{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   <br>                   T.C.<br>              SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/2204 <br>KARAR NO\t: 2023/2194<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: ...       (...)<br>ÜYE\t: ...       (...)<br>ÜYE\t: ...       (...)<br>KATİP\t:  ...      (...)<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 07/06/2022<br>NUMARASI\t: 2021/300 Esas - 2022/370 Karar<br><br>DAVACI\t: İS TEM HAZIR DEMİR PETROL ÜRÜNLERİ ÖZEL EĞİTİM İNŞAAT SANAYİ VE TİC. LTD. ŞTİ. - ... - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br>DAVALI\t: ANADOLU ANONİM TÜRK SİGORTA ŞİRKETİ - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...- ...<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>DAVA TARİHİ\t: 07/06/2021<br><br>KARAR TARİHİ\t: 25/12/2023<br>KR. YAZIM TARİHİ\t: 18/01/2024<br><br>\tİstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili Şirkete ait ... plakalı kamyonun davalı sigorta şirketine Genişletilmiş Kasko ile sigortalı olduğunu, 29.03.2021 tarihi saat 15:30 sıralarında D-130 karayolu yan yol üzerinde seyir halinde iken dava dışı, plakası alınamayan ve olay yerinden hızlıca kaçan aracın 2918 sayılı KTK’na aykırı olarak manevra yapması üzerine, araca çarpmamak için ani fren yapmak zorunda kaldığını ve kamyonun kasasındaki demir yükün kayması ile araçta maddi hasar oluştuğunu, Müvekkili Şirketin kamyonunda meydana gelen hasarların karşılanması için davalı sigorta şirketi ile 08.06.2020 tarihli kasko poliçesini akdettiğini, şoför tarafından kazayı anlatan ve hasarın karşılanması talebini içeren tutanak düzenlendiğnii, hasar dosyası oluşturulduğunu, davalı tarafından eksper atandığını, eksper tarafından müvekkili Şirkete gönderilen cevapta usul ve yasaya aykırı olarak “ Aracın hasarına dair yükün vermiş olduğu zarar olması poliçe de yük teminatı olmaması nedeni ile hasar teminat dışıdır…” denildiğini, davalı tarafından gönderilen e-postada “Fren yapılması ile yükün kayması sonucunda oluşan durum kara araçları kasko sigortası A1 maddesi sigortanın konusu dışında olduğundan tazminat talebiniz değerlendirilememektedir …” demekle kamyonda meydana gelen hasarı teminat dışı saydığını ve müvekkilinin istemini reddettiğini, Hasarın teminat dışında olduğu iddia edilmişse de kamyonda oluşan hasarın kasko poliçesi teminatı kapsamında olduğunu, davalı sigorta şirketinin aracın ruhsatındaki bilgiler dahilinde ve kamyonun (demir taşıyacağını) yük taşıyacağını bilerek kasko sigorta sözleşmesini düzenlediğini, riziko ile yük taşınması arasında uygun illiyet bağı bulunmamakta olup kazanın sırf yük taşınması nedeniyle meydana gelmediğini, azami yük ağırlığının aşılmadığını, kazaya asli kusurlu olarak hatalı manevra yapan dava dışı plakası alınamayan araç sürücüsünün sebebiyet verdiğini, müvekkili Şirket tarafından kamyonda meydana gelen hasarın talep edildiğini, eksper ve davalı sigorta şirketi tarafından yükün teminat kapsamında bulunmadığı esasına dayanılmasının anlaşılamadığını, yükte meydana gelen ve talep edilen bir hasar bulunmadığını, müvekkili Şirketin aracında oluşan hasarın karşılanmasını talep ettiğini, sonuç olarak kamyondaki hasarın karşılanması gerekirken usul ve yasaya aykırı olarak karşılanmadığını, müvekkili şirkete ait kamyonda muhtelif zamanlarda benzer şekillerde meydana gelen hasarların dava dışı sigorta şirketi tarafından tazmin edildiğini, davalının, müvekkili Şirketin kamyonundaki hasarı karşılamaması için hiçbir hukuki gerekçesi bulunmadığını, zira gerçekleşen hasarların teminat dışı olduğuna dair kasko poliçesinde ve Genel Şartlar’da herhangi bir hüküm bulunmadığını, müvekkili Şirketin tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, 