{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1550 Esas<br>KARAR NO: 2024/50<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>ARA KARAR TARİHİ: 07/08/2023 <br>NUMARASI: 2023/152 Esas<br>DAVA: MENFİ TESPİT (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 11/01/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde; İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında, 30/09/2022 tanzim ve 27/01/2023 vade tarihli, 39.750.000,00 TL bedelli senede ilişkin müvekkillerine karşı icra takibi başlatıldığını, müvekkili ... AŞ ile davalı şirket arasında 06/02/2019 tarihinde Danışmanlık ve Hukuk Müşavirliği Sözleşmesi imzalandığını, davalı şirket yetkilisi davalı ... 06/02/2019 tarihinden itibaren 30/09/2019 tarihine kadar müvekkil şirketin yapılandırma işlemlerini düzenlediğini, bankalarla ve faktoring firmaları ile olan görüşmelerini yürüttüğünü ve bu anlamda adeta müvekkilinin finans direktörü olarak hareket ettiğini, faktoring işlemlerinde standart düzenleme, ilgili firma ile birlikte bu firmanın yetkililerinin ve bağlı şirketlerinin de kefalet vermesi olduğundan davalı ... tarafından tüm müvekkillerinin kefil olarak imzasını taşıyan boş senetler imzalatılmak istenildiğinde müvekkillerinin sorgulamadan imzalarını attığını, davalının, elinde bulunan ve tüm müvekkillerinin imzasını taşıyan 4.479.845,00 TL bedelli iki adet senedi tahsil için icraya koyacağını iletmesi üzerine 30/10/2019 tarihli sulh ve ibra protokolü düzenlenerek imza altına alındığını ve bu protokol uyarınca davalı ...' ın yetkilisi olduğu şirkete toplam 4.400.000,00 TL 8 adet senet verildiğini, kaşılığında ise, bahsi geçen 4.479.845,00 TL bedelli iki adet senedin iade alındığını, protokol uyarınca, vadesi gelen tüm senetlerin müvekkili tarafından ödenmesinden sonra davalılara herhangi bir sebeple başkaca bir senet verilmediğini ve davalılar ile olan tüm ilişkinin kesildiğini, buna rağmen  vade farkı faturası kesilmesi, sürekli ödeme talebiyle müvekkilleri ile irtibata geçilmesi, bir sonuç alamaması sebebiyle aniden 39.750.000,00 TL tutarlı senedin işleme konularak müvekkillerinin hukuka aykırı olarak borçlandırılmaya çalışıldığını, müvekkilleri ile davalılar arasında dava konusu senedin düzenlenmesini gerektirir hiçbir hukuki ilişki yaşanmadığını ve kurulmadığını, müvekkilin, davalılara işbu bonodan kaynaklanan borcunun bulunmadığını, \"Sulh ve İbra Protokolü\" kapsamında davalı tarafa verilen tüm senetlerin iade alıdığını ve sonrasında davalılara herhangi bir sebeple başkaca bir senet verilmediğini, zaten bu durumun protokolde de maddeleştirilerek gerek davalı şirkette gerekse davalı şahısta başkaca bir senet olmadığının açık bir şekilde ilgili protokole yazıldığını, senedin lehdarı, vadesi, düzenleme tarihi, bedeli gibi tüm hususların müvekkillerinin rızası hilafına sonradan doldurulduğunu ya da başkaca bir belgeden imzaların ithal edildiğini, davalının emniyet ifadesinde belirtmiş olduğu 150.000,00 TL gelir itibariyle 39.750.000 TL tutarında müvekkillerle iş yapıyor olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, 01/03/2020 - 30/09/2022 tarihleri aralığında müvekkiline hizmet verdiğini iddia eden davalının, verdiği hizmete istinaden herhangi bir fatura kesmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava konusu bono ve bononun verilme sebebi olarak gösterilen 30/09/2022 tarihli taahhütname/iş kabul, ifa kabul/borç kabulü/ödeme taahhüdü ve sözleşme başlıklı belgenin müvekkili tarafından davalıya verilmediğini, işbu belgeler yönünden sahtecilik incelemesinin yapılmasını talep ettiklerini, zira bono ve bu belgelerin, müvekkillerinin rızası hilafına