{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/179 <br>KARAR NO: 2024/47<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/11/2022<br>NUMARASI: 2022/270 Esas  2022/852 Karar<br>DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>DAVA TARİHİ: 27/10/2016<br>DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>İSTİNAF KARARININ<br>VERİLDİĞİ TARİH:16/01/2024<br>YAZILDIĞI TARİH:16/01/2024<br> Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/270 Esas 2022/852<br> Karar sayılı ilamı davacı vekili, davalılar  ...  ve  ... vekili ile davalılar  ... ve  ... vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle inceleme aşamasında dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ: Asıl dava dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  ...  tarihinde davalı  ... yönetimindeki ve davalı ... 'ın maliki olduğu ... plakalı aracın yaya davacıya çarparak yaralamaya sebebiyet verdiğini, aracın olay tarihini kapsayan ZMMS poliçesinin davalı ...  A.Ş. tarafından tanzim edildiğini bildirerek, olay sebebiyle davacının sürekli işgöremezlik sebebiyle 900,00-TL, geçici işgöremezlik sebebiyle 100,00-TL olmak üzere toplam 1.000,00-TL maddi tazminatın tüm davalılardan, 150.000,00-TL manevi tazminatın ise sigorta şirketi dışındaki davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Birleştirilen mahkemenin 2018/8 Esas sayılı dava dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 27/03/2016 tarihinde  ... plakalı otobüsün, davacıya çarptığını, davacının yaralandığını, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/673 Esas sayılı dosyasında şoför  ... , malik  ...  ve  ... Sigorta şirketi aleyhine açtıkları davanın derdest olduğunu, otobüsün diğer ortakları  ...  ve  ... ’a karşı bu davayı açtıklarını bildirerek, 100,00-TL geçici işgöremezlik ve 900,00-TL sürekli işgöremezlik olmak üzere 1000,00-TL maddi tazminatın tüm davalılardan 150.000,00-TL  ... ve 150.000,00-TL  ... ’dan olmak üzere toplamda 300.000,00-TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Asıl dava dosyasında davalı  ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle;  KTK'nun 97. maddesini değiştiren 6704 Sayılı Yasa'nın 5. maddesi uyarınca sigorta şirketine başvurulmadan dava açılamayacağını, bu hususun dava şartı olduğunu, davacının tam ve eksiksiz olarak sigorta şirketine bir başvurusunun olmadığını, gerekli belgeleri tamamlayamadığını, geçici işgöremezlik talebinden sorumluluklarının olmadığını bildirerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Asıl dava dosyasında davalı ...vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın %37,5'lik hissesinin ... 'a ait olduğu, geri kalan hisselerin ...  ve  ... 'a ait olduğu, adî ortaklığın diğer hissedarlarına da husumet yöneltilmesinin gerektiği, olayda kusurun advacıda olduğu, istenen manevi tazminat miktarının fahiş olduğu, davanın reddi dileğinden ibarettir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİİlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;<br> \"...Asıl Dava ile Birleşen 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/8 Esas - 2018/690 Karar Sayılı Dosyasında;<br>A)Maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, <br>1-Davacının geçici iş göremezlik tazminatı talebinin REDDİNE,<br>2-Sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin KABULÜ ile, 3.918.558,69-TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalılar  ...   ... ,  ... ve  ... 'dan kaza tarihi olan 27/03/2016 tarihinden itibaren, davalı  ... A.Ş'den ise temerrüt tarihi olan 27/07/2016 tarihinden itibaren (Sigorta şirketi yönünden poliçe limiti olan 290.000,00-TL ile sınırlı olmak üzere) işleyecek yasal faizi ile birlikte adi ortak olan davalılar  ... ,  ...  ve  ... 'ın kendi içlerinde birlikte, davalı sürücü ...  ve ...  A.Ş'nin ise müştereken ve müteselsilen sorumlu olarak tahsili ile davacıya verilmesine,<br>B)Manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, 100.000,00 TL tazminat bedelinin adi ortak olan davalılar  ... ,  ...  ve  ... 'ın kendi içlerinde birlikte, davalı sürücü  ... 'ın ise müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere kaza tarihi olan 27/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine\" şeklinde karar verildiği görülmüştür.