{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No:  <br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 25/03/2021<br>NUMARASI\t\t: <br><br>İSTİNAF EDEN DAVACI\t: <br><br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVA\t\t: Tespit Davası<br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 26/12/2023<br>YAZIM  TARİHİ\t: 02/01/2024<br>Davacı tarafından, davalı aleyhine Konya 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... Esas sayılı dosyası ile açılan tespit davasında 25/03/2021 tarihinde tesis edilen davanın usulden reddine ilişkin karara karşı, davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine dairemizce yapılan inceleme sonucunda verilen 18/06/2021 tarih .... Esas ...... sayılı kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 06/04/2023 tarih ......Esas....... Karar sayılı ilamıyla bozularak dairemize iade edildiği anlaşılmakla, dosya incelendi; <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin hissedarlarından olduğunu, müvekkiline hissedarlığının başından beri şirket hakkında bir bilgi verilmediğini, müvekkilinin şirketin kar zarar durumunu bilmediğini, davalı şirketin 2019 yılında genel kurul yapmadığını, davalı şirket yönetiminin şirketi kötü yönettiğini, bu durumun defter incelenmesinden ortaya çıkacağını, müvekkilinin defalarca ihtarname göndermiş olmasına rağmen davalı şirketçe herhangi bir geri dönüş yapılmadığını, tüm bu nedenlerle bilirkişi incelemesi ile şirketin kar-zarar ve bilanço durumunun tespit edilerek müvekkilinin şirket nezdindeki hak edişinin hesaplanmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın kötüniyetli ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, arabuluculuk başvurusu yapılmadığından öncelikle olarak davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, bunun kabul görmemesi halinde açılan davanın 1 yıllık zaman aşımı süresine tabi olmasından dolayı zaman aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, diğer yandan da davacının taleplerini somut olarak belirtmesi ve belirttiği değer üzerinden nispi harç yatırması gerektiğini, davalının müvekkili şirket kayıtlarına göre hissedarı olmadığını, davacının elinde müvekkili şirkete ait hisse senedi bulunmadığını, anonim şirketlerde böyle bir davanın açılması için öncelikle kar payı dağıtımı ile ilgili ana sözleşmede böyle bir hüküm bulunması gerektiğini, bu yönde bir karar alınmamış ise karar alınmayan genel kurul kararının iptali sonrası bu davanın açılabileceğini tüm bu nedenlerle huzurdaki davanın öncelikle arabuluculuk başvurusu yapılmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, bu mümkün olmazsa zaman aşımı nedeniyle reddine bu da mümkün olmazsa davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmaması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin yıllarca davalı şirkete ulaşmaya çalıştığını ve davalı şirkete ihtarname gönderdiğini, bir çözüm bulamayınca işbu davayı açtığını, müvekkilinin davalı şirketin herhangi bir geliri olduysa hissesi oranında payını alması gerektiğini, işbu davanın tespit değil şirket ortaklık payı alacağının tahsili davası olduğunu beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br> Dairemizin 18/06/2021 tarih .....Esas ....... Karar sayılı ilamı ile yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.<br>Dairemizce verilen karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.<br>Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 06/04/2023 tarih ..... Esas ..... Karar sayılı bozma ilamıyla: \"....2. Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesinin gerekçesi benimsenmeyerek  yeniden gerekçe kurduğu anlaşıldığından, 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 inci alt bendi gereğince duruşma açılmaksızın tamamlanabilecek yargılama eksikliklerinin varlığı durumunda dâhi, Bölge Adliye Mahkemesince esastan yeni bir karar verilmesinin gerekli kılınmış olduğu nazara alındığında, yeniden gerekçe kurulması halinde Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilemeyeceği, bu gibi hâllerde de esastan yeni bir hüküm kurulması gerektiği kuşkusuzdur. Aksi halde, incelenen kararda olduğu gibi, bir yandan kararın gerekçesinde yargılama eksikliğine ve bunun giderildiğine değinilirken, bir yandan da ancak ilk derece yargılamasında usul ve yasaya hiçbir aykırılık bulunmayan hâllerde verilmesi gereken istinaf başvurusunun esastan reddi biçimindeki hüküm fıkrası arasında çelişki ve infazda tereddüt oluşacağı, bu durumun ise kanuna açık aykırılık nedeniyle re’sen bozma nedeni teşkil edeceği açıktır. 