doldurulması ihtimalinin bulunduğunu, bu senedin, şüpheli ..., müvekkiline danışmanlık hizmeti verdiği dönemde toplu olarak alınan boş senetlerden bir tanesi olmasının mümkün olduğunu, davalının Gebze Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/1495 sayılı soruşturma dosyasında vermiş olduğu ifadesinde, ilgili senedin, kendisine 01/03/2020 - 30/09/2022 tarihleri arasında vermiş olduğu hizmet karşılığında verildiğini belirten davalının, bonodaki nakden kaydını talil ettiğinden müvekkilinden nasıl 39.750.000,00 TL alacaklı olduğunu ispat etmesi gerektiğini, ayrıca davaya konu bononun teminat senedi olarak verildiği ikrar edildiğinden müvekkilleri aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatılmasının hukuka aykırı olduğunu, zira hizmet ilişkisi karşılığında borcun ödenmesini teminen dava konusu bononun alındığının davalı tarafından belirtildiğini, ayrıca kayıtsız şartsız bir muayyen bir bedeli ödeme vaadi, bononun taşıması gereken unsurlardan olmasına rağmen takibe konu bono olduğu iddia edilen belgenin, kayıtsız şartsız borç ödeme vaadi unsurunu içermediğini belirterek müvekkillerinin İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ve 30/09/2012 tanzim ve 27/01/2023 vade tarihli 39.750.000,00 TL bedelli bonodan borçlu olmadığının tespitine, davalının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun takibi için %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, ayrıca İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında teminatsız akdi takdirde %15 teminat mukabilinde vezneye giren paranın alacaklıya ödenmemesine yönelik tedbir kararı verilmesini  talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde, müvekkilinin, davacı şirketlerin yapılandırma işlemlerini yürüterek, bankalar ve finans şirketleri ile görüşmeler yaparak hizmet verdiğinin açıkça ikrar edildiğini, dava dilekçesinde açıklanan maddi olaylar ve ödenmeyen senet bedeli dolayısıyla müvekkilinin alacaklı olduğu hususunun açıkça kanıtlandığını, davacıların tüm ticari faaliyetlerinde basiretli tacir gibi davranmak zorunda olduğunun, hem yasa ve hukuk kuralları hem de ticari hayatın olağan akışı gereği olduğunu, ayrıca müvekkili tarafından, hiçbir surette ve hiçbir evraka imza alınmadığı gibi boş bir senet de imzalatılmadığını, hizmet sözleşmesi gereği verilen yetkilerin, müvekkili tarafından tamamen bankacılık usul ve etiğine uygun bir şekilde kullanıldığını, Senet Tevdi Bordrosu/Teslim tutanağında yer alan senetler ile işbu takibe ve davaya konu olan senedin, müvekkili şirkete ödenmek üzere verildiğini, müvekkilinin hiçbir şekilde, dava dilekçesinde iddia edildiği üzere, 7 adet boş senedi faktoring firmasına vereceği iddiası ile davacılara imzalatarak teslim almadığını, davacının bu hususu yazılı belge ile ispat etmek durumunda olduğunu, kambiyo senetlerinin müvekkiline boş olarak teslim edildiği iddiasının, finansal sistemin doğasına, müvekkilinin mesleki olarak uzun yıllardır içinde bulunduğu sektör tecrübesi ve dolayısı ile hayatın olağan akışına, iş akışlarına ve çalışma prensiplerine ve fiili duruma aykırı olduğunu, takip ve dava konusu senedin, taraflar arasındaki temel hukuki ilişkinin sebebi olarak vade tarihinde ödenmek üzere ifa uğruna düzenlendiğini ve rızaen teslim edilmiş olduğunu, şirket yetkililerinden, müvekkilince herhangi bir imza alınmasının söz konusu olmadığını, davacılar tarafından açılan İstanbul Anadolu 9. İcra Hukuk Mahkemesinin 2023/166 Esas sayılı davasında, davaya konu edilen senet üzerinde bulunan 5 ayrı imzanın kendilerine ait olduğunun açıkça kabul edildiğini, davacıların, takip konusu senedin teminat senedi olduğu yönündeki