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; maddi tazminat yönünden dosyada alınan ilk rapor doğrultusunda ve ıslah dilekçesi doğrultusunda karar verilmesi gerekirken kısmen red kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili lehine hükmedilen manevi tazminat miktarlarının çok düşük kaldığını, kaza sebebiyle müvekkilinin %34,1 malul kaldığını, müvekkilinin yaşı, mesleği ve durumu nazara alındığında doktor olup, yüz ifadesinin çok önemli olduğunu, müvekkilinin vatandaşla sürekli muhatap halinde olup sürekli kendisine yüzüne ne olduğunun sorulduğunu, olayın bütünü değerlendirildiğinde toplam 100,000-TL manevi tazminat verilmesinin son derece düşük kaldığını, gerek tarafların gelir durumları, gerekse kazanın ciddiyetinden kaynaklı talep edilen manevi tazminat miktarlarının son derece makul olup, manevi tazminatın talebi doğrultusunda karar verilmesi yahut daha yüksek bir bedel belirlenmesi gerektiğini, yargılama giderleri bakımından kısmi red ile vekalet ücretine hükmedilmesinin de hakkaniyete aykırı olduğunu, geçici iş görmezlik tazminatın reddinin de usul yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin sırf öğrenci olması sebebiyle buna hükmedilmemesinin yersiz olduğunu beyan ederek mahkeme kararının kaldırılarak geçici iş görmezlik tazminatının kabulüne, manevi tazminat yönünden tüm kararın kaldırılarak talep doğrultusunda kabulüne, aksi düşüncede manevi tazminatın yükseltilmesine, yargılama giderleri bakımından davada kusuru bulunmayan müvekkili bakımından maddi tazminatın red kısmından hükmedilen vekalet ücretinin kaldırılmasına müvekkili adına karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar  ...  ve  ... vekili ile davalılar  ... ve  ...  vekili ayrı ayrı verdikleri istinaf başvuru dilekçelerinde özetle; 16 Aralık 2020 tarihli Adli Tıp raporunun hatalı yönetmelik esas alınarak hazırlandığını, somut kazaya ilişkin olarak Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri esas alınarak hazırlanan 16/05/2019 tarihli raporda belirlenen % 10,3 maluliyet oranı üzerinden tazminat miktarının belirlenmesini yahut yine aynı cetvel kullanılarak hazırlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği ve Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine uygun yeni bir rapor alınması için dosyanın yeniden Adli Tıp Kurumuna gönderilmesini talep ettiğini, müvekkillerinin sorumluluklarının belirlenmesinde özürlülük ölçütü yönetmeliği esas alınsa bile gerçekteki engel oranının çok üstünde bir engel oranı kanaatine varıldığını, kabul anlamına gelmemek üzere, maluliyetin tespitinde raporun hazırlandığı Özürlülük Ölçütü Yönetmeliği esas alınsa dahi, daha önceki itirazı ekinde sunulan Adli Tıp Uzmanı Dr. ... tarafından hazırlanan uzman mütalaasında da izah edildiği üzere yönetmeliğe göre gerçekte mevcut olan engel oranının çok üstünde bir engel oranının belirlendiğini, hatalı maluliyet oranının nedeni ile hükmedilen tazminat miktarını belirleyen aktüer bilirkişi raporunun da hatalı olup, müvekkillerinin sorumlu oldukları hem maddi hem de manevi tazminat miktarının da fahiş olarak belirlendiğini, aktüer bilirkişi raporunda kullanılan yöntemin hatalı olduğunu, mahkemece karara esas alınan bilirkişi raporunda Yargıtay içtihatlarına ve uygulanmakta olan aktüer hesaplama yöntemlerine aykırı olarak, karma yöntemle hesaplama yapıldığını, söz konusu raporda TRH Yaşam tablosu kullanıldığını ancak 1,8 teknik faiz uygulanmadığını, bunun yerine Progresif Rant Yöntemi uygulanarak fahiş bir tazminat miktarının belirlendiğini, manevi tazminat miktarının fahiş olarak belirlendiğini, dosya kapsamında bulunan kusura ilişkin 03/08/2017 tarihli ankara adli tıp kurumu raporunun kabul edilemez nitelikte olduğunu, söz konusu raporda dosyadaki tüm iddia ve belgeler değerlendirilmeden kanaate varıldığını, söz konusu raporda davacının kulağındaki kulaklığına dair bir değerlendirmede bulunulmadığını, müvekkilinin hızının en fazla 20-25 km. olmasına ve yayayı korna çalarak ikaz etmesine rağmen davacının dikkatsizliği ve tedbirsizliği nedeniyle ikazları dikkate almadığından meydana gelen kazada kusurlu olduğunu, bu nedenle meydana gelen kazada tarafların kusurlarının tespiti amacıyla dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmesi ve yeniden rapor alınması