{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  31. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/1060 - 2024/6<br>                    T.C.<br>               ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       31.HUKUK DAİRESİ\t\t\t<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1060  Esas<br>KARAR NO\t: 2024/6                                         (İnceleme aşamasında / Duruşmasız)<br>\t\t   \t                 (Kararın Kaldırılarak Yeniden Hüküm                                                                                                         \t Kurulması 353/1-b-2)<br><br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 01/06/2023<br>NUMARASI\t\t: 2021/317 Esas-2023/397 Karar<br><br>DAVACI \t:<br>VEKİLİ\t<br>DAVALI \t: <br>DAVANIN KONUSU\t: Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Menfi Tespit, Manevi \t\t\t  Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 09/01/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t:16/01/2023<br><br>Taraflar arasında asıl ve birleşen davada eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali ve menfi tespit istemi ile açılan davaların yapılan yargılaması sonucunda mahkemece 2021/317 esas yönünden davanın kısmen kabulüne, 2021/607 esas yönünden borçlu olmadığının tespiti ve manevi tazminat talebi yönünden ayrı ayrı reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davalı / birleşen dosyada davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br> İSTEM;<br>Birleşen davada davacı vekili tarafından verilen 11/08/2020 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Beykoz Belediyesi ile yapılan sözleşme uyarınca ... parsel ...'ne ait statik, mekanik, elektrik, harita peyzaj uygulama projeleri, projeler arası Superpoze ve yaklaşık maliyet   hazırlanması \" işini aldığını, bahsi geçen  işin,  müvekkili tarafından davalı ile yapılan sözleşme uyarınca anahtar teslim götürü olarak 65.000,00 TL bedelle, müvekkilinin  idare ile yapmış olduğu  idari ve teknik şartnamelere uygun olarak ifa edileceği hususunda anlaşma yapıldığını, taraflar arasında yapılan sözleşmenin  3.1 ve 3.2  maddesinde özetle; eserin gerçekleşmesinin, sözleşme konusu eserin tamamlanmasını ifade edeceğinin hükme bağlandığını, sözleşmenin  4.3 maddesi ile işin bedeli ve ödeme  başlıklı maddesi ile  işin bedelini keşif artışı dahil anahtar teslim götürü bedelinin 65.000,00 TL olarak belirlendiğini, taahhüt edenin veya gösterdiği personelin  davacı müvekkili ile ilgili işyerinde sigortalı olması durumunda SGK, maaş dahil tüm giderlerin davalıya ait olacağının;  davalının bu iş ve işlemleri tamamlamak zorunda olduğunu, bunun aksi durumunda ise davacı müvekkilinin davalı nam ve hesabına  yaptırabileceğinin  ifade edildiğini,  sözleşme şartlarının açık ve net iken davalı tarafın işe ait sözleşme şartlarının hiçbirine uymadığını, taahhüt edilen işleri eksik yaptığını ve  projenin onayı dahil işlemlerin kalan kısmına ait  bu eksiklik  ve onay sürecini müvekkili şirketin yapmak zorunda kaldığını, tüm bunlara rağmen davalının alacaklı olduğu iddiasında bulunarak Ankara 18. İcra Müdürlüğü 2020/4761 E. Sayılı  dosyası ile icra takibine geçtiğini, yapılan takip ve alacaklı  olduğu iddiasının hukuk ve yasaya aykırı olduğunu, davalı ile yapılan sözleşmenin anahtar teslim götürü bedelli olduğunu, davalıya bu güne kadar  müvekkili tarafından 45,000,00 TL ödeme yapılmasına rağmen davalının sözleşme bedelinin 65,000,00 TL + KDV tutarını aşarak 43.500,00 TL alacaklı olduğu iddiasında bulunmasının hukuk ve yasaya aykırı olduğunu belirterek; davalıya 31.019,86 TL tutarında borçlu olmadıklarının tespitine; davalının haksız eylemleri nedeniyle müvekkilinin ticari itibarı olumsuz etkilendiğinden 5.000,00 TL'de manevi tazminata