{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/2264 - 2023/1076<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2021/2264 <br>KARAR NO\t: 2023/1076<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/07/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/717 Esas 2021/521 Karar<br><br>DAVACILAR\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Destekten Yoksun Kalma Tazminatı<br><br>KARAR TARİHİ\t: 21/12/2023<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 17/01/2024<br><br>İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacılar vekili, 17.10.2011 tarihinde müteveffa ...'in idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı... plakalı aracın karıştığı kazada davacılardan...’in eşi ve desteği, diğer davacıların babaları ve destekleri ...’in vefat ettiğini, kazanın oluşumunda davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan... plakalı araç sürücüsü müteveffanın kusurlu ve sorumlu olduğunu, kusurlu sürücünün desteğinden yoksun kalanların destekten yoksun kalma tazminatı talep edebileceklerini, davalı sigorta şirketinin limit dahilinde müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/306 Esas, 2019/547 Karar sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporuna göre davacı... için 106.868,19 TL, ... için 29.568,11 TL, ... için 22.892,20 TL, ... için 16.494,99 TL, ... için 5.094,67 TL ve ... için 4.955,80 TL zarar tespit edildiğini, ancak taleple bağlılık ilkesi gereği 1.000,00 TL’ye hükmedildiğini, kararın kesinleşmiş olup sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını, taleplerinde tüm denkleştirme nedenleri dikkate alındığını ve davalının sigortalısının tam kusuruna dayanılmadığını ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla davacılar için 184.873,96 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan temerrüt tarihi olan 11.06.2012 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında talebini davacı... için 136.728,67 TL, ... için 31.359,34 TL, davacı ... için 22.201,98 TL, davacı ... için 4.677,55 TL, davacı ... için 2.443,02 TL, davacı ... için 1.540,63 TL olarak artırmıştır. <br>Davalı vekili, davanın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesi uyarınca kaza tarihine göre zamanaşımı süresinin geçtiğini, davalı şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadığını, dava şartı yerine getirilmediğinden davanın reddi gerektiğini, müteveffanın sigortalı aracın sürücüsü olup davacıların tazminat talep etme hakkı bulunmadığını, vefat eden sürücünün aynı zamanda malik olduğunu, talebin poliçe kapsamı dışında olduğunu, müteveffanın davacılara destek olduğu iddiasının davacı tarafça kanıtlanması gerektiğini, başvuru sahibi tarafından elde edilen kazanımların belirlenmesi ve aleyhe hüküm kurulacak olması halinde tazminattan indirilmesi gerektiğini, davalı şirketin faizden sorumluluğunun sınırlı olduğunu, başvuru tarihinden itibaren ancak yasal faizle sorumlu olduğunu, tazminatın uzman bilirkişi tarafından hesaplanması gerektiğini, kusur tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, müterafik kusurun araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olduğu, davalının zamanaşımı def'inin 2918 sayılı Kanun'un 109, 5237 sayılı TCK'nin 85/1 ve 66/1-d maddesi hükümleri ve yargı kararları uyarınca yerinde görülmediğinden reddine karar verildiği, davacı tarafça delil olarak dayanılan Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/306 Esas, 2019/547 Karar sayılı davada toplam 1.000,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar verildiği, kazada hayatını kaybeden ...'in eşi ve çocukları olan davacıların destekten yoksun kaldıkları, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen rapor ve ek rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak teminat limiti de dikkate alınmak suretiyle davanın kabulü ile davacılar... bakımından 136.728,67 TL, ... bakımından 31.359,34 TL, ... bakımından 22.201,98 TL, ... bakımından 4.677,55 TL, ... bakımından 2.443,02 TL, ... bakımından 1.540,63 TL destekten yoksun kalma tazminatının 11.06.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmiş, hükme karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı sigorta şirketi vekili istinaf dilekçesinde, davanın kaza tarihi itibariyle zamanaşımına uğradığını, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesi uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, kazanın 17.10.2011 tarihinde meydana geldiğini ve davacıların desteğinin vefat ettiğinin dosya kapsamından anlaşıldığını, davacının zarardan kaza tarihinde haberi olduğunu, davanın Kanun’da öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan çok sonra açıldığını, davacıların desteğinin tam kusurlu şekilde neden olduğu ve kendisinin ölümü ile sonuçlanan trafik kazasında 5237 sayılı TCK’nin 179. Maddesi uyarınca trafik güvenliğini tehlikeye sokma olarak tanımlanan eylem niteliğinde bulunduğu, ceza davasının 8 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, davanın zamanaşımı süreleri sonrasında ikame edildiğini ve davanın reddi gerekirken davalı aleyhine hüküm kurulmasının hatalı olduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur. \t<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\t6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;<br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. <br>Davacılar