06.05.2021 tarihli ihtarname ile araçta oluşan hasarın karşılanmasını talep etmelerine rağmen taleplerinin yerine getirilmediğini, herhangi bir cevap dahi verilmediğini, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, hasar bedeli olarak şimdilik 1.000 TL’nin zarara neden olan trafik kazasının meydana geldiği tarihten itibaren işletilecek reeskont faiziyle birlikte davalı sigorta şirketi tarafından tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının ... plakalı aracının 13.06.2020-13.06.2021 tarihli .. no.lu poliçe ile müvekkili Şirkete Motorlu Kara Taşıtları Birleşik Kasko Sigorta Poliçesi ile sigorta örtüsü altına alındığını, poliçenin mevcut olmasının teminatın tamamen ve otomotik ödeneceği anlamına gelmediğini, 29.03.2021 tarihinde sigortalı aracın olay yerinde ani fren yaptığı esnada taşınan yükün kayarak ön tarafa dökülmesi sonucu hasar meydana geldiğini, olayda herhangi bir çarpma çarpışma yada harici bir etken mevcut olmadığını, davacının iddia ettiği gibi başka bir araç sebebiyle ani fren yapıldığı kabul edilse ve öndeki aracın plakası alınmış olsa dahi herhangi bir çarpma meydana gelmemiş olup olay frenaj ile yükün kayarak işletimdeki kendi aracına hasar vermesi olduğundan söz konusu hasarın Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.1. maddesinde düzenlenen “sigortanın konusu” kapsamına girmediğinden hasar ani ve harici bir etki sonucu meydana gelmemiş olduğundan teminat dışı olup davacının taleplerinin reddilmesinin gerektiğini, dava konusu olaya birebir emsal olan Yargıtay ilamında, aynı doğrultuda yük kaynaklı hasarların Birleşik Kasko Poliçesi Genel Şartları A.1. maddesi kapsamında sigorta teminatı kapsamında olmadığına dair cevap dilekçesi ekindeki emsal nitelikteki Yargıtay kararlarında da aynı görüş benimsenerek bu doğrultudaki hasar taleplerine yönelik davaların reddine karar verildiğini, davacının dava açtığı anda davasını belgelerle ispatlayabilecek durumda olması somut olarak ispatlayabileceği zararını talep etmesi gerektiğini, bu nedenle davacının afaki maddi tazminat istemini ve miktarı kabul etmediklerini, davacının taleplerini somut deliller ile ispatlaması ve uzman bilirkişi incelemesi sonucunda hasar miktarının tespitinin gerektiğini, bilirkişi incelemesi yaptırılmasını talep ettiklerini, müvekkili Şirketin dava açılmasına sebebiyet vermediğini ve temerrüde düşmediğini, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre mütemerrit olmayan müvekkili Şirket aleyhine dava tarihinden önceki bir tarihten itibaren faiz uygulanmasının da mümkün olmadığını, değinilen Yargıtay kararlarında da sigorta şirketinin temerrüde düşürülmemiş olması halinde faizin dava tarihinden itibaren işleyeceğinin açıkça belirtildiğini, bilirkişi incelemesi yaptırılarak gerçek zarar miktarının tespiti ile dava konusu taleplerin poliçe teminatı kapsamında olup olmadığının tespitine, doğması muhtemel sorumluluklarının azami olarak poliçe limitleri ile sınırlı olduğunun dikkate alınarak, dava açılmasına sebebiyet vermeyen ve temerrüde düşmeyen müvekkili şirket yönünden dava tarihinden önceki bir tarihten itibaren faiz talebi ile haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... Davanın REDDİNE ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; \"Mahkemece dava dilekçemizde ve delil listemizde yasal süresi içerisinde bildirilen delillerimiz toplanmadan, tanıklarımız dinlenmeden, keşif yapılmadan eksik inceleme neticesinde müvekkil şirketin adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkı elinden alınarak usul ve yasaya aykırı karar verilmiştir. Müvekkil şirketin, adil yargılanma hakkının temel değerlerinden olan hukuki dinlenilme hakkı elinden alınmış, hukuki denetime