hükmedilmesine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>YANIT:<br>Birleşen davada davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından açılan davada, arabulucuya başvurulmamış olduğunu, ancak bilindiği üzere TTK m.5/A gereği dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğunu, davacının işbu davasında dava şartlarının eksik olduğunu, davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ... parselde bulunan alana ilişkin statik, mekanik, elektrik, harita, peyzaj uygulama projeleri, projeler arası superpoze ve yaklaşık maliyetin hazırlanması hususunda anlaşıldığını, müvekkili şirketin üstlendiği edimlere ilişkin taraflar arasında şifahen önce 65.000,00-TL+KDV bedelli bir sözleşme düzenlendiğini, akabinde ise meydana gelen iş arttırımı sebebi ile sözleşmenin 75.000,00-TL+KDV bedel üzerinden revize edildiğini, netice itibariyle taraflar arasında müvekkili şirkete işbu edimlerine karşılık götürü bedel anahtar teslim olacak şekilde 75.000,00-TL+KDV ödeneceği hususunda anlaşıldığını, müvekkili şirketin 43.500,00-TL cari hesap alacağı bulunmakta olduğunu; nitekim müvekkili şirket tarafından işbu takip açılış tutarı üzerinden Ankara 18. İcra Müdürlüğü'nün 2020/4761 E. Numaralı dosyası kapsamında icra takibi başlatıldığını, işbu icra takibi sonrası ise davacı şirket tarafından ilgili dosyaya yalnızca 10.380,14 TL ödeme yapıldığını belirterek; müvekkili şirket aleyhinde ikame edilen haksız ve mesnetsiz davanın usul ve esastan reddine, tüm vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yüklenmesini talep etmiştir. <br>Davacı vekili tarafından asıl dava dosyasına sunulan dava dilekçesinde özetle; Tarafların ... parselde bulunan alana ilişkin statik, mekanik, elektrik, harita, peyzaj uygulama projeleri, projeler arası superpoze ve yaklaşık maliyetin hazırlanması hususunda anlaştıklarını, müvekkili şirketin üstlendiği edimlere ilişkin taraflar arasında şifahen önce 65.000,00 TL + KDV bedelli kira sözleşmesi düzenlendiğini, akabinde ise meydana gelen iş arttırımı sebebi ile sözleşmenin 75.000,00 TL + KDV üzerinden revize edildiğini, sözleşmelerin her ne kadar taraflarca imza altına alınmamış olsa dahi tarafların sözleşmelerde sözlü olarak mutabık kaldıklarını, davacının dava konusu sözleşmelere ilişkin 15/03/2019 tarihli 003784 Nolu 65.000,00 TL + KDV bedelli ve 15/03/2019 tarihli 003786 nolu 10.000,00 TL + KDV bedelli iki adet fatura düzenlediğini, davalının faturalara 8 günlük yasal süre içinde itiraz etmediğini, davacının sözleşme kapsamında üzerine düşen tüm edimleri eksiksiz ve gerektiği gibi yerine getirdiği halde davalı şirketin tüm ihtarlara rağmen davacıya yalnızca 45.000,00 TL ödeme yaptığını, KDV dahil 43.500,00 TL cari hesap bakiyesinin ise ödenmediğini, bu sebeple davacının davalı aleyhine Ankara 18. İcra Dairesi'nin 2020/4761 Esas sayılı dosyasında icra takibi başlattığını, ancak davalının haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olarak takibe konu asıl alacağa ilişkin yalnızca 10.380,14 TL'yi kabul ettiğini, takibi sürüncemede bırakmak amacıyla 33.119,86 TL' ye itiraz ederek takibin durdurulduğunu ileri sürüp itirazın iptali ile takibin devamına ve % 20' den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve beyan etmiştir.