gerçeğe aykırı iddialarını da yazılı delil ile ispat etmekle yükümlü olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme ve protokol ile hizmet ilişkisinin yerine getirildiğinin sabit olduğunu, bu nedenle imzalanan ve imzası inkar edilmeyen senedi ödeme ediminin sadece davacı borçlulara ait olduğunu, bahse konu kambiyo senedi aslı, Gebze Cumhuriyet Savcılığınca emanet kasasına alındığından onaylı örneği, ilgili soruşturma dosyasından icra dosyasına getirilmesine rağmen, davacının, takibin 30/09/2022 tarihli adi yazılı belge olduğu şeklindeki iddialarının geçerli hiçbir yönünün bulunmadığını, bono üzerinde isteğe bağlı olarak yazılan \"bedeli nakden/malen alınmıştır\" şeklindeki bedel kaydının olması veya olmamasının, bononun geçerliliğini etkilemeyeceğini, bu bedel kaydının, senedi temel ilişki ile ilintili hale getirmediğini, bu nedenle senedin talil edilmesi gibi bir durum olmadığını, 30/09/2022 tarihli Taahhütname, İş Kabul, İfa Kabul, Borç Kabulü, Ödeme Taahhüdü ve Sözleşme başlığı adı altında yer alan belgeyi, tümü tacir olan davacıların, müvekkilince yapılan hizmet sebebiyle ifa uğruna düzenlediklerinin izahtan vareste olduğunu, takip konusu senedin bedelsiz olduğunu iddia ve ispat külfetinin borçlu davacıların üzerinde olduğunu, sundukları bilimsel mütalaada, kambiyo senedi üzerinde atılı imzaların tümünün davacılara ait olduğunun tespit edildiğini belirterek davanın reddi ile davacıların, haksız ve kötü niyetli davaları sebebiyle takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına ve alacağın %10’u oranında para cezasına mahkum edilmelerine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece Mahkemesinin 03/03/2023 tarihli ara kararı ile; davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin İİK'nun 72/3 maddesi uyarınca, %15 teminat karşılığı (6.032.738,25 TL nakti teminat) kabulüyle, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasında icra veznesine girecek paraların takip alacaklısına ödenmesinin ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine karar verilmiştir. Davalılar vekilince ihtiyati tedbir kararına itiraz edilmesi Mahkemece açılan duruşmada, itirazın reddine karar verilmiş olup buna ilişkin gerekçeli kararda; iddianın mahiyeti dikkate alındığında yargılama ve soruşturmanın devam ettiği de gözetilerek İİK'nun 72/3 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararının devamının tarafların hak ve menfaat dengelerine uygun olacağı belirtilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davalılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; takibe dayanak senedin bedel, lehtar, vade, keşide tarihi gibi tüm unsurlarının bilgisayar ortamında düzenlenmesi üzerine imzalandığı ortada iken senedin boş olarak kredi ve finans kurumlarına ibraz edilmek üzere müvekkiline verildiği iddiasının tartışılıp dinlenemeyeceğini, bu hususun senedi destekleyen Taahhütname/İş Kabul, İfa Kabul/Borç Kabulü/Ödeme Taahhüdü ve Sözleşme başlıklı metinden de anlaşıldığını, senedin, ifa uğruna verildiğini, takibe karşı açılan itiraz davasında davacıların, imza ikrarında bulunduğunu, işbu dosyada da imzalara itiraz edilmediğini, davacıların sırf evveliyat yaratmak için takibe konu senetle bağlantısız evvelki ilişkilerden doğan sözleşmeleri ibraz ederek vahamet oluşturmaya çalıştığını, bu vahameti destekleyen en önemli hususun ise, senedin meblağının yüksek olması olduğunu, ancak  senedin meblağının yüksek olmasının, bir vahamet konusu olamayacağı gibi yaklaşık ispatın da ölçüsü olamayacağını, şimdiye kadar soruşturmada delil elde edilememesinin davacılar hanesine yazılacak eksi puan olduğunu, diğer taraftan, hak