elverişli bir gerekçe oluşturulmaksızın karar verilerek müvekkil şirket  mağdur edilmiştir. Müvekkil şirkete ait kamyonda oluşan hasar, kasko poliçesinin teminatı kapsamındadır. Bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere davalı sigortacı; teminat kapsamında olan ve olmayan hususlara dair bilgilendirme yükümlülüğünü mevzuata uygun bir şekilde yerine getirmemiş olup poliçede ve genel şartlarda belirtilen tüm yükümlülüklerini yerine getiren ve primlerini zamanında eksiksiz bir şekilde yatıran müvekkil şirketin, araçtaki damper kasa da açıkça teminat kapsamında olmasına ve davalı şirket dava konusu, müvekkil şirkete ait kamyonda meydana gelen hasardan sorumlu olmasına rağmen red kararı ile mağdur edilmesi hakkaniyete ve hukuka aykırıdır. Riziko ile yük taşınması arasında uygun illiyet bağı bulunmamakta olup kaza, sırf yük taşınması nedeniyle meydana gelmemiştir. Nitekim kamyonun ruhsat bilgilerinde yük nakli için kullanılacağı belirtilmekle azami yük ağırlığı olan 21.000 kg da aşılmamıştır (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2012/13892 E. 2013/3440 K. ve 14.03.2013 tarih), dava konusu olayın meydana geliş şekli ve yargıtay kararlarından da anlaşıldığı üzere; davalı sigorta şirketi tarafından poliçe ile teminat altına alınmış olan kamyonda meydana gelen hasarın karşılanması gerekirken usul ve yasaya aykırı olarak karşılanmamıştır. Dosya kapsamındaki bilirkişi heyet raporu ile davamızın haklılığı sabit hâle gelmiş iken yerel mahkemece hiçbir haklı neden olmaksızın işbu rapor dikkate alınmamıştır. Sayın Mahkemenizce davamızın haklı olduğu kanaati hâsıl olarak davanın kabulü yönünde bir karar tesis edilecek olması ihtimalinde davalı tarafın faize ilişkin iddialarının dikkate alınmamasını talep ederiz. Zira davalı sigorta şirketi temerrüde düşmüş olup dava dilekçemiz ile talep ettiğimiz faiz türü ve başlangıç tarihi hukuka uygundur\" beyanı ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/06/2022 tarih, 2021/300 Esas - 2022/370 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; Motorlu Kara Taşıtları Birleşik Kasko Sigorta Poliçesi uyarınca, sigortalı şirketin kendi kasko sigortacısından tazminat istemine ilişkindir. <br>İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelemesinde; davacı  şirkete ait ... plakalı kamyonun davalı sigorta şirketine Genişletilmiş Kasko ile sigortalı olduğu, 29.03.2021 tarihinde davacıya ait kamyon D-130 karayolu yan yol üzerinde seyir halinde iken, dava dışı, plakası alınamayan ve olay yerinden hızlıca kaçan aracın 2918 sayılı KTK’na aykırı olarak manevra yapması üzerine, araca çarpmamak için ani fren yapmak zorunda kaldığı ve kamyonun kasasındaki demir yükün kayması ile  sigortalı araçta maddi hasar oluştuğu, meydana gelen hasarların karşılanması için davalı sigorta şirketine davacı tarafından başvurulduğu, davalı tarafça başvurunun reddine karar verildiği, verilen ret kararı üzerine eldeki davanın açıldığı ve açılan davada bir miktar tazminat talep edildiği, ilk derece mahkemesince açılan davanın reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Dosya arasına alınan 16/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda özet olarak; ''Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelere göre, hukuki değerlendirme ve nihai takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; davalı sigorta şirketinin bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği hususunun ispata muhtaç olduğu, yük kayması” durumunun bir sebep mi yoksa sonuç mu olduğu hususunun TTK m.1429/(2) hükmü çerçevesinde irdelenmesinin hukuki değerlendirme ve nitelendirme gerektirmesi nedeniyle Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, kasko poliçesinde “Araç” teminatı