<br>Davalı vekili tarafından asıl davada dosyaya sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davacının Beykoz Belediyesi ile yapılan sözleşme uyarınca ... parsel ... tesisine ait Statik, Mekanik, Elektrik, Harita Peyzaj uygulama projeleri, projeler arasında superpoze ve yaklaşık maliyet hazırlanması işini aldığını, bu işin müvekkili tarafından davacı ile yapılan sözleşme uyarınca anahtar teslim götürü olarak 65.000,00 TL bedelle ifa edileceği hususunda anlaşıldığını, iş bedelinin 75.000,00 TL üzerinden revize edildiğine ilişkin iddiaların gerçek dışı olduğunu, davacının işe ait sözleşmenin şartlarının hiçbirine uymadığını, taahhüt edilen işleri süresinde tamamlamayarak eksiklikler yaptığını, bu nedenle projenin onayı dahil işlemlerin kalan kısmına ait bu eksikliğin ve onay sürecinin müvekkili şirket tarafından davacı nam ve hesabına yapıldığını, davacının verilen sürede işi ikmal etmemesi üzerine Ankara 17. Noterliği'nin 13/07/2020 tarih 07670 yevmiye nolu ihtarnamesinin davacıya keşide edildiğini ve sözleşmenin taraflarınca feshedildiğini, davacının bakiye alacağı tutarının Ankara 18. İcra Dairesinin 2020/4761 Esas sayılı dosyasına yatırıldığını, Ankara 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/347 Esas sayılı dosyası ile 31.019,86 TL üzerinden borçlu olunmadığının tespiti amacıyla dava açıldığını, öncelikle dosyanın Ankara 7. ATM 2020/347 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesi gerektiğini bildirip davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : <br>Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/06/2023 tarihli 2021/317 Esas 2023/397 Karar sayılı kararında özetle; <br>2021/317 Esas sayılı dosya yönünden;<br>Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili konusunda yapılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir. <br>2021/607 Esas sayılı dosya yönünden; <br>Dava, menfi tespit ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/524 Esas sayılı dosyasının Mahkememizin 2020/317 Esas sayılı dosyası ile 19/02/2021 tarihli  karar ile birleştirilmesine karar verildiği ve mahkememizin 2020/347 Esas sayılı dosyasında 25/05/2021 tarihli duruşmada Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/524 Esas sayılı dosyasının tefriki ile ayrı bir esasa kaydına karar verilerek, davanın mahkememizin 2021/317 Esas sayısına kaydı yapıldığı anlaşılmıştır. <br>Taraflar arasındaki ilişkinin tespiti varsa borç-alacak durumunun, fatura ve ödemelerin nasıl deftere kayıtlandığının tespiti açısından taraf defterlerinin incelenmesine karar verilmiş olmakla, taraf defterleri ve sunulan belgeler incelenmiştir.<br> Taraflar arasında her ne kadar iki tarafça imzalanmış yazılı bir sözleşme bulunmamakta ise de dosya kapsamında bulunan ve davacı tarafından imzalanmış sözleşmeye ve her iki tarafın kabul ettiği ilk duruma  göre işin bedeli 65.000.00 TL, her iki tarafça da imzalı olmayan bir diğer sözleşmeye göre ise işin bedeli 75.000.00 TL'dir. Ancak taraflar arasında var olduğu kabul edilen sözleşme metninde, “... bu iş için fiyat artışı dâhil anahtar teslimi götürü bedel 65.000,00 TL+KDV dir.\" denmiş olmakla herhangi bir artışın yapılmayacağı anlaşılmaktadır ve yine tarafların, \"... parselin bir kısmında Şahirtkaya eğitim tesisine ait statik, mekanik, elekirik, harita, peyzaj, uygulama projeleri, projeler arası superpoze ve yaklaşık maliyetin hazırlanması\" işinin yapılması hususunda anlaştıkları ancak işin bedelinin bilahare ilave iş nedeni ile arttırıldığı ifade edilmekte ise de bu hususta dosya kapsamında bir bilgi bulunmadığı ve davacının kestiği faturanın tek başına ispat edici bir değeri bulunmadığı anlaşılmaktadır.<br> Davalı tarafından davacıya keşide edilen 26/06/2020 tarihli ihtamamede eksik işlerin 10 gün içerisinde bitirilmesi,  aksi halde sözleşmenin feshedileceği bildirilmiş ve 13/07/2020 tarihli ihtarname ile de sözleşme feshedilmiştir ancak işin davacı tarafından tamamlandığı  ve 17.07.2020 tarihi itibarıyla idare ile davalı arasında “Hizmet İşleri Kabul Tutanağı” düzenlendiği, tutanağın 07.09.2020 tarihinde onaylandığı ve  kabul tutanağına göre işte bir eksiklik ya da ayıp bulunmadığı anlaşılmıştır.