{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     <br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2021/940 \t\t                                        (KABUL KALDIRMA)<br>KARAR NO\t: 2023/1747<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  \t(...)<br>ÜYE\t\t: ...  \t(...)<br>ÜYE\t\t: DR. ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  \t(...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18/03/2021<br>ESAS-KARAR NO\t: 2019/738 E - 2021/172 K<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak <br>KARAR TARİHİ\t: 18/12/2023<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 17/01/2024<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ<br>İDDİANIN ÖZETİ<br>Davacı vekili,  müvekkilinin asansör imalat ve montaj işleri yapan bir firma olup söz konusu imalatların yapılması ve asansör montajında kullanmak üzere davalıdan çelik askı halatları ile regülatör halatları satın aldığını, davalıdan satın alınan çelik halatların müvekkili tarafından binaların asansör ve imalat ve montajlarında kullanıldığını, müvekkil şirketin asansör montajı yaptığı binalarda karşı yandan alınan ve asansör montajında kullanılan kabin askı halatlarında yağlanma ve tellenme meydana geldiğini, bu yağlanmadan dolayı asansörler kabin etiket değerinde taşıma yapamamaya başladıklarını, söz konusu halatların kendi öz yağlarını kaybettiklerinden esnekliklerini yitirdiğini, müvekkil şirket yetkililerinin halatlardaki aşınma ve hata dolayısıyla karşı yan yetkililerine derhal haber verdiğini, karşı yanca, yapılabilecek bir şey bulunmadığının söylenmesi üzerine müvekkil şirket yetkililerinin bu kez de konusunda uzman bir ilgiliyi çağırarak bu durumun neden kaynaklandığını tespit etmeye çalıştıklarını, bunun üzerine yapılan başvuru neticesinde Ankara 5. Sulh Hukuk Mah.'nin 2017/234 D.İş sayılı dosyası ile bilirkişi raporu düzenlendiğini anılan raporda tellerdeki yağlanma ve tellenmenin müvekkili tarafından yapılan montaj ile ilgili bir aksaklık ve hatadan kaynaklanmadığını, karşı yan kusurundan kaynaklı bir nedenden ötürü meydana geldiğini, anılan rapor doğrultusunda bilirkişi tarafından; asansörlere alt kabin askı ve regülatör halatlarında aşırı yağlanma meydana geldiğini, halatların fiziksel özellikleri gereği yuvarlak olması gerekirken elips şeklini aldıklarını, halatların çelik tellerinin tespit edildiğini, raporun devamında çelik halat sistemi asansörlerde mal ve can emniyeti bakımından hayati öneme haiz bulunduğundan kısa sürede fiziksel olarak deformasyona uğramış olmaları halatların ayıplı olduğuna delalet ettiğinden halatların değiştirilmesi gerektiğine vurgu yapıldığını, davalı firmadan ayıbın giderilmesi talep edildiğini fakat herhangi bir olumlu dönüş alınamadığını, halatlardaki ayıp neticesinde can veme kaybının önlenmesi amacıyla müvekkil firma vakit kaybetmeksizin .... San. ve Tic. Ltd. Şti, ve ... İnş. As. Mak. Otom. San. ve Tic. Ltd Şti. adlı firmalar vasıtasıyla ve tekrar ödeme yapmak suretiyle yeniden halat satın almak durumunda kaldığını, yeniden işçilik maliyetini ödediğini ve ayıplı halatların değişimini sağladığını, ayıp sonucunda davalı şirketten satın alınan malların kullanılamaması nedeniyle müvekkilin zararlarının oldukça büyük olup işbu zararların karşılanması da hak ve nesafet kuralları gereği olduğunu, açıklanan nedenlerle davalı tarafından müvekkiline satışı yapılan halatların ayıplı olmaları göz önünde bulundurularak, davalı tarafından müvekkiline satışı yapılan halatların ayıplı olmaları göz önünde bulundurularak, müvekkilin tekrardan yapmak zorunda kaldığı masraf ve bedeller ile işçilik maliyet bedelinin tahsili ve maddi zararın karşılanması amacıyla fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00TL'nin ticarı faizi ile birlikte tahsiline  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>SAVUNMANIN ÖZETİ<br>Davalı vekili,  davacının taleplerinin usul ve yasaya aykırı olup davanın reddini talep etmekle beraber davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte iddia edilen alacak kalemlerinin zamanaşımına