ile birlikte Araç İlave Donanımı olarak “Kasa” klozunun da mevcut olduğu, araçtaki damper kasanın 50.000 TL bedelle kasko poliçesi teminatı kapsamına dahil edildiği, sigortacının yük ve yükten kaynaklanabilecek zararlarla ilgili doğabilecek yükümlülüklerini poliçede açıkça sınırlandırmaması nedeniyle aksinin kabul edilmesinin önünde herhangi bir engel olmadığı,... plakalı aracınonarımı için tespit edilen yedek parça, malzeme ve onarımların kaza ve aracın hasarlı kısımları ile uyumlu olduğu, belirtilen yedek parça, malzeme, onarım ve işçilik bedelleri toplamı olan 35.418,38 TL'nin piyasa rayicinde olduğu, davacının talep edebileceği hasar bedelinin 35.418,38 TL olduğu, yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.<br>Eldeki davada, tüm dosya kapsamına göre; 29/03/2021 tarihinde davacıya ait  ... plakalı kamyonun demir yüklü şekilde ve trafikte seyir halinde iken dış bir etmen sonucu ani fren yapılması sonucu kamyonda bulunan yükün kayması nedeniyle araçta hasar meydana geldiği, davacının hasarın tazminini kasko poliçesi kapsamında kaldığından bahisle davalıdan talep ettiği, davalının, meydana gelen hasarın kasko poliçesi kapsamında kalmadığını savunduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacıya ait ... plakalı kamyonda yükün kayması sonucu oluşan hasarın davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenen birleşik kasko poliçesi teminatı kapsamında kalıp kalmadığı, kapsam içindeyse  davacının talep edebileceği hasar bedelinin ne miktar olduğuna yönelik olduğu anlaşılmıştır.<br>Eldeki davada, ilk derece mahkemesince; bilirkişi heyetinden rapor alındığı, alınan bilirkişi raporunda hasarın poliçe teminatı kapsamında kaldığının mütalaa edildiği, ancak mahkemece, dava konusu hasarın her hangi bir trafik kazası veya başka bir aracın teması veya çarpması olmaksızın araçtaki yükün kayması nedeniyle oluştuğu, davacının aracın ani fren yapması sonucu yükün kaydığını, aracın ani fren yapmasına ise dava dışı bir aracın neden olduğunu iddia ettiği, ancak bunun davacı tarafından ispatlanamadığı, kaldı ki, Motorlu Kara Taşıtları Birleşik Kasko Sigortası Genel Şartlarının A-1 maddesi uyarınca ani veya harici bir dış etken olmaksızın yükten kaynaklanan hasarların teminat dışında olduğunun anlaşılacağı kanaatiyle davanın reddine karar verilmişse de, ulaşılan sonucun doğru olmadığı değerlendirilmiştir.<br>Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindedir. Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/l maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması müsademesi devrilmesi düşmesi yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.<br>Diğer taraftan TTK.nun 1282. maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir.<br>Eldeki davada; yukarıda yapılan açıklamalar karşısında somut olaya bakıldığında; davacının işleteni olduğu ve davalı sigorta şirketi tarafından Kasko Sigorta Sözleşmesi ile sigortalanan kamyon, 29.03.2021 tarihinde yolda seyir halinde iken önüne aniden bir başka aracın çıkması üzerine sürücüsünün sert fren yapması sonucu sigortalı aracın kasasında yüklü bulunan demirlerin bir kısmının kaydığı ve yükün kayarken sigortalı araca zarar verdiği anlaşılmaktadır.<br>Davacıya ait aracın davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu ve araçtaki hasarın poliçe yürürlük süresi içinde meydana geldiği uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık; gerçekleşen rizikonun dolayısıyla hasarın teminat dışı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.<br>Eldeki davada; yargılama sırasında alınan bu bilirkişi raporundaki görüş ve değerlendirmeler mahkemece dikkate alınmayarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular karşısında, sigortalı araçta bir hasarın oluştuğu sabittir. Rizikonun gerçekleşme şekline göre de;  dava konusu hasarın kasko teminat kapsamında kaldığı kabul edilmelidir.