<br>  Davacı taraf “sözleşmeye konu iş için KDV Dâhil 88.500,00 TL fatura düzenlendiğini, karşılığında 45.000,00 TL (03.04 2019 - 40.000,00 TL ve 14.06.2019 - 5.000,00 TL davalı taraf defter kayıtlarında bulunmaktadır.) tahsilat yapıldığını kalan 43.500,00 TL alacak için icra takibi başlatıldığını\"ifade etmiş,  davalı taraf ise “davaya konu edilen iş için 65.000,00 TL + KDV şeklinde anahtar teslim olarak anlaşma yapıldığını, davacının fazla fatura düzenlediği gibi eksik bıraktığı işin dava dışı firmalara yaptırılmak zorunda kalındığını\" ifade etmiştir. <br>İfadelerin tespiti açısından değerlendirme yapıldığında, taraflara ait ticari defter bakiyelerinde uyum bulunmadığı görülmektedir.<br> Davalı taraf 2018 yılında banka kanalı ile davacıya ödediği 15.000,00 TL'yi 31.12.2019 yılında kayıtlarına almıştır. Aynı tarihli 18.500,00 TL tutarı davacı tarafa yapılan bir ödeme olmayıp 331-Ortaklara Borçlar hesabı kullanılarak davacı cari hesabı ile ilişkilendirilmiştir. Davalı tarafından davacının eksik bıraktığı işe istinaden dava dışı firmalara yaptırıldığı belirtilen giderlerden KDV dâhil 6.385,46 TL (... Ltd.Şti. faturası) tutarındaki faturanın davalı ticari defterinde farklı bir projenin maliyet hesabı ile ilişkilendirildiği görülmüş olup aynı firmaya ait 19.03.2020 tarihli 1.038,40 TL tutarlı kargo faturasına ait ticari defter kaydı tespit edilememiştir. KDV Dahil 8.496,00 TL (....Tic.Ltd.Şti.) tutarındaki faturaların ticari defterde sözleşme konu proje maliyet hesabı ile ilişkilendirildiği tespit edilmiştir ancak eksik işler nedeni ile davalı nam ve hesabına ödendiği ifade edilen 8.496,00 TL'ye ait fatura tarihlerinde (fatura tarihleri 02.06.2020-08.06.2020) sözleşmenin henüz feshedilmemiş olduğu ve davacının henüz sahada olduğu zaman için gider olarak gösterildiği anlaşılmış olmakla bu giderlerin hesaptan düşülmemesi gerektiği kanaatine varılmıştır.<br> Sözleşmenin gereği gibi ifa edildiği, ifada ayıp bulunmadığı, dolayısı ile nefaset kesintisine yer olmadığı anlaşılmakla, ispat edilen ve kabul edilen 65.000.00 TL  üzerinden ve düzeltilen hesap ile asıl davanın kısmen kabulü ile davalının, Ankara 18. İcra Müdürlüğü'nün 2020/4761 Esas sayılı takip dosyasında yaptığı itirazın 29.759,88 TL asıl alacak üzerinden iptaline, bu asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmek suretiyle takibin devamına, asıl alacağın %20'si oranında olan 5.951,98 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen dava yönünden davacının menfi tespit ve manevi tazminat istemlerinin ayrı ayrı reddine dair karar verildiği görülmüştür.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı/ birleşen dosyada davacı vekili tarafından verilen 20/09/2023 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Davacı tarafın 45.000,00 TL ödeme aldığı ikrarının göz ardı edildiğini, hatalı hesaplamalar ile hüküm kurulduğunu, mahkemece işin KDV dahil bedelinin 76.700,00 TL olduğunun kabul edildiğini, davacının dava dilekçesinde 45.000,00 TL aldığını ikrar etmiş olup, zaten bu durumun her iki tarafın ticari defterleri ile de sabit olduğunu, bu durumda diğer tüm ödemeler gözardı dahi edilse, hiçbir ek, sair ödeme dikkate alınmasa dahi, bakiye tutarın 21.319,86 TL olarak hesap edilmesi gerekmesine rağmen, 29.759,88 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı tarafından gerçekleştirilmeyen eksikliklerin giderilmesi amacıyla  yapılan iş bedeli olan 8.496,00 TL'nin tenzil edilmediğini, mahkemece de bu doğrultuda hüküm kurulduğunu, davacı şirketin, üstlendiği sözleşme şartlarının hiçbirisini yerine getirmediğini, davacı tarafın taahhüt ettiği işlerin eksikliklerini müvekkili şirketin davacı şirketin nam ve hesabına yaptırmak zorunda kaldığını, davacı şirketin sözleşmesinin hukuken feshedilmemiş olmasının, eksik yaptığı işlerin başkalarına yaptırıldığı gerçeğini ortadan kaldırmayacağını, nitekim