gerektiğini beyan ederek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmişlerdir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/04/2021 tarih,  2016/673 Esas 2021/281 Karar sayılı kararı ile trafik kazası sonucu  davacının yaralanması neticesinde 6098 sayılı TBK'nun 54.maddesi gereği maddi tazminat talebinin kısmen kabul, kısmen reddine ve aynı kanunun 56/1.maddesi gereği manevi tazminat  talebinin kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş, kararın taraf vekillerinin istinafı üzerine, Dairemizin 23/03/2022 tarih ve 2021/1312 Esas 2022/534 Karar sayılı karar ilamı ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden hüküm kurulmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, ilk derece mahkemesince kaldırma kararından sonra yapılan incelemeler ve araştırmalar neticesinde, Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/11/2022 tarih, 2022/270 Esas 2022/852 Karar sayılı kararı ile davacının 6098 sayılı TBK'nun 54.maddesi gereği maddi tazminat talebinin kısmen kabul, kısmen reddine ve aynı kanunun 56/1.maddesi gereği manevi tazminat  talebinin kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş,  kararın taraf vekillerince istinafı üzerine, istinaf incelemesi için dairemize gelmiş olduğu görülmüştür.İstinaf incelemesi HMK 355. maddesi gereğince ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılmıştır.Duruşma açılmasını gerektiren sebepler bulunmadığından HMK'nın 353 ve 355 maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler dosya üzerinden yürütülmüştür.Kamu Düzeni Yönünden Yapılan İncelemede;Alacağın yalnızca bir bölümü için açılan davaya kısmi dava denir. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve alacağın şimdilik belirli bir kesiminin dava edilmesi gerekir. Diğer bir söyleyişle, bir alacak hakkında daha fazla bir miktar için tam dava açma imkânı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya, kısmi dava denir. Kısmi dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmi dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmez. Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu anlaşılıyor ve istem bölümünde \"fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması” ya da “alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum” şeklinde bir ifadeye yer verilmiş ise, bu husus, davanın kısmi dava olarak kabulü için yeterli sayılmaktadır (Pekcanıtez, H.: Medeni Usul Hukuku, C. II, 15. baskı, İstanbul 2017, s. 1000). Davacının aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağının ve hakkının tümünü değil, belirli bir kısmını talep ederek, açtığı davaya kısmi dava denir. Bir kimsenin kısmi dava açıp açmadığı ancak dava dilekçesinden, davacının talep sonucundan anlaşılır. Belirsiz alacak davası açan davacı, alacağı belirlenebilir hâle geldikten sonra kesin talep sonucunu mahkemeye bildirecektir. Bu belirleme, dilekçelerin değişiminden yani davalı tarafın delillerini mahkemeye sunmasından sonra söz konusu olabileceği gibi, tahkikat sırasında, özellikle delillerin incelenmesi aşamasında da olabilir. Her hâlde talep sonucunun belirlenmesi tahkikat sonuna kadar yapılabilir ise de, bu belirlemenin daha önceki aşamada yapılmasına da engel yoktur.Öte yandan yine belirsiz alacak davasının Kanuna konuluş amacı ve davanın niteliği dikkate alındığında, dava tarihinden önce gerçekleşen bir temerrüt olgusunun bulunmadığı durumlarda belirsiz alacak davasında yargılama sonucunda miktarı tam ve kesin olarak belirlenen alacağın tümü için temerrüt, davanın açıldığı tarihte gerçekleşeceğinden faize de dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekir. <br>Islah ve Maddi Hataların Düzeltilmesi başlıklı;<br>\"MADDE 176- (1) Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir.<br>(2) Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir.<br>Islahın zamanı ve şekli<br>MADDE 177- (1) Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir.<br>(2) (Ek:22/7/2020-7251/18 md.)(1) Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz.<br>(3) Islah, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Karşı taraf duruşmada hazır değilse veya ıslah talebi duruşma dışında yapılıyorsa, bu yazılı talep veya tutanak örneği, haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir.