{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL BAM<br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2020/2145 <br>KARAR NO: 2023/2087<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/09/2020<br>NUMARASI: 2017/1418 Esas - 2020/436 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Ölüm Sebebiyle Açılan Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/12/2023<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 21/07/2016 tarihinde, davalıya ZMM ile sigortalı olan, dava dışı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın  takla atıp yoldan çıkarak devrilmesi ile meydana gelen tek taraflı trafik kazasında, araç içinde yolcu olarak bulunan müvekkillerinin müşterek çocuğu ... vefat ettiğini, müvekkilleri tarafından davalı aleyhine Tatvan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/335 Esas sayılı dosyası ile destekten yoksun kalma istemi ile dava açıldığını, ancak iş bu davadan 02/09/2016 tarihli dilekçe ile feragat edildiğini, öncelikle anılan feragatnamenin KTK'nın 111.maddesi uyarınca iptalinin gerektiğini, davalı sigorta şirketi tarafından 55.850,00 TL ödeme yapıldığını, ancak bu ödemenin yetersiz olduğunu, vefat edenin kaza tarihinde 5 yaşında olup vefatı ile davacı anne ve babasının destekten yoksun kaldıklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik ... yönünden 500,00 TL ... yönünden 500,00 TL olmak üzere 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının (belirsiz alacağın) ilk davanın açıldığı 01/09/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte  davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiş; davacılar vekili 15/06/2020 tarihli  dilekçesi ile maddi tazminat talebini davacı anne için 37.636-TL, davacı baba için 31.817,34-TL olarak artırmıştır.Davalı  vekili cevap dilekçesinde özetle;  davaya konu trafik kazası nedeniyle davacılar tarafından müvekkili aleyhine daha önce Tatvan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/335 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, davacıların feragat beyanı üzerine mahkemece davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiğini, feragatin kesin hüküm gibi sonuç doğurduğunu, bu nedenle davanın kesin hüküm bulunması nedeniyle  usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacılar ile yapılan ibraname ile müvekkili tarafından ödeme yapıldığını ve davacıların müvekkilini ibra ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Yerel mahkemece yapılan yargılama sonucunda;''.... davalı ... A.Ş. Tarafından düzenlenen poliçe ve hasar dosyasının incelenmesinde; ... plakalı aracın 27/10/2015 başlangıç tarihli 27/10/2016 bitiş tarihli Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi ile sigortalandığı, sigortalının dava dışı ... olduğu, poliçe limitinin sakatlanma ve ölüm kişi başına 290.000,00 TL olduğu, aracın kullanım tarzının otomobil olarak belirtildiği, davacılar vekili tarafından imzalanan 02/09/2016 tarihinde \"ibraname\" başlıklı belge ile davacılar adına 50.000,00 TL asıl alacak 5.850,00 TL vekaletname ücreti olmak üzere toplam 55.850,00 TL ödeme karşılığında davalı yan hakkından açılan Tatvan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/335 Esas sayılı dosyası ile doğmuş ve doğacak haklarından feragat edildiğinin ifade edildiğini,  ibranamenin ödemenin yapıldığı zaman hüküm ifade edeceğinin belirtildiği, davalı sigorta tarafından davacılar vekiline 19/09/2016 tarihinde 55.850,00 TL ödeme yapıldığı, Tatvan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/335 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; aynı davacılar tarafından davalı sigorta aleyhine, 01/09/2016 tarihinde, iş bu davanın da konusunu oluşturan trafik kazası nedeniyle, çocuklarının desteğinden yoksun kaldıklarından bahisle destekten yoksun kalma istemli dava açıldığı, davacılar vekili tarafından sunulan 02/09/2016 tarihli dilekçe ile davadan feragat edildiğinin bildirildiği, mahkemece esasa yönelik herhangi bir inceleme yapılmaksızın, feragat beyanı doğrultusunda 06/12/2016 tarihinde davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği, kararın taraflara tebliğ edildiği,  kararın taraflarca istinaf edilmeksizin kesinleştiği analaşılmış;  davacıların eldeki dava ile yapılan ödemenin yetersiz olduğu iddiasında bulunduğu, davacıların zararı tespit edilmeksizin yapılan feragatin kesin hüküm teşkil etmeyeceği;Eldeki davada; taraflar arasında 02/09/2016 tarihinde ibraname imzalandığı, davalı sigorta tarafından davacılara 19/09/2016 tarihinde 55.850,00 TL ödeme yapıldığı, eldeki davanın ise 26/12/2017 tarihinde açıldığı, anılan madde hükmüne göre davanın iki yıllık yasal süresi içerisinde açıldığı,Buna göre; bilirkişi tarafından poliçe ve kaza tarihinde yürürlükte bulunan Genel Şartlar'a göre TRH 2010 yaşam tablosuna göre ve sigorta tarafından yapılan ödemeler de güncellenerek davacılar talep edebileceği tazminattan indirilerek yapılan hesaplama sonucunda; davacı ... 