uğramış olduğundan davanın reddini talep ettiklerini, öncelikle belirtmek gerekir ki müvekkili Çelik Halat, Yük Taşıma Ekipmanları, İş Güvenliği Malzemeleri, muhtelif Makine Sanayi ve İnşaat Güvenlik sektöründe önde gelen kurumsal bir sanayi ve ticaret şirketi olduğunu, güvenliğin ön planda olduğu bir işte uzun yıllar boyu markalaşarak başarıya ulaşmış olan müvekkilinin profesyonel yaşantısında edindiği ilke ve tecrübeler doğrultusunda  hak yememeyi ve işini layıkı ile profesyonel bir şekilde yaparak adını, sektördeki ilk 3 büyük şirket arasına yazdırmayı başarmış bir şirket olduğunu, davacının müvekkili şirketten satın aldığı bir takım askı halatlarının  muhtelif adreslerdeki asansör montajlarında kullanılmasının ardından askı ekipmanlarında yağlanma ve tellenme meydana geldiği için asansörlerin taşıma yapma özelliğini yitirdiğini, halatların kendi öz yağlarını kaybetmesinden dolayı esnekliğini yitirdiğinden bahisle durumun derhal müvekkili şirkete bildirildiğini, Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/234 D. İş sayılı dosyasında haricen yapılan tespit ile kusurun kendilerinde olmadığı, ürünlerden kaynaklı bir problem olduğu yönünde bir rapor alındığını, ayıbın giderilmesi için farklı şirketlerden tekrar ödeme yapılarak halat satın alındığını, ayıplı halatların değiştirildiğini ve yeniden işçilik ücreti ödendiğini belirterek alacaklı olduğunu iddia ettiğini ve harca esas değerin 5.000,0TL belirterek müvekkili aleyhine alacak davası açtığını, davanın belirsiz alacak olarak açılması hatalı olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının müvekkilinden talep etmesi gereken miktarın belirli olduğundan dolayı davanın belirsiz alacak olarak açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayıp hakkında bildirim yapılmadığını, davacının iddiaları dikkate alındığında, bir halatın fazla yağlanmış olup olmadığı açıkça anlaşılabilecek bir husus olduğundan davacının iki günlük süre içerisinde bildirimde bulunmuş olması gerektiğini,  davaya konu üretim serisinden farklı firmalara da halat sattığını ancak davacının iddiasına benzer bir iddiayla karşılaşmadığını, kaldı ki; bahse konu halatların kimliği olan etiket bilgileri ve parti numaralarının davacı tarafından bildirilmesi halinde üretici firmalarda tutulmakta olan şahit numune incelendiği zaman yahut benzer üretimlere ilişkin incelemelerde ortaya çıkacağı üzere, halatlarda mevcut olduğu iddia edilen sorunların, üretimden kaynaklanmadığı, sonradan yapılan yağlamadan kaynaklandığının açık olduğunu, haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle süresinde açılmaması nedeniyle reddine, kötü niyetli davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ<br>Mahkemece, davacı tarafından TTK'nın 23/c maddesinin \"Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü  maddesinin ikinci fıkrası uygulanır. \" hükmü yollaması ile Türk Borçlar Kanunu 223/2 maddesinin \"Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. \" düzenlemesi uyarınca  ayıbın şekli ve niteliğine göre ortaya çıkan ayıbın davalılara hemen bildirilmesi gerekirken bu bildirimde bulunulmadığı, davacı sözlü olarak ayıp ihbarında bulunduğunu beyan etmiş ise de bu hususta HMK'nın 318. maddesi çerçevesinde dava dilekçesi ile birlikte ve aşamalarda ispata elverişli delil sunmadığı, arabuluculuk başvurusunun dava ön şartı olması nedeniyle ayıp ihbarı olarak kabulünün mümkün olmadığı, bu nedenlerle ayıbın şekli ve niteliğine göre  süresinde yapılmış bir ayıp ihbarı bulunmamasına göre DAVANIN REDDİNE karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ\t\t\t<br>İstinaf kanun yoluna başvuran  davacı vekili; Önemle belirtmek gerekir ki ayıp ihbarında temel amacın maldaki ayıptan satıcıyı haberdar etmek olup bu nedenle ayıp ihbarı sözlü bir şekilde yapılabileceği gibi bir eylemle de gerçekleştirilebileceği,   tacirler arası ticari satımlarda ayıp ihbarının yapılmasının herhangi bir geçerlilik şekline tabi olmadığı davanın kabulü gerektiği bildirilmiştir.