{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>\t<br>ESAS NO\t: 2023/522 Esas<br>KARAR NO\t: 2023/1050<br><br>DAVA\t: Yargılamanın Yenilenmesi Talebi<br>DAVA TARİHİ\t: 26/12/2017<br>KARAR TARİHİ\t: 23/11/2023<br>Mahkememizde görülmekte olan Yargılamanın Yenilenmesi Talebi kapsamında yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Yargılamanın yenilenmesini isteyen davalı vekili talep dilekçesinde özetle; müvekkilleri şirket tarafından sonradan enerji bakanlığından elde edilmiş resmi belgeye göre genel itibari ile davanın kabul edilmesine temel olarak kabul edilen \"devlet başkanları düzeyindeki katılımcıların güvenliği nedeni ile  bakanlığın fuar alanının değiştirilmesi talebi\" olduğu iddiasının ortadan kalktığı, davacı lehine  mahkeme ilk kararının ana gerekçesinin davacı tarafça mahkemede dinletilen tanıkların Enerji Bakanlığında toplantı yapıldığı ve devlet başkanları seviyesinde katılım olacağından güvenlik gerekçesiyle kongrenin İ.K.M'de yapılması kararı alındığı şeklinde olduğu, mahkemece dinlenen tanıkların gerçek dışı beyanlarda bulunduğu olmayan bir bir kararı olmuş gibi beyanda bulunduğu Bakanlıklarda herhangi bir konuda önemli bir karar alınmak üzere toplantı yapıldığında; bu toplantının yeri, saati, toplantı gündemi ve varsa toplantıda alınan önemli kararların muhakkak tutanak altına alındığı ve bu tutanağın katılımcılar ile toplantıya başkanlık eden Bakan veya ilgili üst düzey bürokratlarca imza edildiğini, bakanlıkta  ilgili bakanlık bürokratlarının ülkemizin bir hukuk devleti olması gereğince yasal görev ve sorumlulukları gereği, 3 yıl önce yeri ve zamanı sözleşmeyle belirlenmiş önemli ve kapsamlı bir organizasyonun yerini ilgili o dönemde görevde olan Bakan’dan veya bakanlıktan \"Yazılı olur” almadan veya toplantıda alınan kararları yazıya dökmeden şifahi olarak ve kişisel inisiyatifle değiştiremeyeceğini, ilk yargılama sonrasında müvekkilleri şirketçe Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığından alınan 26.04.2023 tarihli ve ... sayılı cevabi yazıdan; dava konusu toplantı yerinin değiştirilmesi hususunda davacı iddialarının aksine yer değiştirilmesi konusunda Bakanlık iradesi bulunmadığı, bünyesinde herhangi bir bilgi ve belge olmadığının açıkça ortaya konulduğunu, müvekkilleri tarafından alınan bu belge ile davacı tanıklarının gerçeğe aykırı şekilde tanıklık ettikleri ve mahkemenin de kabul ettiği şekilde Enerji Bakanlığında bir toplantı yapılmadığı, en aleyhe kabulde yapılsa bile toplantıda yer değişikliği konusunda iddianın aksine idari bir karar alınmadığından yazılı bir belge düzenlenmediğini, ilk karar öncesi dosyada mevcut 10/06/2017 tarihli ve WPC Türk Milli Komitesi Başkanı imzalı “Davacı şirkete hitaben” yazılmış (!) belge ve içeriğinin de irdelenmesi gerektiğini, duruşmada ve yargılamanın iadesi dilekçesinden sonra davacı ... sunulan dokümanlarda davacı tarafın, iddialarına dayanak tuttuğu sözde delil TPAO’nun “iç birimleri” arasındaki yazışmalar olduğunu, ancak doğrudan karar alma yetkisi bulunmayan bu iç birimlerin bağlı oldukları Enerji Bakanlığının resmi kararı olmadan yaptıkları iç yazışmaların sonuca etkili olmadığını, belirterek yargılamanın iadesini talep etmiştir.<br>Davalı tarafın yargılamanın yenilenmesi talebine ilişkin davacı tarafın cevap ve beyan dilekçesinde özetle; mahkemenin ... Esas sayılı dosyası ile davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, iş bu kararın kesinleştiğini, ancak davalının başvurusunun tek dayanağı olan ve Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı tarafından  verilen 26.04.2023 tarihli cevabi yazının tam olarak hangi hususları kapsadığının belirli olmadığı, mahkemece verilen ilk kararda tüm deliller tartışılmış olmasına karşın, davalı tarafın mahkemeyi yanıltıcı beyanlarla yargılamanın yenilenmesi başvurusunda bulunduğunu, somut uyuşmazlıkta yargılamanın yenilenmesi için yasada öngörülen koşulların oluşmadığından bahisle talebin reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.