müvekkili şirketin, eksiklikleri yerine getirerek Ankara 17. Noterliği'nin 26.06.2020 tarih ve 5862 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacıdan sözleşme hükümlerinin yerine getirmesini talep etmesine rağmen, davacı tarafından sözleşme şartlarına riayet edilmemesi nedeniyle, Ankara 17. Noterliği'nin 13.07.2020 tarih ve 7670 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedilmek zorunda kalındığını, bilirkişi raporlarında belirtilen harcamanın, dava konusu işe ait olduğunun tespitinin yapıldığını, sadece belirtilen harcamanın fesih tarihinden önce olması nedeniyle hesaplamaya dahil edilmediğini, belirtilen harcamanın davacının yükümlendiği işe ait olduğu belli iken ve davacı şirketin müvekkili şirket tarafından yapılan bu harcama ile bu miktardaki yükümlülüğünden kurtulmuş iken, sadece fesih tarihinden önce olması nedeniyle hesaplamaya dahil edilmemesinin usul ve yasaya aykırı olup, kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, sözleşme hükümlerine göre ilgili iş için müvekkilinin işyerinde davacıya ait personelin SGK ve vergi nezdinde doğan  borçlarının ödendiğini ve bu nedenle müvekkilinin ilgili kurumlara 3.400,00 TL ödeme yaptığını, buna rağmen bu miktarın 1.808,78 TL olarak kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca davacı şirketin işi eksik bırakması nedeniyle sözleşme dahilinde yapılması gereken işlerden idareye verilecek ozalit ve diğer kopyalama işlerini de müvekkili şirketin üstlendiğini ve bu işler için de 7.423,86 TL tutarı yine kendisi ödeyerek yapmak zorunda kalmış ise de bu yapılan harcamaların, ilişkilendirilemediği ifade edilerek ödeme olarak kabul edilmediğini, oysa defter kayıtları gereği gibi incelenmiş olsa  yapılan harcamaların  davacının eksik bıraktığı iş ve işlemlere ilişkin olduğunun görülecek olduğunu ve bu nedenle mahkeme kararının usule aykırı olduğunu, davanın sonuna kadar sözleşme bedelinin 65.000,00 TL+KDV mi yoksa 75.000,00 TL+KDV mi olduğu dahi belirli değilken, alacağın likit olduğunun belirtilerek, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yapılan yargılamada 4 kez bilirkişi raporu aldırıldığını, bilirkişi raporlarında 4 alternatifli hesaplamaların mevcut olduğunu, sözleşme bedelinin dahi, yargılama sonuna kadar belirgin olmadığını, alacak likit ve belirgin ise 4 kez bilirkişi raporu aldırılmasının sebebinin ne olduğunun sorulması gerektiğini, birleşen dava yönünden gerekirse kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmekte iken davanın tümden reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, asıl davada davacının 33.119,86 TL alacaklı olduğunu iddia ile talepte bulunduğunu, taraflarınca açılan birleşen davada ise taraflarınca 31.019,86 TL borçlu olmadıklarının tespitinin talep edildiğini, mahkemece ise asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise tamamen reddine karar verildiğini, mahkemece birleşen dava yönünden gerekirse kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmekte iken davanın tamamen reddine karar verilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğundan istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak birleşen davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355.maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda; <br>Asıl dava; taraflar arasındaki davalının yüklenicisi olduğu Beykoz Belediyesi ile davalı arasında düzenlenen ve konusu \"... Parsel Sayılı Taşınmazlar Üzerindeki ... Tesisine Ait Statik, Mekanik, Elektrik, Harita, Peyzaj, Uygulama Projeleri, Projeler Arası Süperpoze ve Yaklaşık Maliyetin Hazırlanması İşi\" olan eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup davacı vekili müvekkili taşeronun bu sözleşmenin müvekkili tarafından taşeron olarak yapımının taahhüt edildiğini, sözleşme