<br>Yapılamayacak işlemler başlıklı;<br>MADDE 357- (1) Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinde karşı dava açılamaz, davaya müdahale talebinde bulunulamaz, davanın ıslahı ve 166 ncı maddenin birinci fıkrası hükmü saklı kalmak üzere davaların birleştirilmesi istenemez, bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz. <br>(2) Bölge adliye mahkemeleri için yetki sözleşmesi yapılamaz.<br>(3) İlk derece mahkemesinde usulüne uygun olarak gösterildiği hâlde incelenmeden reddedilen veya mücbir bir sebeple gösterilmesine olanak bulunmayan deliller bölge adliye mahkemesince incelenebilir.\" hükmüne yer verilmiştir.<br>Somut olayda davacı, asıl dava dosyasında dava dilekçesi ile fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak, maddi tazminat talebinde bulunmuş, Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/8 E. 2018/690 K.sayılı birleşen dava dosyasında da yine fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 04/01/2018 tarihinde maddi tazminat talebinde bulunmuş, Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/8 E. 2018/690 K.sayılı dosyasının 11/09/2018 tarihinde eldeki asıl dosya ile birleştirilmesine karar verilmiş, 15/02/2018 tarihli aktüerya bilirkişi raporu ile belirlenen sürekli işgöremezlik tazminatını 1.089.259,36 TL. üzerinden 05/04/2018 tarihli ıslah dilekçesi ile asıl dava dosyası üzerinden harç tamamlaması yapılmış, Dairemizin 23/03/2022 tarih ve 2021/1312 Esas 2022/534 Karar sayılı kaldırma kararından sonra, 05/04/2018 tarihli ıslah dilekçesine atıf yapılmak suretiyle 04/08/2022 tarihli aktüerya bilirkişisi raporu ile belirlenen 3.918.558,69 TL. üzerinden 01/11/2022 tarihli dilekçesi ile yeniden dava değerini artırarak harç tamamlaması yapılmıştır.  Asıl davanın ve birleşen dava dosyasının belirsiz alacak davası türünde açılmadığı, açılan davanın belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmesi mümkün olmayıp dava, başlangıçta kısmi dava olarak ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydıyla  açılıp harcının ödendiği, daha sonra (HMK 176/1) kısmi ıslah ile harcın tamamlanmak suretiyle karşı tarafın haberdar edildiği, bu durumda dava değerinin tamamlandığı dolayısıyla davacının 01/11/2022 tarihli dilekçesinin (HMK 176/2) ikinci ıslah niteliğinde olduğu gibi 6100 sayılı HMK'nın 177/2.maddesindeki düzenleme sadece Yargıtay bozma kararından sonra ilk derece mahkemesince yapılacak yargılama sırasında ıslaha izin veriyor olması ve yine 6100 sayılı HMK'nın 357.maddesince Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairelerinde ıslah yapılamayacağına ilişkin açık amir düzenlemesi doğrultusunda davacının 05/04/2018 tarihli dilekçesi ile davasını kısmen ıslah ettiği miktar üzerinden davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Bu sebeple, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b/2.maddesi uyarınca kaldırılarak, 1.089.259,36 TL. sürekli işgöremezlik tazminatı üzerinden hüküm kurulması gerektiği görülmüştür.Davacı Vekilinin İstinaf Başvuruları Yönünden Yapılan İncelemede;Yargıtay yerleşik uygulamalarına göre, geçici işgöremezlik tazminatı belirlenirken kişinin gelir elde eder ya da edebilecek olması gerekir. Yani fiilen çalışan, ya da çalışarak gelir elde edebilecek olması gerekir. Bu kapsamda, kişiler 18 yaşını doldurması, yani reşit olması ile gelir elde edebileceği kabul edilmiştir. 18 yaşından küçükler için bir gelir elde etmediği için geçici işgöremezlik tazminatı alamazlar. Ancak 16 yaş ve sonrası için fiilen herhangi bir yerde çırak olarak çalıştığı ispatlanması durumunda geçici işgöremediği süre içinde çıraklık ücretinden yoksun kalmış ise geçici işgöremezlik tazminatı alabilecektir.Somut olayda, kazanın meydana gelmiş olduğu 27/03/2016 tarihinde davacı ...  20 yaşında olup, gelir elde edebilir yaşta olmasına rağmen, üniversite öğrencisi olduğu ve üniversite eğitimi süresi içerisinde de herhangi bir işte çalıştığını ve gelir elde ettiğini ispatlayamamış olduğundan, davacı vekilinin sırf öğrenci olduğu gözetilmek suretiyle davacının geçici işgöremezlik tazminatı talebinin reddine karar verilmiş olduğu yönündeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.Avukatlık asgari ücret tarifesinin 13.maddesinde \"(1) Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla(7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.