3. Bölge Adliye Mahkemesince yeniden esas hakkında bir karar tesis edilmesi gerekirken 6100 sayılı Kanun’un  353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 inci alt bendi  kapsamında istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle ve 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi uyarınca bozulması gerekmiştir.....\" şeklinde hüküm kurularak dosyanın dairemize gönderildiği anlaşılmıştır.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :  <br>Yargıtay bozma ilamından sonra dairemizce yapılan yargılamada Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 06/04/2023 tarih ......Esas ..... Karar sayılı bozma ilamına uyulmasına  karar verilmiştir.<br>Dava; tespit talebine ilişkindir. <br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun dava şartları başlıklı 114. maddesinde; \"(1) Dava şartları şunlardır: a)Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması. b)Yargı yolunun caiz olması.c)Mahkemenin görevli olması.ç)Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması.d)Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması.e)Dava takip yetkisine sahip olunması.f)Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması.g)Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması.ğ)Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi.h)Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması.ı)Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması.i)Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması.(2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır.\" hükmünün yer aldığı, <br>Aynı kanunun tespit davası başlıklı 106. maddesinde; \"(1)Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir. (2)Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır. (3)Maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz.\"  hükmünün yer aldığı, <br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22/10/2019 tarih 2017/8-1854 Esas 2019/1096 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi; \"... Eda davalarında, bir şeyin yapılması, bir şeyin verilmesi veya bir şey yapılmaması istenmekte iken; inşai (yenilik doğuran) davalar ile de var olan bir hukuki durumun değiştirilmesi, kaldırılması veya yeni bir hukuki durumun yaratılması istenir. İnşai (yenilik doğurucu) davanın kabulü ile yeni bir hukuki durum yaratılır ve hukuksal sonuç genellikle bir yargı kararı ile doğar.<br>Tespit davaları ise, bir hakkın veya bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının yahut bir belgenin sahte olup olmadığının tespitine ilişkin davalardır. Tespit davası, genel olarak 6100 sayılı HMK'nın 106. maddesinde düzenlenmiş olup, bunun dışında tespit davalarını düzenleyen bazı özel kanun hükümleri de bulunmaktadır (Örneğin; TMK m. 26,  TTK m. 56/1-a).<br>Tespit davası yolu ile mahkemeden bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığı yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilebilir, dolayısıyla konusunu yalnız hak veya hukuki ilişkiler oluşturur. Bir hukuki ilişki için önemli olsalar bile maddi vakıalar (olaylar ve olgular) yalnız başına tespit davasının konusunu oluşturamazlar (HMK m. 106/3). Aynı şekilde, kaybolması veya başvurulma olanağının kalmaması nedeniyle, henüz incelenme zamanı gelmeden başvurulan, bir anlamda güvence altına alınmasını amaçlayan delil tespiti (HMK m. 400-405) ile tespit davasının birbirine karıştırılmaması gereklidir.   <br>Nitekim, 6100 sayılı HMK'nın 106. maddesine ilişkin gerekçesinde \"Tespit davaları, uygulamada sıkça müracaat edilen bir dava türüdür. Çoğu kere de bir geçici hukuksal koruma türü olan delil tespiti kurumuyla karıştırılmaktadır. Bu genel tanımlama ile tespit davasının hukukumuzda caiz olduğu ve delil tespitinden tümüyle farklı bir kurum olduğu hususuna, uygulamada duyulan tereddüt giderilmek suretiyle açıklık kazandırılmıştır\" şeklindeki açıklamaya yer verilerek, devamında maddi vakıaların tek başına tespiti istenildiği takdirde tespit davasına değil, delil tespiti kurumuna başvurulması gerektiğine işaret edilmiştir.<br>Tespit davalarında davacının amacı ve dolayısıyla talep sonucu, bir hak veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun veyahut içeriğinin belirlenmesi olup, hak veya hukuki ilişkinin varlığı yahut yokluğu tespit davası açılabilmesi için yalnız başına yeterli değildir. Bundan başka, tespit davasının dinlenebilmesi (esasına girilebilmesi için), konusunu oluşturan hak veya hukuki ilişkinin var olup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının korunmaya değer güncel bir hukuki yararının bulunması gerekir (HMK m. 106/2).