bedelinin 65.000,00 TL+ KDV olarak kararlaştırıldığını, akabinde ise iş artışı sebebi ile sözleşmenin taraflar arasında 75.000,00 TL+ KDV üzerinden revize edildiğini, davacı tarafından iş bedeli karşılığı olarak düzenlenen faturaların davalıya gönderildiğini, davalının bu faturalara itiraz etmediğini, ancak faturalar karşılığında müvekkili davacıya yalnızca 45.000,00 TL ödeme yapıldığını, bu sebeple bakiye KDV dahil 43.500,00 TL cari hesap bakiyesinin ödenmesi amacıyla davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının borcun yalnızca 10.380,14 TL'sini kabul ettiğini, kalan kısmına itiraz ettiğini belirterek davalının takibe yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 oranında inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>Birleşen davada ise; davacı yüklenici vekili taraflar arasındaki aynı sözleşmeye istinaden sözleşme kapsamındaki işlerin davalı taşeron tarafından anahtar teslim götürü şekilde 65.000,00 TL+ KDV karşılığında yapımının taahhüt edildiğini ancak davalı taşeronun sözleşme şartlarına uymadığını, taahhüt edilen işleri eksik yaptığını, eksik ve ayıplı işlerin müvekkili tarafından tamamlattırıldığını, davalı taşerona bu güne kadar 45.000,00 TL ödeme yapılmasına rağmen davalının sözleşme bedeli tutarını da aşarak 43.500,00 TL tutarında alacaklı olduğu iddiasıyla müvekkili hakkında icra takibi başlattığını, bu icra takibi nedeniyle müvekkilinin borçlu olduğunu kabul ettiği 10.380,14 TL'yi icra dosyasına ödediğini, bu sebeplerle davacı müvekkilinin davalı alacaklıya icra takibinden dolayı 31.019,86 TL tutarında borçlu olmadıklarının tespitine ve davalının haksız eylemleri nedeniyle müvekkilinin ticari itibarının olumsuz etkilenmesi sebebiyle 5.000,00 TL müvekkili yararına manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Birleşen davada mahkemece davanın ara buluculuk dava şartı nedeniyle usulden reddine dair olarak verilen kararın istinaf edilmesi sonucunda dairemizin 14/09/2021 tarihli 2021/508 Esas 2021/768 Karar sayılı kararı ile, menfi tespit davalarının dava tarihi itibari ile 6102 sayılı yasanın 5/A maddesi uyarınca ara buluculuk kapsamında kalan davalardan bulunmaması sebebi ile menfi tespit istemi ile açılan eldeki dava yönünden ara buluculuğun dava şartı olarak kabul edilmesinin mümkün olmamasından dolayı davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ve mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilerek Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/524 Esas sayılı dosyasında taraflar arasında görülmekte olan aynı sözleşmeden kaynaklı olarak açılan itirazın iptali davası ile gerektiğinde birleştirilerek her iki davanın esastan sonuçlandırılması yönünden ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. <br>Mahkemece, dairemiz kaldırma kararından sonra her iki dosya Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/317 Esas sayılı dosyası üzerinde birleştirilerek yargılamaya her iki dosya yönünden bu mahkemece devam edilmiş ve mahkemece yapılan yargılama sonucunda alınan bilirkişi kurulunun kök ve ek raporları sonrasında davacı/  birleşen dosyada davalı taşeronun sözleşme gereği edimini usulüne uygun olarak ve ayıpsız bir şekilde ifa ettiği taraflar arasındaki sözleşmenin yazılı olarak düzenlenen sözleşmeye itibar edilmek suretiyle 65.000,00 TL+ KDV bedelli olarak götürü bedelli düzenlendiği, davalı/ birleşen dosyada davacı yüklenici tarafından taşerona bu güne kadar 45.000,00 TL ödeme yapıldığı, takip dosyası ile de 10.380,14 TL ödeme yaptığı, buna göre asıl davada takip tarihi itibari ile davacı taşeronun ödenmeyen bakiye iş bedeli alacağının 29.759,88 TL olduğu, alacağın likit olması sebebi ile bu alacağın %20'si oranında davalı yüklenicinin davacı taşerona icra inkar tazminatı ödemesi gerektiği, takip dosyasındaki bu alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz uygulanması gerektiği kabul edilmek suretiyle asıl davanın kısmen kabulüne, menfi tespit ve manevi tazminat istemi ile açılan birleşen davanın ise aynı gerekçelerle reddine dair karar verilmiş bu karara karşı davalı/ birleşen dosyada davacı vekilinin yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.