(3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.Somut olayda, 05/04/2018 tarihli ıslah dilekçesiyle davacının 900-TL.'lik sürekli işgöremezlik tazminatı talebinin 1.089.259,36 TL.'ye, 100-TL'lik geçeci işgöremezlik tazminatı talebinin ise 7.064,76 TL'ye ıslah edildiği, davacının 7.064,76 TL.'lik geçici işgöremezlik tazminatı talebinin reddine karar verildiği, dolayısıyla açılan maddi tazminat davasının kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmesinin isabetli olduğu, maddi tazminat davasının kısmen kabul, kısmen reddine karar verildiğinden karar tarihindeki AAÜT'nin 13/2 ve 3..maddesi uyarınca reddedilen 7.064,76 TL. üzerinden davalı taraf lehine 7.064,76 TL. vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının da isabetli olduğu, davacı vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. <br>B-)Davalı ... ve Birleşen Dosya davalıları  ... ve ...  vekilinin istinaf talepleri yönünden; <br>Trafik kazası ile ilgili olarak, ceza dosyasında alınan kusur bilirkişisi raporu, eldeki davada alınan kusur bilirkişisi raporu ile aynı trafik kazasına bağlı olarak açılmış olan diğer tazminat davalarında alınmış olan kusur bilirkişisi raporlarının tutarlı olup, birbiriyle çelişkili olmaması gerekir. Raporlar arasında çelişki olduğu takdirde çelişkinin mahkemece Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik kürsüsünden seçilecek heyetten ya da İTÜ trafik kürsüsünden seçilecek heyetten rapor aldırılmak suretiyle çelişkinin giderilmesi gerekir.Somut olayda, eldeki davada Ankara ATK'dan kusur raporu alınmış, alınan 03/08/2017 tarihli kusur raporunda trafik kazasının meydana gelmesinde  ... plaka sayılı araç sürücüsü  davalı  ... ’ın %100 oranında kusurlu olduğunun, yaya davacının ise kusursuz olduğunun rapor edilmiş olduğu, eldeki davada alınan kusur raporu ile  kaza sonrasında tutulmuş olan kaza tespit tutanağı arasında herhangi bir çelişkinin olmadığı, aynı yönde olup, olayın oluş şeklini doğruladığı kanaatine varılmış olunduğundan, davalı ve birleşen dosya davalılar vekilinin kusur oranının hatalı olduğu yönündeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.Yargıtay uygulamalarına göre, maluliyet raporu adli tıp uzmanları tarafından düzenlenmeli ve maluliyet oranı kaza tarihindeki mevzuata uygun olarak belirlenmelidir.“Cismani Zarar Halinde Lazım Gelen Zarar ve Ziyan” başlığı altında düzenlenen TBK'nın 54. maddesinde, bedensel zarara uğranılması nedeni ile talep edilebilecek zarar türleri belirtilmekte olup çalışma gücü kaybı da bu zarar türleri arasında yer almaktadır. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.Somut olayda, ilk derece mahkemesince, usulüne uygun teşekkül ettirilmiş olan İstanbul ATK.2.İhtisas Dairesinden alınmış olan 16/12/2020 tarihli “Özürlülük  Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik” kapsamında alınmış olan ek rapor mevzuata uygun kuruluşlardan ve maluliyet yönünden 27/03/2016 kaza tarihi itibariyle mevzuata uygun yönetmelik uygulanarak alınmış olup,  maluliyetin 27/03/2016 tarihinde yürürlükte olmayan  “Çalışma Gücü ve Meslekte kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği” hükümlerine göre değerlendirilmesi kaza tarihi itibariyle mümkün olmadığından, ayrıca davalı vekili tarafından 20/03/2018 havale tarahli dilekçesinde Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’nın 15/12/2017 tarihli maluliyet raporuna itirazında,“Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik” hükümlerine göre rapor alınması gerektiği şeklinde beyanda bulunmuş olduğu hususu dikkate alındığında, davalı ve birleşen dosya davalılar  vekilinin uygun yönetmelik hükümleri uygulanmak suretiyle maluliyet raporu alınmamış olduğu yönündeki istinafının yerinde olmadığı; davacının sürekli maluliyet oranının tespitine ilişkin düzenlenmiş iki rapordaki maluliyet oranlarının farklılığı, Erciyes Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınmış olan 15/12/2017 tarihli raporun “Çalışma Gücü ve Meslekte kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği” hükümleri, İstanbul ATK.2.İhtisas Dairesinden alınmış olan 16/12/2020 raporun ise “Özürlülük  Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik” hükümleri uygulanması neticesinde oluştuğu, İstanbul ATK. 2.