosya kapsamına, aldırılan bilirkişi raporlarına göre davacının 2002-2011 tarihleri arasında yapılan genel kurul toplantı tutanaklarının hazirun cetvellerinde isminin yer aldığı anlaşılmaktadır. Hazirun  cetvellerinde; davacının üyelik başlangıç tarihlerinin 16/01/2001 tarihi olduğu belirtilmiştir. Davalı kooperatif tarafından yapılan yazışmaların tamamının davacı ile yapıldığı ve davacının muhatap alındığı anlaşılmaktadır. Çoğunluk görüşünü içerir metinde bahsi geçen şirketin, davalı kooperatif tarafından muhatap alındığına dair dosyada herhangi bir bilgi yada belge bulunmamaktadır.09/06/2017 tarihli bilirkişi raporuna göre; davacının ödemesi gereken toplam aidat tutarının 300.537,82 TL olduğu, bu miktardan davacının 270.537,82 TL'sini ödediği belirtilmiştir. Yine 17/07/2020 tarihli ek raporda; davacının ödenmeyen aidat toplamının 38.654,94 TL olduğu, ödenen aidat toplamının ise 261.862,86 TL olduğu belirtilmiştir. Bu tespitlerden de anlaşılacağı üzere davacı, üyelik hakkı karşılığı, 261.862,86 TL ödeme yapmıştır. Ödenmeyen aidat tutarının ise 38.654,94 TL olduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda davacı, ödemesi gereken aidat tutarının tamamına yakınını ödediği, 2011 yılına kadar ki tüm genel kurul toplantı hazirun cetvellerinde isminin yer aldığı değerlendirildiğinde davacının kooperatife üye olduğunun kabulü gerekir. Her ne kadar çoğunluk görüşü ödemelerin dava dışı şirket hesabından yapıldığını belirterek davacı adına herhangi bir ödeme yapılmadığı sonucuna ulaşmışsa da bu durumun davacının üyelik hakkını etkilemeyeceği açıktır. Ödemeler dava dışı şirketin hesabından yapılsa da, ödemelerin davacının üyelik hakkına yönelik yapıldığı, aksine yönelik bir şerh bulunmadığı, dolayısıyla ödemelerin davacı adına yapıldığının kabulü gerekir. Davalı kooperatif ile dava dışı şirket arasında üyelik ile ilgili bir kısım sözleşmeler yapılmış ve daha sonra feshine dair irade beyanları ortaya konulmuş ise de bu durum tüzel kişiliğe sahip davalı kooperatif ile davacı şirket arasındaki hukuki ilişkiyi ilgilendirmektedir. Bu sebeplerle davacının kooperatif üyesi olduğunun kabulü ile sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği kanaatinde olduğumdan çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir.30/11/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2bff646b8d742db7","SID":"315216dcff80a8ca"}}