<br>Bir hukuki ilişkinin hemen tespit edilmesinde hukuki yararın bulunması, şu üç şartın birlikte varlığına bağlıdır: 1) Davacının bir hakkı veya hukuki durumu güncel (m. 106/2) bir tehlike ile tehdit edilmiş olmalı; 2) Bu tehdit nedeniyle davacının hukuki durumu tereddüt içinde olmalı ve bu husus davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmalı; 3) Yalnız kesin hüküm etkisine sahip olup cebri icraya yetki vermeyen tespit hükmü bu tehlikeyi ortadan kaldırmaya elverişli olmalıdır. <br>Tespit davasında; eda davasından ve inşai davadan farklı olarak, davacının böyle bir menfaatinin bulunduğu varsayılmaz. Tespit davasında davacı, kendisi için söz konusu olan tehlikeli veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın, ancak tespit davası ile giderilebileceğini kanıtlamalıdır. Çünkü tespit davası, hukuki bir durum ya da hak henüz inkâr ya da ihlal edilmeden, yani herhangi bir zarar doğmadan açılabildiğinden, menfaatin doğmuş ve güncel olması gereğinin bir istisnası olarak ortaya çıkmıştır (Arslan, R./ Yılmaz, E./ Taşpınar Ayvaz, S.: Medeni Usul Hukuku , Ankara 2017, s.287).<br>Bu doğrultuda, davacının bir hakkı veya hukuki durumu güncel bir tehlike ile tehdit edilmiş olmalı; bu tehdit nedeniyle, davacının hukuki durumu tereddüt içinde olmalı ve bu husus davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmalı; yalnız kesin hüküm etkisine sahip olup, cebri icraya yetki vermeyen tespit hükmü, bu tehlikeyi ortadan kaldırmaya elverişli olmalıdır. Davacının tespit davası ile istediği hukuki koruma diğer dava çeşitlerinden birisi ile sağlanabiliyorsa, o zaman davacının tespit davası açmakta hukuki yararı yoktur (Arslan / Yılmaz/ Taşpınar Ayvaz, s. 296-297).<br>Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.05.2013 tarihli ve 2013/22-561 E., 2013/733 K. ile  01.02.2012 tarihli ve 2011/10-642 E., 2012/38  K. sayılı kararı sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.<br>Tespit davasının konusunun hak veya hukuki ilişki olması ve davacının tespit davası açmakta güncel hukuki yararının bulunması dava şartıdır (HMK m. 114/1-h). Açılan tespit davasında, bu iki şartın birlikte bulunup bulunmadığı, diğer dava şartlarında olduğu gibi, davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekmekte olup, bu şartların bulunmaması hâlinde mahkemece esas hakkında incelemeye girmeden, davayı usulden (dava şartı yokluğundan) reddetmesi gerekmektedir...\"<br>Somut olayda davacının bu tespit davasını açmakta hukuki yararının bulunmadığı, Yargıtay bozma ilamında belirtildiği  gibi gerekçe değişikliği nedeniyle esastan yeniden hüküm kurulması gerektiğinden davacının istinaf talebinin kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK'nın 353/1.b.2.maddesi gereğince davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine ilişkin yeniden karar verilmesi gerektiği,  Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun  04.03.2021 tarih 2021/2-96 Esas  2021/205 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi Yargıtay bozmasından sonra duruşma açılarak karar verilmesi durumunda  istinaf vekalet ücretine hükmedilemeyeceği anlaşıldığından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>A) Davacının istinaf talebinin kabulü ile; Konya.. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25/03/2021 tarih,...... esas, 105 karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, <br>1-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, <br>2-Davacı tarafından istinaf ve temyiz aşamasında yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı,  292,10 TL temyiz yoluna başvurma harcı, 152,60 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 606,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>B) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.2 maddesi gereğince davacı talebi ile ilgili YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, <br>1-Davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, <br>2-Alınması gereken 269,85 TL harçtan, peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, <br>3-Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T gereğince takdir edilen 17.900,00 TL ücret-i vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, <br>6-HMK'nın 333 ve HMKGAT'nin 5/1. maddeleri gereğince yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının gider avansını yatıran tarafa iadesine,<br>C) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına,  <br>D) Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,<br>Dair; tarafların yokluğunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 26/12/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t\t\t\t<br><br><br> e-imzalıdır<br><br><br>e-imzalıdır <br><br><br> e-imzalıdır<br><br><br> e-imzalıdır  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"da30ed59e5d7b3d6","SID":"557b1954a8eb9093"}}