<br>O halde; dava konusu edilen riziko ve hasar, Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları A/l maddesine göre poliçe teminat kapsamı içinde kalmaktadır. Şu durumda mahkemece, davalı sigorta şirketinin araçta oluşan gerçek zarardan sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. (Emsal: (Kapatılan) Yargıtay 17. H.D. 14/03/2013 tarih, 2012/13892 Esas- 2013/3440 Karar)<br>TTK'nun 1427. maddesinde, sigorta bedelinin rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her halde 1446. maddeye göre yapılacak ihbardan 45 gün sonra muaccel olacağı belirtilmiş, aynı maddenin 4. bendinde borç muaccel olunca sigortacının ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşeceği belirtilmiştir (Emsal  (Kapatılan) Yargıtay 17. H.D. 13/11/2017 tarih 2016/19039 Esas 2017/10425 Karar, 01/03/2018 tarih 2017/1161 Esas 2018/1453 Karar).<br>Somut olayda, davacı, maddi zararları için davalı sigorta şirketine davadan önce başvuruda bulunmuştur. Davalı şirket tarafından ekspertiz incelemesi yaptırılmış ve davacıya gönderilen 21/04/2021 tarihli mail ile tazmin başvurusunun reddedildiği bildirilmiştir. Bu durumda, davalı sigorta şirketinin tazmin talebinin reddedildiği tarihte temerrüde düştüğü gözetilerek faiz başlangıç tarihinin 21/04/2021 olarak belirlenmesi gerekmiştir.<br>Gerekçeli karar başlığında; taraflarının ve vekillerinin adreslerinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir hususta bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir. <br>H Ü K Ü M: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere ;<br>Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KABULÜNE; <br>1-KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 07/06/2022 tarih, 2021/300 Esas ve 2022/370 Karar Sayılı kararının KALDIRILMASINA, HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,<br>a-Davanın KABULÜ ile; 35.418,38 TL'nin 21/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, <br>b-Alınması gerekli 2.419,43-TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 647,08-TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.772,35-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>c-Davacının yaptığı toplam 1.281,80-TL yargılama giderinin, 59,30-TL peşin harç ve 587,78-TL ıslah harcı ile birlikte toplam 1.928,88 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>ç-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>d-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 17.900,00 -TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>e-Dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecine yönelik, 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin 6183 sayılı Kanuna göre ve davalı aleyhine açılan davanın kabul edilmesi nedeniyle davalıdan tahsili için hazineye müzekkere yazılmasına, <br>f-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,<br>2-İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;<br>a-İstinaf  Kanun Yoluna Başvuru harcının hazineye irad kaydına,<br>b-İstinaf Karar Harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,<br>c-Davacı tarafından yapılan 220,70-TL İstinaf Kanun yolu masrafı ile 132,50 TL tebliğ ve posta masrafı olmak üzere toplam 353,20 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>ç-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>d-Davacının yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince  davacıya iadesine, <br>e-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/12/2023<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"67cf69f7b376ac71","SID":"972319fbef9f2c00"}}