\t<br>DELİLLER:<br>Ankara .... Noterliği ve Bakırköy .... Noterliği ihtarname örnekleri, mahkememizin ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ve tüm dosya kapsamı. <br>Mahkememizin yargılamanın yenilenmesine konu ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile;\".... Dinlenen tanık beyanları ile sabit olduğu üzere; kongreye hazırlık sürecinde ... ile ... sıfatıyla ... ve Davacı şirket yetkililerinin de katılımıyla Enerji Bakanlığında toplantı yapıldığı ve devlet başkanları seviyesinde katılım olacağından güvenlik gerekçesiyle kongrenin İ.K.M'de yapılması kararı alındığı ve davacı tarafın bu değişikliğe uymak zorunda kaldığı, karşı koyma imkanının bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı taraf bu sebeplerle mücbir sebebe dayanarak sözleşmeyi fesih ve ödediği bedelin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesini talep etmiştir.<br>Her sözleşme, ifa edilmek amacıyla akdedilmektedir. Ahde vefa ilkesi uyarınca sözleşme kurulduktan sonra meydana gelen hal ve şartlar, tarafların sözleşme ile üstlendikleri ifaları etkilememelidir. Ancak bu ilkenin istisnasız uygulanması mümkün olmamaktadır. Ahde vefa ilkesinin istisnalarından birini işlem temelinin çökmesi oluşturmaktadır. Sözleşmenin ifası sırasında hal ve şartların değişmesi durumunda, doğruluk ve dürüstlük kuralı gereği sözleşmenin ve ifanın yeni koşullara uyarlanması gerekliyse, ahde vefa ilkesinin aksine sözleşme yeni hal ve şartlara göre değiştirilecektir. <br> TBK'nın 369. Maddesi uyarınca; taraflardan biri, kira ilişkisinin devamını kendisi için çekilmez hâle getiren önemli sebeplerin varlığı durumunda, sözleşmeyi yasal fesih bildirim süresine uyarak her zaman feshedebilir. Hâkim, durum ve koşulları göz önünde tutarak, olağanüstü fesih bildiriminin parasal sonuçlarını karara bağlar.<br>Somut olayda taraflar arasında kira ilişkisinin bulunduğu, davacı tarafın elinde olmayan önemli sebepler dolayısıyla sözleşmeyi fesih beyanını yaklaşık 3 ay öncesinden davalı tarafa bildirdiği, ödenen kira bedelinin tamamından davacının sorumlu tutulmasının doğruluk ve dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceği, zira davacının yaklaşık 3 ay öncesinden bildirimde bulunması sebebiyle davalının bu süre içerisinde fuar alanını başka bir firmaya kiralayabilme olanağının bulunması, kongrenin yapılmaması sebebiyle davalının yerin kullanımından kaynaklı bir zararının olmayışı ve davacının elinde olmayan ve karşı koyma imkanı bulunmayan önemli sebeplerin bir arada bulunması gözönünde bulundurularak TBK 369/2 uyarınca taraflar arasında ki sözleşme bedeli üzerinden davacı lehine %70 oranında hakkaniyet gereği indirim yapılarak, bu orana denk gelen 822.563,70 Euro’nun sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca davalıdan alınıp davacı tarafa verilmesine\" dair hüküm tesis edilmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava,  mahkememizin ... esas sayılı dosyasına ilişkin yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir.<br>Yargılamanın yenilenmesi talebi hakkında, tensip tutanağı ile duruşma günü tayin edilmiş, gerekli tebligatlar yapılmıştır. Mahkememizce 23/11/2023 tarihinde duruşma açılarak  tarafların beyanları alınmıştır. <br>Yargılamanın yenilenmesi kanunda istisnai ve sınırlı olarak sayılan hallerin gerçekleşmesi halinde kabul edilebilecektir.<br>6100 sayılı HMK 375 maddesine göre;<br>\"a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması.<br>b) Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması.<br>c) Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması.<br>ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması.<br>d) Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması.<br>e) İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması.<br>f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması.<br>g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması.<br>ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması.<br>h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması.<br>ı) Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması.<br>i) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi,\" hallerinde yargılamanın iadesi talep edilebilir.<br>HMK 374 ve devamı maddelerde düzenlendiği üzere yargılamanın iadesi, bazı ağır yargılama hatalarından ve noksanlarından dolayı, maddi anlamda kesin hükmün bertaraf edilmesini ve daha önce kesin hükme bağlanmış olan bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını sağlayan fevkalade bir kanun yoludur çünkü ancak kesinleşmiş olan kararlara karşı bu yola başvurulabilir.