İhtisas Kurulundan alınmış olan 22/03/2019 tarihli maluliyet raporunun  “Çalışma Gücü ve Meslekte kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği” hükümlerine göre değerlendirilerek hazırlandığı, 27/03/2016 kaza tarihi itibariyle  “Özürlülük  Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik” hükümleri uygulanması suretiyle maluliyetin tespit edilmesi gerektiğinden, mahkemece isabetli olarak  “Özürlülük  Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik” hükümleri uygulanması suretiyle İstanbul ATK 2.İhtisas Dairesi'nce hazırlanan 16/12/2020 tarihli maluliyet raporunun hükme esas alınması isabetli olup, engel oranını yüksek çıkartıldığı yönündeki davalı ve birleşen dosya davalıları vekilinin istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. <br>01/06/2015 tarihinden önce meydana gelmiş olan trafik kazalarında cismani zarar ve destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında Yargıtayca PMF - 1931 yaşam tablosu esas alınıyor ve %10 artırım %10 iskonto yöntemiyle zarar görenlerin tazminat alacağı hesaplanıyordu. 01/06/2015 tarihinde yeni Genel Şartların yürürlüğe girmesiyle birlikte, 01/06/2015 tarihinden sonra meydana gelen ve 01/06/2015 tarihinden sonra düzenlenmiş olan poliçelerde PMF 1931 yaşam tablosu ve %10 artırım %10 iskonto yönteminden vazgeçilerek poliçelerin eki niteliğindeki genel şartlar gereğince tazminat hesabında TRH - 2010 yaşam tablosu ve 1,8 Teknik Faiz yöntemi kullanılmaya başlanıldı. Anayasa Mahkemesi’nin 17/07/2020 tarih 2019/40 Esas 2020/40 Karar sayılı kararıyla 2918 sayılı KTK’nın 90. ve 92. maddelerinde “genel şartlara” atıf yapan cümlelerin iptaline karar verilmiş ve bu karar 09/10/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olmasıyla birlikte, Yargıtay 17. Hukuk Dairesince zarar görenlerin cismani zarar ve destekten yoksun kalma tazminatı alacağının hesaplanmasında TRH 2010 ve %10 artırım %10 iskonto yöntemi benimsenmiş olup  TRH 2010 yaşam tablosunun uygulamasından vazgeçilmemiştir.  (Yargıtay 17.HD’nin 2019/5206 E. 2020/8874 K. 22/12/2020 tarihli ilamı - Yargıtay 4.HD’nin 02/06/2021 tarihli 2021/2781 E. 2021/2223 K. sayılı ilamı - Yargıtay 17.HD’nin 16/12/2020 tarih ve 2019/6352 E. 2020/8575 K. sayılı ilamı )Somut olayda, trafik kazası 27/03/2016 tarihinde gerçekleşmiş olup, 01/06/2015 tarihinden sonra gerçekleşmiş olduğundan, davacının sürekli işgöremezlik tazminatının  aktüerya bilirkişisi tarafından muhtemel bakiye ömrün TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenip, davacının bilinen son gelirinin her yıl için %10 artırım %10 iskonto edilmesi yöntemi esas alınmak suretiyle hesaplanmış olması ve ilk derece mahkemesince bu bilirkişi raporunun hükme esas alınması suretiyle karar verilmiş olması isabetli olup, TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz uygulanmak suretiyle tazminatın hesaplanması gerektiği yönündeki davalı ve birleşen dosya davalıları vekilinin istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. <br>C-) Davacı vekili, Asıl Dosya Davalı ve birleşen dosya davalıları vekilinin Manevi tazminata ilişkin istinaf talepleri yönünden; <br>Olay tarihinde yürürlükte olan TBK’nın 56. maddesi hükümlerine göre, hakimin manevi tazminat adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. 22/06/1996 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Diğer yandan hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da  gözetilerek  takdir  hakkını  etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek   bu  para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.Somut olayda, taraflar arasında yaşanan olayın oluş şekli, olay tarihi, kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü ile yukarıda ilkeler birlikte değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesince davacı lehine asıl ve birleşen dava dosyaları yönünden toplam 100.