\t<br>                UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>Ayıp ihbarı, şekli, süresi uyuşmazlık konusudur. <br> DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE\t<br> Dava, ayıp iddiasına dayalı  tazminat istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>Davacı taraf, davalıdan satın alınan( en son düzenlenen faturanın 07.12.2016 tarihli olduğu) asansör montajında kullanılacak halatların ayıplı olduğu iddiası ile tazminat istemiştir.<br>Mahkemece alınan bilirkişi raporunda ayıbın gizli ayıp olduğu, süresinde ayıbın davalılara bildirilmediği, ayıp ihbarının kanıtlanamadığı gerekçesi ile dava reddedilmiştir.<br> Belirtilmelidir ki Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.05.2009 tarih Esas No: 2009/13-160,Karar No: 2009/185 Sayılı ilamında da belirtildiği üzere; Hukukumuzda ayıp ihbarı kural olarak herhangi bir şekle tabi tutulmamış; eldeki davada gözetilmesi gereken ve gizli ayıbın satıcıya derhal ihbarı gerektiği yönündeki bir düzenlemeyi içeren Borçlar Kanunu’nun 198/3. maddesi de, bu ihbar için herhangi bir şekil şartı öngörmemiştir. Dolayısıyla, somut olayda, anılan kuralın istisnalarından biri söz konusu değildir ve davacı alıcının, satılandaki gizli ayıbı davalı satıcıya ihbar etme yükümlülüğünü içeriği itibariyle ayıp ihbarı niteliğinde olması kaydıyla hiçbir şekil şartına uymak zorunda olmaksızın yerine getirmesi mümkündür. <br> Somut olayda, davacının delil tespiti yapılması istemiyle verdiği 24.11.2017   tarihli dilekçe üzerine aynı gün mahkemece davalının yokluğunda yapılan delil tespiti sonucunda düzenlenen delil tespiti raporu, davacı vekiline 25.01.2018 tarihinde; davalı tarafa ise, tespit dilekçesiyle birlikte 24.01.2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. <br>Davacı vekilinin delil tespiti istemiyle verdiği 24.11.2017  tarihinde davacının varlığından şüphe ettiği ve delil tespitini de bu nedenle istediği ayıpları, delil tespiti istemine ilişkin dilekçeyi verdiği tarihte bilmekte olduğunun kabulü mümkün değildir. Davacı, tespit istemli dilekçesinde sözünü ettiği ayıpların gerçekten de mevcut olduğunu; bu şüphelerini ve endişelerini doğrulayan tespit raporunun kendisine tebliğiyle birlikte öğrenmiştir.  <br>Dolayısıyla, somut olayda davacının ayıbın varlığını, delil tespiti raporunun kendisine tebliğ edildiği 25.01.2018 tarihinde öğrenmiş olduğu kabul edilmelidir. <br>Davacının karşıladığı masrafla hem anılan delil tespiti raporu ve hem de delil tespiti istemini içeren dilekçe davalıya 24.01.2018 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı böylece,  davacıya sattığı üründeki ayıpların varlığını  24.01.2018 tarihinde öğrenmiş, dava da 23.12.2019 tarihinde açılmıştır. <br>Ayıp ihbarının kural olarak şekle tabi bulunmadığı, içeriği itibariyle ayıptan karşı tarafı haberdar olmasını sağlamaya elverişli her türlü ihbarın, ayıp ihbarı olarak kabulünün mümkün olduğu yönünde yukarıda yapılan açıklamalar, somut olay özellikleri, delil tespiti raporuyla birlikte delil tespiti istemini içeren dilekçenin de davalıya tebliğinin ayıp ihbarı olarak kabul edilmesi sonucunu doğuracağı dikkate alındığında süre aşımından bahsedilmesi mümkün değildir.<br><br>Açıklanan nedenle ayıp ihbarının süresinde yapıldığı gözetilerek mahkemece işin esasına girilerek iddiaların araştırılıp, delillerin toplanması ve sonucuna göre hüküm kurulması gereklidir.<br>\tBu durumda, dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;<br> Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/738Esas, 2021/172Karar ve 18/03/2021 tarihli kararının KALDIRILMASINA,<br>2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf  karar ilam harcının istek halinde davacıya İADESİNE,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br> HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 18/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan ...<br> ¸e-imza<br><br>Üye ...<br> ¸e-imza<br><br>Üye ...<br> ¸e-imza<br><br>Katip ...<br> ¸e-imza<br><br>NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\"   <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"674911c76af0856c","SID":"901105355f222775"}}