vekili, müteveffa ...'in idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı... plakalı aracın karıştığı kazada davacılardan...’in eşi ve desteği, diğer davacıların babaları ve destekleri ...’in vefat ettiğini, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/306 Esas, 2019/547 Karar sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporuna göre davacı... için 106.868,19 TL, ... için 29.568,11 TL, ... için 22.892,20 TL, ... için 16.494,99 TL, ... için 5.094,67 TL ve ... için 4.955,80 TL zarar tespit edildiğini, ancak taleple bağlılık ilkesi gereği 1.000,00 TL’ye hükmedildiğini, kararın kesinleşmiş olup sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmuş, mahkemece kazada vefat eden ...'in eşi ve çocukları olan davacıların destekten yoksun kaldıkları, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen rapor ve ek rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak teminat limiti de dikkate alınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından davanın zamanaşımına uğradığı ileri sürülerek istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>Davalı sigorta şirketi vekilinin davanın zamanaşımına uğradığına yönelik istinaf nedenlerinin incelenmesinde, olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun zamanaşımını düzenleyen 60. maddesinde “ Zarar ve ziyan yahut manevi zarar namiyle nakdi bir meblağ tediyesine müteallik dava, mutazarrır olan tarafın zarara ve failine ıttılaı tarihinden itibaren bir sene ve herhalde zararı müstelzim fiilin vukuundan itibaren on sene sonra istima olunmaz. Şu kadar ki zarar ve ziyan dâvası, ceza kanunları mucibince müddeti daha uzun müruru zamana tabi cezayı müstelzim bir fiilden neşet etmiş olursa şahsî dâvaya da o müruru zaman tatbik olunur.” hükmüne yer verilmiştir. <br>\t2918 sayılı KTK.'nun 109 maddesinde \"Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar, Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.\" hükmüne yer verilmiştir.<br>\tOlay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 60.maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemi ile açacağı davaların bağlı olduğu zamanaşımı süreleri özel olarak düzenlenmiştir. BK'nın 60. maddesinde üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüş olup bunlar, zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıllık subjektif ve nispi nitelikteki kısa zamanaşımı süresi, her halde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık objektif ve mutlak nitelikte uzun zamanaşımı süresi ile olağanüstü nitelikteki ceza zamanaşımı süresidir (EREN Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B. 9, İstanbul 2006, s. 794). Buna karşılık, özel bir kanun hükmünün, özel olarak zamanaşımı süresi öngördüğü tehlike sorumluluklarında BK m. 60 uygulanmaz. 2918 sayılı KTK'nın 109/I. maddesinde \"Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar.\" hükmüne, yine aynı kanunun 109/II. maddesinde ise, \"Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.\" hükmüne yer verilmiştir.<br>\t 2918 sayılı Kanun'un anılan madde hükmünde gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. (HGK'nın 10.10.2001 gün 2001/19-652-705, HGK'nın 16.04.2008 gün 2008/4-326-325, HGK'nın 05.06.2015 gün 2014/17-2198 E. 2015/1495 K. sayılı, HGK'nın 16.9.2015 gün, 2014/17-116 E. 2015/1771 K. sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir.)<br>\tSomut olaya gelince, davanın trafik kazası tespit tutanağına göre 17.10.2011 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacıların desteğinin vefat ettiği belirtilerek destekten yoksun kalma tazminatı talebiyle 30.12.2019 tarihinde açıldığı, kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85. ve 66/1-d maddelerinde öngörülen 15 yıllık ceza zamanaşımı süresi dikkate alındığında dava tarihi olan 30.12.2019 tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşıldığından davalı sigorta şirketi vekilinin davanın zamanaşımına uğradığına ilişkin istinaf gerekçeleri yerinde görülmemiştir. <br>6100 sayılı HMK'nın 355. Maddesinde istinaf İncelemesinin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözeteceğinin düzenlenmiş olmasına göre  davalı tatafca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davalı sigorta şirketi vekilinin açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1.b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle,<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Davalı vekilinin istinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 13.590,35 TL istinaf harcından peşin alınan 3.397,58 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.192,77 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,<br>3-Davalı tarafça yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine, <br>5-6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca karar tebliği, harç tahsil ve mahsup işlemlerinin ilk derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 21.12.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br> <br><br>Başkan<br>Üye <br>Üye<br>Katip<br> <br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7c26a1b00b2246c8","SID":"ca06aa96fc8f993d"}}