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi isabetli olup, taraf vekillerinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. <br>Yukarıda izah edilen sebeplerle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b/2 uyarınca yargılamada bir eksiklik bulunmamakla birlikte kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı veya yargılamada bulunan eksikler duruşma yapılmadan tamamlanacak nitelikte ise Bölge Adliye Mahkemesince düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi mümkün olduğundan,  taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1.maddesi uyarınca esastan reddine, ilk derece mahkemesi kararındaki yukarıda belirtilen kamu düzenine ilişkin eksiklik ve hatalar bakımından 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak dairemizce duruşma yapılmaksızın yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M : (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere) ;<br>A-) Davacı vekili, davalılar ... ve  ... vekili ile davalılar  ...  ve  ...  vekilinin  istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,     <br>B-)  Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/270 Esas 2022/852 Karar sayılı kararının yeniden hüküm kurulmak üzere KALDIRILMASINA, hükmün HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince YENİDEN TESİSİNE,<br>Asıl Dava ile Birleşen 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/8 Esas - 2018/690 Karar Sayılı Dosyasında;<br>A)Maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, <br>1-Davacının geçici iş göremezlik tazminatı talebinin REDDİNE,<br>2-Sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin KABULÜ ile, 1.089.259,36-TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalılar  ... ,  ... ,  ...  ve ... 'dan kaza tarihi olan 27/03/2016 tarihinden itibaren, davalı ... A.Ş'den ise temerrüt tarihi olan 27/07/2016 tarihinden itibaren (Sigorta şirketi yönünden poliçe limiti olan 80.612,60-TL ile sınırlı olmak üzere) işleyecek yasal faizi ile birlikte adi ortak olan davalılar ... , ...  ve ... 'ın kendi içlerinde birlikte, davalı sürücü ...  ve ...  A.Ş'nin ise müştereken ve müteselsilen sorumlu olarak tahsili ile davacıya verilmesine,<br>3-Maddi tazminat davası yönünden alınması gereken 74.407,30-TL karar ve ilam harcından asıl dava açılırken davacı tarafından yatırılan 515,75-TL peşin harç, birleşen dava açılırken davacı tarafından yatırılan 1.028,07-TL peşin harç ile 12.892,23-TL ıslah harçlarının mahsubu ile bakiye ‬59.971,25-TL karar ve ilam harcının adi ortak olan davalılar  ... ,  ... ve  ... 'ın kendi içlerinde birlikte, davalı sürücü  ...  ve  ... A.Ş ile ise müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere alınarak Hazineye gelir kaydına, (Davalı  ... A.Ş'nin sorumluluğunun 4.438,27-TL ile sınırlı tutulmasına)<br>4-Davacı tarafından asıl dosyada yatırılan 29,20-TL başvurma harcı ile 515,75-TL peşin harç, birleşen dosyada yatırılan 35,90-TL başvurma harcı ile 1.028,07-TL peşin harç ve 12.892,23-TL ıslah harcının adi ortak olan davalılar  ... ,  ... ve  ... 'ın kendi içlerinde birlikte, davalı sürücü ...  ve ...  A.Ş ile ise müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere alınarak davacıya verilmesine,<br>5-Maddi tazminat davası yönünden davacı tarafça yargılama boyunca yapılan; 480,40-TL tebligat gideri, 250,17-TL müzekkere ve posta gideri, 587,50-TL bilirkişi ücretleri ile 498,50-TL adli tıp ücretleri olmak üzere toplam 1.816,57‬-TL yargılama giderinden davanın kabul oranına göre belirlenen 1.804,86-TL'lik kısmının adi ortak olan davalılar ... , ...  ve ... 'ın kendi içlerinde birlikte, davalı sürücü ...  ve ... A.Ş ile ise müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere alınarak davacıya verilmesine, (Davalı ...  A.Ş'nin sorumluluğunun 133,57-TL ile sınırlı tutulmasına) bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, <br>6-Maddi tazminat davası yönünden davacı lehine A.A.Ü.T. 13/1. maddesi uyarınca 149.818,53-TL nispi vekalet ücreti takdirine, takdir edilen vekalet ücretinin adi ortak olan davalılar ... ,  ...  ve ... 'ın kendi içlerinde birlikte, davalı sürücü ...  ve ... A.Ş ile ise müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere alınarak davacıya verilmesine, (Davalı ...  A.Ş'nin sorumluluğunun 11.087,59-TL ile sınırlı tutulmasına)<br>7-Maddi tazminat davasında reddine karar verilen kısım yönünden kendilerini vekil ile temsil ettiren davalılar ... ,  ... ,  ... , ...  ve ...  A.Ş lehine A.A.Ü.T. 13/2. Maddesi uyarınca 7.064,76-TL nispi vekalet ücreti takdirine, takdir edilen vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalılara verilmesine,<br>B)Manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, 100.000,00 TL tazminat bedelinin adi ortak olan davalılar ... , ...  