31.817,34 TL, davacı ... 37.636,60 TL destekten yoksun kalma tazminatı alacağının olduğunun tespit edildiği, alınan raporun benimsendiği ve davacıların talebi bağlı kalınarak davacı ... için 31.817,00 TL, davacı ... için 37.636,00 TL olmak üzere toplam 69.453,00 TL destekten yoksun kalma tazminatına hükmedildiği '' gerekçesiyle; Davanın KABULÜ ile, Davacı ... yönünden 37.636,00TL , davacı ... yönünden 31.817,00TL olmak  üzere toplam 69.453,00TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 19/06/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.Karara karşı davalı vekili  tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.  İstinaf nedenleri: Davalı vekili, davacılar tarafından yine müvekkili aleyhine açılan ve Tatvan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/335 Esas, 2016/287 Karar sayılı kararı ile davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiğini, feragatin kesin hüküm gibi sonuç doğurduğunu ve davacı tarafın feragatten dönemeyeceğini, tarafları, konusu aynı olan davada verilen hükmün kesin hüküm teşkil ettiğini, kesin hüküm nedeniyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, diğer yandan ibraname ile davacıların müvekkili şirketi ibra ettiklerini, 08.09.2016 tarihli ibranamede kazaya ilişkin her türlü hak ve alacaktan davacıların feragat ettiklerini, müvekkili şirketin davacılara karşı başkaca sorumluluğu kalmadığını, davanın reddi gerektiğini,  hükme esas alınan bilirkişi raporunun  müteveffanın yaşasa idi evlenme yaşının ve destek pay oranlarının hatalı belirlendiğini,  yetiştirme giderinin eksik hesaplandığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm  nedeniyle maddi  tazminat istemine  ilişkindir.HMUK'nun 91. (HMK 309) maddesinde düzenlendiği üzere; Feragat, iki taraftan birinin neticei talebinden vazgeçmesidir.6100 sayılı HMK’nın kesin hükmü düzenleyen  303. maddesinde (1086 sayılı HUMK 237. md )  “(1) Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. (2) Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder. (3) Kesin hüküm, tarafların küllî halefleri hakkında da geçerlidir. (4) Bir dava dolayısıyla ortaya çıkan kesin hüküm, o hükmün kesinleşmesinden sonra dava konusu şeyin mülkiyetini tarafların birisinden devralan yahut dava konusu şey üzerinde sınırlı bir ayni hak veya fer’î zilyetlik kazanan kişiler hakkında da geçerlidir. Ancak, Türk Medenî Kanununun iyiniyetle mal edinmeye ait hükümleri saklıdır. (5) Müteselsil borçlulardan biri veya birkaçı ile alacaklı arasında yahut müteselsil alacaklılardan biri veya birkaçı ile borçlu arasında oluşan kesin hüküm, diğerleri hakkında geçerli değildir.\" hükmüne yer verilmiştir. Bu hükme göre kesin hükmün söz konusu olabilmesi için daha önce açılarak hükme bağlanmış ve kesinleşmiş olan davanın tarafları, dava sebebi ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davanın talep sonucunun aynı olduğu ikinci bir dava açılması gerekir.  Somut olayda, iş bu davanın davacıları tarafından, davalı aynı sigorta şirketi aleyhine Tatvan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ( Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) 2016/ 335 esasında müşterek çocukları ...'un vefatı nedeniyle destekten yoksun  kalma tazminatına ilişkin dava açıldığı, dosyada mevcut vekaletnameler ile davadan feragate yetkisi bulunan davacılar vekilinin 02.09.2016  tarihli feragat dilekçesi ile '' dava konusu ihtilafa ilişkin olarak tüm haklarından, fazlaya ilişkin dava ve talep haklarından, şartsız ve gayrikabili rücu olarak, herhangi bir şarta bağlı olmaksızın, müvekkili ve şahsı adına tamamen feragat ettiklerini''  belirttiği, bunun üzerine davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği (Tatvan 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.12.2016  tarih, 2016/ 335-287 sayılı kararı), kararın temyiz/ istinaf edilmediği, şeklen kesinleştiği anlaşılmaktadır.Bu halde, feragatin hakkı sona erdirdiği, davalı sigorta şirketince süresinde kesin hüküm itirazında bulunulduğu anlaşılmakla,  iş bu hüküm eldeki dava yönünden kesin hüküm oluşturduğundan yerel mahkemece, 6100 sayılı HMK 114/1-i ve 115/2 . maddeleri gereğince davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. (Bkz. Yargıtay 17.HD'nin 