<br>Dairemizce davalı/ birleşen dosyada davacı vekilinin istinaf dilekçesi kapsamında asıl ve birleşen dosya yönünden yapılan istinaf değerlendirmesi sonucunda, mahkemece asıl davanın yukarıda belirtilen gerekçelerle kısmen kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar verilmiş ise de mahkemece bilirkişi kurulundan alınan 14/02/2023 tarihli son ek rapora göre asıl davada davacının taraflar arasındaki sözleşmenin 65.000,00 TL+ KDV tutarında olması halinde takip tarihi itibari ile davalıdan 27.021,27 TL tutarında alacaklı olduğu anlaşıldığından asıl davanın bu miktar üzerinden kabulüne ve davalının takibe yaptığı itirazın 27.021,27 TL üzerinden iptaline ve bu miktar üzerinden takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle devamına karar verilmesi gerekirken bilirkişi ek raporu görmezden gelinerek 29.759,88 TL alacak üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması sebebi ile davalı/ birleşen dosyada davacı vekilinin istinaf başvurusunun asıl dava yönünden kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. <br>Yine birleşen dava yönünden yukarıda belirtilen aynı gerekçelerle birleşen davanın 31.019,86 TL dava değeri üzerinden açılmış olması, ve bilirkişi raporunun son alınan 14/02/2023 tarihli ek raporuna göre birleşen dosya davacısının, davalıya 27.021,27 TL tutarında borçlu olduğu anlaşıldığından birleşen davanın da menfi tespit istemi yönünden kısmen kabulü ile birleşen dosyada davacının davalıya 3.998,59 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine ve manevi tazminat isteminin yasal koşullarının oluşmaması sebebi ile manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekirken birleşen davanın tümü ile reddine karar verilmiş olması sebebi ile birleşen dava yönünden de davalı / birleşen dosyada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı/ birleşen dosyada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde düzelterek yeniden esas hakkında karar verilebileceğinden mahkeme kararının, HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne, birleşen davadaki davacı vekilinin manevi tazminat isteminin, davacının manevi zarara uğramış olduğunun kanıtlanamamış olması sebebi ile reddine dair dairemizce yeniden asıl ve birleşen davalar yönünden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>1-Davalı/ birleşen dosyada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince KABULÜNE,<br>2-Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/06/2023 tarih ve 2021/317 Esas 2023/397 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince  KALDIRILMASINA,<br>3-Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/317 Esas sayılı dosyası üzerinde görülen asıl davanın KISMEN KABULÜNE,<br>a- Davalının, Ankara 18. İcra Müdürlüğü'nün 2020/4761 Esas sayılı takip dosyasında yaptığı itirazın 27.021,27 TL asıl alacak üzerinden iptali ile asıl alacak tutarı olan 27.021,27 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, <br> b- 27.021,27 TL asıl alacağın %20'si olan 5.404,25 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>c- Kabul edilen miktar üzerinden alınması gerekli 1.845,82 TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 565,61 TL harç bedelinin mahsubu ile kalan 1.280,21 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, (ilk derece mahkemesinin 01/06/2023 tarihli 2021/317 Esas 2023/397 