<br>Yargılamanın iadesi talebi, bir dava olarak açılır ve incelenir. Yargılamanın yenilenmesi isteği hukuki niteliği itibariyle ayrı ve bağımsız bir dava olup mutlaka duruşma yapılarak iki aşamada incelenmesi gerekir. Mahkeme öncelikle yargılamanın yenilenmesi davasının dinlenmeye değer olup olmadığını kendiliğinden araştırır. Bu aşamada genel dava koşullarından ayrı olarak yargılamanın iadesi davasının süresinde açılıp açılmadığının, teminat gösterilip gösterilmediğinin ve yasada sayılan yargılamanın iadesi sebeplerine dayanılıp dayanılmadığının incelenmesi gerekir. Bu koşullardan birisinin mevcut olmadığı sonucuna varılması halinde istem ret edilir. Mahkeme birinci aşamada yargılamanın iadesi davasının dinlenmeye değer olduğu sonucuna varırsa, ikinci aşamada esasa girerek ileri sürülen yargılamanın iadesi sebeplerinin doğru olup olmadığını araştırır. Dava dilekçesinde ileri sürülen sebebin gerçek olduğu kanısına varması halinde ise istem kabul edilerek asıl dava hakkında yeni bir karar verir.<br>Somut olayda davalı vekili yargılamanın yenilenmesi istemi yönünden HMK 375 maddesinin (ç),  bendine kapsamında  Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı tarafından  verilen 26.04.2023 tarihli cevabi yazısını dayanak göstererek yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur. İş bu belgede davaya konu ... Kongresi'nin yer değişikliğine ilişkin Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı'nın kimseye talimat vermediği, bu hususta yapılan başvuruya cevaben Bakanlıkça herhangi bir bilgi belge olmadığına ilişkin yanıt verildiği, yer değişikliği hususunda tanık iddialarından başka delil bulunmadığı, HMK 375. maddesinin ç, e ve h fıkralarındaki hallerin oluştuğu iddia edilerek mahkememizce verilen ... Esas ve ... Karar sayılı ilamın kaldırılması ve davanın reddi talep edilmiştir. <br>Dosyaya sunulan Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı tarafından  verilen 26.04.2023 tarihli cevabi yazısında \"...Bahse konu hususlar hakkında Bakanlığımızda her hangi bir bilgi ve belge bulunmamaktadır.\" şeklinde cevap verildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı taraf bu cevabi yazıya istinaden Bakanlığın talimat vermediği sonucunu çıkarmakta ise de, ilgili cevabi yazıda bilgi ve belge bulunmadığından bahsedildiği, talimat verilmediği yönünde açık bir bilgi bulunmamaktadır.<br>Her ne kadar davalı tarafından mahkememiz kararının tanık beyanlarına dayanıldığı iddia edilmiş ise de bu husus doğru bir tespit değildir. Zira söz konusu yargılama kapsamında ... 28.06.2017 tarihli yazısı, davacının ... 'ya  göndermiş olduğu Ankara .... Noterliği'nin 05.06.2017 tarihli ... Yevmiye Numaralı ihtarnamesi esas alınmış ve tanık beyanları da bu belgeleri desteklediğinden hükme esas alınmıştır.<br>Tüm bu açıklamalar ışığında; davacının yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak gösterdiği Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı tarafından verilen 26.04.2023 tarihli cevabi yazısının HMK 375/ç maddesi anlamında yargılamanın yenilenmesini gerektirir nitelikte bir belge olmadığı, dosya kapsamı itibariyle başkaca yargılamanın yenilenmesini gerektirir sebep bulunmadığı anlaşılmakla davalı tarafın yargılamanın yenilenmesi talebinin şartları oluşmadığından reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Yargılamanın yenilenmesi şartları oluşmadığından talebin REDDİNE,<br>2-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85TL red karar harcının davalı tarafından yatırılan harçtan mahsubu ile artan harcın iadesine,  <br>3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-Davacı tarafından dosyada herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,<br>5-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, <br>6-Bakiye avansın karar kesinleşince yatırana iadesine,<br><br>Dair  taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 23/11/2023<br><br><br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır <br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır <br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır  <br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır <br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"68aed18cf9a3063f","SID":"f866aac23dcbfa9d"}}