ve  ... 'ın kendi içlerinde birlikte, davalı sürücü ... 'ın ise müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere kaza tarihi olan 27/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,<br>1-Manevi tazminat davası yönünden alınması gereken 6.831,00-TL karar ve ilam harcının adi ortak olan davalılar ... ,  ... ve ... 'ın kendi içlerinde birlikte, davalı sürücü ... ile ise müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere alınarak Hazineye gelir kaydına,<br>2-Manevi tazminat davası yönünden davacı tarafça yargılama boyunca yapılan; 480,40-TL tebligat gideri, 250,18-TL müzekkere ve posta gideri, 587,50-TL bilirkişi ücretleri ile 498,50-TL adli tıp ücretleri olmak üzere toplam 1.816,58-TL yargılama giderinden davanın kabul oranına göre belirlenen 403,68-TL'lik kısmının adi ortak olan davalılar ... , ...  ve ... 'ın kendi içlerinde birlikte, davalı sürücü ...  ile ise müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, <br>3-Davalı  ... tarafından yargılama boyunca yapılan; 38,00-TL tebligat ve posta gideri ile 562,00-TL adli tıp ücreti olmak üzere toplam 600,00-TL yargılama giderinden davanın red oranına göre belirlenen 54,00-TL'lik kısmının davacıdan alınarak davalı  ... 'a verilmesine, bakiyesinin bu davalı üzerinde bırakılmasına,<br>4-Davalı  ... tarafından yargılama boyunca yapılan; 49,90-TL tebligat ve posta gideri ile 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 212,00-TL yargılama giderinden davanın red oranına göre belirlenen 19,08-TL'lik kısmının davacıdan alınarak davalı  ... 'a verilmesine, bakiyesinin bu davalı üzerinde bırakılmasına,<br>5-Davalı  ... tarafından yargılama boyunca yapılan; 30,00-TL tebligat ve posta gideri ile 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 192,10-TL yargılama giderinden davanın red oranına göre belirlenen 17,28-TL'lik kısmının davacıdan alınarak davalı  ... 'a verilmesine, bakiyesinin bu davalı üzerinde bırakılmasına,<br>6-Davalılar ... ve ... A.Ş tarafından yapılmış bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,<br>7-Manevi tazminat davası yönünden davacı lehine A.A.Ü.T. 10/1-4. maddeleri uyarınca 16.000,00-TL nispi vekalet ücreti takdirine, takdir edilen vekalet ücretinin adi ortak olan davalılar  ... ,  ...  ve  ... 'ın kendi içlerinde birlikte, davalı sürücü ... ile ise müştereken ve müteselsilen sorumlu olmak üzere alınarak davacıya verilmesine,<br>8-Manevi tazminat davasında reddine karar verilen kısım yönünden kendilerini vekil ile temsil ettiren davalılar ... , ... , ...  ve ...  lehine A.A.Ü.T. 10/2. maddesi uyarınca 16.000,00-TL nispi vekalet ücreti takdirine, takdir edilen vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalılara verilmesine,<br>9-HMK'nun 333/1. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştikten sonra yatıran ilgili tarafa iadesine,<br>C-)  Davacının istinaf başvurusu reddedilmiş olmakla;<br>1-)Alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile eksik kalan  247,70 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>2-) İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>3-)Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>Ç-) Davalılar ... , ... , ...  ve ... 'ın istinaf başvurusu reddedilmiş olmakla;<br>1-) Maddi ve manevi tazminat yönünden alınması gereken 81.238,30 TL istinaf karar harcından davalılar ...  ve  ...  vekili tarafından peşin yatırılan 68.626,94-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 12.611,36 TL harcın bu davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>2-) İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>3-)Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,<br>D-) 1-) İstinaf yargılaması bakımından istinaf kanun yoluna başvuran tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümleri uyarınca yatırana iadesine,<br>2-)Kararın kesin olmaması nedeniyle taraflara tebliği işlemlerinin Dairemiz tarafından yerine getirilmesine,<br>Dair, tarafların yokluğunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK md. 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 15/01/2024\t\t\t\t<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"eb7caccc1d7728a6","SID":"fcf61fe57cfd5b7d"}}