Karar sayılı kararı ile asıl dava yönünden davalıdan tahsiline karar verilen bakiye karar harcının tahsilde tekerrüre esas olmayacak şekilde tahsili konusunda gerekli işlemlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine) <br>d- Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 565,61 TL harç bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>e- Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinden yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 ve 2 maddeleri uyarınca hesaplanan  17.900,00 TL vekalet ücreti alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>f- Davalı, reddedilen miktar yönünden kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlüktü bulunan AAÜT'nin 13/1 ve 2 maddeleri uyarınca hesaplanan 6.098,59 TL vekalet ücreti alacağının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>4-Birleşen davanın KISMEN KABULÜNE,<br>a- Davacının hakkında Ankara 18. İcra Müdürlüğünün 2020/4761 Esas sayılı takip dosyası ile hakkında yapılan icra takibinden dolayı davalı alacaklıya 3.998,59 TL tutarında borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, <br>b- Davacının koşulları oluşmayan manevi tazminat isteminin reddine, <br>c- Alınması gerekli 273,14 TL karar ve ilam harcından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harç bedelinin mahsubu ile kalan 218,74 TL harç bedelinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>d- Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL peşin harç bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>e- Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 ve 2 maddeleri uyarınca hesaplanan 3.998,59 TL vekalet ücreti alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>f- Davalı reddedilen miktar üzerinden kendini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'nin 13/1, 2 ve 3 maddeleri uyarınca hesaplanan 3.998,59 TL vekalet ücreti alacağının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,  <br>g- Davacı tarafından asıl davada bilirkişi ücreti harç ve tebligat gideri olarak yapıldığı anlaşılan toplam 1.804,90 TL yargılama giderinin davanın kabul oranına göre hesaplanan 234,63 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına, <br>ğ- Birleşen dosyada davalı tarafından bilirkişi ücreti ve posta ve tebligat gideri olarak yapıldığı anlaşılan toplam 2.045,50 TL yargılama giderinin davanın reddi oranına göre hesaplanan 1.779,58 TL'nin birleşen dosya davacısından alınarak birleşen dosya davalısına verilmesine, bakiyenin birleşen dosya davalısı üzerinde bırakılmasına,<br>5- HMK'nun 333/1 maddesi gereğince gider ve delil avansından bakiye kısmın yatıran taraflara iadesine, <br>İstinaf incelemesi yönünden;    <br>6-Davalı/ birleşen dosya davacısının istinaf başvurusunun kabul edilmiş olması sebebiyle istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına, davalı/  birleşen dosya davacısı tarafından yatırılan toplam 778,08 TL peşin harç bedelinin talep halinde davalı/ birleşen dosya davacısına iadesine,<br>7-Davalı/  birleşen dosya davacısı tarafından yapılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 150,00 TL dosya gönderme gideri, 40 TL dört adet tebligat ve 129,00 TL posta masrafı giderinden oluşan toplam 1.073,00 TL istinaf yargılama giderinin davacı/ birleşen dosya davalısından alınarak davalı/ birleşen dosyada davacıya verilmesine, <br>8-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar lehine  vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>9-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 09/01/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br>Başkan \t                     Üye                    Üye                Katip <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6b30c0cfc9f16a5d","SID":"c7e25c7316f6d276"}}