2016/6657 Esas,  2016/5774 Karar sayılı ilamı) Ancak tespit edilen bu hatalı uygulamanın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK 353/1.b-2 maddesi gereğince kaldırılıp, yanılgılı husus düzeltilmek suretiyle yeniden hüküm kurulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / Gerekçe uyarınca,1/Karar başlığında bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesinin kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle  KABULÜNE,2/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan 1.186,08-TL nispi istinaf karar ve ilam harcının  talep halinde kendisine İADESİNE,3/İstinaf eden davalı tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer giderlerin ise takdiren üzerinde bırakılmasına,,4/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,5/İstinaf istemine konu olan ve başlıkta yazılı bulunan İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  17/09/2020 gün ve 2017/1418 Esas - 2020/436 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b/2 madde hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,(a)Davanın dava şartı yokluğundan ( kesin hüküm bulunması nedeniyle) USULDEN REDDİNE,(b)Alınması gereken 269,85-TL harcın  peşin harç ve tamamlama harcı olarak yatırılan toplam 1.201,40-TL harçtan mahsubu ile bakiye 931,55-TL  harcın talep halinde davacı tarafa iadesine,(c)Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,(d)Davalı  kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan  AAÜTF 7/2 maddsine göre  hesap ve takdir olunan  11.112,53-TL vekalet ücretinin davacılardan  alınarak davalıya verilmesine,(e)Artan gider avansının karar kesinleştiğinde  yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 361 ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere, oy çokluğu ile karar verildi.14/12/2023<br>MUHALEFET ŞERHİ- Sayın Heyet çoğunluğu ile aramızdaki görüş ayrılığı, Tatvan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin  (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) 2016/ 335 Esas sayılı dosyasında verilen kararın kesin hüküm oluşturup oluşturmadığı noktasındadır. Eldeki davada, davacı tarafça, davalıya zorunlu trafik sigortalı aracın karıştığı trafik kazası neticesinde destekleri ... vefatı ile desteğinden yoksun kaldıkları, zararlarının tazmini için açtıkları Tatvan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) 2016/335 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sırasında davalı taraf ile yaptıkları anlaşmaya ve ödemeye binaen davadan feragat ettikleri, ancak yapılan ödemenin yetersiz olduğu belirtilerek feragatin 2918 sayılı KTK'nın 111.madesi gereğince iptali talep edilmiş, davalı tarafça, kesin hüküm nedeniyle davanın reddi gerektiği savunulmuştur. Dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacılar tarafından davalı aleyhine, destekleri ... vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma zararlarının tazmini için 01.09.2016 tarihinde Tatvan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) 2016/335 Esas sayılı dosyasında görülen davanın açıldığı, 02.09.2016 tarihinde davacılar vekili Av. ... tarafından ibraname düzenlendiği, ibraname ile davacıların zararlarına karşılık 50.000,00-TL asıl alacak ve 5.850,00-TL vekalet ücreti ödenmesinin kararlaştırıldığı, aynı günlü dilekçe ile vekaletnamesinde davadan feragat yetkisi bulunan davacılar vekili Av. ...'ın davadan feragat ettiğini beyan ettiği ve mahkemece davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği görülmüştür.Sayın Heyet çoğunluğu tarafından hükme esas alınan bu kararda mahkemece, feragat nedeniyle davanın reddine karar vermiş ise de, davacılar hakkın özünden feragat etmemiş, dava açılmasından bir gün sonra henüz zarar miktarı dahi tespit edilmemiş iken davalı tarafça yapılan ödeme nedeniyle imzalanan ibraname gereğince, davadan feragat edildiğine ilişkin beyan dilekçesi sunmuşlardır. Davacılar vekilince sunulan 02.09.2016 tarihli davadan feragate ilişkin dilekçenin hakkın özünden feragat amacıyla verilmediği anlaşılmakla, hükme esas alınan Tatvan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) 2016/335 Esas 2016/287 Karar sayılı ilamının ilk derece mahkemesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere kesin hüküm oluşturmayacağı göz önünde bulundurularak davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar vermek gerektiği kanaatinde olduğumdan, Sayın Heyet çoğunluğunun davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiği yönündeki görüşüne katılmıyorum.\t\t\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ed50f5fc0ed3e1bc","SID":"9f46921a01be581d"}}