ve menfaat dengesinin bir sebep değil tedbirin ölçülü olup olmadığı kıstasına ilişkin olduğunu, kısacası Mahkemenin, yaklaşık ispata yönelik hiçbir değerlendirme yapmadan tedbirin ölçülü olacağının değerlendirildiğini, davacıların iddiasını muhtemel gösterecek tek bir belge, hadise ve kendi içerisinde tutarlı bir değerlendirme dahi yok iken sırf senedin yüksek meblağlı olması, savcılık soruşturmasının devam etmesi gibi hukuki geçerliliği olmayan yorumlarla takibe konu senedin tahsilinin önlenmesinin yasal bir zemini bulunmadığını belirterek Mahkemenin 07/08/2023 tarihli itirazlarının reddine dair ara kararının ve 03/03/2023 tarihli tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.  Davacılar vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, icra takibine konu bono sebebiyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.Davalı ..., davacılar hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 39.750.000,00 TL asıl alacak, 349.005,00 TL işlemiş faiz ve 119.250,00 TL komisyon olmak üzere toplam 40.218.255,00 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Takibin dayanağı olan 30/09/2022 tanzim ve 27/01/2023 vade tarihli, 39.750.000,00 TL bedelli senet davacı ... AŞ tarafından davalı ... AŞ lehine düzenlendiği, davalı şirket tarafından ise diğer davalı ...'a ciro edildiği, senedi düzenleyen davacı ... AŞ dışında kalan diğer davacıların ise söz konusu senedin ön yüzünde imzalarının bulunduğu anlaşılmıştır. Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir (İİK'nun 72/1 maddesi).  Aynı madde kapsamında hükmedilecek ihtiyati tedbir kararları, menfi tespit davasının, takipten önce yada sonra açılmasına göre farklı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, icra takibinden önce açılan menfi tespit davasında, talep üzerine alacağın %15'inden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir (İİK'nun 72/2 maddesi). İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ise, ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu, gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın %15'inden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, Mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir (İİK'nun 72/3 maddesi). Somut olayda, icra takibine girişildikten sonra menfi tespit davası açıldığı anlaşılmakla Mahkemece, İİK'nun 72/3 maddesi uyarınca, %15 teminat karşılığında icra veznesine girecek paraların takip alacaklısına ödenmesinin ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine dair karar verilmiştir. Bu fıkra uyarınca, borçlu, gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın %15'inden aşağı olmamak üzere -teminatın miktarının takdirinin Mahkemeye ait olduğu- göstereceği teminat karşılığında, Mahkemeden, ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesine girecek paranın alacaklıya verilmemesini isteyebileceği nazara alındığında tedbirin kabulüne yönelik tesis edilen karar yerinde olduğundan Mahkemenin, davalı vekilinin ihtiyati tedbire itirazın reddine ilişkin kararının usul ve yasaya uygun olduğu değerlendirilmiştir. Bu nedenle davalı tarafın istinaf başvurusu yerinde değildir.Açıklanan sebeplerle ilk derece mahkemesince tesis edilen tedbire itirazın reddine ilişkin ara kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/152 Esas sayılı derdest dava dosyasında verilen 07/08/2023 tarihli ara karar usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davalılar tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-f bendi gereğince kesin olmak üzere oy çokluğu ile karar verildi.11/01/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"37ae923154245d7e","SID":"225a2e1d3c152c70"}}